Yanlış tedavilerle geri dönüşümsüz hasarların ortaya çıkabileceğine dikkat çeken Prof. Dr. Şen, ensede ortaya çıkan ağrının hangi hastalıklara işaret ettiği konusunda bilgi verdi.
Migren, tansiyon, duruş bozuklukları, osteoporoz,
boyun fıtığı, kaslarda oluşan spazm gibi birçok farklı nedene bağlı olarak
ortaya çıkan ense ağrılarının yaşam kalitesini düşüren en yaygın ağrıların
başında geldiğini ifade eden Prof. Dr. Şen, omzun sağ ve sol bölgelerine ve
kollara da yayılabilen ağrıların hareket kısıtlılığına da sebep olacağı için
müdahale edilmediği takdirde kişinin günlük yaşamını da ciddi anlamda olumsuz
yönde etkilenebildiğini vurguladı.
Prof. Dr. Orhan Şen, genellikle boyun fıtığı
zannedilen her ağrının boyun fıtığının habercisi olmadığına işaret ederek bu
sorunun doğru tespit edilerek tedavi edilmesini engellediğini hatırlatarak ense
ağrısı tedavisinde öncelikle altta yatan etkenlerin araştırılması gerektiğini
söyledi.
Ağrının kaynağı tansiyon olabilir
Tansiyon yüksekliğinin, ensede ağrı yaratan ve
zaman kaybedilmemesi gereken etkenlerden olduğunu dikkat çeken Prof. Dr. Şen,
tansiyona işaret eden ense ağrılarını hakkında şunları kaydetti:
“Hasta, enseden başlayarak başın tepe noktasına
kadar ilerleyen bir ağrıdan söz eder ve ağrı bölgesine masaj yapma ihtiyacı
duyar. Ağrıyla birlikte hasta kulaklarda çınlamadan da şikayet eder. Böyle bir
durumda yüksek tansiyondan şüphelenmek ve hastanın tansiyonun takip edilerek
değişikliklerin izlenmesi gerekir. Takiplerde yüksek tansiyon tespit edilmesi
durumunda ise mutlaka kardiyoloji ve nefroloji uzmanından görüş alınması
gerekmektedir.”
Kas spazmı da ense ağrısına neden olur
Ense ağrısını, kolunda herhangi bir ağrı şikayeti
olmadan, sadece boynunu sağa veya sola çevirirken yaşayan hastalarda ayırıcı
tanı için bazı kontrollerin yapılması gerektiğini belirten Prof. Dr. Orhan Şen,
böyle bir hastada tansiyon normal seviyelerde ise ve nörolojik muayenesinde
kuvvet ve duyu kaybı yaşanmıyorsa ağrının kas spazmı kaynaklı olduğunu kabul
ederek tedaviye başlanabileceğini kaydetti.
Prof. Dr. Orhan Şen, uygulanacak tedaviyle ilgili
şu bilgileri verdi:
“Bu hastalarda, öncelikle ağrı kesici ve kas
gevşeticileri içeren ilaç tedavisine başlanır ve ağrının birkaç gün içerisinde
geçmesi beklenir. Bu süre sonunda hasta boyun hareketlerini rahatlıkla
yapabilmesi gerekir. Ağrı geçtikten sonra da tekrarlanmasını engellemek için
hastanın düzenli boyun egzersizleri yapmasını öneririz. Tüm bunlara rağmen
ağrısı geçmeyen hastalarda ileri tetkik yaptırmak gerekir.”
Kalbe bağlı bir sorun olabilir
Ağrının şiddeti hasta yürüdüğünde, koştuğunda ya
da herhangi bir efor sarf ettiğinde artıyorsa mutlaka kardiyolojik muayene
yapılması gerektiğini savunan Prof. Dr. Şen, bu sayede kalbe bağlı
yaşanabilecek herhangi bir tehlikeli durumun da önüne geçilebileceğini söyledi.
Ense ağrısında en çok şüphe duyulan boyun
fıtığının varlığı durumunda hastanın yaşayabileceği sıkıntılar ve izlenecek yol
konusunda Prof. Dr. Orhan Şen, şunları belirtti:
“Hastanın enseden gelen ve kola vuran bir ağrısı
varsa ve bu ağrıya kuvvet ve duyu kaybı eşlik ediyorsa boyun fıtığı söz konusu
olabilir. Böyle bir durumda, hastanın boyun fıtığı veya boyun bölgesinde spinal
kanal darlığı, spinal tümör olabileceği düşünülerek servikal MRyapılması, MR
bulgusunda tanı netleştiğinde ise tedaviye bu doğrultuda devam edilmesi
gerekiyor.”









