Dýþýmýzdan iki þekilde etki alýrýz.Ya bu bir fayda veya menfaattir, yada zarar yani hayýrdýr. He iki halde de bizim için menfaatler söz konusudur.Birisi bize bir iyilik yapmýþtýr. Bunun neticesinde bir menfaat elde etmiþ oluruz .Bu tabiî ki iyi bir þeydir ve biz bundan sevinç duyarýz.Ya da bize birisi bir kötülük yapmýþtýr.Bu olaydan dolayý maddibir zarar görmüþ olabiliriz.Bu da bize kötü gözüken þer bir olaydýr ve bundan üzüntü duyarýz. Halbuki bu kötü olay eðer sabredebilir ve etkilenmezsek bizim içinhayýrdýr. Çünkü bu olay karþýsýnda,Allah bize yapýlan bu haksýzlýk ölçüsü kadar sevaplarý karþý taraftan alýp , anýnda bizim hesabýmýza yazacaktýr.Sonunda bize kötü gözüken bu olayda bizim içinhayýr olacaktýr.Ýþte esas mesele bizim bu olaylar karþýsýnda göstereceðimiz duygusal tepkilerdir.Bu duygular ya iç ve dýþ dünyamýzda bizi mutsuzluða,ya da mutluluða götürecek olan davranýþ biçimlerini oluþturacaktýr.
Önemli olan olaylar deðil, bizim bu olaylardan aldýðýmýz etkilerdir.Bir olaydan bir kiþi az etkilenirken, diðeri çok etkilenebilir,Veya bir baþkasý hiçbir þekilde etkilenmez. Etkilenmemizin en büyük sebeplerinden birisi baþkalarýnýn bize karþý bizim istediðimiz þekilde bir davranýþ biçiminde bulunmasý beklentimizden kaynaklanmaktadýr.
Beklenti içinde ve mutsuzsak sebebi nedir acaba ?
Hayatýn en önemli bir düþ çýkmazý.,.
Beklenti...
Ne gibibeklentilerimiz olabilir ?.Örneðin neye ne çok üzülürüz ? Haksýzlýk yapýlýnca, kötü muamele ve hakaret edilince,hakkýmýz yenince, emeðimiz görülmeyince, deðer verilmeyince, fedakarlýklarýmýz bilinmeyince ...
Ýþte haksýzlýk yapýldýðýnda aslýnda karþýmýzdakinden adil olmasý beklentisindeyiz. Karþýmýzdakilerden, emeðimizi görmeleri, deðer vermeleri beklentisindeyiz. Ve bu beklentimiz karþýlanmayýnca da üzüntü içindeyiz. Aslýnda yukarýdakicümlede baktýðýmýzda, kendi sahamýzda deðil, karþýmýzdakinin sahasýna girip onun bir þeyler yapýp yapmamasý noktasýnda fikir olarak müdahalemiz olduðunu görüyoruz ki, insanlarýn yanlýþ yapma yada yapmama ,haksýzlýk yapma ya da yapmama ,emeði görme yada görmeme gibi kendi serbest iradeleri ile karar verecekleri yapýdan kendimize üzüntü çýkardýðýmýzý görüyoruz.
Oysa iþin bu kýsmý onlarýn davranýþlarý ve onlarýn kararlarýdýr ki, "haksýzlýk yapmak, yanlýþ yapmak" ve Allah ýn indinde bundan dolayý gerekiyorsa derecat kaybetme haklarý vardýr.
Yani bir insan hýrsýzlýk yaptý diyelim. Ýçindeki iki ses ten biri yapma dedi, diðeri yap dedi.Bilir ki, yaparsa bu davranýþýnýn sonundahapis var,ama o sýrada nefsi aðýr basýp yanlýþ olaný seçebilir ve sonucuna da katlanmasý gerekir. Sonuçta yanlýþ yapmayý" seçme özgürlüðünü kullanmýþ ve seçiminin bedelini de ödemek durumunda kalmýþtýr. Onun serbest iradesi ile yanlýþý seçmesinden dolayý, olduðunu iddia ettiðimiz bizim aldýðýmýz tavýr his düþünce, bizim kendi sahamýzda onun davranýþýndan baðýmsýz gerçekleþen iki ayrý olaydýr aslýnda. Biz de kendi serbest irademizle o yapýlana karþý bir duygunun seçimini yapýyoruz; öfkelenmek veya hoþ görmek. .. Yani iþin bu kýsmý da bizim elimizde.
Sonuçta fark etmeliyiz ki serbest irademiz ile nefsimizin taleplerine uyup uymama özgürlüðünü rabbimiz bu dünyada bize vermiþ. Sadece sonucunda da o yanlýþý! adaletsizliði vs iþlemekle kaybedeceklerimizi ve iþlememekle kazanacaklarýmýzý da baþta ortaya koymuþ. Ama diliyorsaniþle ve sonuçlarýna da katlan diyor.
Þimdi Rabbimiz bizlere bu serbestliði vermiþ iken, bizim sorularýmýz genel de þöyle oluyor "Neden bana bu nu yaptý?" "Þimdi böyle düþünmesi gerekmez miydi? " "Burada haksýzlýk etmedi mi? " .. Ve görüyoruz ki bu sorular aslýnda hep karþý tarafýn serbest iradesi ile yaptýðý seçimleri yargýlama sorularý. Yani deðiþtirebileceðimiz alanda deðiliz, kendi sahamýzdan çýkmýþýz, karþýdakinin sahasýna girmiþiz. Onun neyi seçip seçmemesi gerektiði üzerine düþünüyoruz.
Halbuki karþýmýzdakinin yanlýþýda seçme özgürlüðü vebundan dolayý derecat kaybetmeyi seçme özgürlüðü var .Rabbimiz karýþmýyor ama biz karýþýyoruz "neden bunu seçti" diye. Bir de üstüne üstlük onun bu fiilinden yapýmýza göre az veyaçok etkileniyoruz. Ama iþte unutuyoruz ki, karþýmýzdaki kiþilerin yanlýþ yapma özgürlüðü var ve orasý onlarýn sahasý. Bu onun bedelini ödemeyeceklerianlamýna gelmiyor aslýnda. Her kim bir haksýzlýkyaparsa, seriul hisab olan Rabbimiz ona bunu anýnda ödetiyor. Burada önemli olan bizim bu olaylardan aldýðýmýz etkilerdir.
Ýþte bu noktada top artýk bize geçiyor, o davranýþýný seçti ve diyelim haksýzlýk yaptý. Bu onun seçimi, onun yaptýðýndan etkilenip etkilenmememiz tamamen bizim kararýmýz.Eðer beklentiyi büyütüyorsak etkileniriz.Yani karþýmýzdakininne yapmasý gerektiðini düþününce beklenti oluþuyor. O neyi isterse seçebilir, emeðimizi görmeyi veya görmemeyi, bizi hiçe saymayý ya da saymamayý vs... Bu onun seçimi deyip,insan Nefsine de uyabilir ruhuna da uyabilir, "Yanlýþ yapma özgürlüðü var" deyip. Beklentimizin yanlýþ olduðunu, baþkasýnýn sahasýndaolduðumuzu fark edersek, o zaman oradan çýkarýz vebize istediði gibi (ruhu ile yada nefsi ile) davranma özgürlüðünü ona verdiðimizde ,biz de kendi sahamýzda bundan etkilenmeyiz. Sonuçta bu onun seçimi, ,Rabbimiz bile ona karýþmazken biz nasýl karýþabiliriz ki?
O zaman insanlarýn yanlýþ yapabilmeleri, yanlýþ karar verebilmeleri, haksýzlýk yapabilmeleri, o anda nefsi ve ruhu arasýndaki kavgadan yenik çýkabilmeleri son derece olaðan bir durum ise lütfen bundan dolayýetkilenmeyelim ,çünkü onlarýn bize karþý davranýþ seçimindenbaðýmsýz olarak,bizim onlara karþý oluþturacaðýmýz duygusal davranýþ biçimi tamamen bizim seçimimiz olacaktýr. Biz deki seçim o kiþiye karþý ne hissedeceðimiz; ,öfke, kýrgýnlýk, üzülme, acýma, hoþgörü ve belki de sevgi ... bu duygulardan hangisini o olay üzerine geliþtireceksek,iþte obizim serbest irademizdedir.
Þimdi biz ilk üç ( öfke,kýrgýnlýk,üzülme)duygularýný içimizde yeþertirsek,bunun sonucu olarak depresyona düþeriz.Ýç dünyamýzda da ,dýþ dünyamýzda da ,sýkýntýlar ve mutsuzluk yaþarýz.
Eðer biz (acýma,hoþgörü,sevgi)duygularýný içimizde yeþertirsek,bu hisler hiçbir zaman içimizde de,dýþýmýzda da negatif bir etki oluþturmayacaktýr.Üstelik iç dünyamýzda da,dýþ dünyamýzda da bir sulh ve sükun meydana getirecek ve daimayüzü gülen ,kalbi sýcak bir insan olarak mutlu bir hayatýmýz olacaktýr.
Olaylarý ayýrmamýz gerekmektedir.Karþý tarafýn davranýþlarý ona ait,onun bu davranýþlarýna karþý bizim yeþerteceðimiz duygular ve meydana getireceðimiz olaylar bize aittir.
Karþý tarafa ait bir þeyin olumlu veya olumsuz yapýlmasýndan dolayý bizim üzülmemiz yanlýþ, çünkü bu onun kararý, serbest iradesi ile o davranýþý yapma özgürlüðü var. Burada bizi baðlayan bir þey yok, onun davranýþýný deðiþtirmek kýsmý bizim müdahale edebileceðimiz alan deðil, orasý onun alaný .
O zaman eðer bir olaydan etkilendiysek önce bakalým:
Ýblis bize hangi sorularý sorduruyor,
Onun sahasýnda dolaþtýran sorularý mý? niye öyle yaptý?, ama ben bunu hak etmedim, ama bu bana karþý büyük haksýzlýk vb ..
Bu sorularbizim sahamýzda deðil ,bizim deðiþtirebileceðim olaylar deðil,oraya müdahale etmemiz mümkün deðil ,orasý onu sahasý deyip,Derhal bu sorulardan çýkmalýyýz.
Kendi sahamýza gelelim. Ben etkilendim. Neden? Çünkü beklenti içindeydim, bana iyi davranýlmasý, hakkýmýn verilmesi ,hakkýmý yememeleri,beni küçük görüp hakaret etmemeleri vs .. Ama böyle bir beklenti hakkým var mý? Aslýnda yok, çünkü serbest iradeleri ile insanlarýn yanlýþ yapma özgürlükleri var. Hak enfüsi bir olaydýr, bireyseldir. Adaletse afaki yani toplumsaldýr.Bu durumda Allahýn vermiþ olduðu bir hakkýn baþkalarý tarafýndangasp edilmesi söz konusudur.Burada adalet mekanizmasý devreye girer.Bu yüzden mahkemeler vehakimler vardýr.Haksýzlýða uðrayan kiþi ya bu mahkemelere baþvurarak hukuken bu dünyada hakkýný geri alabilir,ya da seriul hisab olan Allahýn el-adl esmasý uyarýncailahi adalete durumu havale edebilir ve haksýzlýk yapýldýðý anda karþý taraftan kendisine geçen sevaplarýdaha uygun görebilir.Her iki þekilde de hakký zayi olmayacaktýr.
Duygularýmýzý yönetmek, baþkalarýnýn serbest iradeleri ile nefislerine uymalarýný ve bunun bedelini ödemeyi seçmelerinin kendi tercihleri olduðunu hatýrlamaktan geçiyor. Onlarýn sahasýnda cirit attýkça mutsuz olmaya mahkumuz üstelik sonuç almamaya da, çünkü baþkalarýnýn ne yapmalarý gerektiðini düþünmenin ne onlara ne de bize aslýnda bir faydasý olmayacaktýr. O taraf zaten ne yapmasý gerektiðini fark etse yapardý. Biz ondan yana düþünüp, ona þefkatle yaklaþýp en güzel þekilde haksýzlýðý dile getirme yöntemini seçersek, onun kaybetmemesi için, takýndýðýmýz duygu "ona yardým etme" isteði ise ve onun bu yaptýðý haksýz davranýþý karþýsýnda bile hoþ görüp onu sevdiðimizi belli ediyorsak,bu hem bizim iç dünyamýzda bizi sükun ve mutluluða,hem de dýþ dünyamýzda mutluluða ulaþtýracaktýr. Böylece insanlarýn sevgi ve saygýlarýný kazanmamýza sebep olacaktýr.
Etrafýna negatif etkiler yayan bir kiþi bu olaylardan iki defa etki alacak,sonuçta kötü davranýþta bulunduðu kiþilerden daha büyük bir mutsuzluk yaþayacaktýr.Negatif etki alan bir kiþi ise bu davranýþ karþýsýnda pozitif bir yaklaþým gösterir ,hoþgörü ve sevgi ile yaklaþýrsa,o kiþide bunun karþýlýðý olan mutluluðu iki misli olarak yaþayacaktýr.
Eðer biz negatif etkilenmemeyi baþarýp bir de karþýmýzdakine o davranýþýna raðmen pozitif duygularla, ona yardým etme ,o yanlýþý tercih ettiði için (o daha çok etkilenecek çünkü ) ona nefse yenilmeme açýsýndanyardým etmek üzere sevgi besleyerek hoþgörü besleyerek yaklaþabilirsek,kendi duygularýmýzla beraber karþýmýzdakilerinduygularýný da pozitife çevirebiliriz. iþte o zaman Allahýn istediði istikamette doðru düþünen ve iliþkileriolumlu pozisyona oturtmuþ insanlar olarakhuzurlu ve mutlu bireylerin oluþturduðu sevgi toplumunu oluþturabiliriz..
41 / FUSSÝLET - 33
Ve men ahsenu kavlen mimmen deâ ilâllâhi ve amile sâlihan ve kâle innenî minel muslimîn(muslimîne).
Allah a davet eden ve salih amel (nefs tasfiyesi) yapan ve: “Muhakkak ki ben teslim olanlardaným.” diyenden daha güzel sözlü kim vardýr?
41 / FUSSÝLET - 34
Ve lâ testevîl hasenetu ve les seyyieh(seyyietu), idfa’ billetî hiye ahsenu fe izellezî beyneke ve beynehu adâvetun ke ennehu veliyyun hamîm(hamîmun).
Hasene (iyilik) ve seyyie (kötülük), müsavi (eþit) deðildir. (Kötülüðü) en güzel þekilde karþýla. O zaman seninle arasýnda düþmanlýk olan kiþi, samimi bir dost gibi olur.
41 / FUSSÝLET - 35
Ve mâ yulakkâhâ illellezîne saberû, ve mâ yulakkâhâ illâ zû hazzýn azîm(azîmin).
Ona (kötülüðü iyilikle karþýlama hasletine), sabredenlerden ve hazzul azîm (en büyük haz) sahiplerinden baþkasý ulaþtýrýlmaz.
Ama þeytandan sana mutlaka vesvese gelecektir. O zaman Allah a sýðýn. Muhakkak ki O, en iyi iþiten, en iyi bilendir.
Biz bu düþüncelerle duygularla içi dünyamýzda mücadeleederken þeytanýn da vesvese vereceðini söylüyor. Bizi karþýdakinin sahasýnda dolaþtýracak ve mutsuz edecek düþünceleri söyleyecek: o sizi ezdi, çok büyük haksýzlýk etti .. , vb.
Biz de iyi ama bu onlarýn yaptýklarý, onlarýn yaptýklarýndanbiz mesul deðiliz diyerek, baþkalarýnýn hakkýnda olumsuz bir düþünce içine girmemeliyiz.O zaman Rabbimize sýðýnalým ve ondan yardým isteyelim o içimizdeki feryadý en iyi iþiten ve en iyi bilendir. Doðru düþünce biçimine geçmek için ona yönelelim ve zikirle ondan yardým isteyelim...
Peki bu doðru davranýþ biçimini nasýl kazanabiliriz?
Nefsimizin afetleri ile bunu yapmak pek de kolay görünmemektedir.
3 / AL-Ý ÝMRAN - 119
Hâ entum ulâi tuhýbbûnehum ve lâ yuhýbbûnekum ve tû’minûne bil kitâbi kullih(kullihi), ve izâ lekûkum kâlû âmennâ, ve izâ halev addû aleykumul enâmile minel gayz(gayzi), kul mûtû bi gayzikum, innallâhe alîmun bi zâtis sudûr(sudûri).
Ýþte siz(müminler) böylesiniz, siz onlarý seversiniz ve onlar sizi sevmezler ve siz kitabýn tamamýna îman edersiniz. Ve sizinle karþýlaþýnca "biz iman ettik " dediler, yalnýz kaldýklarý zaman, size karþý öfkelerinden parmak uclarýný ýsýrdýlar. De ki: "Öfkenizden ölün." Muhakkak ki Allah, sinelerde olaný en iyi bilendir.
Amma Peygamber EFENDÝMÝZ ve Sahabe-i Kiram 1400 sene önce Tasavvufu yaniKuranýn tamamýný yaþayarak bunu baþarmýþlar ve kendilerinden sonra gelen Tabiin, Tebeüttabiin,Etbeüttabiin ve günümüze kadar onlarýn yolunu takip eden YUNUSLAR, MEVLANALAR ,HACIBAYRAM-I VELÝ,HACIBEKTAÞ-I VELÝ ,SOMUNCU BABA,EMÝRSULTAN gibi sayýsýz nice ALLAH dostlarýna örnek olmuþlar ve bundan sonrada olacaklardýr.Kuran eðer tamamý yaþanýrsa bunun GARANTÝSÝDÝR.
Bunun için birinci olarak olmazsa olmaz kural samimi olmak,içimiz dýþýmýz bir olmak ve ellerimizi açýp gönülden Allah’a yönelip ,onun dostu olmayý,evliyasý olmayý yani ölmeden evvel ruhumuzu Allah’a ulaþmayý dilemektir. Allaha yolculuk bir adýmla baþlar.Önemli olan þeytan ve taðuttan kurtulup o bir adýmý atabilmektir.Býrakalým gerisini en güçlü dost olan Allah yapsýn.
Ne mutlu Allahýn dostu olmayý gönülden dileyenlere…..