Mantar zehirlenmelerinin mevsimsel yağışlara bağlı olarak özellikle ilkbahar ve sonbahar aylarında daha fazla görüldüğünü ifade eden Uzm. Dr. Mustafa Çetin, “Şapkalı mantarların bünyesinde barındırdığı zehirli maddeler, sanıldığının aksine pişirmeyle veya dış hatlarının incelenmesiyle anlaşılamaz. Halk arasında doğru bilinen yanlışlara güvenilerek doğadan toplanan mantarlar, geri dönüşü olmayan sağlık sorunlarına ve doğrudan ölüme davetiye çıkarmaktadır” dedi.

İlk 2 ve 6 saate dikkat
Zehirlenme tablosunun tüketilen mantarın türüne göre farklı zaman dilimlerinde ve belirtilerle ortaya çıktığını aktaran İl Sağlık Müdürü Uzm. Dr. Çetin, klinik süreçlere dair şu bilgileri paylaştı.“Mantar tüketiminden sonraki ilk 2 saat içerisinde gelişen vakalarda genellikle sersemlik, uyku hali, tansiyon düşüklüğü, bulanık görme, yüzde ve boyunda kızarma, nabız hızlanması, ağızda metalik tat, bulantı, kusma ve terleme gibi semptomlar gözlenmektedir. Ancak çok daha tehlikeli olan ve 6 saatten sonra beliren zehirlenmelerde ise bulantı, kusma, ishal, yüksek ateş ve şiddetli karın ağrısını takiben doğrudan karaciğer ile böbrek yetmezliği gelişebilmektedir.”Uzm. Dr. Çetin, mantar tüketimi sonrasında bu belirtilerden herhangi birini yaşayan kişilerin hiç vakit kaybetmeden en yakın sağlık kuruluşuna başvurması gerektiğinin altını çizdi.
Kültür mantarında ambalaj uyarısı
Bilinçli tüketim için tek güvenli seçeneğin ambalajlı ve denetimden geçmiş kültür mantarları olduğunu hatırlatan Uzm. Dr. Mustafa Çetin, “Marketlerden temin edilen kültür mantarları dahi son kullanma tarihi geçmiş, ambalajı zedelenmiş ya da çürümeye başlamışsa kesinlikle tüketilmemelidir. Taze kültür mantarlarının dahi hassas bünyelerde alerjik reaksiyonlara ve anafilaktik şoka neden olabileceği göz önünde bulundurulmalıdır. Unutulmamalıdır ki; doğadan toplanan ’bir tek mantar’ bile sizi yoğun bakıma veya organ yetmezliğine götürebilir.” diye konuştu.








