☰
✕

Bursa için akademik odadan kritik uyarı!

Jeoloji Mühendisleri Odası Güney Marmara Şube Başkanı Mehmet Yıldız, yağışlı dönemin başlamasıyla birlikte Bursa'da sel, taşkın ve heyelan risklerine karşı uyarılarda bulundu. Yıldız, riskli bölgelerin belirlenmesi ve gerekli önlemlerin alınması çağrısı yaptı.

Bursa’da kurak geçen dönemin ardından yağışlı mevsime girilirken, sel, taşkın ve heyelan riskleri yeniden gündeme geldi. Jeoloji Mühendisleri Odası Güney Marmara Şube Başkanı Mehmet Yıldız, iklim değişikliğinin etkisiyle olağan dışı yağışların artabileceğine dikkat çekerek, kent genelinde risk azaltma çalışmalarının hızlandırılması gerektiğini söyledi.

“DOĞAL OLAYLARIN AFETE DÖNÜŞMESİ VARDIR”

Doğa olaylarının tek başına afet olarak değerlendirilmemesi gerektiğini belirten Mehmet Yıldız, “Üzerinde yaşadığımız dünyamız 5 milyar yıl yaşındadır. Günümüze kadar geçen bu süreçte dünya yüzeyi dış dinamik ve iç dinamik olaylar ile şekillenmektedir. Bu olaylar bizleri etkilemediği sürece doğal olay olarak kalırlar. Ancak bu olaylar can ve mal kaybına, ekonomik ve sosyal kayıplara yol açarsa bunun adı afet olur. Doğal afet diye bir kavram yoktur, doğa olaylarının afete dönüşmesi vardır. Dünyada bu jeolojik ve meteorolojik olaylar 5 milyar yıldan beri tekrarlandığına göre; riskler belirlenir, toplumun bireyleri ve karar vericileri bilinçlendirilir, gerekli bilimsel önlemler alınırsa afeti engellemek ya da az zararla atlatmak mümkündür” dedi.

“YAĞIŞLI DÖNEMİN BAŞLAMASI BEKLENİYOR”

Kuraklık tartışmalarının yanı sıra yağışlı dönemin de yaklaşmakta olduğunu belirten Yıldız, “Son günlerde ‘kuraklık zirve yaptı’ söylemlerini tüm mecralarda sıkça duymaktayız. Mevsimsel döngü sebebi ile en kurak dönemdeyiz, aynı zamanda da bu durum yağışlı dönemlerin de başlaması beklenmektedir anlamına geliyor. Küresel ısınmanın da etkisi ile değişen iklim koşulları sebebi ile maalesef çok dikkatli olmamız gereken bir döneme giriyoruz. Sel, taşkın ve heyelan olaylarının bu dönemlerde sıkça yaşanması muhtemeldir” ifadelerini kullandı.

“HEYELAN VE KAYA DEVRİLMESİ RİSKİ GÖZ ARDI EDİLMEMELİ”

Aşırı yağışların yalnızca sel ve taşkınlara yol açmadığını belirten Başkan Yıldız, “Yağışların anında ve sonrasında bir tehlike de heyelan, devrilme ve kaya riskidir. Bu durumlar da göz ardı edilmeden takip edilmeli, vatandaşlarımızın can ve mal güvenliği sağlanmalıdır. Olağan dışı yağışların görüldüğü bu dönemlerde, tüm olasılıklar göz önünde bulundurularak en hızlı şekilde aksiyon alınmalıdır” diye konuştu…

“DERE YATAKLARINDA YAPILAŞMA YASAKLANMALI”

Dere yataklarında yapılan müdahalelerin taşkın riskini farklı bölgelere taşıyabileceğine dikkat çeken Mehmet Yıldız, “Dere yatağındaki her türlü yapılaşma yasaklanmalıdır. Vadiler boyunca sel, taşkın, küçük heyelan ve akmalar nedeniyle tehlike altında olan konutlar ve alanlar saptanıp gerekli önlemler alınmalıdır. Dere yataklarından bilinçsiz ve kontrolsüz olarak malzeme alınması engellenmelidir. Dere yataklarına yapılan müdahaleler başka alanlarda taşkına neden olmaktadır. Bu nedenle dere yataklarının daraltılmasından vazgeçilmeli, dere ıslah çalışmaları bölgede mevcut tüm dere yataklarında, kuru dere yatakları da dahil olmak üzere, en kısa zamanda başlatılmalıdır” dedi.

“BURSA İÇİN RİSK HARİTALARI HAZIRLANMALI”

Bursa’da heyelan, taşkın ve su baskını risklerinin ortaya konulması için kurumlar arasında koordinasyon sağlanması gerektiğini belirten Yıldız, “Valilik, yerel yönetimler, AFAD, DSİ, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı gibi kurumların işbirliği ile, ilgili akademik odalardan da destek alınarak acilen Bursa’da heyelan, taşkın ve su baskını gibi kuvvetli yer hareketlerine yönelik duyarlılık, tehlike ve risk dağılımını gösteren bölge haritalarını hazırlaması gerekmektedir. Bu çalışmalar kamuoyu ile paylaşılmalı, her bir birey farklı afet senaryoları için bilinçlendirilmelidir” şeklinde konuştu.

Mehmet Yıldız ayrıca, riskli bölgelerde standartlara uygun meteoroloji istasyonlarının kurulması, belediyelerde afet birimlerinin güçlendirilmesi ve 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planı çalışmalarında jeolojik ve jeoteknik verilerin dikkate alınması gerektiğini belirtti.