İhraç edildikleri mesleklerine dönmek için oturma eylemi yapan akademisyenler Nuriye Gülmen ve Semih Özakça’ya destek verenlerle ilgili iki davada beraat çıktı. Mahkemeler, ‘Cebir ve şiddete başvurmamak koşulu ile herkes önceden izin almadan toplantı ve yürüyüş hakkına sahiptir’ dedi.
ANKARA Yüksel Caddesi’nde Nuriye Gülmen ve Semih Özakça’ya destek vermek amacıyla 22 Mayıs 2017’de bir araya gelen 19 kişi hakkında, 2911 sayılı ‘Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Yasası’na aykırılık’ suçlamasıyla Ankara 15. Asliye Ceza Mahkemesi’nde dava açıldı. Mahkeme, sanıkların beraatına karar verdi. Gerekçeli kararda özetle şöyle denildi:
“Sanıkların; KHK ile meslekten ihraçları ve gözaltıları protesto etmek, demokratik tepkilerini ortaya koymak için yaya bölgesi olan bir alanda basın açıklaması yapmak amacıyla toplandıkları ya da bu toplantıya katılmak için alana geldikleri; toplantının silahsız, saldırısız, Anayasa’nın 34. maddesinde ve AİHS’nin 11. maddesinde koruma altına alındığı gibi barışçıl bir etkinlik olduğu; asayişi/kamu düzenini bozduğuna, yasaklanmasını gerektiren gerçek bir tehlikenin mevcut olduğuna ilişkin somut bir kanıt bulunmadığı, ifade özgürlüğü ve toplantı özgürlüğü kapsamında değerlendirilmesi gerekmektedir.”HABERİN TAMAMINI OKUMAK İÇİN TIKLAYINIZ
ANKARA Yüksel Caddesi’nde Nuriye Gülmen ve Semih Özakça’ya destek vermek amacıyla 22 Mayıs 2017’de bir araya gelen 19 kişi hakkında, 2911 sayılı ‘Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Yasası’na aykırılık’ suçlamasıyla Ankara 15. Asliye Ceza Mahkemesi’nde dava açıldı. Mahkeme, sanıkların beraatına karar verdi. Gerekçeli kararda özetle şöyle denildi:
“Sanıkların; KHK ile meslekten ihraçları ve gözaltıları protesto etmek, demokratik tepkilerini ortaya koymak için yaya bölgesi olan bir alanda basın açıklaması yapmak amacıyla toplandıkları ya da bu toplantıya katılmak için alana geldikleri; toplantının silahsız, saldırısız, Anayasa’nın 34. maddesinde ve AİHS’nin 11. maddesinde koruma altına alındığı gibi barışçıl bir etkinlik olduğu; asayişi/kamu düzenini bozduğuna, yasaklanmasını gerektiren gerçek bir tehlikenin mevcut olduğuna ilişkin somut bir kanıt bulunmadığı, ifade özgürlüğü ve toplantı özgürlüğü kapsamında değerlendirilmesi gerekmektedir.”HABERİN TAMAMINI OKUMAK İÇİN TIKLAYINIZ





