Bursa Business School’da gerçekleştirilen açılışta konuşan BTSO Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Burkay bu sene üçüncüsü düzenlenen Uludağ Çevre Forumu’nun, Türkiye’nin kalkınma vizyonu, iş dünyasının dönüşüm iradesi ve geleceğe karşı ortak sorumlulukları açısından son derece anlamlı bir buluşma olduğunu söyledi.Artık dünyada hedeflerin somut projelerle desteklendiği, şehirlerin, sanayinin, finans kuruluşlarının, sivil toplumun ve gençlerin aynı vizyon etrafında buluştuğu yeni bir iklim anlayışına ihtiyaç duyulduğunu belirten Burkay, “Bu açıdan ülkemizin COP31 sürecindeki rolü, tarihi bir anlam taşımaktadır. Dolayısıyla açılışını gerçekleştirdiğimiz zirve boyunca gündeme taşınacak konular aslında COP31 süreci için de iş dünyamız adına önemli bir fikri hazırlık süreci anlamına da gelecektir.”
Burkay, yeşil dönüşüm gibi kapsamlı bir süreçte, kamu politikalarıyla özel sektör uygulamalarının aynı istikamette ilerlemesinin büyük önem taşıdığını vurgulayarak, şöyle konuştu:“Sanayi ve Teknoloji Bakanlığımızın koordinasyonunda yürütülen Türkiye Yeşil Sanayi Projesi, KOSGEB ve TÜBİTAK destekleriyle firmalarımızın yeşil dönüşüm yolculuğuna önemli katkılar sunmaktadır. Dünya Bankası destekli bu proje kapsamında KOBİ’lerin yeşil dönüşüm faaliyetleri, yenilenebilir enerji, kaynak verimliliği, atık yönetimi ve döngüsel ekonomi gibi alanlarda desteklenmektedir. Bununla birlikte sahadan aldığımız geri bildirimler, önümüzdeki dönemde desteklerin daha fazla firmaya ulaşması, başvuru süreçlerinin sadeleşmesi, finansmana erişimin güçlendirilmesi ve özellikle KOBİ’lerimizin teknik danışmanlık kapasitesinin artırılması yönündeki ihtiyacın devam ettiğini göstermektedir.”Önceden rekabetin temel göstergelerinin üretim kapasitesi, maliyet avantajı, hız ve kalite olduğunu dile getiren Burkay, bugün bunlara karbon ayak izi, enerji verimliliği, kaynak kullanımı, atık yönetimi, yeşil finansmana erişim ve sürdürülebilir tedarik zincirlerinin eklendiğini aktardı.Burkay, artık bir ürünün pazardaki değerinin, yalnızca fiyatıyla veya kalitesiyle ölçülmediğini ifade ederek, sözlerini şöyle tamamladı:“Ürünün nasıl üretildiğiyle, hangi kaynakları kullandığıyla, çevreye nasıl bir etki bıraktığıyla ve insan hayatına nasıl katkı sunduğuyla da ölçülüyor. Avrupa Yeşil Mutabakatı, Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması ve küresel tedarik zincirlerinde değişen standartlar, iş dünyamızın önüne yeni bir dönem açmıştır. Bu yeni dönemi doğru okuyan, dönüşümünü zamanında tamamlayan, teknolojisini yenileyen, enerji ve kaynak verimliliğini artıran firmalarımız, küresel rekabette çok daha güçlü bir konuma ulaşacaktır.”
Burkay, yeşil dönüşüm gibi kapsamlı bir süreçte, kamu politikalarıyla özel sektör uygulamalarının aynı istikamette ilerlemesinin büyük önem taşıdığını vurgulayarak, şöyle konuştu:“Sanayi ve Teknoloji Bakanlığımızın koordinasyonunda yürütülen Türkiye Yeşil Sanayi Projesi, KOSGEB ve TÜBİTAK destekleriyle firmalarımızın yeşil dönüşüm yolculuğuna önemli katkılar sunmaktadır. Dünya Bankası destekli bu proje kapsamında KOBİ’lerin yeşil dönüşüm faaliyetleri, yenilenebilir enerji, kaynak verimliliği, atık yönetimi ve döngüsel ekonomi gibi alanlarda desteklenmektedir. Bununla birlikte sahadan aldığımız geri bildirimler, önümüzdeki dönemde desteklerin daha fazla firmaya ulaşması, başvuru süreçlerinin sadeleşmesi, finansmana erişimin güçlendirilmesi ve özellikle KOBİ’lerimizin teknik danışmanlık kapasitesinin artırılması yönündeki ihtiyacın devam ettiğini göstermektedir.”Önceden rekabetin temel göstergelerinin üretim kapasitesi, maliyet avantajı, hız ve kalite olduğunu dile getiren Burkay, bugün bunlara karbon ayak izi, enerji verimliliği, kaynak kullanımı, atık yönetimi, yeşil finansmana erişim ve sürdürülebilir tedarik zincirlerinin eklendiğini aktardı.Burkay, artık bir ürünün pazardaki değerinin, yalnızca fiyatıyla veya kalitesiyle ölçülmediğini ifade ederek, sözlerini şöyle tamamladı:“Ürünün nasıl üretildiğiyle, hangi kaynakları kullandığıyla, çevreye nasıl bir etki bıraktığıyla ve insan hayatına nasıl katkı sunduğuyla da ölçülüyor. Avrupa Yeşil Mutabakatı, Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması ve küresel tedarik zincirlerinde değişen standartlar, iş dünyamızın önüne yeni bir dönem açmıştır. Bu yeni dönemi doğru okuyan, dönüşümünü zamanında tamamlayan, teknolojisini yenileyen, enerji ve kaynak verimliliğini artıran firmalarımız, küresel rekabette çok daha güçlü bir konuma ulaşacaktır.”









