Mehmet Demirkol açıkladı! 'Abdullah Avcı sezon sonunda...'

Spor yorumcusu Mehmet Demirkol, beIN Manşet programında gündemi değerlendirdi.

Demirkol'un açıklamalarından Ajansspor'un derledikleri şu şekilde:

"Adebayor'u Türkiye'de kesebilecek başka bir takım yok"

Kısaca özetlemek gerekirse 1. dakikadan 90. dakikaya kadar Göztepe maçta istediği hemen hemen hiçbir şeyi yapamadı. Başakşehir'in de istemediği hiçbir şey olmadı.

Başakşehir'i şöyle düşünmek lazım. Adebayor'u Türkiye'de kesebilecek başka bir takım yok. Trabzon, Beşiktaş, Fenerbahçe ve Galatasaray'da oynar.


"Abdullah hocayı kutlamak lazım"

Başakşehir'in oyun kurgusuna baktığın zaman burada bir ders var. Nedir bu ders? Oyuncularınıza anlaşılabilir ve uygulanabilir basit direktiflerle bir oyunu anlattığınız zaman oyuncular bunu uygulayabiliyor. Bugünün futbolunu en iyi böyle tarif edebiliriz. Teknik direktörlüğün de yeni tanımı bu. Bu konuda Abdullah hocayı kutlamak lazım. Bunu başka bir yerde başarabilir miydi bilmiyorum.

Dün de söylemiştim, Abdullah hoca çok şanslı Başakşehir gibi bir organizasyonda olduğu için ama Başakşehir de çok şanslı çünkü bunu bu kadar iyi değerlendirebilecek, özellikle yerli bir teknik direktör bulmak kolay olmayabilir.


"Bayram hoca maçın analizini seyrederken üzülecek"

Bence Bayram hoca maçın analizini seyrederken üzülecek. Biz bunu nasıl değerlendiremedik, sarı kart durumunu, merkezde İrfan Can-Gökhan İnler olmasını, nasıl değerlendiremedik diye bayağı bir hayıflanacaktır. 


"Kafada başka hesap varsa sistemler rezil hâllere dönüşebilir"

Ben buradan bütün hakemlere çağrı yapıyorum. Bütün penaltılara gidip bakın. Ne kaybedersin?

Hangi sistem olursa olsun kafanızda bir hesap varsa, başka hesaplar varsa sistemler en iyi ellerde bile en rezil hâllere dönüşebilir.

VAR'a bir zeka yüklemeye çalışıyorlar, öyle bir şey olmaz o bir alet.


"Halis Özkahya benim beğendiğim bir hakem değil"

Halis Özkahya benim beğendiğim bir hakem değil. Hatta ona zamanında 'Bırak bu işleri, artist ol' da demiştim. Yakışıklı bir adam çünkü. Dizilerde falan oynayabilir. Böyle bir kariyer yapabilir kendisine. Ama bütün yükün ona yıkılması da doğru değil.


"Şansın %1 bile olsa Şampiyonlar Ligi'nin peşinden koşmalısın"

Umarım bir konsantrasyon sağlanmıştır. Şundan söylüyorum, Cumartesi günü Galatasaray'ın antrenmanı taraftara açık. Anlıyorum derbi öncesi moral olsun falan diye ama bence bu (Lokomotif) maç öncesi yapılmalıydı. Çünkü asıl maç bu. Ben vazgeçmeyi doğru bulmuyorum. Şansın %1 bile olsa Şampiyonlar Ligi'nin peşinden koş. Çünkü bu çok fazla çaba isteyen bir şey değil. Yani 5 haftalık anormal bir maratonun içine girmiyorsun. İki tane maç kazanman gerek.

Ben, takım Şampiyonlar Ligi'ndeyken Avrupa Ligi'ne bakılmasını doğru bulmuyorum. Çok başka iki kupa bunlar yani. Eskisi gibi değil artık. Eskiden Şampiyon Kulüpler Kupası ile, UEFA Kupası veya Kupa Galipleri Kupası arasında hiçbir fark yoktu. Kim hangisine oynuyor bilmezdik.


"Şampiyonlar Ligi'ndeyken başka yere bakılmaz"

İşin kimyasını bozdular, UEFA'nın en büyük hatasıdır bu. İki takımı anlarım da bir ülkeden bir turnuva için dört-beş takım nedir? Bir de şimdi yeni bir kupa daha yapacaklarmış. İyice cılkı çıkacak işin.

O yüzden Şampiyonlar Ligi'ndeyken başka yere bakılmaz. 'Nasıl olsa gidemeyeceğim' anlayışının bir önemi yok. Önemli olan bu yolculuğun kendisi. 6 maçlık bir yolculuğa çıkılmadı mı? 4'ü bitti 2'si kaldı. Bu bayağı bir zaman eder, 1/3'i kaldı geriye. O yolculuğu sen devam ettir, sonucun ne olduğu önemli değil. Ben o iki maçı aslanlar gibi Şampiyonlar Ligi maçı olarak oynayayım, kazanayım; sonrasında ne olursa olsun önemli değil. Daha sonrasında hayıflanacaksam hayıflanırım 'orada da böyle olsaydı, Porto'da o golü atsaydık' falan diye.


"Demek ki Galatasaray federasyondan tavizler almış"

Ali beyin (Dürüst) iki gün arayla istifa edip, istifaden vazgeçmesi enteresan oldu tabii oraya girmeyelim. Aklıma şu geliyor benim: Demek ki Galatasaray federasyondan bazı tavizler aldı, Ali Dürüst de döndü. Başka bir sonuç çıkar mı? Ben çıkaramıyorum futbol açısından baktığımda. Spekülasyon yapıyorum tabii, kesin bildiğim bir şeyden bahsetmiyorum. Asıl çözümü nasıl bulacağız oraya bakmak gerek. Ali Dürüst'ün neden sırtında federasyonla Galatasaray arasındaki bir kavgayı bitirmek gibi bir görevi olsun ki? Bunun daha basit çözümü var. Federasyonun ligle ilişkisi olmasın. Federasyonun koruması gereken şey takımların hakları değil, oyunun kendisi. Ama biz insanları buna zorluyoruz.

Belirli bir takımı tutan kimliği olan insanların ligi yönetmesini doğru bulmuyorum, ligin kendisini tutan insanların bu ligi yönetmesi lazım. Eskiden insanlara güven vardı. Şimdi bu güveni yeniden teşkil etmek gerekir. Bunun yolu da federasyonun kendi işiyle uğraşması, ligin de kulüpler tarafından yönetilmesidir.


"Comolli gibi bir sportif direktörün bir takımın başında olması gerektiğini hep savundum"

Ben bugüne kadar hep şunu savundum; Comolli gibi bir sportif direktörün bir takımın başında olması gerektiğini hep savundum. Başka isimlere bakıyorum, alavere dalavere çevirmeden kimler bu işi yapabilir? Açıkçası bulamıyorum. Bunun bir komite olması lazım. Sportif direktör diye bir kişi değil de sportif komite. Bunların birbirlerini denetlemesi gerekiyor. Burada bir güçler ayrılığı oluşturmak lazım ki yarış olsun. Hem de doğru oyuncu bulmaktan bir yarış olsun. Bu söylediklerim sadece Comolli'yle ilgili değil. Sistemin geneliyle.

Abdullah Avcı, bu sezon sonunda ikna edilerek getirilebilir gibi... Ersun Yanal ve Aykut Kocaman defteri kapandı. Yeni bir yabancı hocaya güvenir misin? Zico diyorlar, ama sanki Zico kurucu bir hoca değil. İyi hoca ama ilk geldiğinde de daha iyi bir Fenerbahçe'ye gelmişti. O yüzden sanki Abdullah Avcı gibi duruyor.


"Babel'in yazdığı şey kabul edilebilir değil"

Babel'in yazdığı şey kabul edilebilir bir şey değil, tabii ki ceza verilmeli ve özür dilemeli.