10 Haziran 2009 tarihli Milliyet gazetesi, açılan davayı ‘Sen misin ihmali yazan’ diye manşet yapmıştı. Haberde ‘Cinayete 20, kitabına 28 yıl istendi’ başlığı vardı. O gazetede birçok haberim manşet olmuştu ama o gün manşet olan bendim.
‘Dink Cinayeti ve İstihbarat Yalanları’ kitabım nedeniyle Emniyet İstihbarat Dairesi Başkanı Ramazan Akyürek, İstanbul İstihbarat Müdürü Ali Fuat Yılmazer, istihbaratçı müdür Faruk Sarı, İstihbaratçı polis memuru Muhittin Zenit bana dava açmıştı. Sebebi, gazete haberlerimde olduğu gibi FETÖ’cülerin Hrant Dink cinayetindeki rollerini yazmamdı.
En güçlü zamanlarıydı; Ergenekon’dan Balyoz’a kumpas üzerine kumpas operasyonları yapıyorlardı. FETÖ’cü polislerin kurduğu kumpası, FETÖ’cü savcılar dosya haline getiriyor, FETÖ’cü hâkimler tutuklayarak cezaevine gönderiyor, FETÖ’cü gazeteciler de sahte dokümanlarla algı operasyonu yapıyorlardı.
Bu işin başını da Hrant Dink cinayetinde sorumlu olduğunu yazdığım “Ergenekon operasyonlarının beyni” olarak bilinen istihbaratçı Ali Fuat Yılmazer çekiyordu.
Dolayısıyla hakkımdaki şikâyeti anında davaya dönüştü. 2009 yılı Nisan ayında Ramazan Akyürek, Faruk Sarı ve Muhittin Zenit’in şikâyetleriyle birleştirildi ve bir anda 20 yıl hapis istemiyle İstanbul 11. Ağır Ceza Mahkemesi’nde yargılanan “sanık” durumuna geldim. Yetmedi, 8 yıl hapis istemiyle bir başka dava daha açıldı. FETÖ’cü istihbaratçıların Hrant Dink cinayetinde sorumlu olduğunu yazdığım için toplam 28 yıl hapis istemiyle yargılanırken, Hrant Dink’i öldüren katil Ogün Samast 20 yıl hapis istemiyle yargılanıyordu. İşte Milliyet o manşeti bu garip durum için atmıştı.
‘YOK’ DENİLEN ÖRGÜT FETÖ İDİ
Yargılandığım davalardan bir süre sonra beraat ettim ama FETÖ’cü istihbaratçı Ali Fuat Yılmazer’in başını çektiği kumpas ekibi amacından vazgeçmedi. Yargılanmam devam ederken sahte bir ihbar mektubuyla telefonlarımı dinlemeye aldı. 6 Mart 2011’de, beni FETÖ’cü savcı Zekeriya Öz ve FETÖ’cü hâkimlerle birlikte “Ergenekon Terör Örgütü üyesi olmak” iftirasıyla tutuklayarak Silivri Cezaevi’ne gönderdi.
2012 yılında Hrant Dink cinayeti davası sonuçlandı. Mahkeme, “Cinayetin arkasında örgüt yok” kararı vererek büyük bir skandala imza attı. Böylece katil ve etrafındaki birkaç kişi küçük cezalarla kurtulacak, örgüt boyutunun üzeri örtülecekti.
HABERİN TAMAMINI OKUMAK İÇİN TIKLAYINIZ
‘Dink Cinayeti ve İstihbarat Yalanları’ kitabım nedeniyle Emniyet İstihbarat Dairesi Başkanı Ramazan Akyürek, İstanbul İstihbarat Müdürü Ali Fuat Yılmazer, istihbaratçı müdür Faruk Sarı, İstihbaratçı polis memuru Muhittin Zenit bana dava açmıştı. Sebebi, gazete haberlerimde olduğu gibi FETÖ’cülerin Hrant Dink cinayetindeki rollerini yazmamdı.
En güçlü zamanlarıydı; Ergenekon’dan Balyoz’a kumpas üzerine kumpas operasyonları yapıyorlardı. FETÖ’cü polislerin kurduğu kumpası, FETÖ’cü savcılar dosya haline getiriyor, FETÖ’cü hâkimler tutuklayarak cezaevine gönderiyor, FETÖ’cü gazeteciler de sahte dokümanlarla algı operasyonu yapıyorlardı.
Bu işin başını da Hrant Dink cinayetinde sorumlu olduğunu yazdığım “Ergenekon operasyonlarının beyni” olarak bilinen istihbaratçı Ali Fuat Yılmazer çekiyordu.
Dolayısıyla hakkımdaki şikâyeti anında davaya dönüştü. 2009 yılı Nisan ayında Ramazan Akyürek, Faruk Sarı ve Muhittin Zenit’in şikâyetleriyle birleştirildi ve bir anda 20 yıl hapis istemiyle İstanbul 11. Ağır Ceza Mahkemesi’nde yargılanan “sanık” durumuna geldim. Yetmedi, 8 yıl hapis istemiyle bir başka dava daha açıldı. FETÖ’cü istihbaratçıların Hrant Dink cinayetinde sorumlu olduğunu yazdığım için toplam 28 yıl hapis istemiyle yargılanırken, Hrant Dink’i öldüren katil Ogün Samast 20 yıl hapis istemiyle yargılanıyordu. İşte Milliyet o manşeti bu garip durum için atmıştı.
‘YOK’ DENİLEN ÖRGÜT FETÖ İDİ
Yargılandığım davalardan bir süre sonra beraat ettim ama FETÖ’cü istihbaratçı Ali Fuat Yılmazer’in başını çektiği kumpas ekibi amacından vazgeçmedi. Yargılanmam devam ederken sahte bir ihbar mektubuyla telefonlarımı dinlemeye aldı. 6 Mart 2011’de, beni FETÖ’cü savcı Zekeriya Öz ve FETÖ’cü hâkimlerle birlikte “Ergenekon Terör Örgütü üyesi olmak” iftirasıyla tutuklayarak Silivri Cezaevi’ne gönderdi.
2012 yılında Hrant Dink cinayeti davası sonuçlandı. Mahkeme, “Cinayetin arkasında örgüt yok” kararı vererek büyük bir skandala imza attı. Böylece katil ve etrafındaki birkaç kişi küçük cezalarla kurtulacak, örgüt boyutunun üzeri örtülecekti.
HABERİN TAMAMINI OKUMAK İÇİN TIKLAYINIZ









