Olası büyük Marmara depremi için yeni model!
Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, 'Başta olası bir Marmara depremine karşı İstanbul olmak üzere, tüm riskli bölgelerimiz için bir model geliştirdik. Dünyada bir ilke imza atarak Depremde Halk Sağlığı Hizmetleri Rehberi'ni hazırladık.' ifadelerini kullandı
Bakan Memişoğlu, Sağlık Bakanlığının ev sahipliğinde, Dünya Sağlık Örgütünün (DSÖ) iş birliğinde Hilton İstanbul Bomonti Otel ve Konferans Merkezi’nde düzenlenen “Depremlerde Sağlığın Korunması-Deprem Acil Durum Yönetimi Yoluyla Sağlık Güvenliğinin Güçlendirilmesi” konulu DSÖ Bakanlar Konferansı’na katıldı.
Ana oturumda konuşan Memişoğlu, konferansta yaklaşık 40 ülkeden temsilciler ile 12 ülkeden bakan ve bakan yardımcısı düzeyinde katılımcıların yer aldığını söyledi.
Memişoğlu, Avrupa, Afrika, Doğu Akdeniz ve Batı Pasifik bölgelerini bir araya getiren ve depremleri yalnızca sağlık boyutuyla ele alan ilk uluslararası konferans olma özelliğini taşıyan organizasyonun, afet yönetimi ile sağlık güvenliği arasındaki ilişkinin küresel ölçekte yeniden ele alındığı tarihi bir dönüm noktası olduğunu söyledi.
Konferansın dünyanın farklı coğrafyalarından geniş katılımla gerçekleştiriliyor olmasını kıymetli bulduğunu ifade eden Memişoğlu, “Depremler, tüm insanlığın ortak meselesidir. Dolayısıyla bu küresel tehdide verilecek en güçlü cevap da ortak akıl, bilimsel iş birliği ve uluslararası dayanışmadır. Bu konferansta farklı ülkelerden bakanlar olarak toplanmamızın esas sebebi de insan hayatını koruma olgusudur.” diye konuştu.
“Sağlık sistemimizin dayanıklılığını her geçen gün daha da güçlendirdik”
Bakan Memişoğlu, Türkiye’nin, dünyanın en aktif deprem kuşaklarından birinin üzerinde yer aldığını, ülkede tarih boyunca birçok büyük depremin yaşandığını, her afetin aynı zamanda daha güçlü sağlık sistemi kurma konusunda önemli dersler verdiğini belirtti.
Türkiye’de oluşturulan afet yönetimi kapasitesinin, yaşanan acı tecrübelerin ve bu tecrübelerden çıkarılan derslerin de sonucu olduğunu ifade eden Memişoğlu, afetlere hazırlığı güçlü sağlık altyapısı oluşturmak, nitelikli insan kaynağı yetiştirmek, etkin koordinasyon mekanizmaları kurmak ve sağlık hizmetlerinin her koşulda devamını kapsayan bütüncül anlayış olarak değerlendirdiklerini söyledi.
Memişoğlu, son yıllarda sağlık altyapısına önemli yatırımlar yaptıklarına dikkati çekerek, şöyle devam etti:
“Şehir hastanelerimiz, güçlendirilmiş sağlık tesislerimiz, yaygın acil sağlık hizmetlerimiz, hava ambulans hizmetlerimiz, Ulusal Medikal Kurtarma Ekiplerimiz (UMKE), dijital sağlık altyapımız ve afet koordinasyon mekanizmalarımızla sağlık sistemimizin dayanıklılığını her geçen gün daha da güçlendirdik. Afetlere müdahale kapasitemizi yerli ve milli teknolojilerle de güçlendiriyoruz. Türkiye Yüzyılı vizyonunun sağlık alanındaki önemli kazanımlarından biri olan GÖKBEY ambulans helikopterimizi tamamen öz kaynaklarımızla geliştirdik. En zorlu coğrafi şartlarda ve en sert iklim koşullarında görev yapabilen GÖKBEY ambulans helikopterlerimiz, aynı anda iki hastaya yoğun bakım şartlarında müdahale edebilen uçan bir acil servis olarak afetlerde sağlık hizmetlerinin kesintisiz sürdürülmesine önemli katkı sağlayacaktır.”
Kahramanmaraş merkezli depremlerde yürütülen sağlık hizmetleri
Katılımcılarla depremlerden edinilen tecrübeleri, sağlık alanında geliştirilen uygulamaları ve geleceğe yönelik vizyonlarını paylaşan Memişoğlu, paylaşılan her tecrübenin gelecekte başka hayatların kurtarılmasına katkı sağlayacağını dile getirdi.
Sağlık Bakanı Memişoğlu, Kahramanmaraş merkezli depremlerin, yakın tarihin en büyük doğal afetlerinden biri olarak hafızalara kazındığını belirterek, 11 ile doğrudan tesir eden büyük felaketin, şehirleri, sağlık altyapısını, ulaşım ağlarını ve milyonlarca vatandaşın günlük yaşamını derinden etkilediğini anlattı.
Depremin meydana geldiği ilk andan itibaren Bakanlığa bağlı Sağlık Afet Koordinasyon Merkezinin (SAKOM) tüm kapasitesiyle çalışmaya başladığını kaydeden Memişoğlu, ulusal afet planlarının derhal devreye alındığını söyledi.
Memişoğlu, ülkenin dört bir yanındaki sağlık personelinin, ambulansların ve UMKE görevlilerinin, tek merkezden koordine edilerek deprem bölgesine sevk edildiğini, hasar gören ulaşım altyapısına ve olumsuz hava koşullarına rağmen ilk UMKE ve acil sağlık ekiplerinin kısa sürede arama kurtarma faaliyetlerine başladığını anlattı.
11 ilde deprem öncesinde Sağlık Bakanlığına bağlı tesislerde 113 bin 759 personel çalışmaktayken deprem sonrasında diğer illerden 35 bin 470 personelin daha bölgeye görevlendirildiğini kaydeden Memişoğlu, “Depremin ilk gününden itibaren dünyanın en büyük gönüllü sağlık yapılanması olan 5 bin 75 UMKE personelimiz, 21 bini aşkın hekimimiz, 73 binden fazla sağlık çalışanımız ve 38 bin 513 destek personelimiz olmak üzere toplam 138 bini aşkın görevlimiz, bölgede büyük bir özveriyle hizmet verdi. 1810 ambulans, 245 UMKE aracı ve 16 hava ambulansı kesintisiz olarak görev yaptı.” bilgisini paylaştı.
Bakan Memişoğlu, bölgede aynı zamanda tarihin en büyük hasta nakil operasyonlarından birini gerçekleştirdiklerine işaret ederek, “Kara, hava ve deniz yolunu eş zamanlı kullanarak 51 bin 665 hasta ve yaralımızı güvenli şekilde deprem bölgesinden çevre illerimizdeki sağlık kuruluşlarına naklettik. Bu operasyon sayesinde deprem bölgesindeki sağlık tesislerimizin yükünü azaltırken ileri tedavi ihtiyacı bulunan hastalarımızın sağlık hizmetine erişimini de güvence altına aldık.” dedi.
Bölgedeki sağlık hizmetlerinin kesintisiz sürdürülebilmesi amacıyla çok kısa sürede 34 sahra hastanesi, 176 acil müdahale ünitesi ve 130 personel barınma ünitesini hizmete aldıklarını, bu merkezlerde yaklaşık 600 bin kişiye sağlık hizmetinin sunulduğunu belirten Memişoğlu, her biri 560 yatak kapasitesine sahip TCG Bayraktar ve TCG Sancaktar gemilerinin kısa sürede yüzer sahra hastanelerine dönüştürülerek deprem bölgesindeki afetzedelere hem sağlık hizmeti hem de barınma imkanı sağladığını söyledi.
Memişoğlu, zor günlerde dost ülkelerin uzattığı dayanışma ve yardım elini asla unutmadıklarının altını çizerek, 6 Şubat depremlerinde Türkiye’nin yardımına koşan ilk ülke Azerbaycan’a ve diğer tüm ülkelere teşekkür etti.
“Tüm riskli bölgelerimiz için bir model geliştirdik”
Afetlere karşı hazırlıklı, dirençli ve sürdürülebilir sağlık sistemi inşa etmeyi hedeflediklerini dile getiren Memişoğlu, bu anlayış doğrultusunda depremden etkilenen illerde yaraları sararken sağlık yatırımlarına da hız kesmeden devam ettiklerini vurguladı.
Sağlık Bakanı Memişoğlu, her büyük afetin, “Yaşananlardan ne öğrendik ve geleceğe nasıl hazırlanıyoruz?” sorusunu da beraberinde getirdiğine işaret ederek, şunları kaydetti:
“Deprem gerçeği, hepimizin ortak meselesidir. Toplumun her bir ferdi afet öncesi hazırlığını tamamlamalıdır. Türkiye olarak biz bu hazırlığı en üst seviyeye taşıyoruz. Yalnızca bugünü düşünerek değil gelecek nesilleri de gözeten bir anlayışla hareket ediyoruz. Başta olası bir Marmara depremine karşı İstanbul olmak üzere, tüm riskli bölgelerimiz için bir model geliştirdik. Dünyada bir ilke imza atarak Depremde Halk Sağlığı Hizmetleri Rehberi’ni hazırladık. İstanbul’u kendi içinde 10 sağlık bölgesine ayırdık. Tüm Türkiye’nin İstanbul’u organize bir şekilde destekleyebilmesi için Anadolu’daki illerimizle İstanbul’daki bu bölgeleri tek tek eşleştirdik. Hangi şehrin, hangi personelin, hangi malzemeyle, havadan, karadan veya denizden saat kaçta nereye ulaşacağı saniye saniye planlanmış durumdadır.”
Güçlü ve üreten sağlık sistemlerinin aynı zamanda toplumun geleceğe güvenle bakmasını sağlayacağını ifade eden Memişoğlu, “Sahip olduğumuz afet yönetimi tecrübelerimizi ihtiyaç duyan ülkelerle paylaşmayı insani bir sorumluluk olarak görüyoruz çünkü sağlık, sınırların ötesinde evrensel bir değerdir. Afetlerle mücadele eden ülkelere sağlık alanında destek olmaya, nitelikli insan kaynağımızı ve kurumsal kapasitemizi paylaşmaya devam ediyoruz. Bu paylaşımın örneklerinden birini Venezuela’da yaşanan depremler sonrasında gerçekleştirdik. Ulusal Medikal Kurtarma Ekibimizi ve tam donanımlı acil müdahale ünitelerimizi Yaracuy bölgesinde görevlendirdik. Bu vesileyle Venezuela halkına ve devletine geçmiş olsun dileklerimi iletiyorum.” diye konuştu.
Memişoğlu, hiçbir ülke, kurum ve sağlık sisteminin bu sorunlarla tek başına mücadele edemeyeceğini belirterek, güçlü işbirliklerine, uluslararası bilgi paylaşımına ve insan hayatını merkeze alan ortak anlayışa ihtiyaç olduğunu sözlerine ekledi.