Bursa'da 5 kuşaktır devam eden meslek!
İnegöl'de 145 Yıllık Fıçıcılık Geleneği Dededen Toruna Yaşatılıyor Bursa'nın İnegöl ilçesinde yaklaşık 145 yıldır aynı aile tarafından sürdürülen fıçıcılık mesleği, beşinci kuşağa ulaştı.
Erdoğan Erkuş’un çocuk yaşlarda babasının yanında öğrenmeye başladığı zanaat, bugün oğulları ve torunu tarafından yaşatılıyor. Her biri özenle seçilen ağaçlar, ateş ve ustalıkla şekillendirilerek geleneksel yöntemlerle fıçıya dönüşüyor.
145 yıllık gelenek, geleceğe taşınıyor
İnegöl’de bir atölyede yükselen her çekiç sesi, yaklaşık bir buçuk asırlık bir hikâyenin izlerini taşıyor. Romanya’dan Türkiye’ye uzanan, dededen toruna aktarılan fıçıcılık geleneği, Erkuş ailesinin ellerinde beşinci kuşağa ulaştı. Geleneksel yöntemlerle seçilen ağaçların ateşle şekillendirildiği atölyede, yalnızca fıçı değil, 145 yıllık bir zanaat kültürü de geleceğe taşınıyor. Ailenin üçüncü kuşak temsilcisi 81 yaşındaki Erdoğan Erkuş, çocuk yaşlarda babasının yanında başladığı mesleği yaklaşık 70 yıldır sürdürüyor. Ellerinde yılların emeğinin izlerini taşıyan kesik ve yaraları ise usta için geçmişten kalan acı değil, tatlı hatıralar.
“Babamın zoruyla mesleği öğrendim”
Fıçıcılığa nasıl başladığını anlatan Erdoğan Erkuş, mesleği babasının yanında öğrendiğini belirterek, “Bu mesleğe 1956-57 yıllarında başladım. Babamın zoruyla, bisikletin arkasında beni dükkâna getirip götürmesiyle bu mesleği öğrendim. Allah bin kere razı olsun. Ellerimde çeşitli kesikler, yaralar var. Ama bunlar benim için tatlı şeyler. Bunlara baktıkça eskileri anımsıyorum” dedi.
Romanya’dan İnegöl’e uzanan zanaat
Erkuş ailesindeki fıçıcılık geleneğinin geçmişi, Romanya’dan Türkiye’ye göç eden büyük dedeye kadar uzanıyor. Erdoğan Erkuş, ailesinin meslek geçmişini şu sözlerle anlattı: “Babamdan önce dedem Romanya’dan Türkiye’ye göç etmiş. Bursa’da bir padişahın yanında çalışmış. Daha sonra çeşitli mesleklerde bulunmuş. Ancak baba mesleği, dede mesleği ve dedesinin dedesinden kalan fıçıcılığı bırakmamış. O dönemde bu işi yapan çok az olduğu için yaptığı fıçılara büyük rağbet olmuş.”
“Gece gündüz fıçı yaptılar”
Ailede mesleğin sonraki kuşaklara aktarılmasıyla birlikte üretim de hız kazandı. Özellikle turşu, zeytin, şalgam ve çeşitli gıda ürünlerinin saklanmasında kullanılan fıçılara olan talep nedeniyle atölyede gece gündüz çalışıldı. Erdoğan Erkuş, “Babam 1923 yılında doğdu. Yaşı geldiğinde dedemin yanına girip mesleği A’dan Z’ye öğrendi. Turşu fıçısı, zeytin fıçısı, şalgam fıçısı ve çeşitli gıda ürünleri için fıçılar yapıyorlardı. O dönem rağbet çok olduğu için gece gündüz çalışmışlar” diye konuştu.
Dördüncü kuşak da bayrağı devraldı
Erdoğan Erkuş’tan mesleği devralan oğlu Orhan Erkuş ise ailenin dördüncü kuşak temsilcisi oldu. 1995 yılında askerden döndükten sonra babasının yanında çıraklık yapmaya başlayan Orhan Erkuş(53) yıllar içerisinde mesleğin tüm inceliklerini öğrendi. Erkuş, “Dördüncü kuşak olarak bu fıçı mesleğini yapıyoruz. Babalarımızdan, atalarımızdan gelen bir meslek. 1995’te askerden geldikten sonra, 22 yaşında babamın yanında çıraklığını yaptım. Babam sağ olsun, mesleğin bütün detaylarını öğretti. 145 yıldır bu meslek ailemizde gelenek haline geldi” dedi.
Her ağaçtan fıçı olmuyor
Fıçı yapımının en önemli aşamalarından biri ise kullanılacak ağacın doğru seçilmesi. İnegöl ve Türkiye’nin farklı bölgelerinden temin edilen keresteler, ustaların gözünden geçirilerek tek tek seçiliyor. Her kerestenin fıçı yapımına uygun olmadığını belirten Orhan Erkuş, üretim sürecini şöyle anlattı: “Kerestelerimizi İnegöl civarından ve Türkiye’nin farklı bölgelerinden tedarik ediyoruz. Her tahta fıçı olmuyor. Kerestelerin içerisinden özenle seçim yapıyoruz. Daha sonra işlemlerini gerçekleştiriyoruz. Ardından içeride ateş yakarak geleneksel yöntemlerle fıçıyı büküyoruz ve bombeli şeklini veriyoruz.”
Beşinci kuşak da atölyede
Yaklaşık bir buçuk asırlık geleneğin sona ermesini istemeyen aile, şimdiden beşinci kuşağı yetiştiriyor. Ailenin beşinci kuşak temsilcisi ise 21 yaşındaki üniversite öğrencisi Eren Erkuş. Bir yandan eğitimini sürdüren Eren Erkuş, diğer yandan dedesi, babası ve amcasının yanında mesleğin inceliklerini öğreniyor.
“21 yaşındayım, üniversite öğrencisiyim. Aynı zamanda burada bu işin çıraklığını yapıyorum. Bu meslek 145 yıl önce dedemin dedesinden kalmış. Dedem bu mesleği bizlere öğretiyor. Babamın ve amcamın yanında öğrenmeye çalışıyorum.”
Ağacın kokusuyla büyüyor
Atölyede çocukluğundan bu yana ağacın kokusuyla iç içe olan Eren Erkuş, fıçı üretiminin her aşamasını öğreniyor.
“Marmara Bölgesi’nde yetişen ağaçlarla uğraşıyorum. Burada o ağacın kokusunu alarak çalışıyorum. Artık buna alıştım ve hoşuma gidiyor. Öncelikle ağaçları özenle seçiyoruz. Çünkü her ağaçtan fıçı olmuyor. Ağaçları seçtikten sonra onları fıçı yapılabilecek hale getiriyoruz. Ardından ateşimizi yakıyoruz ve fıçıyı kıvırmaya başlıyoruz.”
“Bu meslek artık bizim geleneğimiz”
Yaklaşık 145 yıllık zanaatı gelecek nesillere aktarmak istediğini belirten Eren Erkuş, “Unutulmaya yüz tutmuş bu mesleği, bu zanaatı biz devam ettirmeye çalışacağız. Çünkü artık bizde bir gelenek oldu. Ben beşinci kuşağım, babam dördüncü kuşak, dedem üçüncü kuşak. İnşallah bu böyle benden sonraki nesillerde de devam edecek” dedi.