Erhan ARDA

Erhan ARDA

EİNSTEİN İLE ZAMANDA YOLCULUK, UMBERTO ECO İLE BİLGİLER ARASI YOLCULUK

06 Mart 2018 - 13:15 - Güncelleme: 07 Mart 2018 - 09:51


“Zamanda yolculuk” en azından güncel yaşamda, uygulamayı ve gerçekleştirmeyi başaramadığımız bir olay.  Bilim insanları ve özellikle fizikçiler zamanda yolculuk ile ilgileniyorlar. Böyle bir kazanım gerçekleşirse acaba dünya neler kazanır neler kaybeder, koskocaman bir bilinmez durum. Bu iş en başta tek elde mi toplanacak ya da rakipler olacak mı? Bu hizmet halka sunulacak mı? Yoksa seçkinler mi ayrıcalıklı (imtiyazlı)olarak sahip olacaklar? Zamanda geriye ya da ileriye gidildiğinde bilgiler de bizimle beraber geriye(geçmişe) veya ileriye (geleceğe) gider mi (taşınacak mı)? Zamanlar arası yolculuğu sahip olduğumuz bilgiler ile mi gerçekleştireceğiz? Ya da bu bilgileri de transfer edecek araçları da transfer edebilecek miyiz? Bu sayede geçmiş eylemleri değiştirebilecek miyiz? Geçmiş eylem değişirse, gelecek sonuç da değişecek mi? Kontrol kimde?  Gibi sorular bile bir sorun oluşturmaya yeter. Bu sorular üzerine daha birçok soru ekleyebileceğinizden eminim. Konuyla ilgili en basit karmaşa ve merak, sadece bu düşüncelerde dahi oluşuyor.

                Ünlü fizikçi Einstein'ın zaman ve mekan algısına getirdiği farklı formüller yanında anlambilime yaptığı katkı,  zaman  ve mekan  arasındaki  ayrıma  hücum  etmesiydi. Belki  de bir zaman gelecek, bu ikisinden dilimizdeki ayrı ayrı unsurlar olarak bahsetmeyeceğiz. Akıl ile beden, amaç ile araç, madde ile ruh, vs. arasındaki  geleneksel  ayrımlar,  bu  yüzyılda  eskisinden  daha  zayıf görünüyor.  Anlambilim incelemesi, insanların kelimelere ve diğer sembollere nasıl karşılık verdiklerinin incelenmesidir. Sonuçta her şey gelerek bilgiye dayanıyor.

Bilgi üretim merkezlerine örnek olarak ben; insan beyni, üniversite ve yeni uğraş unsuru yapay zekayı söyleyebilirim. Bunlar dışında da sayılabilecek birçok şey var. Yapay zekayı üretenler, yapay zekanın içine koydukları veri, kodlar ile bu bilgi işleme ve üretme merkezinin (yapay zeka ile) aracılığı ile yeni bilgiler ve eylemler oluşturuyorlar. Fakat öncesinde kodların verilmesi ve yapay zekanın konumlandırıldığı bilgisayar, cep telefonu vs. yapay zekayı kabul edecek, içinde barındıracak ve onun ile hareket edecek herhangi bir aracın imal edilmesi gerekiyor. Bir iktisatçının dediği gibi bilgi maliyetlidir.

İnsanlık günümüzdeki varlığa ancak geçmiş zamanlardan sonra ulaştı. Geçmiş zamanın meyveleri şu anda iyi ya da kötü olarak toplanıyor. O halde özet ile demek istediğim şu: “Geçmiş günümüzü oluşturuyorsa geçmiş önemlidir. Biz her zaman geleceği etkileyen, geçmiş olacak şeyleri oluşturuyoruz.” Geçmişteki kodlar ve yüklenmelerin önemi artık her alanda çok daha iyi anlaşılıyor.

Örnek verelim: Yapay zeka kontrolü ile oluşturulmuş bir buğday üretim planında herhangi bir yetersiz veri, kod veya yanlışlık, eksik ya da sağlıksız üretime neden olursa insanların beslenme ve sağlıkları etkilenecektir. Burada yapay zekaya yapılan veri ve kod yüklemeleri önem kazanıyor. Yapay zeka da geçmişe muhtaç. Ancak geçmişteki doğru bilgiler bizi aydınlatır. Doğru ve kemal bilgi önünde eğiliyorum ve hatta saygı ile yere kapaklanıyorum.

Mitolojik hikayeler nedensiz, anlamsız ve absürddürler veya öyleymiş gibi görünürler, ancak buna rağmen dünyanın her yerinde yeniden boy gösterirler. Zihnin herhangi bir yerdeki "tuhaf' yaratımı biricik olacaktır, aynı yaratımı tamamen farklı bir yerde bulamazsınız. Günümüz bilimi, çağdaş bilimin duyu verilerini, bir anlamı ve doğruluğu olan, açıklanabilen şeyler olarak bilimsel açıklamalara giderek daha fazla dahil etmektedir. Kısacası günümüz de mitoloji bize gerçekleri algılamada gereklidir.

Edebiyatçı üstat Borges’in dediği gibi “edebiyatın başında da mitos vardır, sonunda da mitos vardır.”  Biz, bilgiler, çağrışım kodları ile her daim gerçekliği anlamaya (idrak etmeye) çalışırız. Bu sebeple idrakin mutluluğu, duygunun mutluluğundan üstündür. Geçmişin kodlarını arayan geçmişten bize arayıp bulan ve bilgi getiren, bilgiler arası gezmenlerden bir tanesi Umberto Eco’dur. Ülkemizin en güzide yayınevlerinden birisi ve bizlere bilgi aktarım merkezlerinden en önemlilerinden olan Alfa yayınevinin çok yakında yayınladığı Umberto Eco’nun “Antik Yunan” adlı eserini inceledim.

Eserde Roma’da hukukun gelişirken neden antik Yunan’ da felsefe, edebiyat, düşünce, görsel sanatlar, mitolojinin geliştiğini ustanın dilinden anlattıklarıyla bilgide yolculuk ederek, öğrendim.

Antik Yunan bizim zamanımızdan çok geri çağlarda kaldı. Her ne kadar zamanda yolculuk yapamasak da oysa bilgi arkeoloğu, dünyayı kazıp, eşeleyen, bilgiler arası seyyah, üstat Umberto Eco  o çağı  bize yaşatmak istiyor. Kendi özgünlüğünde ve ustalığında, kendisinin gördüğünü, bizlerinde görmemizi istediği bakış açısıyla, seçkin bilgiler ile hazırlayıp sunduğu kitabı “Antik Yunan”da bizi o çağa transfer ediyor.  “Antik Yunan” müthiş bir kitap.

Yeni ufuklar açılması dileklerimle.

Son Yazılar