CUMHURBAŞKANI Recep Tayyip Erdoğan, "Ellerinde çoğu çocuk ve kadın 73 bin masum Gazzelinin kanı olan cinayet şebekesinin ülkemizle ilgili iftiralarını zerre kadar kale almıyoruz. Bizim tarihimizde ne soykırım vardır ne katliam vardır ne zulüm ne de sömürgecilik vardır. Bizim binlerce yıllık şanlı tarihimizde sadece adalet ve merhamet vardır" dedi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kabine Toplantısı'nın ardından açıklamalarda bulundu. Erdoğan, "Bundan 32 yıl önce Türksat-1B uydusu ile başlayan uzay maceramız bugün hayal dahi edilemeyecek seviyelere geldi. İnançla, azimle, emekle çalışarak her cümlesi bilgi, tecrübe ve alın teriyle yazılmış tarihi bir başarı hikayesine imzamızı attık. 32 yıllık bu mücadelenin her aşaması aslında ülkemizde eser ve hizmet siyasetinin hangi engeller aşılarak yürütüldüğünün de hikayesidir. Hatırlarsanız Türksat 3A uydusunu 2008 yılında uzaya fırlattığımızda birileri hep yaptıkları gibi mütekebbir bir eda ile yine bize sataşmışlardır. Projeyi küçümseyerek projede eksik, hata, kusur arayarak aslında nasıl bir zihin dünyasına sahip olduklarını da göstermişlerdi. O gün eleştirilen uydumuz yıllardır ülkemize hizmet veriyor" dedi.'TÜRKİYE OLARAK HAK ETTİĞİMİZ YERİ ALMANIN GAYRETİNDEYİZ' Cumhurbaşkanı Erdoğan, uydu alanında yakaladıkları ivmeyi 2008'den sonra da devam ettirdiklerini kaydederek, "Türksat-4A 2004'te, Türksat-4B ise 2015 yılında uzaydaki yerini aldı. 2021 yılında Türksat-5A ve Türksat-5B'yi fırlatarak aynı sene içinde uzaya iki uydu gönderebilen nadir ülkeler arasına adımızı yazdırdık. Geçen sene ilk yerli ve milli haberleşme uydumuz Türksat-6A'yı hizmete aldık. Türksat-6A ile birlikte haberleşme uydularımızın sayısı 6'ya, uzaydaki uydularımızın toplam mevcudu ise 10'a yükselmiş oldu. Göktürk-1 ve 2 uydularımızla ülkemizin uzaydan yer gözlem ve keşif yeteneklerini artırdık. 3 sene önce uzaya gönderdiğimiz İmece uydusu ile görüntü çözünürlüğü, haberleşme hızı ve manevra kabiliyeti açısından yeni bir eşiği aştık. Çevremizdeki hadiselere baktığımızda şunu çok net görebiliyoruz, içinde bulunduğumuz çağın öne çıkan karakteri enformasyondur, bilgidir, veridir. İstisnasız tüm devletler enformasyon çağına adapte olabilmek için yoğun bir rekabet içindedir. Sadece devletler değil, büyük şirketler de bu alanda söz sahibi olmaya çalışmaktadır. Devletler ve şirketler arası yarışın kıyasıya yaşandığı alanların başında ise uydu teknolojileri bulunmaktadır. Türkiye olarak biz de bu yarışta hak ettiğimiz yeri almanın gayretindeyiz. Şu an kendi haberleşme uydusunu üretebilen 11 ülkeden biriyiz. Farklı ihtiyaçlarımızı giderecek olan İmece-2 ve İmece-3 uydularımız ile Göktürk-Y ve Göktürk-3'ün çalışmaları devam ediyor. Ayrıca Türksat 7A projemiz ülkemizin dijital egemenliğini daha da güçlendirecek ve güvenli haberleşme altyapımızı tahkim edecektir. Şurası bir gerçek ki uydu teknolojileri ülkelerin güç bileşenlerinde çarpan etkisine sahiptir. İstihbarattan iletişime, savunma sanayiinden haritalamaya kadar pek çok alanda uydular stratejik rol oynamaktadır. Uzayda izi olanın dünyada sözü olur düsturuyla hareket eden Türkiye için uydu yeteneklerini geliştirmek, tercihten öte zorunluluktur. Her ne kadar ufukları burunlarının dibinden öteye geçmeyenler bizim ne yaptığımızı, nasıl bir vizyonla hareket ettiğimizi anlamasalar da biz doğru bildiğimiz yolda sağlam adımlarla yürümeye devam edeceğiz" diye konuştu. Cumhurbaşkanı Erdoğan, savunma sanayi alanında da boş durmadıklarını, mevcut dünya düzeninde her türlü senaryoya karşı hazırlandıklarını kaydederek, Türkiye'nin savunma ihracatında şu anda dünyanın en büyük 11'nci ülkesi olduğunu, diğer alanlarda olduğu gibi askeri gemi inşasında da tarihin en parlak günlerini yaşadıklarını söyledi. 'BİZİM TARİHİMİZDE TÜM MAZLUMLARA EL UZATMA VARDIR' Erdoğan, "Biz tarihiyle büyük, vicdanıyla büyük bir milletin mensuplarıyız. Asırlar boyunca düşenin elinden tuttuk, başı dara girenin imdadına koştuk, ülkemize sığınanlara kapılarımızı açtık. Ellerinde çoğu çocuk ve kadın 73 bin masum Gazzelinin kanı olan cinayet şebekesinin ülkemizle ilgili iftiralarını zerre kadar kale almıyoruz. Bizim tarihimizde ne soykırım vardır ne katliam vardır ne zulüm ne de sömürgecilik vardır. Bizim binlerce yıllık şanlı tarihimizde sadece adalet ve merhamet vardır. Dinine, kökenine, kimliğine bakmadan tüm mazlumlara el uzatma vardır. Engizisyondan ve Nazi zulmünden kaçanlara sahip çıkma erdemi vardır. 'Tahtımı veririm, tacımı veririm ama devletime sığınanları vermem' diyen kahraman ecdadımızın vakur duruşu vardır" dedi. 'HİÇBİR İNSANIMIZI DİĞERİNDEN AYIRMADIK' Cumhurbaşkanı Erdoğan çatışma, gerilim ve kavga alanlarında değil, milletin müşterek değerleri etrafında siyaset yapan bir kadro olduklarını dile getirerek, "Halkımızla aynı lisanı konuşuyor, aynı gönül diliyle iletişim kuruyor, aynı ufka bakıyoruz. Kökenimiz, mezhebimiz, meşrebimiz, hayat tarzımız farklı olabilir ama biz 86 milyon olarak hepimiz aynı devletin vatandaşıyız, aynı milletin fertleriyiz, aynı vatanın evlatlarıyız, hepimiz aynı kilimin desenleriyiz. Her zaman söylüyorum, adımız ne olursa olsun, soyadımız Türkiye Cumhuriyeti'dir. Türkiye'yi yönetme sorumluluğunu devre aldığımız ilk günden itibaren hiçbir insanımızı diğerinden ayırmadık. Bilhassa Alevi canlarımızla çok yakından ve samimiyetle ilgilendik. Cumhuriyet tarihinde daha önce hiç atılmayan, gündeme dahi gelmeyen reformları biz hayata geçirdik. Herkesin kendi kimliğini ifade etmesinin, kendi kültürünü, kendi yaşam tarzını, kendi inancını özgürce yaşamasının önünü açtık. 2022'de kurduğumuz Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığımızla çok önemli bir ihtiyacı kurumsal anlamda gidermiş olduk. Başkanlığımız ülkemiz genelindeki bin 134 Cemevi'nin aydınlatma giderini karşılıyor. Son 3 yılda 695 Cemevi'nin bakım ve onarım işlemleriyle tefrişat alımlarına 800 milyon liralık destek verdik. 2026'nun ilk çeyreğinde 311 Cemevi'nin taleplerini işleme aldık. Yıl sonuna kadar 500 Cemevi'ne bakım, onarım ve tefrişat hizmetleri sunacağız. Deprem bölgemizdeki 113 Cemevi'nin ihtiyaçlarının tamamını karşıladık. Yıkılan veya ağır hasarlı 13 Cemevi'nin ihya ve inşa çalışmalarını da yakın zamanda sona erdireceğiz" ifadelerini kullandı. 'BÖYLE BİR SİYASETE NE PRİM NE DE GEÇİT VERİRİZ' Erdoğan, sözlerine şöyle devam etti:"Siyaset hem milletin sorunlarına çözüm üretmek, hem milleti birleştirmek, bütünleştirmek, müşterekleri çoğaltmak için yapılır. Acıları yarıştırarak, insanlarımızı ayrıştırarak, parti içi iktidar kavgasında rakibine gol atmak için istismar peşinde koşarak siyaset yapılmaz. Ana Muhalefet Partisi içindeki çatışmanın giderek makul zeminden çıkıp kavgada 'yumruk sayılmaz' mantığına evrilmesi son derece yanlıştır. Bunda Alevi canlarımızın kullanılmak istenmesi ise çok daha büyük bir yanlıştır. Geçmişte yaşanan acıların mimarı olan Ana Muhalefet Partisi'nin ülke için bu meselede yapacağı en hayırlı iş eğer gerçekten cesaretleri varsa kötü sicilleriyle hesaplaşmalarıdır. Alevi vatandaşlarımızın hassasiyeti üzerinden kimse siyaset yapmamalı. Hele hele istismara tevessül etmemelidir. Nifak siyaseti bu ülkeye geçmişte sadece zarar vermiştir. Kutuplaştırma siyaseti bu millete çok büyük acılar yaşatmıştır. Bunların tekrarlanmasına Allah'ın izniyle müsaade etmeyiz. Bin yıllık kardeşliğin örselenmesine, yaralanmasına, zayıflatılmasına göz yummayız. Böyle bir siyasete ne prim veririz ne de geçit veririz." Türkiye İstatistik Kurumu'nun Mayıs ayına ilişkin açıkladığı iş gücü istatistiklerine ilişkin Erdoğan, "İşsizlik oranı mayıs ayında bir önceki ay ile aynı seviyeyi koruyarak yüzde 8,2 olarak gerçekleşti. İşsizlik oranı geçen yılın aynı ayına göre 0,2 puan azalırken gençlerde bu oran 0,7 puanı buldu. İstihdam edilenlerin sayısı da bir önceki aya göre 285 bin kişi artarak 32 milyon 463 bin kişiye ulaştı. Dünyada adeta bir kriz fırtınası yaşandığı dönemde işsizlik oranının 37 aydır tek haneli rakamlarda seyretmesini kıymetli buluyoruz" dedi. 'BELEDİYELERİMİZİN BAŞARILARLA GÜNDEME GELMESİ TAKDİRE ŞAYANDIR' Konya Büyükşehir Belediye Başkanı Uğur İbrahim Altay'ın 240 binden fazla yerel yönetimin temsil edildiği Dünya Belediyeler Birliği başkanlığına seçildiğini hatırlatan Erdoğan, "7 yıllık yoğun bir diplomasinin sonucunda gelen bu başarının Türkiye'nin uluslararası görünürlüğünü daha da artıracağına inanıyorum. Muhalefet belediyeleri para kuleleriyle, baklava kutularıyla milyonlarca avroluk rüşvet pazarlıklarıyla gündeme gelirken bizim belediyelerimizin uluslararası başarılarla gündeme gelmesi ayrıca takdire şayandır. Zihniyet ve vizyon farkını ortaya koyan çok önemli bir göstergedir" dedi. '75 PERSONELİMİZ VENEZUELA'YA ULAŞTI' Erdoğan, depremden etkilenen Venezuela halkına tüm imkanlarla destek olunduğunu kaydederek, "AFAD koordinasyonunda Milli Savunma Bakanlığımızla iş birliği içinde iki askeri nakliye uçağımızı afet bölgesine süratle sevk ettik. Toplam 75 personelimiz 5 arama kurtarma aracı, 6 arama kurtarma köpeğimiz ile Venezuela'ya ulaştı ve çalışmalarına başladı. Uluslararası koordinasyon mekanizmalarıyla temas halinde hem arama kurtarma çalışmalarına katkı sunuyor hem de bölgedeki öncelikli insani ihtiyaçların karşılanması için gerekli planlamaları yapıyoruz. Belediyelerimizin de dost Venezuela halkı için çeşitli yardım kampanyaları tertiplediklerini memnuniyetle müsaade ediyoruz. Venezuela hükümetine ve halkına bir kez daha geçmiş olsun diyor, Türk milletinin yanlarında olduğunu ve olacağını tekrar ifade etmek istiyorum.
DHA
DHA









