Akdeniz'de büyük çekişmenin perde arkası

Türk kamuoyunun dikkati günlerdir Akdeniz'deki gerilime çevrilmiş durumda. Yunanistan'ın geçen hafta Mısır'la imzaladığı 'Münhasır Ekonomik Bölge' anlaşmasının yol açtığı tepkilerin ardından Türkiye'nin Oruç Reis sismik araştırma gemisini savaş gemilerinin eşliğinde Doğu Akdeniz'in ortasına göndermesiyle birlikte patlak veren gerilim iyice tırmanmış bulunuyor.

Doğu Akdeniz’de keşfedilen hidrokarbon kaynakları, özellikle de doğalgaz rezervleri, bölgenin içinde bulunduğumuz yüzyılda bu denize kıyıdaş ülkeler arasında önemli bir paylaşım mücadelesine sahne olacağına işaret ediyor.

Denizdeki yetki alanlarının sınırları üzerinde patlak veren anlaşmazlıkları yazımızı tamamlayan harita üzerinden açıklamaya çalışacağız. Bu haritada yer alan bir kısmı düz, bir kısmı farklı renklerdeki kesik çizgiler Akdeniz’deki aktörlerin denizdeki yetki alanlarının sınırlarını nasıl tanımladıklarını, bu alanların kapsamını ne kadar genişletmeye çalıştıklarını gösteriyor.

Akdeniz’deki deniz yetki alanları bazı bölgelerde ikili anlaşmalarla düzenlenmiş durumda. Üçüncü bir ülkeden itiraz gelmediği sürece bu sınırlar geçerli kabul ediliyor. Ancak üçüncü bir ülke karşı çıktığı noktada anlaşmayla çizilen sınırlar da ister istemez bir anlaşmazlığın konusu haline geliyor. Örneğin, Türkiye-Libya anlaşması Yunanistan ve Mısır’ın itirazıyla karşılaşıyor. Benzer şekilde, Türkiye de son Yunanistan-Mısır anlaşmasını tanımadığını söylüyor.

Bir de ikili anlaşmaların dışında kalan, ülkelerin tek taraflı beyanlarıyla ortaya koydukları, Birleşmiş Milletler’e bildirimde bulunarak kayıt altına aldıkları, bu yönüyle daha çok bir hak iddiasını gösteren sınırlar var. Bu şekildeki bildirimler, bir bakıma gelecekte yapılacak nihai çözüme ilişkin müzakereler öncesinde tarafların maksimalist düzeydeki müzakere pozisyonlarını anlatmış oluyor.

BAŞLAMA VURUŞU RUMLARDAN
Şimdi Doğu Akdeniz’deki tabloya yakından bakalım.

* Kıbrıs Rum Yönetimi’nin (KRY) 2003 yılında Mısır’la ‘Münhasır Ekonomik Bölge (MEB) Anlaşması’ imzalaması bir ilk oldu. KRY, ardından AB’ye tam üye olduğu 2004 yılında batıda 250 kilometreye kadar genişleyen bir MEB ilan ederek Akdeniz’de önemli bir hak iddiası ortaya attı. KRY, bunu izleyen dönemde 2007’de Lübnan’la ve 2010’da İsrail ile MEB anlaşmaları imzaladı. KKTC bu anlaşmaları tanımıyor. KKTC’nin sismik araştırma faaliyeti için ruhsat verdiği bölgelerle KRY’nin ruhsatlı parselleri birçok yerde çakışıyor. (Haritada beyaz kesik çizgiler KRY’nin Akdeniz’deki MEB iddiasının sınırlarına işaret ediyor.)

* Türkiye’nin de 2011 yılında KKTC ile imzaladığı bir ‘Kıta Sahanlığı Anlaşması’ var. (Haritada sarı çizgi üzerinden giden A-B hattı.) Bunun dışında geçen kasım ayında Türkiye ile Libya arasında deniz yetki alanlarının sınırlanmasına ilişkin bir anlaşma imzalandı. (Haritada E-F hattı.)

YAZININ TAMAMINI OKUMAK İÇİN TIKLAYINIZ