Borsa yatırımı bağımlılık mı? Tehlikeli sınır!
Borsada yatırım yapmak ile sürekli kazanç peşinde koşarak kontrolü kaybetmek arasındaki sınır, kişinin yatırım aracıyla kurduğu ilişkiye göre değişebiliyor. Sürekli ekran kontrolü, hızlı kazanç beklentisi ve kayıpları telafi etmek için daha fazla risk alma davranışı bağımlılık açısından uyarıcı olab...
Borsa, bilgi ve analize dayalı olarak uzun vadeli bir yatırım amacıyla kullanılabileceği gibi, kişinin bu araçla kurduğu ilişkiye bağlı olarak davranışsal bağımlılık riskini de beraberinde getirebiliyor. Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Taha Can Tuman, yatırım ile bağımlılık arasındaki temel farkın kişinin yatırım aracını kullanma biçiminde ortaya çıktığını belirterek, hızlı kazanç beklentisi, sürekli takip etme ihtiyacı ve kayıpları telafi etmek için daha fazla risk alma davranışlarının önemli uyarı işaretleri olduğunu söyledi.
BORSADA HER YATIRIM YAPAN BAĞIMLI DEĞİL
Borsanın, forex ve fonlar gibi bir yatırım aracı olduğunu belirten Doç. Dr. Tuman, 'Yatırım daha çok sabır gerektiren, bilgi gerektiren ve analiz gerektiren bir süreç. Böyle olduğunda, bilgiye dayandığında, analize dayandığında ve uzun vadeli olduğunda bunun bir yatırım olduğunu söyleyebiliriz' dedi. Borsaya yatırım yapan herkesin bağımlı olarak değerlendirilemeyeceğini vurgulayan Doç. Dr. Tuman, 'Burada bunu belirleyen bizim bu yatırım aracıyla olan ilişkimiz. Bizim onunla ilişkimiz bir davranışsal bağımlılık örüntüsü gösteriyorsa, uzak kaldığımızda huzursuzluk hissetme ve daha çok kısa vadede bir ödül beklentisi devreye giriyorsa burada bir bağımlılıktan söz edilebilir' ifadelerini kullandı.
HIZLI KAZANÇ BEKLENTİSİ RİSKİ ARTIRIYOR
Yatırımın bağımlılığa dönüşmesinde kontrol kaybının önemli bir gösterge olduğunu belirten Doç. Dr. Tuman, 'Eğer biz bir yatırım yaptığımızda bunu sürekli, anlık bir şekilde kontrol etmeye ihtiyacı hissediyorsak ve çok kısa zamanda yüksek bir ödül beklentisi içine giriyorsak, kayıpları telafi etmek için daha yüksek miktarlarda oynama ve kısa vadede çok büyük miktarda kazanma beklentisi gibi durumlar varsa burada bunun artık bir yatırımdan çıkıp bir bağımlılığa dönüştüğünü söyleyebiliriz' diye konuştu. Telefonlar üzerinden yatırım araçlarına günün her saati ulaşılabilmesinin de bu riski artırabileceğini belirten Doç. Dr. Tuman, özellikle sürekli kontrol etme ihtiyacı ve kayıpların ardından yeniden işlem yapma isteğinin dikkate alınması gerektiğini söyledi.
TELAFİ ÇABASI DAHA BÜYÜK KAYIPLARA YOL AÇABİLİR
Kayıpların ardından kişinin daha fazla risk almasının bağımlılık döngüsünü güçlendirebileceğini ifade eden Doç. Dr. Tuman, 'Kayıpları telafi etmek için daha fazla risk alma davranışı gösterilebilir. Bu da daha büyük kayıplara yol açabilir' dedi. Bu süreçte kişinin 'çok kaybettim, bundan sonra kazanmam gerekiyor' veya 'artık bu işi çözdüm' gibi düşüncelere kapılabileceğini belirten Doç. Dr. Tuman, 'Tekrar oynadığında kazanacağına dair bir bilişsel çarpıtma oluyor. 'Birçok sefer kaybettim, bundan sonra kazanmam gerekiyor' veya 'artık kaybede kaybede kazanmayı öğrendim' gibi bir bilişsel çarpıtma oluyor' ifadelerini kullandı. Bu düşüncelerin daha fazla risk almaya ve borçlanarak yeniden yatırım yapmaya kadar ilerleyebileceğini belirten Doç. Dr. Tuman, kısa vadeli kazanç beklentisinin kişiyi daha büyük kayıplarla karşı karşıya bırakabileceği uyarısında bulundu.
AİLE VE İŞ HAYATI DA OLUMSUZ ETKİLENEBİLİYOR
Kontrol kaybıyla birlikte devam eden finansal kayıpların kişinin yaşamının farklı alanlarını da etkileyebildiğini belirten Doç. Dr. Tuman, 'Çok büyük kayıplar yaşayabileceğimiz bir bağımlılık sürecine girebiliriz. Bu da sonuçta aile ilişkilerinde bozulma, iş hayatında veya akademik hayatta performansta düşme ve depresyon belirtilerinin ortaya çıkmasına neden olabilir' dedi. Depresif belirtilerin bu tür süreçlere sıklıkla eşlik edebildiğini ifade eden Doç. Dr. Tuman, finansal kayıpların aile ilişkilerini ve iş yaşamını da olumsuz etkileyebileceğini belirterek, çok ağır kayıpların bazı kişilerde intihar düşünceleri ve davranışlarıyla da ilişkili olabileceğini vurguladı.