Bursa'da 'Katı Atık Tesisi' krizi!
Bursa Büyükşehir Belediye Meclisi'nde Batı Bölgesi Katı Atık Bertaraf Tesisi'nin Kayapa'da yapılmasına yönelik raporun oy çokluğuyla kabul edilmesi, bölge sakinleri tarafından tepkiye neden oldu.
Karar sürecinde kendilerine yeterince söz hakkı verilmediğini düşünen Kayapa, Kuruçeşme ve 30 Ağustos mahallelerinin muhtarları ile mahalle sakinleri, tesisin bölgedeki tarım alanlarına ve su kaynaklarına zarar vermesinden endişe duyuyor.
Daha bilimsel ve mantıklı alternatiflerin değerlendirilmesi gerektiğini savunan CHP Nilüfer İlçe Başkan Yardımcısı Talat Kızılaslan, “2016 yılında başlatılan bu süreci, buranın konumu mantıklı olmadığı için bugüne kadar engellemeyi başardık. Çünkü 800-900 metre rakımdaki bir dağ başına çöplük yapılması akla ve mantığa aykırıdır. Aradan geçen 10 yılda bölgedeki nüfus artışı ve çevresel etkiler tamamen değişti. Üstelik projenin ÇED raporunun süresi 2024 yılının Aralık ayında dolmuştur. Bu durum, meclisten geçen kararın ne kadar aceleye getirildiğinin, sivil toplum kuruluşlarının ve teknik eksikliklerin hiçe sayıldığının en açık göstergesidir. Biz sadece buraya yapılmasın da nereye yapılırsa yapılsın demiyoruz. ÇED raporunda da sunulan Karacabey Muratlı mevkisi gibi çok daha mantıklı seçenekler var. Orası hem otoban güzergahına yakınlığı, hem rakımının düşüklüğü, hem de orman arazisi olmayıp yoğun nüfusu etkilemeyecek olması nedeniyle bu işe çok daha uygundur. Büyükşehir Belediye Başkanımız Mustafa Bozbey de Muratlı aşamasında zaten önemli bir yol katetmişti. Ancak AK Parti kanadı, Hamitler’in vadesinin dolduğu gerekçesiyle yangından mal kaçırır gibi acele bir karar verme peşine düştü. İlk etapta projede olan yakma tesisinin sonradan çıkarıldığı söylense de yarın bir gün kurulmayacağının hiçbir garantisi yok. Çöp meselesi ayrı, yakma tesisi kurmak apayrı bir çevre felaketidir. Bu hatalı karardan bir an önce dönülmesini ve daha bilimsel araştırmalar ışığında, mantıklı bir alanda tesisleşmeye gidilmesini talep ediyoruz” ifadelerini kullandı.
“BU BİR ÇÖPLÜKTÜR VE KAYAPA’YA YAPTIRMAYACAĞIZ”
Projeye karşı tüm Nilüfer halkını birlik olmaya çağıran Nilüfer Kent Konseyi Mahalle Komiteleri Sorumlusu Sadık Emre Sakin de, “Öncelikle şuna bir açıklık getirmemiz gerekiyor; yetkililer katı atık depolama merkezi gibi süslü ifadeler kullanarak ‘çöplük’ demekten kaçınıyor ve biz bu kelimeyi kullanınca suçlu ilan ediliyoruz. Ancak net olalım, burası yerleşim yerlerinin tam dibine kurulmak istenen bir çöplüktür. Biz bu tesisi ne Kayapa’ya ne de Kuruçeşme’ye yaptıracağız. Bu karar sadece çevre mahalleleri değil, tüm Nilüfer’i etkileyecek. Daha önce Nilüfer Kent Konseyi Mahalle Komiteleri ve halkımızla birlikte Tahtalı ve Altınşehir’deki beton santrallerine nasıl müsaade etmediysek, bugün de muhtarlarımız ve mahalle komitelerimizle birlikte bu çöplüğe geçit vermeyeceğiz. Kentin doğasını, derelerini, göllerini ve barajlarını bilmeyen insanların iki imzasıyla 2016 yılının şartlarına göre alınan bir kararı, nüfusu katlanarak değişen 2026 yılında uygulayamazsınız, buna müsaade etmeyiz. Tüm Nilüferlileri kendi bölgesine ve yaşam alanlarına sahip çıkmaya davet ediyorum” dedi.
“BU ÇÖPLÜĞÜ KAYAPA’YA YAKIŞTIRAMIYORUZ”
Kayapa Mahallesi’nde yaşayan tek bir vatandaşın bile bu projeyi onaylamadığını vurgulayan Kayapa Mahallesi Muhtarı Ali İhsan Dengiz ise, “Mahalle sakinlerimize tek tek sordum; içlerinden bir kişi bile bu çöplüğü istemediğini net bir şekilde dile getirdi. Bundan 10 yıl önce, yani proje 2016 yılında meclisten ilk kez geçtiğinde Kayapa’nın nüfusu yaklaşık bin, 30 Ağustos Mahallesi’nin nüfusu ise 1500-2000 civarındaydı. Bugün ise Kayapa 6-7 bin, 30 Ağustos Mahallesi ise 30-35 bin nüfusa ulaştı. Yeni imara açılan alanlar hayata geçtiğinde bu bölgede en az 400 bin insan yaşayacak. Biz bu çöplüğü böylesine büyüyen ve gelişen Kayapa’ya yakıştıramıyoruz ve kesinlikle istemiyoruz. Belediye başkanlarımızdan ve meclis üyelerimizden bu kararı tekrar gözden geçirmelerini, tesisi daha uygun ve farklı bir yere taşımalarını rica ediyoruz. Kararın alındığı gün sesimizi duyurabilmek adına meclise kadar gittik ancak ne yazık ki orada da bize söz hakkı tanınmadı” ifadelerini kullandı.
“BURSA’NIN SUYUYLA KUMAR OYNANAMAZ”
30 Ağustos Zafer Mahallesi Muhtarı Halil Özçoban, “Buraya katı atık bertaraf tesisi diyorlar ama biz mahalle halkı olarak buranın bir çöplük olduğunu biliyoruz. Tesis için Orman Genel Müdürlüğü tarafından yaklaşık 1 milyon 826 bin metrekarelik bir alan için ön izin verilmiş durumda. Çöp uğruna böylesine devasa bir orman alanı feda edilemez. Üstelik bu bölge Bursa’nın su havzasının tam yanı başındadır; Doğancı ve Çınarcık içme suyu barajlarına yalnızca 9 kilometre mesafede yer almaktadır. Belediyenin kendi ÇED raporuna göre, tesis işletmeye açıldığında günde 1700 metreküpü bulan sızıntı ve atık su oluşacak. Hiçbir mühendislik, 30 yıl boyunca burası için sıfır sızıntı garantisi veremez. Kısacası Bursa’nın içme suyuyla kumar oynanmaktadır” diye konuştu.
”BÖLGEDEKİ TÜM YERLEŞİMLER ETKİLENECEK”
Tesisin konumu ve etki alanı hakkında uyarılarda bulunan Özçoban,” Tesisin en yakın yerleşim yerine olan uzaklığı sadece 1090 metre. Bu proje hayata geçerse 30 Ağustos Zafer Mahallesi, Kuruçeşme, Hasanağa, Çalı, Balkan, Kızılcıklı, Kurtuluş ve Görükle gibi çevre bölgelerde yaşayan herkes mahvolacak. Yaklaşık 30 kilometrelik bir çaptaki tüm insanlar bu durumdan doğrudan etkilenecek. Biz Hamitler halkının yaşadığı mağduriyete ve oradaki çöplüğün süresini doldurmuş olmasına tabii ki saygı duyuyoruz, oranın da temizlenmesini istiyoruz; ancak çözüm burası olmamalıdır. Bu tesis için çok daha uygun, yerleşim yerlerinden ve su havzalarından uzak başka bir alan bulunmalıdır” şeklinde konuştu.
“MECLİSTE SESİMİZİ DUYURAMADIK”
Kararın alındığı meclis toplantısında halkın sesini duyurmak istediklerini ifade eden Muhtar Özçoban, “Ben o gün mecliste söz alıp mahallelimiz adına konuşmak istedim. Ancak meclisin sadece siyasi parti temsilcilerinin konuşma yeri olduğunu söyleyerek bana söz hakkı verilmedi. Biz de bize gösterilen bu ilgisizlik karşısında meclisi terk ettik. Yetkililerden tek bir şey rica ediyoruz; ellerini vicdanlarına koysunlar ve empati yapsınlar. Eğer kendileri de çoluk çocuklarıyla, bebekleriyle ve yaşlılarıyla bu bölgede yaşasalardı, eminim bu projeye bizim gibi karşı çıkarlardı” diye konuştu.
“KİMYASAL ATIK DA GELECEK”
Tesisin içeriğine dair ciddi endişeler taşıdıklarını belirten Halil Özçoban, “Buraya sadece evsel atıkların geleceğini söylüyorlar ama bu doğru değil. Projenin detaylarına baktığımızda evsel atıkların yanı sıra endüstriyel kimyasal atıklar ve hastane atıkları da burada bertaraf edilecek. Hastane atığı demek, doğrudan hastalık ve mikrop demektir. Tüm bu tehlikeli maddeler burada işlenecek ve sonuçta çevreye zehir saçılacak. Üstelik önceki planlamalarda burada bir yakma tesisi kurulması da yer alıyordu. Depolama alanı yetersiz olduğu için bu atıkları başka türlü yok edemezler, eninde sonunda burada yakma işlemi de yapacaklar. Biz bölgemizde bu tehlikelerin hiçbirini istemiyoruz ve mücadelemizi sürdüreceğiz” diyerek sözlerini bitirdi.
“NEFESİMİZİ KESMESİNLER”
Kuruçeşme Mahallesi sakinlerinden Ramazan Karaman, yetkililerin “modern tesis” açıklamalarına inanmadıklarını belirterek, “Bu çöplüğün köyümüze yapılmasını kesinlikle istemiyoruz, doğaya çok ciddi zararları var. Zamanında taş ocakları kurulurken de bize benzer sözler verilmişti; ancak bugün o ocaklar etrafa toz saçıyor ve hiçbir önlem alınmıyor. Bu çöplük projesinde de aynısının olacağını biliyoruz. Bölgeye arıtma tesisi geldi, barajlar var, mahallemiz artık çok genişledi. Doğanın yok olmasına üzülüyoruz, geleceğimize bir yeşil alan bırakamayacağız. Biz bu mahallede nefes almak istiyoruz; taş ocaklarından sonra bu tesisle de nefesimizi kesmesinler, projeye tamamen karşıyız” şeklinde konuştu.
kaynak:Olay.com