<rss version="2.0" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:image="http://purl.org/rss/1.0/modules/image/" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/">
  <channel>
    <title>Haber16 - Bursa Haberleri ve Son Dakika Haberler, Haber - Siyaset</title>
    <description>Bursa ile ilgi son dakika bursa güncel haberleri ve Türkiye gündemine ait en son haberleri, gündemdeki sıcak gelişmeler ile bursa haberleri haber16.com&#39;da.</description>
    <link>https://www.haber16.com</link>
    <atom:link href="https://www.haber16.com/xml/rss_google.php?KatId=11" rel="self" type="application/rss+xml" />    
<item>
		   <title>TBMM Genel Kurulu&amp;#39;nda, &amp;#39;Terör&amp;#39; tartışması</title>
           <guid isPermaLink="true">https://www.haber16.com/tbmm-genel-kurulu-nda-teror-tartismasi/1733255/</guid>
		   <description>Aliekber METE/ ANKARA, (DHA)- TÜRKİYE Büyük Millet Meclisi (TBMM) Genel Kurulu&amp;#39;nda, DEM Parti ve İYİ Parti arasında, &amp;#39;Terör&amp;#39; tartışması yaşandı</description>
           		   <content:encoded><![CDATA[<p>
<img src="https://www.haber16.com/images/haberler/2026/06/tbmm-genel-kurulu39nda-39teror39-tartismasi_2.jpg" />
 TÜRKİYE Büyük Millet Meclisi (TBMM) Genel Kurulu&amp;#39;nda, DEM Parti ve İYİ Parti arasında, &amp;#39;Terör&amp;#39; tartışması yaşandı. TBMM Genel Kurulu, uzman er ve erbaşlarla ilgili düzenlemeleri de içeren, &amp;#39;Uzman Erbaş Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi&amp;#39; görüşmek üzere Meclis Başkanvekili Tekin Bingöl başkanlığında toplandı. Genel Kurul&amp;#39;da gündem dışı konuşmalar, milletvekillerine verilen 1&amp;#39;er dakikalık konuşmaların ardından grup başkanvekillerinin Türkiye gündemi ile ilgili açıklama yaptığı bölüme geçildi. Bu bölümde söz alan İYİ Parti Grup Başkanvekili Uğur Poyraz, &amp;quot;Şehit kanıyla sulanmış bu aziz vatanda, bu topraklarda Türkiye Cumhuriyeti Devletini ve anayasal düzeni ortadan kaldırmak için kurulmuş PKK terör örgütünü kuran, yöneten, hala yöneten ve infaz emirleri vermiş terör hükümlüsüne özgürlük mitingi nasıl yapılabilir? Birinci sorum bu. İki; bir katil, bir cani terör örgütü yöneticisi bu cümleleri nasıl sarf edebilir? Şimdi buradan sesleniyorum; isminin önünde Türkiye Cumhuriyeti Devletinin cumhuriyet savcısı olan her bir meslektaşıma sesleniyorum; Atın üzerinizdeki ölü topraklarını. Peygamber postunda oturan Türk hâkimlerine sesleniyorum; Mahkemeler kadıya mülk değil, ettikleri yeminlere sadık kalsınlar. Hepinizin mi yerini değiştirebilecekler, hepinizle mi ilgili soruşturma açacaklar?&amp;quot; ifadelerini kullandı.&amp;#39;HUKUKÇUYSANIZ BARIŞI SAVUNURSUNUZ&amp;#39;Ardından söz alan DEM Parti Grup Başkanvekili Sezai Temelli, sürecin 15 ay boyunca devam ettiğini belirterek, &amp;quot;Bu sürece kimsenin gerçek ve samimi anlamda destek vermediğini görüyoruz; bırakın destek vermeyi, adeta &amp;#39;süreç yürümesin&amp;#39; diye bir hamasetin, bir dilin, bir şiddet dilinin burada hakim olduğunu görüyoruz. Oysa esas şiddet, işte, gelendedir, esas şiddet Orta Doğu&amp;#39;da halkları birbirine kırdırandadır, esas şiddet bu ülkeye bunu dayatandadır. Oysa biz hala geçmişin bilançolarıyla, geçmişin vakalarıyla bu siyaseti burada var etmeye çalışıyoruz. Hayır, biz barışmalıyız, barışa ihtiyacımız var. Biz barışamadığımız için NATO geliyor, biz barışamadığımız için bize bu gömleği biçiyorlar. Biz bu barışı var etmeye çalışıyoruz. O yüzden Abdullah Öcalan&amp;#39;ın 27 Şubat 2025&amp;#39;te atmış olduğu adım çok kıymetli bir adımdır, emperyalizme karşı bir adımdır, halkların barışı için atılmış bir adımdır, &amp;#39;bir hukuk devletini, demokrasiyi var edelim diye atılmış bir adımdır. &amp;#39;Hep birlikte yapalım&amp;#39; diye ortak vatanda bir demokratik cumhuriyetin arayışıdır. Şimdi, siz buna karşı çıkacaksınız, şimdi hala geçmişin acıları üzerinden siyaseti var etmeye çalışacaksınız, sonra da hukukçu olarak hakimlere, savcılara talimat vereceksiniz; yok öyle bir şey. Hukukçuysanız hukuk devletini savunursunuz, hukukçuysanız barışı savunursunuz. Gereğini işte tam da siyaset olarak burada yaparsınız&amp;quot; diye konuştu. &amp;#39;BEYANLARIN TAMAMI TÜRKİYE CUMHURİYETİ DEVLETİNİ AŞAĞILAMA SUÇUDUR&amp;#39;İYİ Partili Poyraz, DEM Partili Temelli&amp;#39;ye cevap olarak, &amp;quot;Sayın Grup Başkan Vekili konuşmama atıf yaparak hukukçu olmamdan da kaynaklı bu sürece nasıl yaklaşmam gerektiğini söyledi. Hemen konuşmasının içerisinde de emperyalizme olan duruşunu ifade etti. Şimdi, &amp;#39;emperyalizme olan duruş&amp;#39; deyince aklıma benim şey geliyor; PKK terör örgütü, PYD/YPG, SDG neyse; bu 3 harfli bütün terör örgütlerinin silahını, ekipmanını temin eden Amerika Birleşik Devletleri. Sanıyorum onların da kutsadıkları, her konuşmalarında referans aldıkları İmralı&amp;#39;da şu an terör hükümlüsü olan Abdullah Öcalan&amp;#39;ın kurduğu örgüt PKK, dolayısıyla bunun alt kolları bu diğerleri; bunların silahını, parasını, her şeyini tedarik eden bu emperyal güçler. Ben zaten bu süreçlerin hepsine bir hukukçu olarak bakıyorum. Bu beyanların tamamı Türk Ceza Kanunu 301&amp;#39;e göre Türk milletini ve Türkiye Cumhuriyeti devletini aşağılama suçudur, bir meydan okumadır&amp;quot; dedi. &amp;#39;YASAL BİR MİTİNG YAPILMIŞTIR&amp;#39;DEM Partili Temelli ise İYİ Partili Poyraz&amp;#39;ı muhatap almadığını ve bu nedenle Meclis Başkanvekili Bingöl&amp;#39;e söz hakkı verdiği için eleştirilerde bulundu. Temelli, &amp;quot;Ortada bir suç yoktur, yasal bir miting yapılmıştır, bu mitingde dile getiren şeyler içinde hiçbir tehdit de yoktur, tam tersine sürece dair görüş ve öneriler vardır. Türkiye&amp;#39;de 4 ilde yapılmış; 27&amp;#39;sinde Van&amp;#39;da ve Mersin&amp;#39;de, 28&amp;#39;inde İstanbul&amp;#39;da ve Amed&amp;#39;de yapılmış mitingler; on binlerce insan katılmış ve barış iradesini çok net bir şekilde ortaya koymuştur. Dolayısıyla, bundan rahatsız olanların bu türden saldırılarını da tabii anlıyoruz ama mesele, bugün için konuştuğumuz mesele başka bir meseledir. Buna odaklanmamız gerekirken burada hala kalkıp kısır polemikler içinden siyaset yapma çabalarını da anlıyoruz. Bu çünkü siyasetin sefaletinden başka bir şey değildir&amp;quot; değerlendirmesinde bulundu. &amp;#39;GEREĞİNE KATLANACAKSINIZ&amp;#39;Meclis Başkanvekili Bingöl, İYİ Partili Poyraz&amp;#39;a sataşma olmadığı için söz vermezken Poyraz ise &amp;#39;hukukçu kimliği üzerinden laf söylendiğini&amp;#39; ifade ederek yeniden söz talep etti. DEM Partili milletvekilleri söz verilmemesi için talepte bulunurken Poyraz, &amp;quot;Şimdi bu mitingde katliam sorumlusu PKK terör örgütü yöneticisi Çetin Arkaş, &amp;#39;Dönüp dolaşıp pişmanlık yasasına geleceksiniz, dönüp bize bakın, meydandaki on binlere bakın bizde pişman olmuş bir hal var mı?&amp;#39; diyor. Bunu Kürt halkı adına söylemiyor, Kürtlere yönelik söylemiyor. Bunu teröristler adına söylüyor. Bunu eğer önemsemiyorsanız ve bunu kabul ediyorsanız bunu itiraf edeceksiniz, bunun da gereğine katlanacaksınız&amp;quot; ifadelerini kullandı. BİRLEŞİME ARA VERİLDİPoyraz&amp;#39;ın sözlerinin ardından İYİ Parti ve DEM Partili milletvekilleri arasında karşılıklı sataşmalar yaşandı. Gerginliğin sürmesi üzerine Meclis Başkanvekili Bingöl, birleşime 10 dakika ara verdi. Aranın ardından Genel Kurul yeniden toplandı. Genel Kurul&amp;#39;da kanun teklifinin tümü üzerine görüşmeler sürüyor. DHA</p>]]></content:encoded>
		   <pubDate>Tue, 30 Jun 2026 23:47:03 +0300</pubDate>
		   </item>
			<item>
		   <title>Cumhurbaşkanı Erdoğan: Bizim tarihimizde ne soykırım vardır ne katliam vardır</title>
           <guid isPermaLink="true">https://www.haber16.com/cumhurbaskani-erdogan-bizim-tarihimizde-ne-soykirim-vardir-ne-katliam-vardir/1733240/</guid>
		   <description>Aybala MELEK/ ANKARA, (DHA)- CUMHURBAŞKANI Recep Tayyip Erdoğan, &amp;quot;Ellerinde çoğu çocuk ve kadın 73 bin masum Gazzelinin kanı olan cinayet şebekesinin ülkemizle ilgili iftiralarını zerre kadar kale almıyoruz</description>
           		   <content:encoded><![CDATA[<p>
<img src="https://www.haber16.com/images/haberler/2026/06/cumhurbaskani-erdogan-bizim-tarihimizde-ne-soykirim-vardir-ne-katliam-vardir.jpg" />
 CUMHURBAŞKANI Recep Tayyip Erdoğan, &amp;quot;Ellerinde çoğu çocuk ve kadın 73 bin masum Gazzelinin kanı olan cinayet şebekesinin ülkemizle ilgili iftiralarını zerre kadar kale almıyoruz. Bizim tarihimizde ne soykırım vardır ne katliam vardır ne zulüm ne de sömürgecilik vardır. Bizim binlerce yıllık şanlı tarihimizde sadece adalet ve merhamet vardır&amp;quot; dedi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kabine Toplantısı&amp;#39;nın ardından açıklamalarda bulundu. Erdoğan, &amp;quot;Bundan 32 yıl önce Türksat-1B uydusu ile başlayan uzay maceramız bugün hayal dahi edilemeyecek seviyelere geldi. İnançla, azimle, emekle çalışarak her cümlesi bilgi, tecrübe ve alın teriyle yazılmış tarihi bir başarı hikayesine imzamızı attık. 32 yıllık bu mücadelenin her aşaması aslında ülkemizde eser ve hizmet siyasetinin hangi engeller aşılarak yürütüldüğünün de hikayesidir. Hatırlarsanız Türksat 3A uydusunu 2008 yılında uzaya fırlattığımızda birileri hep yaptıkları gibi mütekebbir bir eda ile yine bize sataşmışlardır. Projeyi küçümseyerek projede eksik, hata, kusur arayarak aslında nasıl bir zihin dünyasına sahip olduklarını da göstermişlerdi. O gün eleştirilen uydumuz yıllardır ülkemize hizmet veriyor&amp;quot; dedi.&amp;#39;TÜRKİYE OLARAK HAK ETTİĞİMİZ YERİ ALMANIN GAYRETİNDEYİZ&amp;#39; Cumhurbaşkanı Erdoğan, uydu alanında yakaladıkları ivmeyi 2008&amp;#39;den sonra da devam ettirdiklerini kaydederek, &amp;quot;Türksat-4A 2004&amp;#39;te, Türksat-4B ise 2015 yılında uzaydaki yerini aldı. 2021 yılında Türksat-5A ve Türksat-5B&amp;#39;yi fırlatarak aynı sene içinde uzaya iki uydu gönderebilen nadir ülkeler arasına adımızı yazdırdık. Geçen sene ilk yerli ve milli haberleşme uydumuz Türksat-6A&amp;#39;yı hizmete aldık. Türksat-6A ile birlikte haberleşme uydularımızın sayısı 6&amp;#39;ya, uzaydaki uydularımızın toplam mevcudu ise 10&amp;#39;a yükselmiş oldu. Göktürk-1 ve 2 uydularımızla ülkemizin uzaydan yer gözlem ve keşif yeteneklerini artırdık. 3 sene önce uzaya gönderdiğimiz İmece uydusu ile görüntü çözünürlüğü, haberleşme hızı ve manevra kabiliyeti açısından yeni bir eşiği aştık. Çevremizdeki hadiselere baktığımızda şunu çok net görebiliyoruz, içinde bulunduğumuz çağın öne çıkan karakteri enformasyondur, bilgidir, veridir. İstisnasız tüm devletler enformasyon çağına adapte olabilmek için yoğun bir rekabet içindedir. Sadece devletler değil, büyük şirketler de bu alanda söz sahibi olmaya çalışmaktadır. Devletler ve şirketler arası yarışın kıyasıya yaşandığı alanların başında ise uydu teknolojileri bulunmaktadır. Türkiye olarak biz de bu yarışta hak ettiğimiz yeri almanın gayretindeyiz. Şu an kendi haberleşme uydusunu üretebilen 11 ülkeden biriyiz. Farklı ihtiyaçlarımızı giderecek olan İmece-2 ve İmece-3 uydularımız ile Göktürk-Y ve Göktürk-3&amp;#39;ün çalışmaları devam ediyor. Ayrıca Türksat 7A projemiz ülkemizin dijital egemenliğini daha da güçlendirecek ve güvenli haberleşme altyapımızı tahkim edecektir. Şurası bir gerçek ki uydu teknolojileri ülkelerin güç bileşenlerinde çarpan etkisine sahiptir. İstihbarattan iletişime, savunma sanayiinden haritalamaya kadar pek çok alanda uydular stratejik rol oynamaktadır. Uzayda izi olanın dünyada sözü olur düsturuyla hareket eden Türkiye için uydu yeteneklerini geliştirmek, tercihten öte zorunluluktur. Her ne kadar ufukları burunlarının dibinden öteye geçmeyenler bizim ne yaptığımızı, nasıl bir vizyonla hareket ettiğimizi anlamasalar da biz doğru bildiğimiz yolda sağlam adımlarla yürümeye devam edeceğiz&amp;quot; diye konuştu. Cumhurbaşkanı Erdoğan, savunma sanayi alanında da boş durmadıklarını, mevcut dünya düzeninde her türlü senaryoya karşı hazırlandıklarını kaydederek, Türkiye&amp;#39;nin savunma ihracatında şu anda dünyanın en büyük 11&amp;#39;nci ülkesi olduğunu, diğer alanlarda olduğu gibi askeri gemi inşasında da tarihin en parlak günlerini yaşadıklarını söyledi. &amp;#39;BİZİM TARİHİMİZDE TÜM MAZLUMLARA EL UZATMA VARDIR&amp;#39; Erdoğan, &amp;quot;Biz tarihiyle büyük, vicdanıyla büyük bir milletin mensuplarıyız. Asırlar boyunca düşenin elinden tuttuk, başı dara girenin imdadına koştuk, ülkemize sığınanlara kapılarımızı açtık. Ellerinde çoğu çocuk ve kadın 73 bin masum Gazzelinin kanı olan cinayet şebekesinin ülkemizle ilgili iftiralarını zerre kadar kale almıyoruz. Bizim tarihimizde ne soykırım vardır ne katliam vardır ne zulüm ne de sömürgecilik vardır. Bizim binlerce yıllık şanlı tarihimizde sadece adalet ve merhamet vardır. Dinine, kökenine, kimliğine bakmadan tüm mazlumlara el uzatma vardır. Engizisyondan ve Nazi zulmünden kaçanlara sahip çıkma erdemi vardır. &amp;#39;Tahtımı veririm, tacımı veririm ama devletime sığınanları vermem&amp;#39; diyen kahraman ecdadımızın vakur duruşu vardır&amp;quot; dedi. &amp;#39;HİÇBİR İNSANIMIZI DİĞERİNDEN AYIRMADIK&amp;#39; Cumhurbaşkanı Erdoğan çatışma, gerilim ve kavga alanlarında değil, milletin müşterek değerleri etrafında siyaset yapan bir kadro olduklarını dile getirerek, &amp;quot;Halkımızla aynı lisanı konuşuyor, aynı gönül diliyle iletişim kuruyor, aynı ufka bakıyoruz. Kökenimiz, mezhebimiz, meşrebimiz, hayat tarzımız farklı olabilir ama biz 86 milyon olarak hepimiz aynı devletin vatandaşıyız, aynı milletin fertleriyiz, aynı vatanın evlatlarıyız, hepimiz aynı kilimin desenleriyiz. Her zaman söylüyorum, adımız ne olursa olsun, soyadımız Türkiye Cumhuriyeti&amp;#39;dir. Türkiye&amp;#39;yi yönetme sorumluluğunu devre aldığımız ilk günden itibaren hiçbir insanımızı diğerinden ayırmadık. Bilhassa Alevi canlarımızla çok yakından ve samimiyetle ilgilendik. Cumhuriyet tarihinde daha önce hiç atılmayan, gündeme dahi gelmeyen reformları biz hayata geçirdik. Herkesin kendi kimliğini ifade etmesinin, kendi kültürünü, kendi yaşam tarzını, kendi inancını özgürce yaşamasının önünü açtık. 2022&amp;#39;de kurduğumuz Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığımızla çok önemli bir ihtiyacı kurumsal anlamda gidermiş olduk. Başkanlığımız ülkemiz genelindeki bin 134 Cemevi&amp;#39;nin aydınlatma giderini karşılıyor. Son 3 yılda 695 Cemevi&amp;#39;nin bakım ve onarım işlemleriyle tefrişat alımlarına 800 milyon liralık destek verdik. 2026&amp;#39;nun ilk çeyreğinde 311 Cemevi&amp;#39;nin taleplerini işleme aldık. Yıl sonuna kadar 500 Cemevi&amp;#39;ne bakım, onarım ve tefrişat hizmetleri sunacağız. Deprem bölgemizdeki 113 Cemevi&amp;#39;nin ihtiyaçlarının tamamını karşıladık. Yıkılan veya ağır hasarlı 13 Cemevi&amp;#39;nin ihya ve inşa çalışmalarını da yakın zamanda sona erdireceğiz&amp;quot; ifadelerini kullandı. &amp;#39;BÖYLE BİR SİYASETE NE PRİM NE DE GEÇİT VERİRİZ&amp;#39; Erdoğan, sözlerine şöyle devam etti:&amp;quot;Siyaset hem milletin sorunlarına çözüm üretmek, hem milleti birleştirmek, bütünleştirmek, müşterekleri çoğaltmak için yapılır. Acıları yarıştırarak, insanlarımızı ayrıştırarak, parti içi iktidar kavgasında rakibine gol atmak için istismar peşinde koşarak siyaset yapılmaz. Ana Muhalefet Partisi içindeki çatışmanın giderek makul zeminden çıkıp kavgada &amp;#39;yumruk sayılmaz&amp;#39; mantığına evrilmesi son derece yanlıştır. Bunda Alevi canlarımızın kullanılmak istenmesi ise çok daha büyük bir yanlıştır. Geçmişte yaşanan acıların mimarı olan Ana Muhalefet Partisi&amp;#39;nin ülke için bu meselede yapacağı en hayırlı iş eğer gerçekten cesaretleri varsa kötü sicilleriyle hesaplaşmalarıdır. Alevi vatandaşlarımızın hassasiyeti üzerinden kimse siyaset yapmamalı. Hele hele istismara tevessül etmemelidir. Nifak siyaseti bu ülkeye geçmişte sadece zarar vermiştir. Kutuplaştırma siyaseti bu millete çok büyük acılar yaşatmıştır. Bunların tekrarlanmasına Allah&amp;#39;ın izniyle müsaade etmeyiz. Bin yıllık kardeşliğin örselenmesine, yaralanmasına, zayıflatılmasına göz yummayız. Böyle bir siyasete ne prim veririz ne de geçit veririz.&amp;quot; Türkiye İstatistik Kurumu&amp;#39;nun Mayıs ayına ilişkin açıkladığı iş gücü istatistiklerine ilişkin Erdoğan, &amp;quot;İşsizlik oranı mayıs ayında bir önceki ay ile aynı seviyeyi koruyarak yüzde 8,2 olarak gerçekleşti. İşsizlik oranı geçen yılın aynı ayına göre 0,2 puan azalırken gençlerde bu oran 0,7 puanı buldu. İstihdam edilenlerin sayısı da bir önceki aya göre 285 bin kişi artarak 32 milyon 463 bin kişiye ulaştı. Dünyada adeta bir kriz fırtınası yaşandığı dönemde işsizlik oranının 37 aydır tek haneli rakamlarda seyretmesini kıymetli buluyoruz&amp;quot; dedi. &amp;#39;BELEDİYELERİMİZİN BAŞARILARLA GÜNDEME GELMESİ TAKDİRE ŞAYANDIR&amp;#39; Konya Büyükşehir Belediye Başkanı Uğur İbrahim Altay&amp;#39;ın 240 binden fazla yerel yönetimin temsil edildiği Dünya Belediyeler Birliği başkanlığına seçildiğini hatırlatan Erdoğan, &amp;quot;7 yıllık yoğun bir diplomasinin sonucunda gelen bu başarının Türkiye&amp;#39;nin uluslararası görünürlüğünü daha da artıracağına inanıyorum. Muhalefet belediyeleri para kuleleriyle, baklava kutularıyla milyonlarca avroluk rüşvet pazarlıklarıyla gündeme gelirken bizim belediyelerimizin uluslararası başarılarla gündeme gelmesi ayrıca takdire şayandır. Zihniyet ve vizyon farkını ortaya koyan çok önemli bir göstergedir&amp;quot; dedi. &amp;#39;75 PERSONELİMİZ VENEZUELA&amp;#39;YA ULAŞTI&amp;#39; Erdoğan, depremden etkilenen Venezuela halkına tüm imkanlarla destek olunduğunu kaydederek, &amp;quot;AFAD koordinasyonunda Milli Savunma Bakanlığımızla iş birliği içinde iki askeri nakliye uçağımızı afet bölgesine süratle sevk ettik. Toplam 75 personelimiz 5 arama kurtarma aracı, 6 arama kurtarma köpeğimiz ile Venezuela&amp;#39;ya ulaştı ve çalışmalarına başladı. Uluslararası koordinasyon mekanizmalarıyla temas halinde hem arama kurtarma çalışmalarına katkı sunuyor hem de bölgedeki öncelikli insani ihtiyaçların karşılanması için gerekli planlamaları yapıyoruz. Belediyelerimizin de dost Venezuela halkı için çeşitli yardım kampanyaları tertiplediklerini memnuniyetle müsaade ediyoruz. Venezuela hükümetine ve halkına bir kez daha geçmiş olsun diyor, Türk milletinin yanlarında olduğunu ve olacağını tekrar ifade etmek istiyorum. DHA</p>]]></content:encoded>
		   <pubDate>Tue, 30 Jun 2026 20:53:03 +0300</pubDate>
		   </item>
			<item>
		   <title>Türkiye Psikiyatri Derneği Başkanı Candansaray: Türkiye&amp;#39;de ruh sağlığıyla ilgili yasal düzenleme olmalı</title>
           <guid isPermaLink="true">https://www.haber16.com/turkiye-psikiyatri-dernegi-baskani-candansaray-turkiye-de-ruh-sagligiyla-ilgili-yasal-duzenleme-olmali/1733237/</guid>
		   <description>Aliekber METE/ ANKARA, (DHA)- TBMM Şanlıurfa ve Kahramanmaraş Okul Olaylarını ve Dijital Riskleri Araştırma Komisyonu&amp;#39;nda sunum yapan Türkiye Psikiyatri Derneği Genel Başkanı Prof</description>
           		   <content:encoded><![CDATA[<p>
<img src="https://www.haber16.com/images/haberler/2026/06/turkiye-psikiyatri-dernegi-baskani-candansaray-turkiye39de-ruh-sagligiyla-ilgili-yasal-duzenleme-olmali.jpg" />
 TBMM Şanlıurfa ve Kahramanmaraş Okul Olaylarını ve Dijital Riskleri Araştırma Komisyonu&amp;#39;nda sunum yapan Türkiye Psikiyatri Derneği Genel Başkanı Prof. Dr. Selçuk Candansayar, &amp;quot;Biz yaklaşık 10 yıldır bir ruh sağlığı yasasının çıkarılması için uğraşıyoruz. Mutlaka Türkiye&amp;#39;de ruh sağlığıyla ilgili yasal bir düzenleme olmalı&amp;quot; dedi. TBMM, Şanlıurfa ve Kahramanmaraş Okul Olaylarını ve Dijital Riskleri Araştırma Komisyonu, AK Parti Tokat Milletvekili Yusuf Beyazıt başkanlığında toplandı. Komisyon Başkanı Beyazıt&amp;#39;ın toplantıyı açmasının ardından Sosyoloji Derneği Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Nilay Kaya, Türkiye&amp;#39;de okul şiddetindeki artışın yalnızca bireysel öfke, psikolojik kırılganlık veya tekil güvenlik zaaflarıyla açıklamanın yetersiz kalacağını ve çok katmanlı bir sosyal risk alanıyla karşı karşıya olunduğunu belirtti. Kaya &amp;quot;UNESCO&amp;#39;nun yaptığı çalışmalar, okul şiddeti ve zorbalığın tek tek öğrencilerin dijital davranışları olmadığını, tek tek bu okul şiddeti, öğrencilerin davranışlarından ibaret olmadığı; okul ortamı, kurumsal normlar, toplumsal güç ilişkileri ve dijital etkileşimlerle birlikte ele alınması gerektiğini de vurgulamaktadır. Bu nedenle, öncelikle şu soruya yanıt vermemizin önemli olduğunu düşünüyoruz. Kahramanmaraş ve Şanlıurfa&amp;#39;da yaşanan olaylar münferit midir yoksa yapısal bir dönüşümün işareti midir? Burada dikkatli bir ayrımı yapmak gerekir ki her olayın kendine özgü koşulları olabilir. Dolayısıyla, olayların biçimi münferit görülebilir ancak bu olayların ortaya çıkmasına imkan veren zemin büyük ölçüde yapısaldır&amp;quot; ifadelerini kullandı. &amp;#39;HER 6 OKUL ÇAĞINDAKİ ÇOCUKTAN 1&amp;#39;İ SİBER ZORBALIĞA MARUZ KALMAKTADIR&amp;#39;Prof. Dr. Nilay Kaya okul şiddetini besleyen yapısal etkenleri; okul aidiyetinin zayıflaması, sosyal eşitsizliklerin okul dışı ilişkilere yansıması, yetişkinlerin gözetimi ile rehberliğinin dijital çağın hızına yetişememesi ve akran ilişkilerinin dijitalleşmesi olarak nitelendirdi. Kaya, &amp;quot;Geçmişte okul çıkışında sona erebilecek bir zorbalık, bugün sosyal medya, çevrim içi oyunlar, mesajlaşma uygulamaları ve kapalı dijital gruplar sayesinde 24 saat boyunca sürebilmektedir. Dünya Sağlık Örgütünün (DSÖ) yaptığı araştırmalarda da yaklaşık her 6 okul çağındaki çocuktan 1&amp;#39;i siber zorbalığa maruz kalmakta ve siber zorbalık oranları da önceki dönemlere göre giderek artış göstermektedir. Çocukların çevrim içi etkileşimleri aile, öğretmen, kurumlar tarafından çoğu zaman geç fark edilmektedir. Böyle bir durumda da çocuk çevrim içi şiddetle yalnız başına baş etmeye çalışmakta, bu yalnızlık bazen öfkeye, bazen geri çekilmeye, bazen de misilleme davranışı olarak okul ortamına taşınmaktadır. Dijital bir ortam ile okul içi şiddetin döngüsel bir ilişki olduğunu görmekteyiz&amp;quot; diye konuştu. Kaya ayrıca okul aidiyeti düşük olanlar, akran dışlanması yaşayanlar, yoksulluk ve sosyal dezavantaj yaşayanlar, denetimsiz dijital erişimi olanlar, aile içi iletişimi zayıf olanlar, görünüşü, dili, kimliği veya davranış kalıpları nedeniyle damgalananlar ile okul da başarısız olan öğrencilerin yüksek risk altında oluğunu ekledi. &amp;#39;STANDART BİR ULUSAL İZLEME SİSTEMİ BULUNMAMAKTADIR&amp;#39;Okul saldırıları ile ilgili bütüncül bir yaklaşım önerdiklerini ve bu kapsamda okul, aile, çevre ve dijital medya platformlarının yer aldığı 4 başlıktan bahseden Kaya, &amp;quot;Etkili bir kamu politikası aslında bu 4 halkayı birlikte gören bir çerçevede ele almak zorundadır. Kamu politikalarındaki temel eksikliklere baktığımızda ise burada birinci eksikliğimiz nedir? Dağınık kurumsal sorumluluklar; okul şiddeti, siber zorbalık, çocuk koruma ve medya etkileri farklı kurumlara dağılmış durumda; bu ise veri, müdahale, hesap verilebilirliğin zincirlerini zayıflatmaktadır. İkinci eksikliğimiz ise standart bir ulusal izleme sisteminin bulunmamasıdır. Üçüncü eksikliğimiz, öğretmen ve okul yöneticilerinin erken uyarı ve vaka yönetimi konusunda yeterli araçlarla desteklenmemesidir. Dördüncü eksikliğimiz ise çocukların dijital ortamlarda karşılaştıkları risklere dair ebeveyn kapasitesinin sistematik biçimde güçlendirilmemesidir&amp;quot; dedi.&amp;#39;ÇOCUKLARIN DİJİTAL ORTAMLARDA KORUNMASI İÇİN PLATFORMALARA DAHA AÇIK YÜKÜMLÜLÜKLER GETİRİLMELİ&amp;#39;Prof. Dr. Kaya, dernek olarak somut önerilerinin olduğunu vurgulayarak, şöyle devam etti;&amp;quot;Birincisi, Milli Eğitim Bakanlığı bünyesinde okul şiddeti, akran zorbalığı ve siber zorbalığı birlikte izleyen ulusal bir veri ve erken uyarı sistemi kurulmalıdır. Her okul standardize edilmiş vaka bildirim formları kullanmalı, ilçe ve il düzeyinde düzenli risk haritaları çıkarılmalı, bu veriler sadece disiplin amacıyla değil önleyici sosyal politika üretimi için kullanılmalıdır. İkinci noktada da her okulda çok disiplinli risk değerlendirme ve müdahale ekipleri yer almalıdır. Amaç burada çocuk bir krize sürüklendikten sonra müdahale etmek değil, erken işaretleri görerek riski önleyici tedbirleri almaktır. Üçüncü noktada rehberlik hizmetlerindeki nicelik ve nitelik olarak güçlendirmeler yer almalı. Dördüncü noktada çocukların dijital ortamlarda korunmasına yönelik daha açık platform yükümlülükleri getirilmeli çünkü çevrimiçi alanda koruma sağlanmadan okul içindeki şiddeti tam olarak önlemek mümkün değildir. Beşinci noktada gene aileleri merkeze alan ulusal bir dijital ebeveynlik programı oluşturulmalıdır. Buradaki amaç, ebeveynleri suçlamak değil onları çocukların dijital yaşamını anlayabilen ve yönlendirebilen aktörler haline getirmektir. Altıncı noktamızda cezalandırıcı, tek boyutlu yaklaşımlar yerine onarıcı, pedagojik modeller geliştirilmeli yani bütüncül bir modelle güvenli okul ortamı, yeniden ilişki kurma, sorumluluk alma, destek mekanizmaları oluşturan müdahalelerle öne çıkılmalı.&amp;quot;Prof. Dr. Nilay Kaya çocukların zorba, saldırgan ve problemli olarak nitelendirilmesinin çocuğun benlik algısını etkilediğini ve dijital ortamın süreci ağırlaştırdığını ifade etti. &amp;#39;TÜRKİYE&amp;#39;DE RUH SAĞLIĞIYLA İLGİLİ YASAL DÜZENLEME OLMALI&amp;#39;Ardından Türkiye Psikiyatri Derneği Genel Başkanı Prof. Dr. Selçuk Candansayar, sunum yaptı. Candansaray, &amp;quot;Sözlerime başlarken bakın biz yaklaşık 10 yıldır bir ruh sağlığı yasasının çıkarılması için uğraşıyoruz. Mutlaka Türkiye&amp;#39;de ruh sağlığıyla ilgili yasal bir düzenleme olmalı. Şimdi Kahramanmaraş ve Şanlıurfa şiddet olaylarıyla ilgili bizim temel tezimiz şu: Okul şiddeti, bir psikiyatrik bozukluğun ya da ahlaki çöküşün belirtisi değil. Şiddet; yapısal eşitsizliklerin, kamusal hizmet yetersizliğinin ve bunların çocuk ruhsal gelişimi üzerindeki derin etkilerinin sonucudur. Demek ki tek bir bireyin psikiyatrik bir hastalığı, suçu ya da ahlaki çöküşü değilse, daha yapısal bir eşitsizlik sorunuysa çözüm de bu gerçeğe uygun olmalı. Önleyici, kamusal, çok sektörlü ve çocuk haklarını merkeze alan bir yaklaşım öneriyoruz biz ve şeyimiz şu; Polisiye tedbirler tek başına yetmez, ilaç ve tedavi tek başına kesinlikle çözüm değil, yapısal bir değişim şart&amp;quot; değerlendirmesinde bulundu. &amp;#39;TÜRKİYE&amp;#39;DE YAKIN ARKADAŞI OLMAYAN ERGEN SAYISI YÜZDE 19&amp;#39;Okul saldırısı gerçekleştirenlerin yüzde 2,4&amp;#39;ünün ağır psikiyatrik sorun yaşadığını aktaran Candansaray, akran ve okul ilişkilerinin çocuğu aileden daha fazla etkilediğini dile getirdi. Okulların şiddet riski olan yerler haline dönüştüğünü vurgulayan Candansaray, &amp;quot;Dijital ortamın riskleri ile ilgili kanıtlar var. Çocuklar ve ergenler şiddet içeriklerine ne kadar yoğun maruz kalırsa şiddet bilinçleri şiddete dönüyor. Siber zorbalık ve dijital dışlanma, depresyon, anksiyete ve intihar düşüncesi riskini artırıyor ama saldırganlığı da arttırıyor. Ve bakın, Türkiye&amp;#39;de yakın arkadaşı olmayan ergen oranı 1990&amp;#39;da yüzde 7 iken bugün yüzde 19. Yani her 5 ergenden 1&amp;#39;i sorduğunuzda, &amp;#39;Benim hiç yakın arkadaşım yok&amp;#39; diyor. Bu, bu kadar büyük bir yalnızlaşma olduğunu gösteriyor. Dijital platform şirketleri bu krizin yapısal üreticileri, bile isteye yapıyorlar. Bu yüzden mutlaka okullarda medya okuryazarlığı dersleri yeniden müfredatla entegre edilmeli, nefret söylemi ve şiddet içeriği için çocuk hakları odaklı yaş filtreleme zorunlu hale gelmeli, çocuklar nefret söylemiyle medyada ve sosyal medyada karşılaşamamalılar&amp;quot; ifadelerini kullandı.&amp;#39;DİJİTAL DENETİM MUTLAKA DÜZENLENMELİ&amp;#39;Candansaray, Kahramanmaraş&amp;#39;taki okul saldırısının depremle, Şanlıurfa&amp;#39;daki saldırıyı ise yoksullukla bağdaştırdı ve dernek olarak önerilerini paylaşarak, &amp;quot;Bizim politika ve mevzuat önerilerimizden söz etmek istiyorum: Birincisi, ruh sağlığı yasa önerisi. Her okula tam zamanlı psikolojik danışma ve rehberlik uzmanı, psikolog, sosyal hizmet uzmanı, çocuk psikiyatristlerinin düzenli süpervizyonu, ücretsiz psikoterapi hakkı verilmeli. Dijital denetim mutlaka düzenlenmeli, entegre erken uyarı sistemlerinde eğitim, sağlık, sosyal hizmetler arasında bir bağ kurulmalı, sorumlu medya standartları mutlaka getirilmeli, onarıcı adalet çerçevesi olmalı, akran zorbalığında cezalandırıcı değil, onarıcı, topluluk bağlarını, dayanışmayı, aidiyet hissini geliştirici programlar yürütülmeli. Mutlaka insan kaynağına yatırım yapılması, dezavantajlı ve afet bölgelerine uzman istihdamı, telepsikiyatri altyapısının mutlaka güçlendirilmesi, Çocuk Koruma Kanunu&amp;#39;nun da işlevselleştirilmesi gerekiyor; bürokratik gecikmeler var. Sosyal hizmet uzmanları okul ekiplerine sistematik olarak entegre edilmeli&amp;quot; diye konuştu. DHA</p>]]></content:encoded>
		   <pubDate>Tue, 30 Jun 2026 20:12:04 +0300</pubDate>
		   </item>
			<item>
		   <title>Bakan Fidan, AB Komisyonu Başkan Yardımcısı Kallas ile bir araya geldi</title>
           <guid isPermaLink="true">https://www.haber16.com/bakan-fidan-ab-komisyonu-baskan-yardimcisi-kallas-ile-bir-araya-geldi/1733232/</guid>
		   <description>ANKARA, (DHA)- DIŞİŞLERİ Bakanı Hakan Fidan, Avrupa Birliği (AB) Komisyonu Başkan Yardımcısı ve Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Kaja Kallas ve AB Komisyon üyeleriyle bir araya geldi</description>
           		   <content:encoded><![CDATA[<p>
<img src="https://www.haber16.com/images/haberler/2026/06/bakan-fidan-ab-komisyonu-baskan-yardimcisi-kallas-ile-bir-araya-geldi.jpg" />
 DIŞİŞLERİ Bakanı Hakan Fidan, Avrupa Birliği (AB) Komisyonu Başkan Yardımcısı ve Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Kaja Kallas ve AB Komisyon üyeleriyle bir araya geldi. Bakan Fidan, AB Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi ve Avrupa Komisyonu Başkan Yardımcısı Kaja Kallas, Genişlemeden Sorumlu AB Komiseri Marta Kos ile İçişleri ve Göçten Sorumlu AB Komiseri Magnus Brunner&amp;#39;le Ankara&amp;#39;da bir araya geldi. Görüşmeye ilişkin fotoğraf paylaşıldı. DHA</p>]]></content:encoded>
		   <pubDate>Tue, 30 Jun 2026 19:49:02 +0300</pubDate>
		   </item>
			<item>
		   <title>CHP&#39;de 26 il başkanı daha görevden alındı</title>
           <guid isPermaLink="true">https://www.haber16.com/chp-de-26-il-baskani-daha-gorevden-alindi/1733219/</guid>
		   <description>CHP yönetimi 26 il başkanını görevden aldı. 7 il başkanı da ihraç istemiyle disipline sevk edildi.</description>
           		   <content:encoded><![CDATA[<p>
<img src="https://www.haber16.com/images/haberler/2026/06/chp-de-26-il-baskani-daha-gorevden-alindi-7196.jpeg" />
CHP Merkez Yönetim Kurulu (MYK) sonrası açıklamalarda bulunan CHP Sözcüsü Müslim Sarı, alınan kararları açıkladı.

26 il başkanının görevden alındığı açıklandı. 6 ilde yeni görevlendirme yapıldı.

İl başkanları, il yöneticileri ve il disiplin kurullarının görevden alındığı iller şöyle:

-Ağrı ve Ağrı Merkez ilçesi

-Aksaray

-Amasya

-Batman

-Bilecik

-Bolu

-Çanakkale

-Denizli

-Diyarbakır

-Düzce ve Akçakoca

-Eskişehir

-Hakkari

-Iğdır

-Kars

-Kırıkkale

-Manisa

-Mardin

-Muğla

-Muş

-Niğde ve merkez ilçesi

-Nevşehir

-Osmaniye ve merkez ilçesi

-Samsun

-Sivas

-Tunceli

-Sinop’ta sadece il başkanı görevden alındı.

7 İL BAŞKANININ İHRACI İSTENDİ

Denizli, Muğla, Eskişehir, Sinop, Düzce, Kars ve Tunceli il başkanları ihraç talebiyle disipline sevk edildi.

CHP’de daha önce Ensar Aytekin, Ali Mahir Başarır, Gökhan Günaydın, Nurhayat Altaca Kayışoğlu, Özgür Karabat, Umut Akdoğan, Veli Ağbaba, Turan Taşkın Özer, Burhanettin Bulut’un ihracı istenmişti.

CHP’DE DAHA ÖNCE GÖREVDEN ALINANLAR

CHP’de geçtiğimiz hafta Antalya İl Başkanı Nail Kamacı görevden alınmıştı ve yerine Hasan Şahin atanmıştı.

Kayseri İl Başkanı Ufuk Ozan Gözbaşı’nda görevden alındığı bildirilmişti ve yerine Okan Marzıoğlu atanmıştı.

Gaziantep İl Başkanı Vakkas Acar görevden alınmıştı, yerine Hasan Neasır atanmıştı.

Adana İl Başkanı Anıl Tamburoğlu görevden alınmıştı, yerine Orhan Bayram atanmıştı.

Malatya İl Başkanı Barış Yıldız görevden alınmıştı, yerine Hakan Satılmış atanmıştı.

Ankara İl Başkanvekili Yüksel Işık görevden alınmıştı, Fahri Yıldırım atanmıştı.

İzmir İl Başkanı görevden alınmıştı, yerine Utku Gümrükçü atanmıştı.

Bursa İl Başkanı Nihat Yeşiltaş görevden alınmış, yerine Turgut Özkan atanmıştı.
</p>]]></content:encoded>
		   <pubDate>Tue, 30 Jun 2026 19:29:32 +0300</pubDate>
		   </item>
			<item>
		   <title>Bakan Gürlek, Erdemli Belediye Başkanı Kara ve muhtarları kabul etti</title>
           <guid isPermaLink="true">https://www.haber16.com/bakan-gurlek-erdemli-belediye-baskani-kara-ve-muhtarlari-kabul-etti/1733217/</guid>
		   <description>ANKARA, (DHA)- ADALET Bakanı Akın Gürlek, Mersin&amp;#39;in Erdemli ilçesi Belediye Başkanı Mustafa Kara ve beraberindeki muhtarları kabul etti</description>
           		   <content:encoded><![CDATA[<p>
<img src="https://www.haber16.com/images/haberler/2026/06/bakan-gurlek-erdemli-belediye-baskani-kara-ve-muhtarlari-kabul-etti.jpg" />
 ADALET Bakanı Akın Gürlek, Mersin&amp;#39;in Erdemli ilçesi Belediye Başkanı Mustafa Kara ve beraberindeki muhtarları kabul etti. Bakan Gürlek, Mersin&amp;#39;in Erdemli ilçesi Belediye Başkanı Mustafa Kara ve Erdemli ilçesi muhtarlarını Bakanlık&amp;#39;ta kabul etti. Bakan Gürlek, toplantıda muhtarların görüş ve önerilerini dinledi. Muhtarları Adalet Bakanlığı&amp;#39;nda ağırlamaktan dolayı memnuniyetini ifade eden Bakan Gürlek, muhtarların görevinin önemine vurgu yaparak, &amp;quot;Muhtarlar insanların dertlerini dinler. Muhtar devletin en temel direği o konuda&amp;quot; dedi.&amp;#39;E-TEBLİGAT YASASINI DÜZENLEDİK&amp;#39;Bakan Gürlek yargının hızlandırılmasına ilişkin çalışmalara da değinerek, süreçlerin kısalması için çalışmaların sürdüğünü vurguladı. Muhtarların uzun süren kadastro mülkiyet davaları ile ilgili soruları üzerine Bakan Gürlek, e-Tebligat yasasını hatırlattı. Bu davalarda tebligat ile ilgili sıkıntıların olduğunu dile getiren Bakan Gürlek, kadastro davalarının uzaması ile ilgili bir birim kurduklarını da hatırlatarak, uzayan davaların çabuklaştırılmasına ilişkin süreçleri takip ettiklerini belirtti. Tebligatla ilgili sıkıntılara da vurgu yapan Bakan Gürlek, &amp;quot;Burada tebligatla ilgili bir sıkıntı var. Onunla ilgili de e-Tebligat yasasını düzenledik, çıktı. İnşallah Allah&amp;#39;ın izniyle bu süreler kısalacak&amp;quot; dedi. Bilirkişilik uygulamaları ile ilgili soru üzerine Bakan Gürlek, konuyla ilgili düzenlemeler olduğunu hatırlatarak, &amp;quot;Bilirkişilik&amp;#39;le ilgili de düzenlemeler var. 12. pakette meclise gelecek&amp;quot; dedi. Bakan Gürlek, Erdemli Belediye Başkanı ve muhtarlara ziyaretleri için teşekkür etti. DHA</p>]]></content:encoded>
		   <pubDate>Tue, 30 Jun 2026 19:07:03 +0300</pubDate>
		   </item>
			<item>
		   <title>CHP&amp;#39;de 26 il başkanı görevden alındı, 7&amp;#39;si disipline sevk edildi</title>
           <guid isPermaLink="true">https://www.haber16.com/chp-de-26-il-baskani-gorevden-alindi-7-si-disipline-sevk-edildi/1733214/</guid>
		   <description>Ayşenur DEMİRTAŞ/ ANKARA, (DHA)- CHP Sözcüsü Müslim Sarı, 26 ilde il başkanlarının görevden alındığını, bunlardan 7&amp;#39;sinin disipline sevk edildiğini, 6 ilde ise yeni görevlendirme yapıldığını söyledi</description>
           		   <content:encoded><![CDATA[<p>
<img src="https://www.haber16.com/images/haberler/2026/06/chp39de-26-il-baskani-gorevden-alindi-739si-disipline-sevk-edildi.jpg" />
 CHP Sözcüsü Müslim Sarı, 26 ilde il başkanlarının görevden alındığını, bunlardan 7&amp;#39;sinin disipline sevk edildiğini, 6 ilde ise yeni görevlendirme yapıldığını söyledi.CHP Merkez Yönetim Kurulu (MYK) parti genel merkezinde Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu başkanlığında toplandı. CHP Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Müslim Sarı, MYK gündemine ilişkin açıklama yaptı. Sarı, Terörsüz Türkiye komisyon raporunda bir çerçeve yasanın çıkabilmesi için ön koşul olduğunu söyleyerek, &amp;quot;O ön koşulda silahların bırakıldığının kamu organları tarafından teyidi. Bu teyidi bir şart olarak sunuyor rapor. Ve bu teyit gerçekleştikten sonra da bir çerçeve yasanın parlamentonun gündemine getirilmesinden bahsediliyor. Ancak Cumhurbaşkanı&amp;#39;nın açıklamalarıyla AKP sözcüsünün açıklamaları arasında bir tezatın olduğunu da geçen hafta gördük. Bu şarta rağmen bu iş biraz tersine çevrilerek, silahların bırakıldığının teyit edilmesini beklemeden, böyle bir süreç henüz teyit edilmeden bir çerçeve yasanın parlamentonun gündemine getirilmesi, bir taslak olarak getirilmesi; ancak silahların bırakıldığının teyit edilmesinden sonra uygulanması gibi farklı bir yola gidildiğini görüyoruz. Sayın Bahçeli&amp;#39;nin açıklamalarıyla, Sayın Cumhurbaşkanı&amp;#39;nın açıklamalarıyla, aslında Sayın AKP Sözcüsü Ömer Çelik&amp;#39;in açıklamaları arasında bir fark olduğunu, bir tezat olduğunu da görüyoruz. Dolayısıyla bu çelişkinin, bu farklı tutumun kamuoyu nezdinde tartışılması, kamuoyuna açıklanmasının son derece önemli olduğunu düşünüyoruz. Biz Cumhuriyet Halk Partisi olarak komisyon raporunun arkasındayız. Ülkenin birliği, beraberliği, devletin bekası ve milli birlik ve kardeşliğimiz açısından bu sürecin destekçisiyiz&amp;quot; dedi.26 İLDE GÖREVDEN ALMA21 Mayıs tarihinden bu yana partinin iç süreçlerine ve kurumsal yapısına yönelik ciddi değerlendirmeler yapıldığını belirten Sarı, partinin kurumsal kimliğinin &amp;#39;kırmızı çizgi&amp;#39; olduğunu vurguladı. Kurumsal yapıyı zedeleyen eylemlere karşı disiplin ve görevden alma mekanizmalarının işletildiğini aktaran Sarı, &amp;quot;Cumhuriyet Halk Partisi&amp;#39;nde bazı illerimizde il başkanlarımızın, il yöneticilerimizin ve yüksek disiplin kurulunun, il disiplin kurulunun görevden alınmasıyla ilgili kararlar alındı. Bu iller; Ağrı, merkez ilçesi, Aksaray, Amasya, Batman, Bilecik, Bolu, Çanakkale, Denizli, Diyarbakır, Düzce, Akçakoca ilçesi, Eskişehir, Hakkari, Iğdır, Kars, Kırıkkale, Manisa, Mardin, Muğla, Muş, Niğde, merkez ilçesi, Nevşehir, Osmaniye, merkez ilçesi, Samsun, Sivas ve Tunceli. Ayrıca Sinop ilinde yönetimin tamamı yerine yalnızca il başkanının görevden alınması yönünde tasarrufta bulunulmuş oldu&amp;quot; dedi. 7 İL BAŞKANINA DİSİPLİNSarı, 7 il başkanı hakkında tedbirli ve kesin çıkarma yönünde disiplin sürecinin uygulanmasına karar verildiğini, bunların Denizli Ali Osman Horzun, Muğla Nail Kızıl, Eskişehir Talat Yıldız, Sinop Aykut Cem Yalçınkaya, Düzce Özcan Dağıstanlı, Kars Onur Ulaş ve Tunceli Berkay Gündoğan olduğunu kaydetti. Sarı, 6 ile yeni il başkanlarının atandığı söyleyerek, &amp;quot;Bugün itibarıyla atamaları tamamlanan ve göreve başlayan yeni il başkanları ve illerin ise Batman Yılmaz Özkanat, Çanakkale Koray Akkılıç, Mardin Mahmut Duyan, Osmaniye Rıza Tekerek, Niğde Tevfik Caymaz, Tunceli Kemal Özcan olduğunu belirtti. Müslim Sarı, &amp;quot;Özetle 26 ilimizde bir görevden alma durumu söz konusu. Bunlardan 7 tanesinin il başkanı nezdinde disipline sevki söz konusu. 6 ilimizde de yani bu 26&amp;#39;nın 6 ilinde de yeni görevlendirme söz konusu&amp;quot; ifadelerini kullandı. DHA</p>]]></content:encoded>
		   <pubDate>Tue, 30 Jun 2026 18:41:02 +0300</pubDate>
		   </item>
			<item>
		   <title>Ömer Çelik: Özgür Özel ve ekibi, AK Gençlik&amp;#39;i eleştirecek kapasiteye sahip değil</title>
           <guid isPermaLink="true">https://www.haber16.com/omer-celik-ozgur-ozel-ve-ekibi-ak-genclik-i-elestirecek-kapasiteye-sahip-degil/1733207/</guid>
		   <description>ANKARA, (DHA)- AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Ömer Çelik, &amp;quot;AK Gençlik, dünya gençlik hareketleri içinde özgün bir siyasi ekoldür</description>
           		   <content:encoded><![CDATA[<p>
<img src="https://www.haber16.com/images/haberler/2026/06/omer-celik-ozgur-ozel-ve-ekibi-ak-genclik39i-elestirecek-kapasiteye-sahip-degil.jpg" />
 AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Ömer Çelik, &amp;quot;AK Gençlik, dünya gençlik hareketleri içinde özgün bir siyasi ekoldür. Sayın Özgür Özel ve ekibinin siyasi sicili ortada. Bu sicil, AK Gençlik&amp;#39;i eleştirecek kabiliyete ve kapasiteye sahip değildir&amp;quot; dedi.AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, sanal medya hesabından yaptığı paylaşımda, &amp;quot;AK Gençlik Sayın Cumhurbaşkanımızın ve Genel Başkanımızın siyaset okulunda yetişmiştir. Bu siyasi çizgiyi çok yüksek bir enerjiyle her gün daha ileriye taşımaktadır. Bu anlamda AK Gençlik, dünya gençlik hareketleri içinde özgün bir siyasi ekoldür. Sayın Özgür Özel ve ekibinin siyasi sicili ortada. Bu sicil, AK Gençlik&amp;#39;i eleştirecek kabiliyete ve kapasiteye sahip değildir. Sayın Özgür Özel&amp;#39;in sık sık AK Gençlik&amp;#39;i hedef alması, gençlerin dünyasından ne kadar kopuk olduğunun bir göstergesidir. AK Gençlik Cumhurbaşkanımızın siyasi çizgisinde ülkemizi ve dünyayı kucaklayan adımlar atmaya devam ediyor. Özgür Özel ve ekibinin AK Gençliği hedef almak yerine, AK Gençlik&amp;#39;ten siyaset öğrenmesi daha sağlıklı bir yaklaşım olur&amp;quot; ifadelerini kullandı. DHA</p>]]></content:encoded>
		   <pubDate>Tue, 30 Jun 2026 17:49:03 +0300</pubDate>
		   </item>
			<item>
		   <title>Özgür Özel: İşgal bitmezse bu milleti seçeneksiz bırakmayacağız</title>
           <guid isPermaLink="true">https://www.haber16.com/ozgur-ozel-isgal-bitmezse-bu-milleti-seceneksiz-birakmayacagiz/1733197/</guid>
		   <description>Ayşenur DEMİRTAŞ/ANKARA, (DHA)- CHP Grup Başkanı Özgür Özel, &amp;quot;Partimizi geri almak için sonuna kadar mücadele ediyoruz; hukuken, siyaseten ve fiziken</description>
           		   <content:encoded><![CDATA[<p>
<img src="https://www.haber16.com/images/haberler/2026/06/ozgur-ozel-isgal-bitmezse-bu-milleti-seceneksiz-birakmayacagiz.jpg" />
 CHP Grup Başkanı Özgür Özel, &amp;quot;Partimizi geri almak için sonuna kadar mücadele ediyoruz; hukuken, siyaseten ve fiziken. Asla yorulmadık, yorulmayacağız. Tükenmedik, tükenmeyeceğiz. Vazgeçmedik, vazgeçmeyeceğiz. Bu mücadeleyi asla bırakmayacağız. Ancak işgal bitmezse bu milleti de seçeneksiz bırakmayacağız&amp;quot; dedi.CHP Grup Başkanı Özgür Özel, TBMM&amp;#39;de partisinin grup toplantısında konuştu. Özel, Ankara&amp;#39;da 7-8 Temmuz&amp;#39;da düzenlenecek NATO Zirvesi öncesi protesto gösterisi yapılabileceği gerekçesiyle 225 kişinin gözaltına alındığını, 178&amp;#39;inin tutuklandığını belirtti. 2014 yılında Meclis&amp;#39;e getirilen ancak yasalaşmayan &amp;#39;önleyici gözaltı&amp;#39; düzenlemesini hatırlatan Özgür Özel, &amp;quot;O gün kötüye kullanılacağı gerekçesiyle kabul edilmeyen uygulama, bugün daha ağır şekilde hayata geçiriliyor. NATO Zirvesi öncesinde gazeteciler, akademisyenler ve sivil toplum temsilcileri tutuklanıyor. Bu, önleyici gözaltı değil, önleyici tutuklamadır&amp;quot; diye konuştu.Tutuklanan kişilerin suç işlemediğini savunan Özel, &amp;quot;Trump gittikten, Ankara boşaldıktan sonra hepsini bırakacaklar. Bu hukuksuzluğun ileride mahkemelerden döneceğini herkes biliyor. Kanunda olmayan bir uygulamayla karşı karşıyayız. Bu hukuksuzluğu normalleştirmeye çalışanlara karşı itiraz etmek hepimizin görevidir&amp;quot; ifadelerini kullandı.Komedyen Deniz Göktaş hakkında başlatılan soruşturmaya tepki gösteren Özgür Özel, &amp;quot;Kendi insanından korkan bir rejimin; düşünceye, fikre, espriye, şakaya tahammül edemeyen aciz bir haldeki bir rejimin tükeniş dönemini hep beraber yaşıyoruz. Gösteriyi izledim. İktidarı da eleştiriyor, bizi de eleştiriyor. Saraçhane ile ilgili, bizim mitinglerle ilgili bir kısımda da dalga geçiyor. Ekrem Başkanı eleştiriyor. Erdoğan&amp;#39;ı da eleştiriyor. Bunun üzerinden iktidara yakın kalemler gencecik bir insanı hedef tahtasına aldılar. Sonra gösteri videosunu bir gece içinde engelleyip hakkında soruşturma açtılar. Şakadan, espriden anlamayan, ifade özgürlüğüne tahammül edemeyen bir anlayış var karşımızda&amp;quot; dedi.&amp;#39;GÜÇLÜ LİDERİN ŞAKADAN, ESPRİDEN ÖDÜ KOPMAZ&amp;#39;Geçmişte siyasetçilerin mizaha tahammül gösterdiğini söyleyen Özel, &amp;quot;Mizah karşısında, eleştiri karşısında kimsenin böyle bir dokunulmazlığı yoktur. Bu öz güvensizliktir. Bir ülkede mizah varsa yönetende öz güven vardır. Bir ülkede eleştiri varsa, o hükümette kendine güven vardır. Bugün yaşananlar acziyettir, bugün yaşananlar bir şakadan korkmaktır. Güçlü liderin karikatürden dizi titremez. Güçlü liderin şakadan, espriden, fıkradan ödü kopmaz. Güçlü lider bunlarla güçlenir&amp;quot; diye konuştu.Özgür Özel, AK Parti&amp;#39;nin &amp;#39;3Y&amp;#39; olarak tanımladığı &amp;#39;yasaklar, yoksulluk ve yolsuzlukla mücadele&amp;#39; vaadini hatırlatarak, &amp;quot;Yolsuzlukta geldikleri nokta ortada. Yasakları gençlerle birlikte konuştuk. Bir yandan da insanları yoksullaştıran bu kara düzen var&amp;quot; dedi.Gelir ve servet adaletsizliğinin derinleştiğini söyleyen Özel, &amp;quot;Ülkenin yüzde 80&amp;#39;i Afrika standartlarında, yüzde 20&amp;#39;si ise Lüksemburg standartlarında yaşıyor. Artık ne orta direk kaldı ne orta gelir seviyesi&amp;quot; değerlendirmesinde bulundu.&amp;#39;TÜRKİYE, ENFLASYONDA AVRUPA&amp;#39;DA BİRİNCİ&amp;#39;Türkiye&amp;#39;nin yüzde 32,6 enflasyonla Avrupa&amp;#39;da birinci, dünyada beşinci sırada olduğunu belirten Özel, Avrupa Birliği&amp;#39;nde ortalama enflasyonun yüzde 3,3 olduğunu söyledi. Gıda enflasyonunda da Türkiye&amp;#39;nin Avrupa&amp;#39;da birinci, dünyada beşinci sırada bulunduğunu ifade eden Özgür Özel, &amp;quot;Gıda enflasyonumuz yüzde 35. Dünya ortalaması yüzde 2. Türkiye&amp;#39;deki gıda enflasyonu bütün dünyanın ortalamasının tam 17 katı. Dünyadaki ülkelerin liderleri ortalama enflasyonu yüzde 3,3&amp;#39;e, gıda enflasyonunu yüzde 2&amp;#39;ye düşürmeyi başardı. Bir tek &amp;#39;dünya lideri&amp;#39; diye yalandan parlattıkları, enflasyonu dünyanın 17 katında tutmayı başardı&amp;quot; ifadelerini kullandı.&amp;#39;ESAS AMAÇ, MİLLETİN DERTLERİNİ SAHİPSİZ BIRAKMAK&amp;#39;Özel, Cumhuriyet Halk Partisi&amp;#39;ni ve Cumhuriyet Halk Partilileri sahipsiz, yalnız bırakmayacaklarını vurgulayarak, &amp;quot;Ama esas gaye, esas amaç milletin dertlerini sahipsiz bırakma operasyonudur. O yüzden bize, partimize adaysızlaştırma, kurumsuzlaştırma ve lidersizleştirme operasyonu çekmektedirler. Meselenin kendisi Cumhuriyet Halk Partisi&amp;#39;nin içinde bir mesele değil, meselenin kendisi, Cumhuriyet Halk Partisi bahane edilerek, meşgul edilerek bu milletle, bu milletin değiştirmek istediği iktidar arasındadır. Biz, partimizi 47 yıl sonra birinci parti yapan kadrolarız. Biz, Adalet ve Kalkınma Partisi&amp;#39;ni tarihinde ilk kez yenilgi ile tanıştıran kadrolarız. Ben, Erdoğan ile Genel Başkan olarak bir kez yarıştım. Yarıştığımız ilk ve tek seçimde Erdoğan&amp;#39;ı Genel Başkan olarak ben yendim, partisini Cumhuriyet Halk Partisi yendi, esas olarak da bunu ne kendi üstüme aldım ne sadece partimize mal ettik&amp;quot; diye konuştu.&amp;#39;İKTİDAR DEĞİŞİMİ ARTIK BİR TAKVİM MESELESİDİR&amp;#39;Özel, &amp;quot;İktidar değişimi artık Türkiye&amp;#39;de bir takvim meselesidir. Bunu herkes görüyorken; bu ülkenin ezilenleri, yok sayılanları, hor görülenleri, hakkı yenilenleri iktidara yürüyorken; maruz kaldığımız saldırı tam da buna yöneliktir. Bunu engellemeye yöneliktir. Yürüyüşümüzü durdurmak için ki biz durursak &amp;#39;mutlak sultan&amp;#39; olacak. O yüzden Cumhuriyet Halk Partisi&amp;#39;ndeki mutlak butlan meselesini AK Parti&amp;#39;nin yargı kolları eliyle tasarlanmış, özellikle planlanmış. AK Parti&amp;#39;nin ve Erdoğan&amp;#39;ın bütün hesabı, Cumhuriyet Halk Partisi&amp;#39;ni karpuz gibi ortadan bölmek. Yarı yarıya bölmekken, hadi 70&amp;#39;e 30, 60&amp;#39;a 40 da olsa olur derken, 70&amp;#39;e 30&amp;#39;a razıyken, bekledikleri bölünmenin böyle karpuz gibi bölecek ya, bu başındaki sapını bile alamadılar. Millet yarı yarıya karpuz gibi ortadan değil, karpuzdan bir şey vermeyip sapını onlara gösterdi. Yüzde 99&amp;#39;a yüzde 1&amp;#39;ler. O yüzde 1&amp;#39;ler karpuzun sapıdır&amp;quot; değerlendirmesinde bulundu. &amp;#39;PUSULAMIZ MİLLET, ROTAMIZ İKTİDAR&amp;#39;Özel, gayretli olduklarını ve eninde sonunda bunun karşılığını bulacaklarını belirterek, &amp;quot;Partimizi geri almak için sonuna kadar mücadele ediyoruz; hukuken, siyaseten ve fiziken. Asla yorulmadık, yorulmayacağız. Tükenmedik, tükenmeyeceğiz. Vazgeçmedik, vazgeçmeyeceğiz. Bu mücadeleyi asla bırakmayacağız. Ancak işgal bitmezse bu milleti de seçeneksiz bırakmayacağız. Duyduğum, bildiğim en güzel sözdür; &amp;#39;Elbette olacak kaderdir ama kader de gayrete aşıktır.&amp;#39; Bir kapı kapanırsa yenileri açılır, azimle yürüyen eninde sonunda menzile ulaşır. Kimse endişe etmesin. Bir tek menzil var. Dedi ya, &amp;#39;Cumhuriyet ki kimsesizlerin kimsesidir.&amp;#39; Gazi&amp;#39;nin emaneti kimsesizleri kimsesiz bırakmamak, yoksulları yalnız bırakmamak, işçisini, memuru, emeklisini yalnız bırakmamak, iktidara taşımak için gayret içindeyiz. Kimse endişe etmesin milletle birlikte kazanacağız. Oy oy, zarf zarf, sandık sandık, sokak sokak kazanacağız. Köy köy, belde belde, şehir şehir kazanacağız. Kimse yoldan sapmasın ki yol cümleden, cümlemizden uludur. Yol yolcudan da yolculardan da uludur. Yeter ki hedefi doğru olsun. Yolumuz doğrudur. Yolumuz iktidar yoludur. Pusulamız millettir, rotamız iktidardır. Hep birlikte gideceğimiz bu yolda eninde sonunda iktidarı değiştireceğiz ve halkın iktidarını kuracağız. Gittiğim tüm şehirlerde, oturduğum her sofrada, girdiğim her kolda bir samimiyeti, bir inancı ve hepimizin üzerine yüklenen bir mesuliyeti görüyorum. Milletin tek ümidi sizlersiniz, bizleriz. Bizim de tek hedefimiz, tek ümidimiz; bu milleti bu zorluklardan kurtarmak, bu yürüyüşü tamamlamak ve eninde sonunda bu milletin partisini iktidara taşımaktır&amp;quot; dedi. DHA</p>]]></content:encoded>
		   <pubDate>Tue, 30 Jun 2026 17:08:02 +0300</pubDate>
		   </item>
			<item>
		   <title>Cumhurbaşkanı Erdoğan, AB Yüksek Temsilcisi Kallas&amp;#39;ı kabul etti</title>
           <guid isPermaLink="true">https://www.haber16.com/cumhurbaskani-erdogan-ab-yuksek-temsilcisi-kallas-i-kabul-etti/1733167/</guid>
		   <description>ANKARA, (DHA)- CUMHURBAŞKANI Recep Tayyip Erdoğan, Avrupa Birliği (AB) Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Kaja Kallas&amp;#39;ı kabul etti</description>
           		   <content:encoded><![CDATA[<p>
<img src="https://www.haber16.com/images/haberler/2026/06/cumhurbaskani-erdogan-ab-yuksek-temsilcisi-kallas39i-kabul-etti.jpg" />
 CUMHURBAŞKANI Recep Tayyip Erdoğan, Avrupa Birliği (AB) Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Kaja Kallas&amp;#39;ı kabul etti.Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, AB Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Kaja Kallas&amp;#39;ı, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi&amp;#39;nde kabul etti. Kabulde, Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, İletişim Başkanı Burhanettin Duran, Cumhurbaşkanı Dış Politika ve Güvenlik Başdanışmanı Akif Çağatay Kılıç da yer aldı. DHA</p>]]></content:encoded>
		   <pubDate>Tue, 30 Jun 2026 16:19:02 +0300</pubDate>
		   </item>
			<item>
		   <title>Bakan Bolat: Türkiye-AB arasında artan ilişkiler vizesiz hayatı gerekli kılmakta</title>
           <guid isPermaLink="true">https://www.haber16.com/bakan-bolat-turkiye-ab-arasinda-artan-iliskiler-vizesiz-hayati-gerekli-kilmakta/1733158/</guid>
		   <description>Ruken KADIOĞLU-Batuhan DURNAOĞLU/ANKARA, (DHA)- TİCARET Bakanı Ömer Bolat, &amp;quot;Türkiye ile Avrupa Birliği (AB) arasında artan ticaret ilişkileri, turizm ilişkileri, eğitim iş birliği, vize konularında Türkiye vatandaşları için vizesiz hayatı da gerekli kılmakta</description>
           		   <content:encoded><![CDATA[<p>
<img src="https://www.haber16.com/images/haberler/2026/06/bakan-bolat-turkiye-ab-arasinda-artan-iliskiler-vizesiz-hayati-gerekli-kilmakta.jpg" />
 TİCARET Bakanı Ömer Bolat, &amp;quot;Türkiye ile Avrupa Birliği (AB) arasında artan ticaret ilişkileri, turizm ilişkileri, eğitim iş birliği, vize konularında Türkiye vatandaşları için vizesiz hayatı da gerekli kılmakta. En azından vize alımının kolaylaşması en büyük isteğimiz&amp;quot; dedi. Ticaret Bakanı Ömer Bolat, Avrupa Birliği (AB) Komisyonu Genişlemeden Sorumlu Üyesi Komiser Marta Kos ve heyetiyle Ankara&amp;#39;da görüşme gerçekleştirdi. Bakan Bolat, görüşmenin ardından yaptığı açıklamada, &amp;quot;Türkiye-Avrupa Birliği arasındaki ilişkilerin çok boyutlu yönlerini ele alma fırsatı bulduk. Gümrük Birliği&amp;#39;nin güncellenmesi çalışmaları çerçevesinde kamu alımları, dijital ticaret, connectivity, bağlantısallık gibi konuları ele aldık. Bunun yanında vizelerin Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları için kolaylaştırılması ve hakkımız olan vize muafiyetinin sağlanması konusunu da görüştük. Geçen yıl yürürlüğe giren Cascade (kademeli) sistemi, vize kuyruklarının azalması ve çok girişli, uzun süreli vize verilmesi konularında önemli bir ilerleme sağlamıştı. Türkiye ile Avrupa Birliği arasında artan ticaret ilişkileri, turizm ilişkileri, eğitim iş birliği, vize konularında Türkiye vatandaşları için değerli vatandaşlarımız için vizesiz hayatı da gerekli kılmakta. En azından vize alımının kolaylaşması en büyük isteğimiz. Bunun yanında teknik konularda, Gümrük Birliği&amp;#39;nin bazı konularında görüş alışverişinde bulunduk. Türkiye ile Avrupa Birliği arasındaki e-ticaret rejimi ve Avrupa Birliği için de hararetle tartışılmakta olan sanayi hızlandırma yasası ve bu çerçevede &amp;#39;Made in EU&amp;#39;, &amp;#39;Avrupa Birliği&amp;#39;nde üretilmiştir&amp;#39; konsepti konusunda şu anda üye olmayan Türkiye ve diğer ülkelerin konumuyla ilgili taleplerimizi ve isteklerimizi belirttik&amp;quot; dedi.&amp;#39;ENTEGRASYON TAM 30 YILDIR YÜRÜRLÜKTE&amp;#39;Avrupa Birliği&amp;#39;nin son yıllarda içine kapanma ve çeşitli ticaret politikası tedbirleri üzerinde çalıştığını aktaran Bolat, &amp;quot;Türkiye-Avrupa Birliği Gümrük Birliği entegrasyonu tam 30 yıldır yürürlükte ve aynı zamanda Türkiye, Avrupa Birliği&amp;#39;ne aday bir ülke ve tam üyelik için katılım müzakereleri yürüten bir ülke konumunda. Her ne kadar bu müzakereler son yıllarda durmuş da olsa Gümrük Birliği ile sanayiler arasında sağlanan büyük entegrasyon, Gümrük Birliği&amp;#39;nin öngördüğü malların serbest dolaşımı ilkesini zedelememeli, geriye götürmemeli. Aynı şekilde sanayilerimiz arasındaki tedarik zincirlerinin kopmasına yol açmamalı. Bu açıdan bütün varlığımızla, gücümüzle başta Sayın Cumhurbaşkanımızın temasları, girişimleri, Ticaret Bakanlığı olarak bizim yürüttüğümüz müzakereler ve Dışişleri Bakanlığımızın çabaları ile bu konularda Türkiye-Avrupa Birliği Gümrük Birliği&amp;#39;ne zarar verecek bir düzenleme olmaması için çok büyük bir diplomatik müzakere yürütüyoruz ve mücadele veriyoruz&amp;quot; diye konuştu.&amp;#39;ALTERNATİF KORİDORLARA İHTİYAÇ VAR&amp;#39;Bakan Bolat, Kos&amp;#39;un bağlantısallık konusuna önem verdiğine dikkat çekerek, &amp;quot;Biz de bu konuda Türkiye&amp;#39;nin son 23 yılda Sayın Cumhurbaşkanımızın yönetimi altındaki dönemde kara, hava, deniz ve demir yolu ulaştırmasında çok büyük yatırımlar yaptığını ve bu milyarlarca dolarlık yatırımlar sonunda Türkiye&amp;#39;nin dünyanın altyapı, üstyapı ve ulaştırma alanında en modern, en yeni altyapılarına sahip olduğunu, nitekim 4 ay süren son Körfez Savaşı&amp;#39;nın da göstermiştir ki alternatif koridorlara ihtiyaç olduğunu ve bu alternatif koridorlar noktasında da kara, hava, demir yolu ve deniz yolu bağlantısı olarak Türkiye&amp;#39;nin çok stratejik bir konumda olduğunu ve bütün altyapılarıyla da Avrupa ile Asya ve Afrika arasında, doğu ile batı arasında mükemmel bir geçiş koridoruna çeşitli ulaştırma kanalları ile sahip olduğunu vurguladık. Onlar da bunun farkında ve Türkiye&amp;#39;nin 23 yıldan bu yana muazzam ilerlemesini takdirle karşılıyorlar. Türkiye büyüyen, gelişen güçlü bir ülke. Savunma alanında ordusuyla, savunma sanayisiyle Avrupa&amp;#39;nın savunma blokunda ve ittifakında Türkiye&amp;#39;ye çok önem verdiklerini de ifade etti. Son derece pozitif ve yapıcı bir atmosferde görüşmelerimizi tamamladık&amp;quot; dedi. DHA</p>]]></content:encoded>
		   <pubDate>Tue, 30 Jun 2026 16:00:04 +0300</pubDate>
		   </item>
			<item>
		   <title>DEM Parti&amp;#39;li Bakırhan: Çerçeve yasa dar tutulmamalı ve topluma güven vermeli</title>
           <guid isPermaLink="true">https://www.haber16.com/dem-parti-li-bakirhan-cerceve-yasa-dar-tutulmamali-ve-topluma-guven-vermeli/1733152/</guid>
		   <description>Aliekber METE/ANKARA, (DHA)- DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, &amp;#39;Terörsüz Türkiye&amp;#39; süreciyle ilgili, &amp;quot;Çerçeve yasa dar tutulmamalı, belirsiz olmamalı, güvenlikçi yorumlara kapalı olmalı ve topluma güven vermelidir&amp;quot; dedi</description>
           		   <content:encoded><![CDATA[<p>
<img src="https://www.haber16.com/images/haberler/2026/06/dem-parti39li-bakirhan-cerceve-yasa-dar-tutulmamali-ve-topluma-guven-vermeli.jpg" />
 DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, &amp;#39;Terörsüz Türkiye&amp;#39; süreciyle ilgili, &amp;quot;Çerçeve yasa dar tutulmamalı, belirsiz olmamalı, güvenlikçi yorumlara kapalı olmalı ve topluma güven vermelidir&amp;quot; dedi. DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, TBMM&amp;#39;de partisinin grup toplantısında konuştu. Bakırhan, Türkiye&amp;#39;nin NATO eliyle savaş mimarisine eklenmemesi gerektiğini belirterek, &amp;quot;Türkiye bunun yerine Kürt meselesinde çerçeve yasa ile barışı hukuka bağlamalı, demokratik çözümü gecikmeden hayata geçirmelidir. Demokratik Toplum ve Barış Süreci, Türk siyasal tarihinin en büyük fırsatlarından birisidir, emin olun bu abartılı bir yorum değil. Bu süreç ikinci yılına girmek üzere ve elbette hakkını vermek gerekir ki bu süreçte kimi adımlar atıldı; silahlar yakıldı. Meclis&amp;#39;te bir komisyon kuruldu, Komisyon İmralı&amp;#39;ya ziyarete gitti, raporunu tuttu. Bunların hiçbirisini küçümsemiyoruz, yok saymıyoruz aksine bu adımların üzerine Demokratik Toplum ve Barış Süreci&amp;#39;ni sağlam bir şekilde inşa etmek istiyoruz. Bu tarihi fırsatı kalıcı barışa, onurlu yaşama ve demokratik geleceğe nasıl çevirebileceğimiz konusunda her gün yoğun tartışmalar yapıyoruz. Bunun yolu elbette çerçeve yasadır. 100 yıllık bir meseleyi şiddet zemininden hukuk zeminine çekmek kolay bir iş değildir, katılıyorum. Bu yüzden yasa, bu önemli işin büyüklüğüne uygun bir şekilde cesaretle yazılmalıdır. Toplumun kulağı bu yasadadır. Dağdan dönmeyi bekleyenlerin, haksız hukuksuz şekilde cezaevinde olanların, hasta tutsakların, sürgünde yaşayanların, İzmir&amp;#39;den gelen ve çocuğu 18 yıldır cezaevinde yatan barış annesinin de gözü bu yasadadır. Bu yasa eğer doğru ve cesur bir şekilde geçerse özlemini duyduğumuz demokratik zemine giriş yapmış olacağız&amp;quot; ifadelerini kullandı. &amp;#39;DÖNÜŞ VARSA GÜVENCE OLMALIDIR&amp;#39;Kamuoyunda sürecin hukuki bir zemine bağlanıp bağlanmayacağına ilişkin soru işaretlerinin arttığını kaydeden Bakırhan, &amp;quot;İnsanlar güvenle ülkelerine dönebilecek mi, bu ülke gerçekten barış sürecini ciddiye alacak mı? Elbette bunları mücadele ederek göreceğiz. Bu soruların tamamına cevap verecek olan şey çerçeve yasadır. Bu yüzden çerçeve yasa dar tutulmamalı, belirsiz olmamalı, güvenlikçi yorumlara kapalı olmalı ve topluma güven vermelidir. Hukuk yoksa güven olmaz, güven yoksa dönüş olmaz, dönüş yoksa barış kalıcılaşmaz. Bazı yetkililer dönenler arasında ayrım yapılacağına ilişkin açıklamalar yapıyor; &amp;#39;Şunu kapsar, bunu daha az kapsar&amp;#39; denilmemeli. Barışın kapısından girmek isteyen herkese kapı açık olmalıdır, yasa da buna uygun yapılmalıdır. İnsanların geleceğini bir memurun, savcının, mahkemenin keyfine teslim edemezsiniz. İstinaf mahkemesini görüyoruz; diğerlerinin böyle davranmayacağının bir garantisi var mı? Dönüş varsa güvence olmalıdır. Hukuk varsa herkes için aynı açıklıkta olmalıdır. Kimse &amp;#39;Yarın başıma ne gelir&amp;#39; belirsizliği ile yola çıkmaz. Sana itiraz ederek çekip gitmiş, yıllarca sürgünde ya da dağda kalmış ve görmediği, güvenmediği bir yasa için gelir mi, senin devlet olarak bunu düşünmelisin, bir de barışıyoruz yahu bu ayrım nedir, böyle barış mı olur? Bu yüzden tekrar sesleniyorum; kapsayıcı, cesur, muğlak olmayan ve bir insanın geleceğini bir savcının ya da hakimin insafına bırakmayan bir açıklıkta yasa yapılmalıdır&amp;quot; diye konuştu.Bakırhan ayrıca çerçeve yasanın bir an önce TBMM gündemine getirilmesi gerektiğini söyledi. DHA</p>]]></content:encoded>
		   <pubDate>Tue, 30 Jun 2026 15:55:02 +0300</pubDate>
		   </item>
			<item>
		   <title>TBMM Başkanı Kurtulmuş: Müstakil ve geçici bir yasa olacak</title>
           <guid isPermaLink="true">https://www.haber16.com/tbmm-baskani-kurtulmus-mustakil-ve-gecici-bir-yasa-olacak/1733141/</guid>
		   <description>Aliekber METE-Canberk ÖZTÜRK/ANKARA, (DHA)- TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, &amp;#39;Terörsüz Türkiye&amp;#39; süreci kapsamında hazırlıkları süren yasal düzenlemeye ilişkin, &amp;quot;Çıkarılacak olan yasa, müstakil ve geçici bir yasadır</description>
           		   <content:encoded><![CDATA[<p>
<img src="https://www.haber16.com/images/haberler/2026/06/tbmm-baskani-kurtulmus-mustakil-ve-gecici-bir-yasa-olacak.jpg" />
 TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, &amp;#39;Terörsüz Türkiye&amp;#39; süreci kapsamında hazırlıkları süren yasal düzenlemeye ilişkin, &amp;quot;Çıkarılacak olan yasa, müstakil ve geçici bir yasadır. Yani münfesih örgüt mensuplarını kapsayacak, bir kereliğine çıkarılacak ve belli bir süreyi kapsayacaktır&amp;quot; dedi. TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, Norveç Parlamentosu Başkanı Masud Gharahkhani ile Meclis&amp;#39;te bir araya geldi. Basına kapalı gerçekleşen görüşme sonrasında Kurtulmuş ve Gharahkhani ortak basın toplantısı düzenledi. Kurtulmuş, iki ülkenin de NATO üyesi olduğunu ve görüşmede pek çok meseleyi karşılıklı olarak müzakere etme imkanı bulduklarını söyledi.&amp;#39;GÖRÜŞMELERİN İYİ SONUÇ VERMESİNİ ÜMİT EDİYORUZ&amp;#39;Kurtulmuş, Türkiye ve Norveç&amp;#39;in çatışmaların çözümünde müzakere ve diplomasinin esas alınması yaklaşımına sahip olduğunu belirterek, &amp;quot;Müzakere ettiğimiz konuların çoğunda Norveç ile önemli müşterekler yakaladığımızı görüyoruz. Hiç şüphesiz bunlardan birisi Orta Doğu&amp;#39;nun en önemli meselesi olan ve dünya barışının en kilit sorunu olan Filistin meselesinin çözülebilmesi için ortaya konulan bakış açısıdır. Norveç de bizim gibi iki devletli çözümden başka bir yol olmadığını, bölgede bağımsız, tam manasıyla egemen 1967 sınırlarında bir Filistin devletinin kurulmasından başka bir yol olmadığına inanan ve bunu dile getiren bir ülkedir. Bu çerçevede Norveç&amp;#39;in 2024 yılında Filistin devletini resmen tanımış olmasını bir kere daha takdirle karşıladığımızı ifade etmek istiyorum. Yine aynı şekilde bölgemizdeki sorunların diyalog ve müzakere yoluyla çözülmesi için ve halihazırda aktif bir mesele olarak önümüzde duran Amerika Birleşik Devletleri ile İran arasındaki müzakerelere de benzer şekilde destek veriyoruz. Bu sorunun bir an evvel karşılıklı müzakereler yoluyla çözülmesi, her iki tarafın da kabul edeceği bir barış sürecinin nihayete erdirilmesi gerektiğinin hem bölgemizin barışı açısından hem dünya barışı açısından hayati olduğuna inanıyoruz. Bu çerçevede Cenevre&amp;#39;de başlayan ve Doha&amp;#39;da devam edecek olan görüşmelerin iyi sonuçlar vermesini ümit ediyoruz&amp;quot; diye konuştu.&amp;#39;İSRAİL&amp;#39;İN SALDIRGANLIĞINI DURDURMASI İLK ŞARTTIR&amp;#39;Kurtulmuş, ABD-İran arasındaki müzakereler sürerken İsrail&amp;#39;in provokasyon girişimlerinde bulunabileceğini vurgulayarak, &amp;quot;Bu provokasyonlara karşı başta her iki ülke olmak üzere uluslararası camianın dikkatli olmasını tavsiye ediyoruz. Bölgede barış istemeyen, istikrarsızlıktan beslenen ve istikrarsızlığın olması için çevredeki ülkelere zaman zaman saldırılarını sürdüren İsrail&amp;#39;in, Amerika ve İran arasındaki barış müzakerelerinden oldukça rahatsız olduğu aşikardır. İsrail&amp;#39;in provokasyonlarına meydan bırakılmaması, bu sürecin sağlıklı yürümesinin en temel şartıdır. Bu çerçevede Türkiye olarak İsrail&amp;#39;in hem Lübnan&amp;#39;da sürdürdüğü saldırıları hem de Suriye&amp;#39;ye karşı yaptığı saldırıları uluslararası hukukun açık birer ihlali olarak görüyor ve bölgemizin sükunete, huzura ihtiyacı olduğunu bir kez daha tekrarlıyoruz. İsrail&amp;#39;in bu saldırganlıklarını durdurması bölge barışının ilk şartıdır. Dolayısıyla uluslararası camia; ABD ile İran arasında bir müzakere ortamı doğmuşken ve buradan sonuç alma ihtimali mevcutken İsrail&amp;#39;in bu süreci berhava etmesine asla fırsat vermemelidir&amp;quot; dedi.&amp;#39;ASLA AF NİTELİĞİNDE OLMAYACAK&amp;#39;Gazetecilerin sorularını yanıtlayan Kurtulmuş, &amp;#39;Terörsüz Türkiye&amp;#39; süreci kapsamında hazırlıkları süren yasal düzenlemelere ilişkin soru üzerine şu ifadeleri kullandı:&amp;quot;Terörsüz Türkiye&amp;#39; çalışması ile birlikte özellikle bölgemizin çatışmalar ve gerilimler içerisinde olduğu bir ortamda ülkemiz, iç kalesini tahkim etmek bakımından tarihi bir adım attı ve çok başarılı bir şekilde süreç bugüne kadar geldi. Başka örneklerinde 7-8-10 yıl içerisinde süreçler sürerken, Türkiye&amp;#39;de 1 yıla yakın bir sürede başarılması önemlidir. Bu salonda geçtiğimiz yaz aylarında çalışmalarına başlayan Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu nihayetinde bir raporla çalışmalarını sonlandırdı. Bu rapor bir yol haritası, şu an o yol haritasında dile getirilen hususları alarak partilerimizin bu süreci taçlandırmak için bir yasal düzenleme yapma mecburiyeti vardır. Mutlaka terör örgütü mensuplarının silahlarını bırakması, terörün bütünüyle geride kalmasını ve örgütün kendisini feshetmesini sağlamak için atılacak adımların kısa süre içerisinde tamamlanması gerektiğini düşünüyoruz. Çıkarılacak olan yasa, müstakil ve geçici bir yasadır. Yani münfesih örgüt mensuplarını kapsayacak, bir kereliğine çıkarılacak ve belli bir süreyi kapsayacaktır. Bu süre içerisinde gelenler bundan istifade edecek, gelmeyenler için ise kapı kapanacaktır. Böyle bir mekanizmanın kurulmasını ümit ediyoruz. Bu komisyonda kararlaştırılan başlıklardır. Bu çıkacak olan yasa asla bir af niteliğinde olmayacaktır. Yasa başta şehit aileleri ve gazilerimiz olmak üzere geniş kitleleri rencide edecek bir yaklaşıma sahip olmayacaktır. Bunun için tüm partilerin bir araya gelerek silah bırakma sürecinin tamamlanması için gerekli olan yasal düzenlemeleri yapmasını bekliyoruz.&amp;quot;&amp;#39;TÜRKİYE&amp;#39;NİN BU ADIMI ATMASI ŞARTTIR&amp;#39;Kurtulmuş, yasanın Meclis&amp;#39;in ortak ittifakıyla hazırlanıp çıkarılması gerektiğini aktararak, &amp;quot;Süreçle ilgili devlet kurumlarının hepsi büyük bir titizlikle çalışmalarını sürdürüyor. Ümit ediyorum ki çok kısa bir süre içerisinde yasal hazırlıklar tamamlanır ve önce komisyonlara ardından Genel Kurul&amp;#39;a getirilir. Başlanılan hayırlı işi en kısa süre içerisinde bitirmek esastır. Artık bundan sonra bu işin savsaklanmadan, geciktirilmeden ve asla en ufak bir detayı ihmal edilmeden, iyi planlayarak yapılması ve Türkiye&amp;#39;nin bu adımı atması şarttır&amp;quot; ifadelerini kullandı.&amp;#39;TÜRKİYE ÖNEMLİ BİR MÜTTEFİKTİR&amp;#39;Norveç Parlamentosu Başkanı Gharahkhani&amp;#39;ni ise ziyaretin Norveç ve Türkiye arasındaki diplomatik temasların 100&amp;#39;üncü yılında gerçekleşmesinin önemine işaret etti ve İstanbul&amp;#39;da evlilik yaptığı için Türkiye&amp;#39;nin kendisi için önemli bir yere sahip olduğunu ifade etti. Gharahkhani, &amp;quot;Türkiye, NATO&amp;#39;da önemli bir müttefiktir ve ittifak içerisinde en büyük silahlı kuvvetlere sahip, gerçekten de savunmaya yatırım yapan bir ülkedir. Türkiye&amp;#39;nin savunma sanayisine yaptığı yatırımları görmek çok etkileyici. Türkiye, NATO&amp;#39;nun güneydoğu kanadında, biz ise kuzey tarafındayız. Norveç&amp;#39;in 100 kilometre ötesinde Rusya&amp;#39;nın deniz altı nükleer kapasitesi imkanı var ve kritik bir alandayız. Bu yıl NATO harcamaları için bütçemizi yüzde 5&amp;#39;e çıkarabildik ve denizaltı üretimi alanında yatırımlarımızı yapıyoruz&amp;quot; değerlendirmesinde bulundu. DHA</p>]]></content:encoded>
		   <pubDate>Tue, 30 Jun 2026 15:27:02 +0300</pubDate>
		   </item>
			<item>
		   <title>CHP&amp;#39;li Günaydın&amp;#39;ın grup başkan vekilliği görevi iade edildi</title>
           <guid isPermaLink="true">https://www.haber16.com/chp-li-gunaydin-in-grup-baskan-vekilligi-gorevi-iade-edildi/1733109/</guid>
		   <description>ANKARA, (DHA)- CHP&amp;#39;de disiplin süreci kapsamında görev ünvanı kaldırılan İstanbul Milletvekili Gökhan Günaydın&amp;#39;ın, tedbir kararının kaldırılmasının ardından grup başkan vekilliği görevi iade edildi</description>
           		   <content:encoded><![CDATA[<p>
<img src="https://www.haber16.com/images/haberler/2026/06/chp39li-gunaydin39in-grup-baskan-vekilligi-gorevi-iade-edildi.jpg" />
 CHP&amp;#39;de disiplin süreci kapsamında görev ünvanı kaldırılan İstanbul Milletvekili Gökhan Günaydın&amp;#39;ın, tedbir kararının kaldırılmasının ardından grup başkan vekilliği görevi iade edildi.CHP İstanbul Milletvekili Gökhan Günaydın, parti yönetimi tarafından tedbirli olarak kesin ihraç cezası uygulamak üzere Yüksek Disiplin Kurulu&amp;#39;na (YKD) sevk edildi. Bu süreçte, Günaydın&amp;#39;ın CHP Grup Başkan Vekilliği görevi düşürüldü. YDK toplantısında, Günaydın&amp;#39;ın ihraç istemine karşı itirazı kabul edildi ve hakkındaki tedbir kararı kaldırıldı. Bunun üzerine Günaydın&amp;#39;ın grup başkan vekilliği görevi iade edildi. TBMM&amp;#39;nin internet sitesinde de Günaydın&amp;#39;ın görevlerine &amp;#39;CHP Grup Başkan Vekili&amp;#39; ifadesi eklendi. DHA</p>]]></content:encoded>
		   <pubDate>Tue, 30 Jun 2026 13:07:05 +0300</pubDate>
		   </item>
			<item>
		   <title>Bahçeli: Askeri hastanelerin yeniden açılması hayati değerde</title>
           <guid isPermaLink="true">https://www.haber16.com/bahceli-askeri-hastanelerin-yeniden-acilmasi-hayati-degerde/1733089/</guid>
		   <description>ANKARA, (DHA)- MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, &amp;quot;Askeri hastanelerin yeniden açılması ve ordu bünyesine kazandırılması meselesi hayati değerdedir</description>
           		   <content:encoded><![CDATA[<p>
<img src="https://www.haber16.com/images/haberler/2026/06/bahceli-askeri-hastanelerin-yeniden-acilmasi-hayati-degerde.jpg" />
 MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, &amp;quot;Askeri hastanelerin yeniden açılması ve ordu bünyesine kazandırılması meselesi hayati değerdedir. Çünkü askeri tıp; askeri iklimin görev koşullarını, operasyon psikolojisini, askeri disiplin düzenini ve sevk zincirini içinde barındıran apayrı ve özel bir alandır&amp;quot; dedi.MHP lideri Bahçeli, TBMM&amp;#39;de partisinin grup toplantısında konuştu. Bahçeli, İsrail&amp;#39;in bölgedeki saldırılarına tepki göstererek, &amp;quot;Ateşkes kelamı daha havada asılıyken, bu korsan yapı, arkadan hançer saplama maharetini göstererek yeni saldırıların hain planlarını kurgulamaktadır. Netanyahu ve tetikçi avanesi, kurulan müzakere zeminine dahi fütursuzca diş göstermekte; barışı amaçlayan ve önceliklendiren mutabakatlara direnmeyi marifet saymaktadır. Mızrak artık çuvala sığmamaktadır. Katil İsrail, mazlumların kanıyla semiren emperyalist bir sömürge düzeneğidir. Gazze&amp;#39;nin yetim feryatları arşı titretirken, Beyrut&amp;#39;ta mazlumların ağıtları dinmemişken, Siyonist soykırım şebekesi mutabakatları kendi habis çıkarlarına göre eğip bükmektedir. Zulmü zanaat edinen bu kanlı terör makinesinin lügatında barış; silahlara mühlet kazandırmak, diplomasi ise vahşeti hukuk kılıfıyla cilalamaktır&amp;quot; diye konuştu.&amp;#39;MİLLİ BEKA UFKUMUZ, TÜM İTTİFAKLARIN ÜZERİNDEDİR&amp;#39;Karadeniz&amp;#39;de de suların durulmadığını söyleyen Bahçeli, &amp;quot;Rusya ile Ukrayna arasında süregelen çatışma iklimi, aradan geçen zamana rağmen bölgesel istikrarın önündeki en büyük kırılma hattı olarak varlığını korumaktadır. Ne zaman tahıl sevkiyatları, esir değişimleri yahut diplomatik temaslarla bir esenlik kapısı aralansa dengeleri değiştiren siyasi depremler Kuzey&amp;#39;in yakasını bırakmamaktadır. İçinde bulunduğumuz bölgenin her yönüne hakim olan bu sarmal, hamasi nutukların ötesinde, jeopolitik riskleri doğru okumayı ve milli menfaatlerimizi koruyacak rasyonel bir yaklaşımı zorunlu kılmaktadır. Böyle bir dönemde Ankara&amp;#39;da yapılacak NATO Zirvesi, Türkiye&amp;#39;nin jeopolitik öneminin, etkin ve caydırıcı kudretle donatılmış şanlı ordusunun, dünyaya örnek olan savunma sanayisinin ve arkasında çözülemeyen düğüm, aşılamayan engel bırakmayan diplomatik ağırlığının dünya sahnesindeki karşılığını gösterecek mühim bir faaliyettir. Cumhur İttifakı&amp;#39;yla tahkim edilen devlet aklı da bu zirvede; krizleri okuyan, tehditleri gören, fırsatları tartan ve Türkiye&amp;#39;nin haklı tezlerini dünyaya haykıran stratejik iradesiyle bir kez daha kendisini gösterecektir. Ancak sözü evirip çevirmeden açıkça söylemek lazımdır; NATO, Türkiye için ne bir biat senedi ne de kayıtsız şartsız boyun eğilecek bir emir komuta merkezidir. Ankara merkezli istikbal ve milli beka ufkumuz, kaynağını dışarıdan alan tüm ittifakların üzerindedir&amp;quot; ifadelerini kullandı.&amp;#39;TÜRKİYE, NATO&amp;#39;NUN ÖNÜNDEKİ BÜTÜN HAYATİ BAŞLIKLARIN TAM KALBİNDE&amp;#39;Bugün NATO&amp;#39;nun yeni bir dönemin başında olduğunu işaret eden Bahçeli, &amp;quot;Brüksel&amp;#39;de yapılan son savunma bakanları toplantısında caydırıcılık, savunma kapasitesinin artırılması, mühimmat stokları, savunma harcamaları, nükleer caydırıcılık, Rusya-Ukrayna savaşı gündemin merkezine oturmuştur. &amp;#39;NATO 3.0&amp;#39; olarak ifade edilen bu arayış, ittifakın yeniden sert güce, hızlı karar alma kabiliyetine, üretim kapasitesine ve yüksek hazırlık seviyesine yöneldiğini göstermektedir. İşte Türkiye, bugün NATO&amp;#39;nun önündeki bütün hayati ve kritik başlıkların tam kalbinde duran devlettir. Allah&amp;#39;ın izniyle önümüzdeki hafta yedi düvel de şahit olacaktır ki; kurgulanan bu devasa küresel satrancın tam ortasında, başkalarının icazetiyle değil kendi kudretiyle var olan Türkiye Cumhuriyeti Devleti, bu şirazesi kaymış dünyanın üzerinde asırlara meydan okuyan tarihi bir anıt gibi yükselmektedir. Başkent Ankara&amp;#39;yı hesaba katmadan NATO bünyesinde ve ittifak hesabına yol almaya çalışmak, kaygan zeminde gözleri kapatıp ilerlemeye benzer. Muzaffer Türk ordusunun asırlık tecrübesini, Türk savunma sanayinin dünyayı şaşkına çeviren üretim kudretini ve Türkiye&amp;#39;nin sarsılmaz jeopolitik ağırlığını dışarıda bırakan her denklem, eksik kalmaya ve çökmeye mahkum olacaktır. Çünkü Türkiye Cumhuriyeti Devleti; kriz hatlarının kesiştiği ateş çemberinde istikrarı temin eden, tehditleri sınırlarının bidayetinde ezen bir devlettir&amp;quot; dedi.&amp;#39;ASKERİ HEKİM ORDUSU ZARURETTİR&amp;#39;Bugün NATO içerisinde askeri hastanesi bulunmayan tek ülke Türkiye olduğunu vurgulayan Bahçeli, &amp;quot;Bu durum, şanlı ordumuzun büyüklüğü ve harekat kabiliyeti karşısında kabul edilemez tarihi bir noksanlıktır. Cephede kazanılan her şanlı zafer, ancak cephe gerisinde kurulan, köklü ve askeri tıbbın tüm imkan ve ilmiyle donatılmış bir akılla nihayete erecektir. Bu sebeple, askeri hastanelerin yeniden açılması ve ordu bünyesine kazandırılması meselesi hayati değerdedir. Çünkü askeri tıp; askeri iklimin görev koşullarını, operasyon psikolojisini, askeri disiplin düzenini ve sevk zincirini içinde barındıran apayrı ve özel bir alandır. Terörle amansız mücadelede, sınır ötesi şanlı operasyonlarda ve deniz aşırı mukaddes görevlerde Mehmetçik&amp;#39;imizin yanında; askerimizi evladı bilen, kardeşi sayan, onun değil yaralanmasına, saçına rüzgar değmesine dahi yüreği razı olmayan, vatanı namus bilen Türk hekimlerinin görev yapması milli beka meselesidir. Mayın ve patlama yaralanmalarında, yanık ve ağır travma vakalarında, uzuv kayıplarında uzmanlaşmış bir askeri hekim ordusu zarurettir. Mukaddes GATA geleneği; cephe gerisinden cephe hattına kadar uzanan askeri tıp disiplininin, Mehmetçik&amp;#39;e adanmış fedakar hekimlik ruhunun ve harp şartlarında çelikleşmiş sağlık aklının ta kendisidir&amp;quot; diye konuştu.&amp;#39;HARP CERRAHİSİNİN GÜÇLENDİRİLMESİ MİLLİ BEKA MESELESİDİR&amp;#39;Bahçeli ayrıca, &amp;quot;Sivil sağlık sistemlerinin ve hastanelerin, savaş cerrahisinin ve cephe gerisi lojistiğinin, ordumuzun bu kendine has ihtiyaçlarını tam manasıyla karşılaması mümkün değildir. Şüphesiz her hastanemiz kıymetlidir; şehir hastanelerimiz, eğitim araştırma hastanelerimiz ve üniversite hastanelerimiz aziz milletimize büyük hizmetler sunmaktadır. Fakat askeri sağlık sistemi, savaş ve çatışma anında apayrı bir refleks ve seferberlik hazırlığı ortaya koymaktadır. Bir ordunun topu kadar tabibi, tüfeği kadar tıbbı, zırhı kadar sıhhiyesi de o ordunun şanındandır, caydırıcılığındandır. Savaş meydanında kanayan yarayı vaktinde saramayan bir devletin zaferi her zaman eksik kalmaya mahkumdur. Askeri hastanelerin yeniden yapılandırılması; Gülhane ruhunun çağın modern ihtiyaçlarına göre yeniden ihyası ve harp cerrahisinin güçlendirilmesi tekraren ifade ediyorum; milli beka meselesidir. Gençliğinin baharını, mesleğinin yarınını, anasının duasını, babasının ocağını, yarinin hasretini geride bırakıp vatan nöbetine duran Mehmetçik&amp;#39;imize; aziz şehitlerimize ve kahraman gazilerimize karşı borcumuz; askeri hastanelerin yeniden açılmasıdır. Bu borç; cepheden ameliyathaneye ve rehabilitasyon hizmetlerine dek uzanan güçlü, disiplinli ve uzmanlaşmış bir askeri nizamla tamamlanmak zorundadır&amp;quot; değerlendirmesinde bulundu. DHA</p>]]></content:encoded>
		   <pubDate>Tue, 30 Jun 2026 12:19:03 +0300</pubDate>
		   </item>
			<item>
		   <title>AK Parti&amp;#39;li Ercan: Aile yapımızı muhafaza etmek bizim en temel sorumluluğumuzdur</title>
           <guid isPermaLink="true">https://www.haber16.com/ak-parti-li-ercan-aile-yapimizi-muhafaza-etmek-bizim-en-temel-sorumlulugumuzdur/1733072/</guid>
		   <description>Aybala MELEK-Batuhan DURNAOĞLU/ANKARA, (DHA)- AK Parti Genel Merkez Kadın Kolları Başkanı Tuğba Işık Ercan, &amp;quot;Küresel ölçekte aile kurumunu vasıfsızlaştırmaya çalışan, fıtrata ve inanç değerlerimize aykırı her türlü sapkın akıma karşı durmak, asil Türk aile yapımızı ve mukaddes değerlerimizi muhafaza etmek AK Parti olarak bizim en temel sorumluluğumuzdur&amp;quot; dedi</description>
           		   <content:encoded><![CDATA[<p>
<img src="https://www.haber16.com/images/haberler/2026/06/ak-parti39li-ercan-aile-yapimizi-muhafaza-etmek-bizim-en-temel-sorumlulugumuzdur.jpg" />
 AK Parti Genel Merkez Kadın Kolları Başkanı Tuğba Işık Ercan, &amp;quot;Küresel ölçekte aile kurumunu vasıfsızlaştırmaya çalışan, fıtrata ve inanç değerlerimize aykırı her türlü sapkın akıma karşı durmak, asil Türk aile yapımızı ve mukaddes değerlerimizi muhafaza etmek AK Parti olarak bizim en temel sorumluluğumuzdur&amp;quot; dedi.AK Parti Genel Merkez Kadın Kolları Başkanlığı tarafından parti genel merkezinde, &amp;#39;Medeniyetimizin Değerlerinden Türkiye Yüzyılı&amp;#39;na Kadın Politikaları İstişare Toplantısı&amp;#39; gerçekleştirildi. Basına kapalı gerçekleştirilen toplantı öncesi AK Parti Genel Merkez Kadın Kolları Başkanı Tuğba Işık Ercan, açıklamada bulundu. Ercan, &amp;quot;AK Parti olarak çeyrek asrı geride bırakan siyasi yolculuğumuz boyunca Cumhurbaşkanımız ve Genel Başkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan&amp;#39;ın liderliğinde, milletimizin desteğiyle Türkiye&amp;#39;nin her alanında tarihi reformlara ve asırlık eserlere imza attık. Bizler, Cumhurbaşkanımızın ifade ettiği gibi, &amp;#39;Bir toplumun yarısını oluşturan kadınları ihmal eden bir anlayışın hedeflerine ulaşması mümkün değildir&amp;#39; şiarıyla hareket ediyoruz. Bu anlayışla; bir dönem en temel eğitim hakkından mahrum bırakılan, inancı nedeniyle üniversite kapılarında bekletilen kadınlarımızın önündeki tüm engelleri kaldırdık ve başörtüsü yasağını tarihe gömdük. Kadınlarımızın eğitimden istihdama, siyasetten girişimciliğe, kamu yönetiminden diplomasiye kadar her alanda hak ettiği yeri almasını sağlayan devrim niteliğindeki reformları hayata geçirdik. Ancak biz, yapılanları hiçbir zaman yeterli gören değil; her zaman daha iyisini, daha ilerisini hedefleyen dinamik bir siyasi hareketiz&amp;quot; dedi.&amp;#39;KADININ GÜÇLENMESİ, AİLE YAPIMIZIN TAHKİMİYLE BAĞLANTILIDIR&amp;#39; İstişare toplantısında iki temel ekseni tartışmaya açacaklarını kaydeden Ercan, toplantıya ilişkin, &amp;quot;İlk olarak modern dünyanın getirdiği dinamikler karşısında kadının çalışma hayatı, girişimcilik ve kamusal temsil alanlarındaki varlığını güçlendirirken, aile-iş-yaşam dengesini gözeten yepyeni kavramlar üretmeyi hedefliyoruz. Bizim için kadının güçlenmesi, mukaddes aile yapımızın tahkim edilmesiyle doğrudan bağlantılıdır. Küresel ölçekte aile kurumunu vasıfsızlaştırmaya çalışan, fıtrata ve inanç değerlerimize aykırı her türlü sapkın akıma karşı durmak, asil Türk aile yapımızı ve mukaddes değerlerimizi muhafaza etmek AK Parti olarak bizim en temel sorumluluğumuzdur. Çalışmamızın ikinci odak noktası ise ilhamını tamamen kendi medeniyet tarihimizden almaktadır. Dünyanın ilk kadın sivil toplum teşkilatlanması olan Bacıyan-ı Rum&amp;#39;un (Anadolu Bacıları) üretken ruhu ile cihan imparatorluğunun harcını karan Hayme Ana&amp;#39;nın kurucu liderliği ve feraseti bugün bizim en büyük kılavuzumuzdur. Anadolu irfanında karşılık bulan bu kurucu akıl, feraset ve toplumsal sorumluluk bilinci, üreteceğimiz yeni politika dilinin en sağlam felsefi dilini oluşturmaktadır&amp;quot; diye konuştu. DHA</p>]]></content:encoded>
		   <pubDate>Tue, 30 Jun 2026 11:45:03 +0300</pubDate>
		   </item>
			<item>
		   <title>NATO üyesi ülkelerin meclis başkanlarından BAYKAR&amp;#39;a ziyaret</title>
           <guid isPermaLink="true">https://www.haber16.com/nato-uyesi-ulkelerin-meclis-baskanlarindan-baykar-a-ziyaret/1733068/</guid>
		   <description>Aliekber METE/ANKARA, (DHA)- TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, sanal medya hesabından yaptığı paylaşımda; NATO Parlamenter Zirvesine katılan üye ülkelerin meclis başkanları ile birlikte BAYKAR&amp;#39;ı ziyaret ettiklerini duyurdu</description>
           		   <content:encoded><![CDATA[<p>
<img src="https://www.haber16.com/images/haberler/2026/06/nato-uyesi-ulkelerin-meclis-baskanlarindan-baykar39a-ziyaret.jpg" />
 TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, sanal medya hesabından yaptığı paylaşımda; NATO Parlamenter Zirvesine katılan üye ülkelerin meclis başkanları ile birlikte BAYKAR&amp;#39;ı ziyaret ettiklerini duyurdu.TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, sanal medya hesabından yaptığı paylaşımda, &amp;quot;NATO Parlamenter Zirvesi dolayısıyla İstanbul&amp;#39;da bulunan kıymetli mevkidaşlarımızla, savunma sanayiinde geliştirdiği yüksek teknoloji ürünleriyle, ülkemizi uluslararası alanda başarıyla temsil eden BAYKAR&amp;#39;ı ziyaret ederek, yürütülen çalışmaları yerinde inceleme fırsatı bulduk. Ziyaretimiz vesilesiyle, Milli Teknoloji Hamlesi vizyonunun mimarı, merhum Özdemir Bayraktar&amp;#39;ın kıymetli eşi Canan Bayraktar Hanımefendi ile de bir araya geldik. BAYKAR&amp;#39;ın ortaya koyduğu vizyon, geliştirdiği yenilikçi teknolojiler ve elde ettiği uluslararası başarılar, Türkiye Yüzyılı hedefleri doğrultusunda ülkemizin bağımsız savunma sanayii yolculuğunun en güçlü örneklerinden birini teşkil etmektedir. Nazik ev sahiplikleri için BAYKAR Yönetim Kurulu Başkanı Selçuk Bayraktar&amp;#39;a teşekkür ediyor, tüm BAYKAR ailesine çalışmalarında üstün başarılar diliyorum&amp;quot; dedi. DHA</p>]]></content:encoded>
		   <pubDate>Tue, 30 Jun 2026 11:35:11 +0300</pubDate>
		   </item>
			<item>
		   <title>Bakan Kurum&amp;#39;a Kütahya&amp;#39;dan hemşehrilik beratı</title>
           <guid isPermaLink="true">https://www.haber16.com/bakan-kurum-a-kutahya-dan-hemsehrilik-berati/1732997/</guid>
		   <description>ANKARA, (DHA)- BUGÜNE kadar Gaziantep, Hatay, Malatya, Elazığ ve Osmaniye&amp;#39;nin fahri hemşehrisi ilan edilen Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum&amp;#39;a, bir hemşehrilik beratı da Kütahya&amp;#39;dan geldi</description>
           		   <content:encoded><![CDATA[<p>
<img src="https://www.haber16.com/images/haberler/2026/06/bakan-kurum39a-kutahya39dan-hemsehrilik-berati.jpg" />
 BUGÜNE kadar Gaziantep, Hatay, Malatya, Elazığ ve Osmaniye&amp;#39;nin fahri hemşehrisi ilan edilen Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum&amp;#39;a, bir hemşehrilik beratı da Kütahya&amp;#39;dan geldi. Pazarlar Belediyesi, Bakan Kurum&amp;#39;u oy birliği ile fahri hemşehri ilan etti.Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, Kütahya Valisi Musa Işın, AK Parti Kütahya Milletvekilleri İsmail Çağlar Bayırcı, Mehmet Demir, Adil Biçer, Pazarlar Belediye Başkanı Birol Demirci ve ilçe belediye başkanlarını makamında kabul etti. Başkan Demirci, ziyarette Pazarlar Belediyesi&amp;#39;nce oy birliği ile alınan karar doğrultusunda hazırlanan hemşehrilik beratını takdim etti. BAKAN KURUM: ONUR DUYDUMKabule ilişkin sanal medya hesabından paylaşım yapan Bakan Kurum, &amp;quot;Kütahya Valimiz Sayın Musa Işın, AK Parti Kütahya Milletvekillerimiz Sayın İsmail Çağlar Bayırcı, Sayın Adil Biçer, Sayın Mehmet Demir ve ilçe belediye başkanlarımızı Bakanlığımızda ağırladık. Şehrimiz için yapılacakları konuştuk, önemli kararlar aldık. Toplantı sonrası Pazarlar Belediye Meclisi tarafından şahsıma layık görülen Fahri Hemşehrilik Beratı için gönülden teşekkür ediyorum. Milletimizle gönül bağının en kıymetli simgelerinden bu beratı almaktan onur duydum. Aziz milletimize hizmet yolunda her daim omuz omuza çalışmaya devam edeceğiz&amp;quot; ifadelerini kullandı.BAKAN KURUM&amp;#39;A 6&amp;#39;NCI HEMŞEHRİLİK BERATIDeprem bölgesindeki çalışmaları nedeniyle daha önce Gaziantep, Malatya, Hatay, Elazığ ve Osmaniye&amp;#39;nin fahri hemşehrisi ilan edilen Bakan Kurum, Kütahya&amp;#39;nın Pazarlar ilçesinin de fahri hemşehrisi oldu. DHA</p>]]></content:encoded>
		   <pubDate>Mon, 29 Jun 2026 22:28:03 +0300</pubDate>
		   </item>
			<item>
		   <title>Ersin Tatar: Ada&amp;#39;da iki devletli siyaset artık kurumsallaşmıştır</title>
           <guid isPermaLink="true">https://www.haber16.com/ersin-tatar-ada-da-iki-devletli-siyaset-artik-kurumsallasmistir/1732980/</guid>
		   <description>Mehmet İNAN/ YALOVA, (DHA)- KUZEY Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) 5&amp;#39;inci Cumhurbaşkanı Ersin Tatar, KKTC olarak artık Türk Devletleri Teşkilatı ve İslam İşbirliği Teşkilatı&amp;#39;nda temsil edildiğini belirterek, &amp;quot;Dolayısıyla bu kadar yollar alınmışken, bu kadar yollardan geçilmişken artık iki devletli siyaset bana göre kurumsallaşmış, yerleşmiştir&amp;quot; dedi</description>
           		   <content:encoded><![CDATA[<p>
<img src="https://www.haber16.com/images/haberler/2026/06/ersin-tatar-ada39da-iki-devletli-siyaset-artik-kurumsallasmistir.jpg" />
 KUZEY Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) 5&amp;#39;inci Cumhurbaşkanı Ersin Tatar, KKTC olarak artık Türk Devletleri Teşkilatı ve İslam İşbirliği Teşkilatı&amp;#39;nda temsil edildiğini belirterek, &amp;quot;Dolayısıyla bu kadar yollar alınmışken, bu kadar yollardan geçilmişken artık iki devletli siyaset bana göre kurumsallaşmış, yerleşmiştir&amp;quot; dedi.KKTC 5&amp;#39;inci Cumhurbaşkanı Ersin Tatar, &amp;#39;Doğu Akdeniz&amp;#39;de Türk varlığı ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti&amp;#39;nin Stratejik Önemi&amp;#39; konulu konferansa katılmak üzere Yalova&amp;#39;ya geldi. Yalova Ticaret Sanayi Odası konferans Salonu&amp;#39;nda düzenlenen konferansa, Tatar&amp;#39;ın yanı sıra Yalova Valisi Dr. Ahmet Hamdi Usta, Yalova Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mehmet Bahçekapılı, Yalova Ticaret ve Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkanı Cemil Demiryürek, Karamürselbey Eğitim Merkezi ve Yalova Garnizon Komutanı Tuğamiral Mehmet Tahir Göncüoğlu ve öğrenciler katıldı. Konferansta konuşan Ersin Tatar, Kıbrıs&amp;#39;ta yaklaşık 60 yıl boyunca federasyon temelinde çözüm arayışlarının sürdürüldüğünü belirten Tatar, &amp;quot;Türkiye&amp;#39;nin Ada&amp;#39;ya ayak basmasıyla birlikte mücadelemizde yeni bir dönem başladı. 1983&amp;#39;te, Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş tarafından Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti&amp;#39;nin ilan edilmesiyle bütün dünyaya Kıbrıs&amp;#39;ta tek devlet anlayışının mümkün olmadığı gösterildi. Ancak o dönemin şartlarında federal bir çözüm anlayışıyla ortaklık arayışları devam etti. 60 yıldan fazla bir süre federal temelde bir anlaşma için her türlü müzakerede zaman tüketildi. Ancak neticede Rumlar hiçbir zaman iyi niyet göstermedi ve bütün önerileri reddetti. 15 kez farklı önerilerle masaya gelinmesine rağmen süreçler Rum tarafının tutumu nedeniyle sonuçsuz kaldı. En son Annan Planı&amp;#39;nda, bundan yaklaşık 20 yıl önce, biz Türkler &amp;#39;Evet&amp;#39; dedik, Rumlar ise &amp;#39;Hayır&amp;#39; dedi. Buna rağmen Rum tarafını Avrupa Birliği&amp;#39;ne aldılar. Yani Annan Planı&amp;#39;na &amp;#39;Hayır&amp;#39; diyen taraf Avrupa Birliği üyeliğiyle ödüllendirildi. Bu da Kıbrıs meselesinin çözümünü daha da zorlaştırdı. Çünkü artık Avrupa Birliği&amp;#39;nin içindeler. Yunanistan da Avrupa Birliği&amp;#39;nin içerisinde&amp;quot; diye konuştu. &amp;#39;4 YATAN İLE GELECEĞE EMİN ADIMLARLA YÜRÜYORUZ&amp;#39;2017 yılında İsviçre&amp;#39;nin Crans-Montana kentinde gerçekleştirilen görüşmelerde de bir sonuca ulaşılamadığını ifade eden Tatar, federasyon temelindeki çözüm modelinin artık geride kaldığını, bu nedenle iki devletli siyaseti savunduklarını ve bu politikayı uluslararası platformlarda anlatmaya devam ettiklerini kaydetti. Kıbrıs Türk halkının ayrı bir devlet ve ayrı egemen bir halk olarak varlığını sürdürmesi gerektiğini savunan Tatar, &amp;quot;Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti sadece kuzeydeki 3 bin 800 kilometrekarelik topraktan ibaret değildir. Türk dünyasına girdik. Türk dünyasına ayrı bir devlet olarak kendi bayrağımızla orada diğer devletlerle birlikte toplantılara katıldık. İslam İşbirliği Teşkilatı içerisinde yine öyle. Dolayısıyla bu kadar yollar alınmışken, bu kadar yollardan geçilmişken artık iki devletli siyaset bana göre kurumsallaşmış, yerleşmiştir. Aynı zamanda deniz yetki alanları, kıta sahanlığı, karasuları ve münhasır ekonomik bölgesiyle büyük bir egemenlik alanına sahiptir. Türkiye ile birlikte bu bölgede hakkımızı, hukukumuzu ve onurumuzu koruyoruz. Ana Vatan, Yavru Vatan, Mavi Vatan ve Gök Vatan anlayışıyla geleceğe güçlü adımlarla yürüyoruz.&amp;quot; dedi.&amp;#39;BİZE YAKIŞAN KKTC&amp;#39;YE SAHİP ÇIKMAKTIR&amp;#39;KKTC&amp;#39;nin yalnızca kara parçasından ibaret olmadığını, deniz yetki alanları, kıta sahanlığı ve diğer egemenlik haklarıyla Doğu Akdeniz&amp;#39;de önemli bir konuma sahip olduğunu belirten Ersin Tatar, &amp;quot;Türkiye Cumhuriyeti benim ana vatanımdır. Doğu Akdeniz&amp;#39;de, Mavi Vatan&amp;#39;da en güçlü ülkedir. Garantör devlettir. Türkiye Cumhuriyeti, tarihî haklarını, hukukunu ve sahip olduğu bütün imkânları sonuna kadar koruyacaktır. Tek doğru vardır. Bütün bunlar geçicidir. Önemli olan, Rauf Denktaş&amp;#39;ın da dediği gibi egemenliktir. Egemenlik tapudur. Egemenlik devlettir. Devlet demek gelecek demektir. Devlet demek güvenlik, barış, huzur ve istikrar demektir. Türkiye Cumhuriyeti&amp;#39;nin gücü, büyüklüğü ve teknolojisi bütün Türk devletlerine büyük katkılar sağlamaktadır. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti bugün tanınmamış olabilir, çeşitli mağduriyetler yaşayabilir. Ancak Doğu Akdeniz&amp;#39;deki bayrağımız, vatanımız, tarihimiz ve maneviyatımızdır. Bu nedenle Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti&amp;#39;ne sonuna kadar sahip çıkmak ve egemenlik haklarımızdan hiçbir zaman taviz vermemek bize yakışandır&amp;quot; ifadelerini kullandı. DHA</p>]]></content:encoded>
		   <pubDate>Mon, 29 Jun 2026 21:44:03 +0300</pubDate>
		   </item>
			<item>
		   <title>AK Parti&amp;#39;li Çelik: İsrail&amp;#39;in, Suriye&amp;#39;yi hedef alan saldırılarını kınıyoruz</title>
           <guid isPermaLink="true">https://www.haber16.com/ak-parti-li-celik-israil-in-suriye-yi-hedef-alan-saldirilarini-kiniyoruz/1732940/</guid>
		   <description>ANKARA, (DHA)- AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, &amp;quot;İsrail&amp;#39;in, Suriye&amp;#39;nin toprak bütünlüğünü ve egemenliğini hedef alan saldırılarını en güçlü şekilde kınıyoruz&amp;quot; dedi</description>
           		   <content:encoded><![CDATA[<p>
<img src="https://www.haber16.com/images/haberler/2026/06/ak-parti39li-celik-israil39in-suriye39yi-hedef-alan-saldirilarini-kiniyoruz.jpg" />
 AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, &amp;quot;İsrail&amp;#39;in, Suriye&amp;#39;nin toprak bütünlüğünü ve egemenliğini hedef alan saldırılarını en güçlü şekilde kınıyoruz&amp;quot; dedi.AK Parti&amp;#39;li Çelik, sanal medya hesabından yaptığı açıklamada, &amp;quot;İsrail bölge barışını ve küresel düzeni tehdit etmeye devam ediyor. Bugün İsrail&amp;#39;in saldırganlığı karşısında susanlar yarın İsrail saldırganlığı ile yüzleşmek zorunda kalacaklar. İsrail&amp;#39;in, Suriye&amp;#39;nin toprak bütünlüğünü ve egemenliğini hedef alan saldırılarını en güçlü şekilde kınıyoruz. Bu saldırılar bütün anlaşmaların ihlal edilmesidir. Bölge barışı için yeni bir tehdit dalgasıdır. 1974 Kuvvetlerin Ayrıştırılması Anlaşması&amp;#39;na dönük saldırganlıktır. Uluslararası toplum İsrail&amp;#39;in bu hukuk tanımaz saldırılarına karşı güçlü adımlar atmalıdır&amp;quot; ifadelerini kullandı. DHA</p>]]></content:encoded>
		   <pubDate>Mon, 29 Jun 2026 16:46:03 +0300</pubDate>
		   </item>
			<item>
		   <title>CHP&amp;#39;li Emir: Öncelik partimize sahip çıkmak</title>
           <guid isPermaLink="true">https://www.haber16.com/chp-li-emir-oncelik-partimize-sahip-cikmak/1732902/</guid>
		   <description>Aliekber METE/ANKARA, (DHA)- CHP Grup Başkan Vekili Murat Emir, yeni parti tartışmalarına ilişkin, &amp;quot;Bizim masamızda öncelikli olarak partimize sahip çıkmak, partimizi bu kirli anlayışa teslim etmemek, partimizi sarayın partisi ya da sarayın CHP&amp;#39;si yapmama konusunda kararlılığımız var, mücadelemizi de sürdürüyoruz</description>
           		   <content:encoded><![CDATA[<p>
<img src="https://www.haber16.com/images/haberler/2026/06/chp39li-emir-oncelik-partimize-sahip-cikmak.jpg" />
 CHP Grup Başkan Vekili Murat Emir, yeni parti tartışmalarına ilişkin, &amp;quot;Bizim masamızda öncelikli olarak partimize sahip çıkmak, partimizi bu kirli anlayışa teslim etmemek, partimizi sarayın partisi ya da sarayın CHP&amp;#39;si yapmama konusunda kararlılığımız var, mücadelemizi de sürdürüyoruz. Bunun dışında da elbette birçok seçenek var ve bunları zaman içerisinde elbette paylaşacağız&amp;quot; dedi.CHP Grup Başkan Vekili Murat Emir, TBMM&amp;#39;de basın toplantısı düzenledi. Emir, CHP Grup Başkanı Özgür Özel&amp;#39;in büyük bir liderlik örneği gösterdiğini ve vatandaş ile kucaklaştığını belirterek, &amp;quot;Sayın Genel Başkanımız milletiyle yürüyor ve herkes bilsin ki milletin önüne çıkan, onu durdurmaya çalışanlar onun ayakları altında ezilmeye mahkumdur. Artık Türkiye&amp;#39;de masa başı, &amp;#39;Binamda koltuğum da oturayım&amp;#39;, &amp;#39;Kumpaslarla koltuğumuza sahip çıkarız&amp;#39; anlayışı olan siyaset bitmiştir. Millet liderini bulmuştur, lider milletiyle yürümektedir. Bazen bir kamyonun kasasındadır, bazen bir portakal kasasının üstündedir, bazen bir bankın üstündedir ama el eledir, kol koladır, yürek yüreğedir. İşte bu duygu, düşünce ve his CHP&amp;#39;yi iktidar yapacaktır. Bu karanlığa, zulme, hukuksuzluğa, yalana, talana son verme günüdür. Biz ilk sandığı bekliyoruz, o ilk sandıkta da hazır olacağız&amp;quot; ifadelerini kullandı.&amp;#39;BİRÇOK SEÇENEK VAR&amp;#39;Emir, gazetecilerin sorularını yanıtladı. Emir, yeni parti kuruluş tarihi ile ilgili soru üzerine, &amp;quot;Yeni parti konusunda ya da mevcut seçime girme yeterliliği olan partiler konusunda olağanüstü bir bilgi kirliliğinin içerisinden geçiyoruz. Sizlerin bu konuları takip etmek, araştırmak, soruşturmak gibi bir göreviniz var ve elbette buna saygılıyız. Ancak bu konudaki bilgi kirliliğini özellikle işaret etmek isterim. Biz artık yalanlamaktan yoruluyoruz, herkes olur olmaz, akıl dışı bir şeyler söylüyor. Biz defalarca kez boyunca Genel Başkanımız ya da parti adına konuşmaya yetkili olanların dışındaki sözleri asla kabul edilmemesi gerektiğini, bilinmesi ya da olgunlaşan şeyleri paylaşacağımızı söyledik. Ancak herkes bilsin ki, CHP&amp;#39;yi kirli saray operasyonlarıyla, kirli mahkeme kararlarıyla durdurabileceğini zannedenler, bir kenara atabileceğini sananlar fena halde yanılıyorlar. Bunu bugüne kadar görmüş olmaları gerekir. Tam da bu nedenle bizim masamızda öncelikli olarak partimize sahip çıkmak, partimizi bu kirli anlayışa teslim etmemek, partimizi sarayın partisi ya da sarayın CHP&amp;#39;si yapmama konusunda kararlılığımız var, mücadelemizi de sürdürüyoruz. Bunun dışında da elbette birçok seçenek var ve bunları zaman içerisinde elbette paylaşacağız&amp;quot; diye konuştu. &amp;#39;MİLLETİN SESİNİ DUYSUNLAR&amp;#39;Emir, partisinin grup toplantısına ilişkin soru üzerine, &amp;quot;Genel Başkanımızın sunuş konuşması yapacağı grup toplantısı yarın yapılacak. Bunun ötesinde bilindiği gibi biz 833 kurultay delegesinin, İstanbul&amp;#39;u da katarsanız binin üzerindeki kurultay delegelerinin imzalarıyla gittik ve olağanüstü kurultay istedik. Çünkü bu yönetimin yapması gereken şey olağanüstü kurultaydır. Bunun için geldiler, oradalar; ama onlar kurultay yapma dışında her şeyi yapabileceklerini düşünüyorlar. Partiyi ne zaman kurultaya götürecekleri belli değil, olağanüstü kurultaya götürmeyeceklerini zaten söylediler. Bahsettikleri o kurultay sürecinde ise partiyi kendilerine göre dizayn edebilmek için ihraç dalgasına girişeceklerini dile getirdiler. Ben parti genel merkezine, karar alıcılara sesleniyorum; hukuka kulak versinler, tüzüğümüzü açıp baksınlar ve tüzüğün gereğini yapsınlar. En önemlisi milletin sesini duysunlar. Millet onlara, &amp;#39;Orada oturmayın&amp;#39; diyor. Millet, mahkeme kararını kabul etmiyor, CHP&amp;#39;nin sarayın partisi olmasına asla izin vermiyor ve vermeyecek. Bu nedenle hala vakit geç değildir, hala çare vardır. Bir an evvel sağduyu bir şekilde ve partili olduklarını unutmadan olağanüstü kurultay kararını alsınlar. Kurultay yapabileceklerini biz de biliyoruz, herkes biliyor. Eğer bunu yaparlarsa sorun yok, yapmazlarsa tüzüğümüz açık; tüzükte, &amp;#39;Genel Başkan 45 gün içerisinde kurultayı toplar&amp;#39; diyor. Bir seçenek sunmuyor. Bunun için hazırlık işlemlerinin, duyuruların yapılması lazım. Bu sürelerde adımlar atılmazsa eğer biz elbette mahkemeye gideceğiz; ama onun süresi daha başlamadı&amp;quot; değerlendirmesinde bulundu. Emir, &amp;#39;Terörsüz Türkiye&amp;#39; süreci kapsamında yasal çalışmaların yapıldığını; ancak kendileri ile herhangi bir iletişim kurulmadığını belirtti. DHA</p>]]></content:encoded>
		   <pubDate>Mon, 29 Jun 2026 15:35:03 +0300</pubDate>
		   </item>
			<item>
		   <title>AK Parti&amp;#39;li Çelik: Netanyahu ve ekibi soykırımcı bir şebekedir</title>
           <guid isPermaLink="true">https://www.haber16.com/ak-parti-li-celik-netanyahu-ve-ekibi-soykirimci-bir-sebekedir/1732867/</guid>
		   <description>ANKARA, (DHA)- AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, &amp;quot;Netanyahu hükümetinin 1915 olaylarıyla ilgili olarak kabul ettiği sözde karar, Filistinlilere yönelik zulümlerini perdeleme çabasıdır&amp;quot; dedi</description>
           		   <content:encoded><![CDATA[<p>
<img src="https://www.haber16.com/images/haberler/2026/06/ak-parti39li-celik-netanyahu-ve-ekibi-soykirimci-bir-sebekedir.jpg" />
 AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, &amp;quot;Netanyahu hükümetinin 1915 olaylarıyla ilgili olarak kabul ettiği sözde karar, Filistinlilere yönelik zulümlerini perdeleme çabasıdır&amp;quot; dedi.AK Parti&amp;#39;li Çelik, sanal medya hesabından yaptığı açıklamada, &amp;quot;Tarihte kendi zulmünü siyasi yalanlarla örtmeye çalışan siyasi şebekeler çokça görülmüştür. Netanyahu ve ekibi soykırımcı bir şebekedir. Gazze&amp;#39;deki soykırım suçlarını Batı Şeria&amp;#39;ya da yaymak için suç işlemeye devam etmektedir. Netanyahu hükümetinin 1915 olaylarıyla ilgili olarak kabul ettiği sözde karar, Filistinlilere yönelik zulümlerini perdeleme çabasıdır. Soykırım şebekesinin sözde bu kararı, hukuki ve tarihi gerçeklikten uzaktır. Tarih ve insanlık vicdanı önünde bu soykırım şebekesinin söylediği hiçbir sözün hükmü yoktur&amp;quot; ifadelerini kullandı. DHA</p>]]></content:encoded>
		   <pubDate>Mon, 29 Jun 2026 14:21:03 +0300</pubDate>
		   </item>
			<item>
		   <title>AK Parti&amp;#39;li Zeybekci: Terörün ülkeye maliyeti 3,1 trilyon dolar</title>
           <guid isPermaLink="true">https://www.haber16.com/ak-parti-li-zeybekci-terorun-ulkeye-maliyeti-3-1-trilyon-dolar/1732865/</guid>
		   <description>Salih TEKİN/ERZURUM, (DHA)-AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Ekonomi İşleri Başkanı Nihat Zeybekci, terörün Türkiye&amp;#39;ye maliyetinin 3,1 trilyon dolar olduğunu söyledi</description>
           		   <content:encoded><![CDATA[<p>
<img src="https://www.haber16.com/images/haberler/2026/06/ak-parti39li-zeybekci-terorun-ulkeye-maliyeti-31-trilyon-dolar.jpg" />
AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Ekonomi İşleri Başkanı Nihat Zeybekci, terörün Türkiye&amp;#39;ye maliyetinin 3,1 trilyon dolar olduğunu söyledi. AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Ekonomi İşleri Başkanı Nihat Zeybekci, Erzurum İl Başkanlığı&amp;#39;nın düzenlediği il danışma toplantısına katıldı. İbrahim Erkal Kültür Merkezi&amp;#39;ndeki toplantıda konuşan Zeybekci, 25 sene önce 14 Ağustos 2001&amp;#39;de kurulan AK Parti&amp;#39;nin kuruluşunun binlerce yıl geriye gittiğini belirterek, şöyle konuştu:&amp;quot;AK Parti&amp;#39;nin kuruluşu binlerce yıl geriye gider. AK Parti&amp;#39;nin kuruluşu Efendimize (SAV) kadar gider. AK Parti&amp;#39;nin kuruluşu Orta Asya&amp;#39;daki Bilge Kağan&amp;#39;a kadar gider AK Parti&amp;#39;nin kuruluşu Selahattin Eyyubi&amp;#39;ye kadar gider. AK Parti&amp;#39;nin Alt Parti&amp;#39;nin bir parti olmadığını bizler biliyoruz. Sizler biliyorsunuz, onlar da biliyor. Birileri de biliyor. Birileri de onun için zaten AK Parti&amp;#39;yi kendilerine bir rakip olarak görmüyor bir tehdit olarak görüyor. Bugüne kadar bu topraklarda bu Anadolu topraklarına gelmeyen kalmadı. Nene Hatun destanı, o Gazi Ahmet Muhtar Paşa destanlarını haçlı seferleri. O haçlı seferleri bitmedi bitmeyecek. Bir zamanlar yiğit düşmanlar vardı. Silahını kuşanıp karşımıza çıkıyordu ve gelip dersini alıp gidiyordu. Ama şimdi artık yiğit düşman zamanı değil, kalleş düşman zamanı. Her pisliği, her türlü gayrimeşruluğu yapabilen düşmanların zamanı geldi. Sanal medyasından tutun da her türlü bilgi kirliliğiyle beraber her türlü kalleşliği yapabilen sanal düşmanlar dönemi geldi. Onun için uyanık olmamız lazım. Haçlı seferleri farklı boyutlara geçti. Artık vekillerini savaştırıyorlar, maşalarıyla yürüyorlar veya başka şekilde geliyorlar. Ekonomik savaşlarıyla, sanayi savaşlarıyla ambargolarıyla, başka şeyleriyle geliyorlar. Uyanık olacağız ve uyanık olmaya devam edeceğiz ve bu millet uyandı artık. Türkiye uyandı.&amp;quot;  &amp;#39;DÜNYANIN 16&amp;#39;NCI BÜYÜK EKONOMİSİ HALİNE GETİRDİK&amp;#39;AK Parti&amp;#39;nin muasır medeniyet yolculuğunda önemli bir noktaya getirdiğini anlatan Zeybekci, &amp;quot;Türkiye&amp;#39;yi 2002&amp;#39;den bugüne kadar nereye getirdik? 3 bin dolar milli gelirden 18 bin dolar milli gelire getirdik. Nominal değerlere göre dünyanın 16&amp;#39;ncı büyük ekonomisi haline getirdik. Dünya Bankası&amp;#39;nın tüketime göre, yani satın alma gücüne göre de dünyanın 11&amp;#39;inci büyük ekonomisi haline getirdik. Bir zamanlar top mermisini veyahut silahını, piyade silahını bile alan Türkiye&amp;#39;den bugün hiç kimseye muhtaç olmayan artık gerek havada gerek denizde gerek karada destanlar yazan bir Türkiye&amp;#39; haline geliyor&amp;quot; dedi. 2 BİN TANE OSMAN GAZİ KÖPRÜSÜEkonomi İşleri Başkanlığı olarak terörün ülkeye verdiği zararla ilgili bir araştırma yaptıklarını kaydeden Zeybekci, şöyle devam etti:&amp;quot;Türkiye&amp;#39;deki tüm bilgileri, her şeyi yaptığımız bir çalışma var. Bu terörün Türkiye&amp;#39;ye sadece parasal maliyeti 3,1 trilyon dolar. Bakın bu sadece maliyeti. Türkiye&amp;#39;nin kaybettiği. Bu 3 trilyon kaybedilmemiş olsaydı bu 40 yıl boyunca Türkiye&amp;#39;de her yerde yatırıma dönüşmüş olsaydı ne kadar da fark ederdi diye oralara daha girmedim. Peki 3 trilyon dolarla biz neler yapabilirmişiz: 2 bin tane Osman Gazi köprüsü, 2 bin 400 tane Avrasya Tüneli, Ankara&amp;#39;yla İstanbul&amp;#39;un arasında 714 defa hızlı tren kurabilirmişiz. 273 İstanbul Havalimanı yapabilirmişiz. 750 tane Atatürk Barajı yapabilirmişiz. Bin Yusufeli Barajı. 143 tane Akkuyu Nükleer Santrali&amp;#39;ni yapabilirmişiz. Yıllık 75 milyar dolar. Yıllık her sene Türkiye&amp;#39;nin bu milletin nesillerin ödediği 75 milyar dolar, terörden dolayı Türkiye kaybetmiş. O, 75 milyar kaybedilmemiş olsaydı her sene Türkiye&amp;#39;de bu sanayide ekonomide, ticarette, eğitimde altyapıda da ne bileyim emeklisinde fakirinde dar gelirlisinde dağıtılmış olsaydı Türkiye nerelerde olurdu. Hangi seviyelerde olurdu onlara girmiyoruz. Türkiye&amp;#39;nin şu andaki 18 bin dolardaki milli geliri 24 bin doların üzerinde çıkıyor. Türkiye&amp;#39;nin ihracatı şu anda 273 milyar dolar yaklaşık olarak 400 milyar dolar seviyesini geriyor. Türkiye&amp;#39;de istihdam sayısı çalışan sayısı şu anda 32 milyon, bu sayı 35-36 milyona çıkıyor. Eğer bu terör belası Türkiye&amp;#39;nin başına sarılmış olmasaydı.&amp;quot;&amp;#39;BERABER YÜRÜYECEĞİZ&amp;#39;Terörün bir Kürt meselesi olmadığını ifade eden Zeybekci, &amp;quot;Bu tamamen birilerinin maşa olarak kullandığı, Türkiye&amp;#39;nin başına örülmüş olan bir çoraptır. Şimdi Allah&amp;#39;ın izniyle hep beraber Türk, Kürt, Alevi, Sünni, Laz, Çerkes aklınıza ne gelirse eğer tek vatan dendiğinde karnı ağrımıyorsa, tek bayrak dendiğinde karnı ağrımıyorsa, tek devlet, tek millet dendiğinde karnı ağrımıyorsa başımızın üzerinde yeri vardır. O benim birebir kardeşimdir. Dünya ahiret kardeşiz hep beraber. Böyle yürüyeceğiz. Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli&amp;#39;yle birlikte &amp;#39;Terörsüz Türkiye&amp;#39;yle ilgili artık bir noktaya gelindi. Mutlaka başarmamız lazım. İç kaleyi güçlendirmemiz lazım. İçeride birlik beraberliğimizi ne gerekiyorsa yaparak perçinlememiz lazım&amp;quot; diye konuştu.Zeybekci&amp;#39;nin konuşması sonrası danışma toplantısı, basına kapalı olarak devam etti. DHA</p>]]></content:encoded>
		   <pubDate>Mon, 29 Jun 2026 14:19:04 +0300</pubDate>
		   </item>
			<item>
		   <title>Özgür Özel: Biz bu oyunu bozarız</title>
           <guid isPermaLink="true">https://www.haber16.com/ozgur-ozel-biz-bu-oyunu-bozariz/1732850/</guid>
		   <description>&amp;#39;YENİ BİR SİYASETİ MÜJDELİYORUZ&amp;#39;CHP Meclis Grup Başkanı Özgür Özel, İzmir&amp;#39;in Bayındır ilçesindeki programının ardından Ödemiş&amp;#39;te partililerle buluştu</description>
           		   <content:encoded><![CDATA[<p>
<img src="https://www.haber16.com/images/haberler/2026/06/ozgur-ozel-biz-bu-oyunu-bozariz_2.jpg" />
Yağmur ÖNGÜN/İZMİR, DHA</p>]]></content:encoded>
		   <pubDate>Mon, 29 Jun 2026 13:37:02 +0300</pubDate>
		   </item>
			<item>
		   <title>Destici: İstanbul Barosu sapkınlığa sahip çıkmıştır</title>
           <guid isPermaLink="true">https://www.haber16.com/destici-istanbul-barosu-sapkinliga-sahip-cikmistir/1732832/</guid>
		   <description>Uğur YİĞİT/SİVAS, (DHA)- BÜYÜK Birlik Partisi (BBP) Genel Başkanı Mustafa Destici, İstanbul Barosu&amp;#39;nun binasına &amp;#39;LGBTİ+ hakları insan haklarıdır&amp;#39; yazılı pankart asılmasına ilişkin, &amp;quot;Bu baronun zihniyeti belli, yönetimi ve yönetimin zihniyeti bellidir</description>
           		   <content:encoded><![CDATA[<p>
<img src="https://www.haber16.com/images/haberler/2026/06/destici-istanbul-barosu-sapkinliga-sahip-cikmistir.jpg" />
 BÜYÜK Birlik Partisi (BBP) Genel Başkanı Mustafa Destici, İstanbul Barosu&amp;#39;nun binasına &amp;#39;LGBTİ+ hakları insan haklarıdır&amp;#39; yazılı pankart asılmasına ilişkin, &amp;quot;Bu baronun zihniyeti belli, yönetimi ve yönetimin zihniyeti bellidir. İstanbul Barosu sapkınlığa sahip çıkmıştır. Demek ki bir sapkınlık özentisi taşımaktadırlar&amp;quot; dedi.BBP Genel Başkanı Mustafa Destici, Sivas ziyareti kapsamında partisinin il başkanlığını ziyaret etti. İl Başkanı Hakan Sezerer ile bir araya gelen Destici, burada basın toplantısı düzenledi. ABD ile İran arasında yaşanan gerilime değinen Destici, &amp;quot;ABD bir anlaşma imzalar. Akşam o anlaşmayı bozabilir. Çünkü bunun hesabını ABD&amp;#39;ye dünyada soracak bir güç yok. Olmadığı için külhanbeyi gibi davranmaktadır ve ABD başkanı zaten normal birisi değil. Ne zaman, nerede, hangi tepkiyi vereceği tahmin edilemeyen birisidir. Onun için bu anlaşmanın uzun sürmeyeceği belliydi ve neticede Hürmüz Boğazı&amp;#39;nda bir gemiye isabet eden bir mermi bahane edilerek anlaşma bozuldu ve İran tekrar vurulmaya başlandı. Onun için burada ABD, İsrail&amp;#39;le birlikte talepleri koşulsuz, şartsız kabul edilinceye kadar bu süreci gelgitlerle devam ettirecektir&amp;quot; dedi.&amp;#39;İSTANBUL BAROSU&amp;#39;NUN ZİHNİYETİ BELLİ&amp;#39;İstanbul Barosu&amp;#39;nun binasına &amp;#39;LGBTİ+ hakları insan haklarıdır&amp;#39; yazılı pankart asılmasına ilişkin Destici, &amp;quot;Bu baronun zihniyeti belli, yönetimi ve yönetimin zihniyeti bellidir. PKK devleti bölmeye çalışır, askerimizi, polisimizi şehit eder bunlar PKK&amp;#39;nın safında yer alır. Avrupa Birliği Türkiye aleyhine rapor açıklar bunlar onun yanında durur. Türkiye Kıbrıs&amp;#39;ta Rum Kesimi veya Yunanistan ile karşı karşıya gelir bunlar Rum ve Yunan tezlerinin yanında yer alır. Bütün bunlar ortadayken bunların biz İslam ahlak ve inancının, Türk kültürünün yanında durmasını beklemek zaten hayalcilik olur. Bunlar evrensellik adı altında, insan hakları adı altında, bireysel hak ve özgürlükler adı altında sapkınlığa sahip çıkmaktadırlar. İstanbul Barosu sapkınlığa sahip çıkmıştır. Demek ki bir sapkınlık özentisi taşımaktadırlar&amp;quot; diye konuştu. DHA</p>]]></content:encoded>
		   <pubDate>Mon, 29 Jun 2026 12:44:02 +0300</pubDate>
		   </item>
			</channel>
</rss>