TBMM Okul Olaylarını ve Dijital Risklerini Araştırma Komisyonu toplandı

Aliekber METE/ANKARA,(DHA)- TÜRKİYE Büyük Millet Meclisi (TBMM) Şanlıurfa ve Kahramanmaraş Okul Olaylarını ve Dijital Risklerini Araştırma Komisyonu toplandı

TÜRKİYE Büyük Millet Meclisi (TBMM) Şanlıurfa ve Kahramanmaraş Okul Olaylarını ve Dijital Risklerini Araştırma Komisyonu toplandı.

TBMM Şanlıurfa ve Kahramanmaraş Okul Olaylarını ve Dijital Riskleri Araştırma Komisyonu, AK Parti Tokat Milletvekili Yusuf Beyazıt başkanlığında toplandı. Komisyon toplantısının açılışında konuşan Beyazıt, Cuma günü yerinde inceleme yapmak üzere heyetimizle beraber Kahramanmaraş'ımıza gideceğiz. Cuma, cumartesi ve gerekmesi halinde pazar günü öğlene kadar Kahramanmaraş'ta çalışacağız. Pazar günü Şanlıurfa'ya gideceğiz. Şanlıurfa'dan Siverek'e geçerek oradaki olayları da yerinde inceleyeceğiz, uzmanların görüşlerini dinleyeceğiz ve özellikle ailelerin bilgilerine müracaat edeceğiz. Okullardaki yapacağımız incelemeler sonucunda da gereken raporlarımızı, gereken bilgilendirmeleri yapmış olacağız ifadelerini kullandı.

'DÜZENLİ ÖLÇÜM MAALESEF TÜRKİYE'NİN GEÇ KALDIĞI BİR KONU'

Ardından Cumhurbaşkanlığı Eğitim- Öğretim Politikaları Kurulu Üyesi Prof. Dr. Şule Alan, milletvekillerine sunum yaptı. Alan, çocuk davranışlarının düzenli ölçüm modeliyle sürekli olarak takip edilmesi gerektiğini belirterek, Düzenli ölçüm maalesef Türkiye'nin aşırı derecede geç kaldığı bir konu. Ayrıca ulusal bir veri altyapısı sayesinde verilerimizin olmasına rağmen operasyonel hale getirilememesi sorunuyla karşı karşıya bulunuyoruz. Kendi emsal ülkeleri ve gelişmiş ülkeler arasında en fazla veri fakiri olan ülke Türkiye'dir. Türkiye'nin problemi verileri olmadığı için değil, verilerini analizi operasyonel hale getirmemesidir. Ulusal bir veri altyapımız oluşmadan ciddi bir şekilde; problem nedir, nerede problem, nasıl bir kırılma içerisindeyiz? Bunu görmemiz mümkün olmayacağından öncelikle kurmamız gereken şey acil bir şekilde veri altyapımızı operasyonel hale getirmemiz gerekir diye konuştu.

'BİR OKULDA AKRAN ZORBALIĞI NE KADAR ÇOKSA O KADAR AKADEMİK BECERİ DÜŞÜYOR'

Yaptığı çalışmanın sonuçlarını paylaşan Alan, şöyle devam etti;

Yaptığımız araştırmada bulguları Güneydoğu Anadolu Bölgesi, İç Anadolu Bölgesi ve İstanbul'dan. İlk grafik çocuklarda uyum, ikinci grafik çocukların davranış normları, üçüncü grafik çocukların okuldaki davranış normlarının görüşü; çocukların öğretmenlerinin yardımseverliğine bakış açısı yani öğretmenlerine bakış açısı, birbirlerine güvenleri ve en sonuncusu da akran zorbalığı. Bu grafikleri niye gösteriyorum? Mesela akran zorbalığı grafiğine bakın, bir okulda akran zorbalığı ne kadar çoksa o kadar akademik beceri düşüyor. Bir okulda ne kadar birbirine güven varsa o kadar matematik skorlarının yükseldiğini, akademik skorlarının yükseldiğini görüyorsunuz. Ne kadar dayanışma varsa aynı şekilde bunları görüyorsunuz. Bunlar on binlerce çocuğu içeren örnekler bunlar.

'DİYARBAKIR'DA BİR OKULDA YAPTIĞIMIZ ÇALIŞMAYLA ŞİDDETTE YÜZDE 50 DÜŞÜŞ YAŞANDI'

Sorunların çözümü için ilkokul ve ortaokulun kategorik olarak ayrılması gerektiğini kaydeden Alan, Diyarbakır'daki bir okulda hayata geçirdikleri projeden bahsetti. Ergen öğrenciye saygı ve statüyü verme karşılığında destek istediklerini ve ilkokulda çalışkan, ortaokullarda ise popüler öğrencileri 'lider öğrenci' seçtiklerini vurgulayan Alan, Biz bu çocukları seçtikten sonra bu çocuklara dedik ki, 'Alın, size güzel bir ders yöntemi. 5'inci ve 6'ncı sınıftaki küçük arkadaşlarınıza bunları öğreteceksiniz.' Ne öğrettiler? Çok basit şeyler öğrettiler, zaten çocuklara okulda öğrettiğimiz şeyleri yani, 'Farklıyız çocuklar ama aynıyız. Hayalimizdeki okul nasıl olmalı? Zorba kimdir? Zorbayla nasıl baş edilir?' Özellikle bu çok etkili oldu. Sonuçlar; iki yıl sonra, eğitim alan çocuklarla eğitim almayan çocukların karşılaştırılması inanılmaz sonuçlardı. Tabii, bunlara da plasebo kontrolü yaptık. Bazı okullar bunu yaptı, bazı okullar yapmadı. Okul içi şiddette yüzde 50 düşüş, okul içi davranış normlarında ciddi düzelme, akıl sağlığında, zihin sağlığında, özellikle bu lider çocuklarda inanılmaz düzelme, kendine güvende, öz değerde yükselme. Hiç beklemediğimiz başka bir sonuç da geldi; LGS test skorlarında plaseboya göre inanılmaz bir yükselme, yüzde 10 civarında bir yükselme oldu değerlendirmesinde bulundu.

'İNTERNETTE POMPALI TÜFEK 2 BİN LİRAYA SATILIYOR'

Uluslararası Siber Güvenlik Federasyonu Başkanı Batuhan Tosun, komisyon toplantısında sunum yaptı. Tosun, okullara yönelik saldırı gerçekleştirmenin bir akım haline geldiğini ve bunun küresel düzlemde, 'Mass shoting' olarak nitelendirildiğini ifade etti. ABD'deki bütün liselerde 3-4 rehberlik hocası olmasına rağmen okullara yönelik şiddet saldırısının arttığını ve psikoloji ile demografik yapının artık işe yaramadığını söyleyen Tosun, Ne yazık ki elinde cep telefonu tutan herkesin yaşayabileceği farklı siber zorbalıklar var. Şimdi, bu, 'Darknet' dediğimiz internet dünyası forumda çocuk açık açık yazmış, demiş ki; 'Pompalı tüfek 2 bin TL' Batman'dı yanlış hatırlamıyorsam, forumda satıyor. Elinde telefonu interneti olan bir çocuğun buraya erişimi mümkün, sizin de erişiminiz mümkün. Buraya erişimi olan bir çocuğun bunu alması ve eğer niyetinde saldırı varsa bu saldırıyı gerçekleştirilmesi çok kolaylaşmış oluyor çünkü ateşli silaha erişimi kolaylaşmış oluyor. Yani normalde bulamayacağı bir şeyi çok kolay bulmuş oluyor. Dolayısıyla konunun daha teknokratik bakış açılarıyla çözülmesi gerektiğine inanıyorum. Şimdi konuyu psikolojik, demografik ya da sosyolojik anlamdan biraz ne yazık ki çıkarmamız gerekiyor çünkü her şey internet ve telefonla alakalı hatta 'bilgisayar' bile demiyorum diye konuştu.

'İHBAR SİSTEMİ ÜZERİNDEN 403 BİNDEN FAZLA İHBAR ALINMIŞ, 19 OKUL SALDIRISI ÖNLENMİŞ'

Türkiye'de siber ve emniyetteki birimlerin yetersiz olduğunu ve dijital medyada siber zorbalığın arttığını savunan Tosun, şöyle devam etti:

U.S. Secret Service'in bulgusu olarak planlanan okul saldırılarının yüzde 94'ünde saldırıyı planlayan kişi niyetini önceden en az bir kişiyle paylaşmış oluyor. Bakın, yüzde 94'ü. Bu şu demek; zaten saldıran kişi popüler olmak için bunu yapıyor, ya dikkat çekmek için yapıyor, ya çok büyük bir travması olduğu için bunu yapıyor. Buradaki popülasyon çok önemli. Sandy Promise bulgusu, 4 saldırgandan 3'ünden fazlası planlarını önceden birilerine söylemekte. Bunlar net ve gerçek veriler, bulgular. Okul saldırılarına bakarsak bunların tamamı internet üzerinden forumlarda en az 1 ayak izi bıraktılar. Bizdeki gerçekleşen saldırılarda da bıraktılar. Facebook'tan saldırıyı gerçekleştirmeden önce mesaj paylaştılar, dikkatleri üstüne çekmek istediler çünkü amaçları her şeyden önce dikkat çekmekti. Dolayısıyla erken tespit ve erken müdahale burada çok önemlidir. Sandy Promise anonim ihbar sistemi üzerinden 403 binden fazla ihbar alınmış, 19 okul için saldırı önlenmiş, bin 269 gencin hayatı kurtulmuş. AP verilerini incelediğimiz zaman 395 bin ihbar ve 19 okul saldırısı önlenmiş. Yapacağınız şey sadece ortak veriyi işlemek. Ortak veriyi işleyerek bunun önüne lokal kolluk kuvvetlerini de dahil ederek geçebiliriz.

Tosun ayrıca, Türkiye'de veri altyapısında güçlü bir adım atıldığını ve yapay zeka aracılığıyla verilerin işlenmesi halinde erken uyarı sisteminin devreye alınabileceğini dile getirdi.

'OKUL TEMELLİ TAKİP SİSTEMİ MUHAKKAK YAYGINLAŞTIRILMALI'

Komisyonda sunum yapan Düzce Üniversitesi Eğitim Fakültesi Eğitim Bilimleri Bölümü Öğretim Üyesi Doçent Doktor Taner Atmaca, şunları anlatı:

Bizim önerimiz; Özellikle okul temelli bir izlemin, okul temelli bir takip sisteminin muhakkak ki yaygınlaştırılması yönünde ve veri oluşturulması yönünde. Ondan kaynaklı, bir 'KORU Ağı Sistemi'ni sunmak istiyorum. Aslında dört-beş sene önce Sayın Milli Eğitim Bakanı Mahmut Özer Beyefendi'ye de benzer bir öneride bulunmuştum buradaki bir şûrada fakat zannedersem yoğunluktan kaynadı. Özellikle okulların haritalandırması, dezavantajlı konumda bulunan okulların yıl yıl ya da ay ay ya da dönemlik olarak izlenerek müdahale programlarının bizzat kapalı devre sistemle izlenerek Milli Eğitim Bakanlığı tarafından takip edilmeli. Ayrıca haritalandırılarak riskli bölgelerdeki okullara daha fazla politik anlamda belki itina gösterilmesi ya da pedagojik anlamda daha fazla itina gösterilmesi konusunda bir önerimiz olmuştu. KORU Ağı Sistemi'nin açık ve uzun ismi, 'Kurumlar Arası Ortak Risk Uyarı ve İzleme Ağı Sistemi' aslında, 'KORU' olarak hem akılda kalması hasebiyle hem de güzel bir anlam taşıması hasebiyle burada Komisyon'a önermek istiyorum.

'HER ÖĞRENCİ İÇİN KONTROLLÜ ERİŞİME SAHİP DİJİTAL TAKİP DOSYASI OLUŞTURULMALI'

Atmaca ayrıca, emniyet birimleri ile ilgili önerilerini şu şekilde paylaştı;

Dijital vaka yönetimi yani her öğrenci için kontrollü erişime sahip dijital bir takip dosyası oluşturulması lazım. Burada her kurumun kendi yetkilisine tanımlanacak bir şifre ve kullanıcı adıyla bu sisteme giriş yapılmalı ve herkes kendi izlem notlarını buraya belirterek her kurumun kendi veri zenginliğini başkasıyla paylaşmasının önü açılacak. Her öğrencinin takibinin not alındığı, izlendiği bir sisteme özellikle ihtiyaç olduğunu onu belirtmek istiyorum ve kademeli müdahale yani her risk düzeyine aynı tepki verilmemesi gerekiyor. Yine eskilerin deyimiyle, 'Bir sürçen atın başı kesilmez' derler yani 'ufak bir suç işledi' diye çocuğa büyük ceza vermenin de bir manası yok. Her risk düzeyine aynı tepkinin yerine kademeli ve yaş grubuna uygun şekilde yapılması son derece önem arz ediyor. Risk grubu içerisinde neler var, bunları isterseniz kısaca paylaşmak isterim. Eğitim temelli göstergeler, bunları ölçeceğiz: Sürekli devamsızlık, okuldan kaçma, ani not düşüşleri, derslere ilgisizlik, okul terki riski, sık disiplin olayları gibi birtakım eğitim temelli göstergeler bizim için uyarıcı olacak. Davranışsal göstergeler: Mesela saldırganlık, akran zorbalığı, tehdit ya da gözdağı verme sürekli, kesici alet taşıma ya da yaralayıcı alet taşıma, kurallara sürekli meydan okuma, ani öfke patlamaları gibi davranış temelli bir takım risk göstergeleri bu sistemin içerisine girilecek.

'ÇOCUK VE AİLELER ÇOK SIKI TAKİP EDİLEREK SORUNLAR BÜYÜMEDEN ÇÖZÜLMELİ'

Ardından sunum yapan Sağlık Bilimleri Üniversitesi Öğretim Görevlisi Profesör Doktor Nurdan Duman, Cumhurbaşkanımızın Kahramanmaraş ve Şanlıurfa'da okullardaki yaşanan olaylar sonrasında yaptığı bir açıklama vardı, 'Vaka bazlı çalışmalar gerekli okullarda, ailelerin izlenmesi gerekir.' Tam da aslında vaka yönetimine vurgu yapmıştı. O yüzden burada da buna ilişkin de geri bildirimi vermek isterim. Aslında tam da ihtiyaç olan şey, okullarda sosyal hizmet ve okullarda vaka yönetiminin yapılması, risk altındaki bireylerin, çocukların ve ailelerin tespit edilmesi, bunlara yönelik ev ziyaretleri yapılarak, çok sıkı takipler yapılarak bu çocukların ve ailelerin izlenmesi, sorun ve ihtiyaçlarının daha büyümeden çözülmesi gerekiyor. Bazen bize, sosyal hizmetlere öyle vakalar gelir ki çocuk yıllardır istismar görüyor, çocuk yıllardır şiddet görüyor, çocuk yıllardır madde bağımlısı ya da babası yıllardır alkol bağımlısı ve her gün gelip evde anneye şiddet uyguluyor. Şimdi, bu çocuk niye yıllarca bunu çeksin, bu anne niye yıllarca bunu çeksin? Yani bizim okulda olmamız gerekiyor ki bu vakalara müdahale edebilelim diye konuştu.

'TÜRKİYE'DE SİBER GÜVENLİKLE İLGİLİ YÜZDE 90 AÇIK VAR'

Akademisyenler ardından milletvekillerinin sorularını yanıtladı. Uluslararası Siber Güvenlik Federasyonu Başkanı Batuhan Tosun, Ne yazık ki internet ortamında siber zorbalık Türkiye'de şu anda kullanılan portal olarak, portaller olarak 9 ile 18 yaş arasında sadece bizim tespit ettiğimiz kullanıcıların yüzde 88'inden fazlası tacize, şantaja maruz kalıyor. Daha önce Cumhurbaşkanlığı himayesinde de bir proje gerçekleştirmiştik, '81 İlde 81 Siber Kahraman' denilen bir proje gerçekleştirdik. Bunun kapsamında bazı araştırmalar yaptık, bu araştırmalar neticesinde elde ettiğimiz veriler. Dolayısıyla açıkçası Amerika'daki veriler çok daha net. Türkiye'de bizim tespit edebildiğimiz, dediğim gibi 9-18 yaş arası yüzde 88; bu ne yazık ki çok üzücü bir oran. Dijital Dönüşüm Ofisi kurulduktan sonra himayeye aldı projeyi. O kapsamda, toplamda yaklaşık bin öğrencinin üzerinde kişiyi sertifikalı olarak, uluslararası sertifikalı olarak siber güvenlik uzmanı yaptık ve bunlardan yaklaşık 150 tanesi kamuda işe girdi. Dolayısıyla Türkiye'de siber güvenlikle ilgili elimizden geleni yapmaya çalışıyoruz ama açık var mı? Evet, yüzde 90 açık var, yüzde 90 değerlendirmesinde bulundu.

'VERİ İHLALLERİNİN TEMELİ FİRMALARIN SUİSTİMALİNDEN KAYNAKLANIYOR'

Tosun, vatandaşlık verilerinin sızdırılmasıyla alakalı ise şunları söyledi;

Şu anda söylediğim şey bir suç duyurusu bile olabilir. Bakanlıklar ve kurumlar yazılımlar geliştiriyor. Bu yazılımlar çok uzun sürede planlanan projeler, bu projeleri kısa dönemde yapmak için 'x' firması diyelim. 'X' yazılım şirketiyle anlaşıyorlar, x yazılım şirketi Bakanlıkla ilgili projeyi yapıyor, yaparken bu yazılımın e-devletten bir veri alması gerekiyor. Ne oluyor? Bakanlık x firmasının çalışanına o bağlantıyı sağlaması için e-devlet altyapısının Bakanlığa sunduğu kullanıcı adı, şifreyi illaki o yazılımcıya vermesi gerekiyor. Dolayısıyla çok alakasız birinin eline e-devletin 'Admin' parolasını vermiş oluyorsunuz. Bu kişi alıyor bunu hackerlara satıyor, 10 bin dolara, 15 bin dolara satıyor. Dolayısıyla bu kişiler bu panelleri yazılıma çevirip kişi bazlı satabiliyorlar. Veri ihlallerinin temeli de aslında buraya dayanıyor. Burada suçlanan birçok kurum oluyor ama aslında hiçbirinin suçlanmaması gerekiyor çünkü aslında bu tamamen insan faktörünün hatası, oradaki firmaların bunu suistimal etmesi deyip sonlandırayım.
DHA