AB ve NATO'nun, PKK/PYD sempatisi hız kesmeden sürüyor

Türkiye’nin Suriye’nin kuzeyindeki terör yapılanmasına karşı başlattığı Barış Pınarı Harekâtı’nı ‘Siviller katlediliyor’ yalanıyla engellemeye çalışan, başarılı olamayınca da silah ambargosu, mali müeyyide ve kınama gibi yöntemlere başvuran AB ve NATO üyesi ülkelerin PKK/PYD sempatisi sürüyor.

AB ve NATO'nun, PKK/PYD sempatisi hız kesmeden sürüyor

Türkiye’nin Suriye’nin kuzeyindeki terör yapılanmasına karşı başlattığı Barış Pınarı Harekâtı’nı ‘Siviller katlediliyor’ yalanıyla engellemeye çalışan, başarılı olamayınca da silah ambargosu, mali müeyyide ve kınama gibi yöntemlere başvuran AB ve NATO üyesi ülkelerin PKK/PYD sempatisi sürüyor.

AB ve NATO'nun, PKK/PYD sempatisi hız kesmeden sürüyor
04 Aralık 2019 - 09:46 - Güncelleme: 04 Aralık 2019 - 13:29

Türkiye Gazetesi yazarı Osman Sağırlı, AB ve NATO'nun PKK/PYD sempatisi hız kesmeden sürdüğünü belirterek, "Türkiye’nin Suriye’nin kuzeyindeki terör yapılanmasına karşı başlattığı Barış Pınarı Harekâtı’nı ‘Siviller katlediliyor’ yalanıyla engellemeye çalışan, başarılı olamayınca da silah ambargosu, mali müeyyide ve kınama gibi bir takım hareketlere yönelen AB ve NATO üyesi ülkelerin PKK/PYD sempatisi hız kesmeden devam ediyor. İngiltere’de NATO’nun 70. yılı vesilesiyle gerçekleştirilecek zirveye Türkiye’nin terör örgütü PKK/PYD’ye karşı yürüttüğü operasyonların hazımsızlığı damgasını vuruyor. Türkiye’nin ABD ile uzun süredir gerilime sebep olan terör örgütü PKK’nın Suriye kolu olan YPG/PYD’ye lojistik destek ve terör örgütü olarak tanımama çabaları, NATO’nun en güçlü ikinci üyesi olan Türkiye’nin Suriye ve Irak’ta yuvalanan terör örgütü PKK tarafından maruz kaldığı terör saldırıları karşısında ‘bütün müttefiklere kolektif savunma taahhüt eden’ NATO’nun 5. maddesinin işletilmemesi gibi konular NATO’nun ana gündemine taşındı" ifadelerini kullandı.

Samimiyet testi
Sağırlı, yazısında şunları kaydetti:
"Bugün Türkiye ile NATO’yu hatta birçok ülkeyi karşı karşıya getiren süreç, Suriye’de başladı. 2011 yılında demokrasi talepleriyle başlayan sokak hareketleri önce iş savaşa ardından da terör örgütlerinin bölgeye girmesiyle jeopolitik enerji/vekalet savaşlarına dönüştü. Suriye’deki olayların kendi halkından sonra en çok zarar verdiği ülke kuşkusuz 911 kilometrelik sınır komşusu Türkiye oldu. Terör örgütlerinin cirit attığı, Türkiye’ye yönelik sayısız taciz ve saldırılarla vatandaşlarımızı katlettiği dokuz senelik süreçte üyesi olduğumuz BM ve NATO gibi kuruluşlardan beklediğimiz destek gelmedi. Üstelik müttefiki olduğumuz ülkeler terör örgütlerine silah ve mühimmat desteği vererek karşımızda yer aldı. Türkiye bütün destek taleplerine rağmen olumlu cevap alamayınca, Suriye’nin kuzeyine yönelik önce Fırat Kalkanı ardından Zeytin Dalı son olarak Barış Pınarı harekâtlarıyla PKK/YPG/DEAŞ terör örgütlerine operasyonlar düzenledi. İlk iki operasyonu cılız sesle eleştiren AB, NATO ve ABD, Barış Pınarı Harekâtı’na çok sert tepki gösterdi. Türkiye ticaret, silah ambargoları ve bir takım yaptırımlarla tehdit edildi, düzmece raporlarla kimyasal silah kullanmak ve sivilleri katletmekle suçlandı. AB ülkelerinin bir türlü kabullenmek istemediği, evlerine döndürmek için elini taşın altına koymadığı mültecilerin bir kısmı bu operasyonlar sonrası evlerine dönmeye başladı. Türkiye’deki 4 milyon Suriyelinin bir bölümünü operasyon sonrası evlerine döndürmeyi amaçlayan Barış Pınarı Harekâtı karşısında ABD ve Batı’nın desteğine rağmen direnemeyen terör örgütü PKK’nın Suriye kolu YPG, strateji değiştirerek bombalı terör saldırılarına başladı. “DEAŞ’a karşı mücadele ediyor” yalanıyla dünyaya pazarlanan terör örgütü PKK/YPG yine DEAŞ’ın yöntemlerini kullanarak Türkiye’deki Suriyeli mültecilerin, Suriye’deki evlerine dönüşlerini engellemek üzere sivillere yönelik katliamlara başladı. Türkiye’yi sivil katletmekle itham eden dünya, terör örgütünün eylemleri karşısında sessizliğe büründü. Türkiye’nin düzenlediği Fırat Kalkanı, Zeytin Dalı ve Barış Pınarı Harekâtlarıyla temizlenen Azez, Tel Abyad, Cerablus, Resülayn, Çobanbeyli ve Afrin’de son sekiz ayda bombalı araç ve motosikletle 30’dan fazla saldırı düzenleyen terör örgütü PKK/YPG, 138 sivilin ölümüne 600’dan fazla sivilin de yaralanmasına sebep oldu. Son üç ayda bölgede 50’den fazla bombalı araç sokan terör örgütü bunlardan bazılarını patlatamadı. Saldırıların bölgenin terör örgütünden arındırılması; Resülayn ve Tel Abyad’a dönüşler başladığı 1 Kasım’dan sonra artması dikkatlerden kaçmadı. Bunun en bariz örneği ise 2 Kasım’da PKK’nın Suriye kolu YPG’nin Tel Abyad’ta sivilleri hedef alan bombalı terör saldırısı oldu. Bu saldırıda 13 sivil hayatını kaybederken 20 sivil de yaralandı. Barış Pınarı Harekâtı sırasında Türkiye’ye yönelik roket ve havanlı saldırılar düzenleyen terör örgütü, aralarında bebeklerin de bulunduğu 20 sivili katletti. Türkiye’nin, Suriye’ye yönelik planlarının NATO tarafından desteklenmemesi durumunda NATO’nun Polonya ve Baltık ülkelerine yönelik planlarını bloke edeceği hamlesi üzerine ABD Savunma Bakanı Mark Esper, Ankara’nın tehdit algısının ittifakın geri kalanı tarafından paylaşılmadığını ve bu tıkanıklığı aşmak için YPG’yi terör örgütü olarak nitelemeyi desteklemeyeceğini belirtti. Esper 'Herkes Türkiye’nin gündemine göre hareket etme konusunda istekli değil. Herkes tehditleri Türkiye’nin gördüğü şekilde görmüyor' diyerek YPG’ye desteklerinin süreceği mesajını verdi. NATO zirvesi için Londra’ya hareketi öncesi soruları cevaplayan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan 'Bizim terör örgütü olarak telakki ettiklerimizi, dostlarımız terör örgütü olarak kabul etmezlerse atılacak her türlü adımın karşısında oluruz' mesajını tekrarladı."

Kaynak; İHA

YORUMLAR

  • 0 Yorum