EGE Üniversitesi (EÜ) Ziraat Fakültesi Toprak Bilimi ve Bitki Besleme Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hüseyin Hüsnü Kayıkçıoğlu, Türkiye'de geçen yıl 3 bin 224 orman yangını yaşandığına dikkati çekip, büyük yangınların Ege ve Akdeniz kuşağında yoğunlaştığını ancak yangınlarda büyük alan kayıplarının yalnızca Ege ve Akdeniz kıyılarıyla sınırlı olmadığını söyledi.Hava sıcaklıklarının artmasıyla birlikte yurt genelinde orman yangını riski çoğaldı. Yüksek sıcaklık, düşük nem ve kuvvetli rüzgar koşullarında büyüyen orman yangınları ekosistemi tehdit ediyor. Toplumun ormanların değerini bilmediğine dikkati çeken Ege Üniversitesi (EÜ) Ziraat Fakültesi Toprak Bilimi ve Bitki Besleme Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hüseyin Hüsnü Kayıkçıoğlu, "Orman yalnızca ağaçların bulunduğu bir alan değil, toprağı, suyu, bitkileri, hayvanları, mikroorganizmaları ve atmosferle sürekli etkileşim halinde olan yaşayan bir ekosistem. Orman, doğanın sessiz çalışan yaşam destek sistemi. İklimi, suyu, toprağı ve yaşamı destekleyen çok sayıda işlevi her gün yerine getirirler. Bu nedenle bir ormanın gerçek değerini yalnızca ağaç sayısıyla ve kapladığı alanla ölçemeyiz" dedi. Ormanların sunduğu çok sayıdaki ekosistem hizmetini 4 başlıkta özetleyen Prof. Dr. Kayıkçıoğlu, ormanın iklimi düzenlediğini, suyu yönettiğini, toprağı koruduğunu ve yaşamı desteklediğini söyledi.'2025'TE 3 BİN 224 ORMAN YANGINI KAYDEDİLDİ'Orman Genel Müdürlüğü'nün verilerine göre 2025 yılında Türkiye'de 3 bin 224 orman yangını kaydedildiğini, 81 bin 473 hektarlık alanın yandığını söyleyen Prof. Dr. Kayıkçıoğlu, "1988-2025 döneminde yanan alan bakımından 2021 yılından sonraki en ağır yıl 2025. 2024 yılında 3 bin 797 yangın yaşanmış ve yaklaşık 27 bin 500 hektar alan yanmış. 2025 yılında ise yangın sayısı yaklaşık yüzde 15 azalmasına rağmen yanan alan yaklaşık 3 katına çıkmış. Bu 2025'teki bütün yangınların daha büyük olduğu anlamına gelmiyor. Ancak birkaç büyük yangının toplam kaybı ne kadar ciddi biçimde artırabildiğini açıkça gösteriyor. Bazı yangınlar uygun hava, arazi ve biyokütle koşullarında hızla büyüyerek çok geniş alanlara yayılabiliyor. 2020-2025 arasında 6 yılda yanan toplam alan, 1988-2025 dönemindeki bütün alan kaybının yaklaşık yarısını oluşturuyor. Yalnızca 2021 ve 2025 yılları ise son 38 yıldaki toplam yanan alanın 3'te 1'inden fazlasına karşılık geliyor" dedi.'BÜYÜK YANGINLARIN EGE VE AKDENİZ'DE YOĞUNLAŞMASI TESADÜF DEĞİL'Prof. Dr. Kayıkçıoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü: "2025'te en fazla yangının çıktığı yer ile en fazla alanın yandığı yer aynı değil. Bu, yangın riskinin yalnızca yangın sayısıyla ölçülemeyeceğini gösteriyor. Yangının ne kadar büyüyeceği; hava sıcaklığı, bağıl nem, rüzgar, kuraklık, arazi eğimi, bitki örtüsü, yanıcı madde miktarı ve müdahale imkanları gibi çok sayıda faktörün ortak sonucu. Büyük yangınların Ege ve Akdeniz kuşağında yoğunlaşması tesadüf değil. Akdeniz iklimi; sıcak ve kurak yazları, düşük bağıl nemleri, kuruyan bitkisel materyali ve zaman zaman etkili olan kuvvetli rüzgarlarıyla yangının yayılması için elverişli koşullar oluşturur. İklim değişikliği ise bu temel koşulları daha da ağırlaştırıyor. Daha yüksek sıcaklıklar, uzun kurak dönemler, sıcak hava dalgaları ve bitkisel materyalin nem içeriğinin azalması yangın tehlikesinin daha uzun dönemlere yayılmasına ve başlayan yangınların kontrol edilmesinin zorlaşmasına neden oluyor. 2025 verileri büyük alan kayıplarının yalnızca Ege ve Akdeniz kıyılarıyla sınırlı olmadığını da gösteriyor. Farklı iklim ve coğrafya özelliklerine sahip bölgelerde de geniş alan kayıpları yaşanabiliyor. Dolayısıyla Ege ve Akdeniz kuşağı temel risk alanı olmaya devam ederken, yangın yönetiminin ülkenin bütün bölgelerinde yerel iklim, bitki örtüsü, topografya ve insan faaliyetleri dikkate alınarak planlanması gerekiyor."'ORMAN YANGINLARINDA SADECE AĞAÇLAR DEĞİL KOCA BİR EKOSİSTEM YOK OLUYOR'Orman Genel Müdürlüğü'nün 2025 yılı verilerine göre çıkış nedeni belirlenebilen her 10 yangından yaklaşık 9'unun insan kaynaklı olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Kayıkçıoğlu, "Bu yangınların büyük bölümü kasıt değil; ihmal ve kazalar tarafından oluşuyor. Yangınların önlenmesinde insan davranışı son derece belirleyici. Kontrolsüz ateş kullanımı, anız ve bitki artıklarının yakılması, söndürülmeden bırakılan ateşler, sigara izmaritleri, enerji hatları, makinelerden çıkan kıvılcımlar ve benzeri ihmaller özellikle yüksek sıcaklık, düşük nem ve kuvvetli rüzgar koşullarında geniş alanlara yayılan yangınlara dönüşebiliyor" dedi.Prof. Dr. Kayıkçıoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü: "Orman yangınlarında sadece ağaçlar değil, koca bir ekosistem yok oluyor. Orman insanlar için çalışan bir ekosistem, iklimi düzenlemekten suyu ve toprağı korumaya kadar pek çok hizmeti bize karşılıksız sunuyor. Bize düşen, bu doğal sermayeyi korumak ve bilimsel bir anlayışla sürdürülebilir biçimde yönetmektir."
DHA
DHA







