• Künye
  • İletişim
  • Gizlilik İlkeleri
  • Çerez Politikası
  • Kullanım Şartları
Anasayfa
  • Bursa Haberleri
  • Haberler
  • Siyaset
  • Dünya
  • Ekonomi
  • Magazin
  • Eğitim Sağlık Spor Teknoloji Yaşam
  • Ara
SON DAKİKA:
08:17
Trump'tan Irak'a mesaj: Müttefiklerimizi terk etmeyiz
08:00
UKMTO: Hürmüz Boğazı'nda bir petrol tankeri vuruldu
07:16
Manisa'da maden ocağında göçük: 5 ölü
03:00
Eskişehir'de iki otomobilin çarpıştığı kaza kamerada: 7 yaralı
02:55
Sevgilisinin eski kocasından kaçmak isterken 3'üncü kattan düşüp, yaşamını yitirdi
00:00
İzmir'de 19 yıl 9 ay hapis cezası bulunan firari yakalandı
Üye Paneli
A
Büyüt
A
Küçült
Yorumlar
  1. Haberler
  2. Eğitim
  3. Prof. Dr. Çolak: "DEAŞ, El-Kaide gibi grupların destek bulmaları tarihselciliğin bir ürünüdür"
Eğitim
Yayınlanma: 10 Aralık 2020 - 14:34
Güncelleme: 10 Aralık 2020 - 14:34

Prof. Dr. Çolak: "DEAŞ, El-Kaide gibi grupların destek bulmaları tarihselciliğin bir ürünüdür"

Samsun Üniversitesi(SAMÜ) Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi Bölüm Başkanı Prof. Dr. Mustafa Çolak, "DEAŞ, El-Kaide, Boko Haram gibi fanatik grupların varlıklarını sürdürebilecek...

Eğitim
10 Aralık 2020 - 14:34
Güncelleme: 10 Aralık 2020 - 14:34
Yorumlar
Yazdır
A
Büyüt
A
Küçült
Yorumlar
Prof. Dr. Çolak: "DEAŞ, El-Kaide gibi grupların destek bulmaları tarihselciliğin bir ürünüdür"
Samsun Üniversitesi(SAMÜ) Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi Bölüm Başkanı Prof. Dr. Mustafa Çolak, "DEAŞ, El-Kaide, Boko Haram gibi fanatik grupların varlıklarını sürdürebilecek siyasal-sosyolojik destek bulmaları tarihselciliğin bir ürünüdür" dedi.
Samsun Üniversitesi Düşünce ve Sanat Çalışmaları Uygulama ve Araştırma Merkezi (DÜSAM), 'Politika Buluşmaları' kapsamında Dr. İbrahim Yılmaz'ın moderatörlüğünde Samsun Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi Bölüm Başkanı Prof. Dr. Mustafa Çolak'ı ağırladı. Online bir platform üzerinden gerçekleştirilen programda, Prof. Dr. Çolak "Sömürge altındaki Müslümanlar nasıl fanatikleştirildi" başlıklı bir konuşma gerçekleştirdi.
Sözlerine, "Sömürge altındaki Müslümanlar nasıl fanatikleştirildi" başlığının çok iddialı olduğuna dikkati çekerek başlayan Prof. Dr. Çolak, "Çok iddialı bir konu, böyle iddialı bir konunun tabii ki yarım saatlik bir zaman dilimi içinde her yönüyle açıklanması mümkün değil. Kaldı ki benim kafamda da henüz tam anlamıyla netleşmiş bir konu değil. Bununla ilgili iki tane makale yazdım. Bu konuyu bu akşam buraya taşımamın temel nedenlerinden biri, düşünce ve sanat alanına ilgi duyanlar DÜSAM'ın programlarını aktif şekilde takip ediyorlar ve ben de bu programda bana sorulacak sorulardan, yapılacak katkılardan konuyu biraz daha olgunlaştırabiliriz diye düşündüm. Bir tez ya da kitap yazılırken, bir konuşma yapılırken genellikle bir hipotezi olur. Yani bir sorunsalınız, bir problematiğiniz olur. Niye o konuyu çalışıyorsunuz, derdiniz ne, orada neyi anlatmak istiyorsunuz. Aslında benim hipotezim 2014'te oluştu. 2014'te ne oldu? 2014'te malumunuz DEAŞ tüm dünya gündemine geldi," diye konuştu.
Konuyla ilgili çalışma yürütmesinin sebeplerine değinerek sözlerini sürdüren Prof. Dr. Çolak, "DEAŞ, El Kaide'den sonra Irak ve Suriye'de dünya gündemine gelmekle kalmadı. Adına İslam Devleti dediği bir devlet kurdu. Bu bir ışık yaktı benim kafamda. İkinci bir olay 2014, Birinci Dünya Savaşı'nın 100'üncü yılıydı. Birinci Dünya Savaşı 1914'te başladı biliyorsunuz ve 2014'te gerek Türkiye'de gerek dünyada Birinci Dünya Savaşı'yla ilgili çok sayıda konferans, sempozyum, sergi, tiyatro düzenlendi. Benim çalışma alanım olduğu için ben de mümkün olduğu kadar kendi konuma daha da vakıf olabilmek için bunları kaçırmamaya çalıştım. Ve o sempozyumlarda, o toplantılarda bir şey dikkatimi çekti. Birinci Dünya Savaşı işte cephelerine savaş teçhizatı ile yeni savaş yöntemleriyle ve bir sürü yönüyle anlatıldı. Ama Birinci Dünya Savaşı'nda bir olay vardı ki Osmanlı'nın 'Cihad-ı Ekber' diye tanımladığı, çok üzerinde durulmadı. En azından benim katıldığım yerlerde sadece satır aralarında geçti. Hâlbuki benim için bu çok önemliydi. Tekrar DEAŞ'e gelirsek. DEAŞ nasıl bir ışık yaktı? Ben tarihçiyim. Tarihte şunu biliyoruz. Hiçbir şey yoktan var olmaz, hiçbir şey de vardan yok olmaz. Yani mühendisler, fizikçiler de çoğu zaman sosyal bilimler ile kendi alanlarını en büyük burada karıştırdılar. Bir elektrik düğmesine basarsanız ışık yanar. Basarsanız kapanır. Ama tarih öyle değil. Yani bir düğmeye bas DEAŞ gelsin, bir düğmeye bas DEAŞ gitsin. Yani bunun bir sosyolojisi var. DEAŞ kurulduğu bölgede, Irak'ta ve Suriye'de bir taban buluyor. Yaşayabiliyor bir süre ve karşısında bütün dünya müttefik oluyor, onu yok etmeye çalışıyor. Büyük bir olay. Hemen bir gecede, bir haftada, bir yılda, 10 yılda olacak bir şey değil. Benim sorunsalım buydu. Bunun bir arka planı olmalı. DEAŞ, Eş-Şebab, Boko Haram gibi İslam coğrafyasındaki fanatik grupların yaşayabilmeleri ve yer edinmelerinin bir zemini, bir sosyolojisi olmalı" şeklinde konuştu.
Yaşananların arka planı ne olabilir sorusunu kendisine sorarak çalıştığı alana baktığını ifade eden Prof. Dr. Çolak, "Ben yirminci yüzyıl tarihi çalışan bir akademisyenim. Daha ziyade yirminci yüzyılın ilk çeyreğini ve ilk 50 yılını çalışırım. O dönemlere bakmam gerek. Zaten şu andaki hipotezin zayıf noktası da bu. Kendi çalıştığım dönemi iyi biliyorum ama 1945'lerden sonra bu gelişme nasıl oldu? Bunu çok iyi bilemiyorum. Bunu çok iyi bilmemenin bir nedeni de kaynaklardan oluşuyor. Çalışmalarımda çoğu zaman ağırlıklı olarak Alman arşivleri kullanmakla beraber Osmanlı arşivlerini karşılaştırmalı olarak incelerim. Dolayısıyla baktığım pencerede daha çok bu yönde yani Alman arşivleri ve Alman kaynakları çerçevesinde olacak. 1880'lerden itibaren özellikle dünya güç dengesi değişmeye başlıyor. Dünya güç dengesini değiştirenler ise Almanlar. 1880'lerden önce Almanya'da Bismarck iktidarda. Bismarck, bizim bulunduğumuz bölgede bütün bölge bir promorania erinin saç teli kadar beni ilgilendirmez diyor. Yani Bismarck, bizim bulunduğumuz İslam coğrafyasına hiçbir şekilde ilgi göstermiyor. Ancak 1898'lere geldiğimizde, Almanya'daki iktidar değişikliği ile, Kayser II. Wilhelm 'Dünyanın her tarafındaki 300 milyon Müslüman bilsin ki Alman İmparatoru onların dostu ve koruyucusudur' diyor. Yani Almanya'da yüzde yüz bir değişiklik oluyor. Batı'nın İslam politikasının oluşmasında bu değişimin özellikle büyük bir rolü var. Alt yapı olarak bunun bilinmesi gerekir. Bilinmesi gereken bir diğer konu, 1900'lerin başlarındaki dünya. Birinci Dünya Savaşı öncesinden itibaren Almanya'nın İstanbul, İngiltere'nin ise Mekke merkezli, Müslümanlara yönelik yoğun bir dini ve milli bir propaganda faaliyeti yürüttüklerini görmekteyiz. Bu propaganda faaliyetleri İngiliz ve Alman altını ile de destekleniyordu. İngilizler Müslümanların kutsal mekânları olan Mekke ve Medine Emiri Şerif Hüseyin, Almanlar da mevcut halife olan Osmanlı sultanları üzerinde Müslümanların savaşçı ruhlarını körüklemişlerdir. Osmanlı Devleti Birinci Dünya Savaşı'na girerken Halife-Sultan Mehmed Reşad'ın ilan ettiği Cihad-ı Ekber, bir Osmanlı-Alman ortak projesi idi. Her iki devletin de Cihad-ı Ekber'den beklentisi, sömürge altındaki Müslüman halkların, efendilerine karşı isyan etmeleri ve bağımsızlıklarını kazanmaları şeklindeydi. Birinci Dünya Savaşı'ndaki milli ve dini temellere dayanan, Müslümanların savaşçı yönüne vurgu yapan Alman ve İngiliz propagandalarının önemli bir diğer sonucu da Müslümanların bir kısmının fanatikleşmeleri olmuştur. Günümüze kadar devam eden yüz yıllık süreç içerisinde de bu Müslümanları fanatikleştirme projeleri günün şartlarına uygun olarak devam etmiştir. Gerek İttifak Devletleri ve gerekse İtilaf Devletleri Cihad-ı Ekber uygulamalarını araçsallaştırarak, fanatikliği propaganda etmelerinin etkileri günümüze kadar gelmiştir. DEAŞ, El-Kaide, Boko Haram gibi fanatik grupların varlıklarını sürdürebilecek siyasal-sosyolojik destek bulmaları tarihselciliğin bir ürünüdür" şeklinde konuştu.
"Sömürge altındaki Müslümanlar nasıl fanatikleştirildi" başlığı altında aktif katılım ve sohbet havasında gerçekleşen program, dinleyicilerin soru ve katkılarıyla sona erdi.
İHA
  • YORUMLAR
adlı kullanıcıya cevap x
İlginizi Çekebilir
Türkiye'de 17 milyon 704 bin 308 öğrenci örgün eğitim aldı
Türkiye'de 17 milyon 704 bin 308 öğrenci örgün eğitim aldı
Global Engineer Girls Türkiye programı yeni dönem katılımcılarını bekliyor
Global Engineer Girls Türkiye programı yeni dönem katılımcılarını bekliyor
Hasan Kalyoncu Üniversitesi, THE 2027 Dünya Üniversite Sıralaması'nda yer aldı
Hasan Kalyoncu Üniversitesi, THE 2027 Dünya Üniversite Sıralaması'nda yer aldı
Tezhip Atölyesi, Mimar Sinan'da gençlerle buluştu
Tezhip Atölyesi, Mimar Sinan'da gençlerle buluştu
Son Haberler
Trump'tan Irak'a mesaj: Müttefiklerimizi terk etmeyiz
Trump'tan Irak'a mesaj: Müttefiklerimizi terk etmeyiz
UKMTO: Hürmüz Boğazı'nda bir petrol tankeri vuruldu
UKMTO: Hürmüz Boğazı'nda bir petrol tankeri vuruldu
Manisa'da maden ocağında göçük: 5 ölü
Manisa'da maden ocağında göçük: 5 ölü
Eskişehir'de iki otomobilin çarpıştığı kaza kamerada: 7 yaralı
Eskişehir'de iki otomobilin çarpıştığı kaza kamerada: 7 yaralı
Sevgilisinin eski kocasından kaçmak isterken 3'üncü kattan düşüp, yaşamını yitirdi
Sevgilisinin eski kocasından kaçmak isterken 3'üncü kattan düşüp,...
Akkarınlı Ebabil'den 58 saatte 3 bin kilometrelik rekor uçuş
Akkarınlı Ebabil'den 58 saatte 3 bin kilometrelik rekor uçuş

Ana Sayfa
Bursa Haberleri
Haberler
Siyaset
Dünya
Ekonomi
Magazin
Eğitim
Sağlık
Spor
Teknoloji
Yaşam
Biyografiler
Üye Paneli
Günün Haberleri
Arşiv
Gazete Arşivi
Hava Durumu
Gazete Manşetleri
Nöbetci Eczaneler
Namaz Vakitleri
  • Bursa Haberleri
  • Eğitim
  • Ekonomi
  • Haberler
  • Magazin
  • Sağlık
  • Teknoloji
  • Biyografiler
  • Üye Paneli
  • Günün Haberleri
  • Arşiv
  • Gazete Arşivi
  • Hava Durumu
  • Gazete Manşetleri
  • Nöbetci Eczaneler
  • Namaz Vakitleri

  • Rss
  • Künye
  • İletişim
  • Gizlilik İlkeleri
  • Çerez Politikası
  • Kullanım Şartları

Sitemizde bulunan yazı , video, fotoğraf ve haberlerin her hakkı saklıdır.
İzinsiz veya kaynak gösterilemeden kullanılamaz.