Türkiye’nin en önemli deri üretim merkezlerinden biri olan Bursa Deri Organize Sanayi Bölgesi’nde üretim kapasitesi, teknoloji yatırımları ve sürdürülebilirlik odaklı dönüşüm dikkat çekiyor. Avrupa’dan Çin’e kadar uzanan pazarda dünyanın en büyük üçüncü ham deri işleme kapasitesine ulaştıklarını belirten Bursa Deri OSB Yönetim Kurulu Başkan Vekili Murat Çağlar, deri sektörünün artık yalnızca tekstil ve hazır giyimle sınırlı olmadığını söyledi. Çağlar, sağlık sektöründen kozmetiğe, otomotivden savunma sanayisine kadar geniş bir üretim ağı oluştuğunu ifade etti.
Sayın Murat Çağlar, Bursa Deri OSB’nin bugün geldiği noktayı nasıl değerlendiriyorsunuz?Öncelikle bize yeniden fırsat verdiğiniz için Olay Medya Grubu’na teşekkür ediyorum. Biz burada 2006 yılında fabrikaların inşaatına başladık, 2008 yılında da üretime geçtik. Devam eden yatırımlar tamamlandığında bölgemizde yüzde 90 doluluk oranına ulaşmış olacağız. Geçtiğimiz yıl iş yeri açma ve çalışma ruhsatlarında yüzde 60 seviyesine ulaştık ve ilk genel kurulumuzu gerçekleştirdik. Bursa’daki deri sanayicileri olarak yıllar önce kent merkezindeki üretimi taşımaya yönelik bir söz vermiştik. Soğanlı bölgesindeki eski imalathanelerden çıkıp Badırga’daki modern altyapıya sahip organize sanayi bölgesine geçtik. Şu anda UNIDO (Birleşmiş Milletler Endüstriyel Gelişme Örgütü) tarafından örnek gösterilen bir bölgeyiz. Yurt dışından gelen gelişmekte olan ülkelerin deri sanayicileri burada incelemelerde bulunuyor.OSB’de hangi sektörler faaliyet gösteriyor?Şu anda bölgede üretimin yaklaşık yüzde 50’si doğrudan deri sektörüne ait. Kalan yüzde 50’lik bölüm ise karma sektörlerden oluşuyor. Özellikle kimya sanayisi ciddi ağırlık kazandı. Yeni gübre fabrikasıyla birlikte bu alan daha da büyüyecek. Bunun yanında otomotiv yan sanayi, plastik enjeksiyon, mobilya ve tekstil yatırımları da bulunuyor. Deri sektörü ise her geçen yıl kapasitesini artırıyor. Son iki yıldaki yatırımlarla günlük 600 ton ham deri işleme kapasitesine ulaştık. Bu yaklaşık her 1,5 saniyede bir büyükbaş derisinin proses edilmesi anlamına geliyor. Avrupa’dan Çin’e kadar uzanan bölgede en büyük üçüncü ham deri işleme kapasitesine sahip sanayi bölgelerinden biri olduk.Sürdürülebilirlik konusunda sektör hangi noktada?Uluslararası rekabette artık sürdürülebilirlik çok önemli hale geldi. Dünya markalarının oluşturduğu çevre kalite sertifikasyon sistemleri var. Bölgemizde 11 büyük deri fabrikası altın sertifika almaya hak kazandı. Bu sistemlerde su tüketimi, enerji kullanımı, hava emisyonları, proses iyileştirmeleri, kimyasal kullanımının azaltılması, yasaklı maddelerin kullanılmaması, iş sağlığı ve güvenliği gibi çok sayıda kriter değerlendiriliyor. Türk deri sanayicisi bu konuda artık çok bilinçli. Kadrolar da aynı şekilde bu standartlara uyum sağlıyor. Bu nedenle Japonya’dan Amerika’ya kadar birçok pazarda özellikle spesifik ürünlerde rekabetçi durumdayız.
Sektörün en önemli sorunları neler?Şu anda kaliteli ham deri bulmakta zorlanıyoruz. Derinin kalitesi tamamen hayvanın bakımına ve beslenmesine bağlı. Son dönemde yerli ırkların karışması, dışarıdan gelen angus ve brangus türü hayvanların yaygınlaşması kaliteli deri arzını etkiledi. Kalitesi düşük deriler ise artık farklı alanlarda değerlendiriliyor. Özellikle jelatin ve kolajen üretimi ciddi büyüme gösterdi.Kolajen ve jelatin üretiminde Türkiye’nin konumu nedir?Türk deri sanayicisi tamamen kendi girişimciliğiyle çok büyük bir dönüşüm gerçekleştirdi. Kimse gelip bu teknolojileri öğretmedi. Sanayiciler ellerindeki doğal materyali nasıl daha verimli değerlendireceklerini araştırdı. Şu anda dana derisinden üretilen kolajen peptitlerinde dünya pazarının yaklaşık yüzde 15’i Türkiye’de üretiliyor. Bu çok ciddi bir oran. Bugün Türkiye’de kolajen ve jelatin üreten 6 büyük tesis var. Bunlardan biri Bursa’da bulunuyor. Ayrıca 4 fabrikaya da buradan ham madde gönderiliyor. Yeni bir yatırım daha yapılıyor. Kolajenden sucuk ve salam kılıfı üretilecek. Yakın zamanda üretime başlaması bekleniyor.Önümüzdeki dönemde bölgenin en büyük hedefi ne olacak?En büyük hedefimiz arıtma tesisimizin kapasitesini artırmak ve ileri biyolojik arıtma teknolojilerine geçmek. Sürdürülebilirlik konusunda çok önemli bir adım atacağız. Katı atıkları da döngüsel ekonomi kapsamında değerlendiriyoruz. Hayvansal yağ ve doğal amino gübre üretiminde kullanıyoruz. Günün sonunda deriden çıkan bütün katı atıkların ekonomiye yeniden kazandırıldığı bir sisteme doğru ilerliyoruz. Artık deriyi sadece deri olarak değil, bir biyokütle ve protein kaynağı olarak görmek gerekiyor. Sektörümüzü bu anlayışla geleceğe taşımaya devam edeceğiz.
Sayın Murat Çağlar, Bursa Deri OSB’nin bugün geldiği noktayı nasıl değerlendiriyorsunuz?Öncelikle bize yeniden fırsat verdiğiniz için Olay Medya Grubu’na teşekkür ediyorum. Biz burada 2006 yılında fabrikaların inşaatına başladık, 2008 yılında da üretime geçtik. Devam eden yatırımlar tamamlandığında bölgemizde yüzde 90 doluluk oranına ulaşmış olacağız. Geçtiğimiz yıl iş yeri açma ve çalışma ruhsatlarında yüzde 60 seviyesine ulaştık ve ilk genel kurulumuzu gerçekleştirdik. Bursa’daki deri sanayicileri olarak yıllar önce kent merkezindeki üretimi taşımaya yönelik bir söz vermiştik. Soğanlı bölgesindeki eski imalathanelerden çıkıp Badırga’daki modern altyapıya sahip organize sanayi bölgesine geçtik. Şu anda UNIDO (Birleşmiş Milletler Endüstriyel Gelişme Örgütü) tarafından örnek gösterilen bir bölgeyiz. Yurt dışından gelen gelişmekte olan ülkelerin deri sanayicileri burada incelemelerde bulunuyor.OSB’de hangi sektörler faaliyet gösteriyor?Şu anda bölgede üretimin yaklaşık yüzde 50’si doğrudan deri sektörüne ait. Kalan yüzde 50’lik bölüm ise karma sektörlerden oluşuyor. Özellikle kimya sanayisi ciddi ağırlık kazandı. Yeni gübre fabrikasıyla birlikte bu alan daha da büyüyecek. Bunun yanında otomotiv yan sanayi, plastik enjeksiyon, mobilya ve tekstil yatırımları da bulunuyor. Deri sektörü ise her geçen yıl kapasitesini artırıyor. Son iki yıldaki yatırımlarla günlük 600 ton ham deri işleme kapasitesine ulaştık. Bu yaklaşık her 1,5 saniyede bir büyükbaş derisinin proses edilmesi anlamına geliyor. Avrupa’dan Çin’e kadar uzanan bölgede en büyük üçüncü ham deri işleme kapasitesine sahip sanayi bölgelerinden biri olduk.Sürdürülebilirlik konusunda sektör hangi noktada?Uluslararası rekabette artık sürdürülebilirlik çok önemli hale geldi. Dünya markalarının oluşturduğu çevre kalite sertifikasyon sistemleri var. Bölgemizde 11 büyük deri fabrikası altın sertifika almaya hak kazandı. Bu sistemlerde su tüketimi, enerji kullanımı, hava emisyonları, proses iyileştirmeleri, kimyasal kullanımının azaltılması, yasaklı maddelerin kullanılmaması, iş sağlığı ve güvenliği gibi çok sayıda kriter değerlendiriliyor. Türk deri sanayicisi bu konuda artık çok bilinçli. Kadrolar da aynı şekilde bu standartlara uyum sağlıyor. Bu nedenle Japonya’dan Amerika’ya kadar birçok pazarda özellikle spesifik ürünlerde rekabetçi durumdayız.
Sektörün en önemli sorunları neler?Şu anda kaliteli ham deri bulmakta zorlanıyoruz. Derinin kalitesi tamamen hayvanın bakımına ve beslenmesine bağlı. Son dönemde yerli ırkların karışması, dışarıdan gelen angus ve brangus türü hayvanların yaygınlaşması kaliteli deri arzını etkiledi. Kalitesi düşük deriler ise artık farklı alanlarda değerlendiriliyor. Özellikle jelatin ve kolajen üretimi ciddi büyüme gösterdi.Kolajen ve jelatin üretiminde Türkiye’nin konumu nedir?Türk deri sanayicisi tamamen kendi girişimciliğiyle çok büyük bir dönüşüm gerçekleştirdi. Kimse gelip bu teknolojileri öğretmedi. Sanayiciler ellerindeki doğal materyali nasıl daha verimli değerlendireceklerini araştırdı. Şu anda dana derisinden üretilen kolajen peptitlerinde dünya pazarının yaklaşık yüzde 15’i Türkiye’de üretiliyor. Bu çok ciddi bir oran. Bugün Türkiye’de kolajen ve jelatin üreten 6 büyük tesis var. Bunlardan biri Bursa’da bulunuyor. Ayrıca 4 fabrikaya da buradan ham madde gönderiliyor. Yeni bir yatırım daha yapılıyor. Kolajenden sucuk ve salam kılıfı üretilecek. Yakın zamanda üretime başlaması bekleniyor.Önümüzdeki dönemde bölgenin en büyük hedefi ne olacak?En büyük hedefimiz arıtma tesisimizin kapasitesini artırmak ve ileri biyolojik arıtma teknolojilerine geçmek. Sürdürülebilirlik konusunda çok önemli bir adım atacağız. Katı atıkları da döngüsel ekonomi kapsamında değerlendiriyoruz. Hayvansal yağ ve doğal amino gübre üretiminde kullanıyoruz. Günün sonunda deriden çıkan bütün katı atıkların ekonomiye yeniden kazandırıldığı bir sisteme doğru ilerliyoruz. Artık deriyi sadece deri olarak değil, bir biyokütle ve protein kaynağı olarak görmek gerekiyor. Sektörümüzü bu anlayışla geleceğe taşımaya devam edeceğiz. 








