<rss version="2.0" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:image="http://purl.org/rss/1.0/modules/image/" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/">
  <channel>
    <title>Haber16 - Bursa Haberleri ve Son Dakika Haberler, Haber - Magazin</title>
    <description>Bursa ile ilgi son dakika bursa güncel haberleri ve Türkiye gündemine ait en son haberleri, gündemdeki sıcak gelişmeler ile bursa haberleri haber16.com&#39;da.</description>
    <link>https://www.haber16.com</link>
    <atom:link href="https://www.haber16.com/xml/rss_google.php?KatId=10" rel="self" type="application/rss+xml" />    
<item>
		   <title>Bakan Ersoy: Edirne Makedonya Eski Saat Kulesini yeniden ayağa kaldırdık</title>
           <guid isPermaLink="true">https://www.haber16.com/bakan-ersoy-edirne-makedonya-eski-saat-kulesini-yeniden-ayaga-kaldirdik/1733112/</guid>
		   <description>ANKARA, (DHA)- KÜLTÜR ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, &amp;quot;Edirne&amp;#39;nin simge yapılarından Makedonya Eski Saat Kulesi&amp;#39;ni restorasyon, arkeolojik alan düzenlemeleri ve teşhir-tanzim çalışmalarıyla yeniden ayağa kaldırdık&amp;quot; dedi</description>
           		   <content:encoded><![CDATA[<p>
<img src="https://www.haber16.com/images/haberler/2026/06/bakan-ersoy-edirne-makedonya-eski-saat-kulesini-yeniden-ayaga-kaldirdik.jpg" />
 KÜLTÜR ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, &amp;quot;Edirne&amp;#39;nin simge yapılarından Makedonya Eski Saat Kulesi&amp;#39;ni restorasyon, arkeolojik alan düzenlemeleri ve teşhir-tanzim çalışmalarıyla yeniden ayağa kaldırdık&amp;quot; dedi.Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından restorasyonu tamamlanan Edirne Makedonya Eski Saat Kulesi, çevresindeki arkeolojik alanla birlikte yeniden ziyaretçilere kazandırıldı. Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, sanal medya hesabından yaptığı paylaşımda, &amp;quot;Edirne&amp;#39;nin simge yapılarından Makedonya Eski Saat Kulesi&amp;#39;ni restorasyon, arkeolojik alan düzenlemeleri ve teşhir-tanzim çalışmalarıyla yeniden ayağa kaldırdık. Roma döneminden bugüne uzanan bu önemli mirası; sur duvarları, şapel kalıntısı, buzhane yapısı ve seramik fırınlarını da kapsayan arkeolojik alanıyla koruyarak geleceğe taşıdık. Ziyaretçi yürüyüş yolları, engelli erişimine yönelik rampa ve asansör sistemleriyle herkes için erişilebilir hale getirdiğimiz kulede, Roma, Doğu Roma, Osmanlı ve Cumhuriyet dönemlerine uzanan Edirne&amp;#39;nin kent tarihi sergi alanlarında anlatılıyor; teras katında ise şehrimizin eşsiz panoraması ziyaretçilerle buluşuyor. Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü ekiplerimizin çağdaş müzecilik anlayışıyla hayata geçirdiği bu titiz çalışma, Edirne&amp;#39;nin kültürel mirasını daha güçlü biçimde yaşatacak önemli bir kültür ve ziyaret noktası olarak şehrimize değer katacak&amp;quot; ifadelerini kullandı.ROMA DÖNEMİNDEN GÜNÜMÜZE Bakanlıktan yapılan açıklamaya göre, Edirne&amp;#39;nin simge yapılarından Makedonya Eski Saat Kulesi, Roma döneminde inşa edildi. Zaman içerisinde çeşitli müdahaleler ve onarımlar gören kule ile birlikte çevresinde sur duvarları, şapel kalıntısı, buzhane yapısı ve seramik fırınlarının yer aldığı arkeolojik alanda yürütülen çalışmalar, 26 Aralık 2023 tarihinde imzalanan sözleşme doğrultusunda Haziran 2026 itibarıyla tamamlandı. Kule yapısının restorasyonu ile arkeolojik alanın kazı, konservasyon ve çevre düzenleme uygulamaları gerçekleştirildi. Ayrıca teşhir-tanzim çalışmaları tamamlanırken ziyaretçi dolaşımını sağlayan yürüyüş yolları ile engelli erişimine yönelik rampa ve asansör sistemleri de hayata geçirildi.KENT TARİHİ KULEDE ANLATILIYORKule içerisinde oluşturulan sergi alanlarında Edirne&amp;#39;nin Roma, Doğu Roma, Osmanlı ve Cumhuriyet dönemlerine ilişkin kent tarihi anlatılıyor. Teras katında ise ziyaretçilere kentin panoramik görünümü sunuluyor. Kültür ve Turizm Bakanlığınca tamamlanan çalışmalar sonucunda Makedonya Eski Saat Kulesi, Edirne&amp;#39;nin kültürel mirasını çağdaş müzecilik anlayışıyla ziyaretçilere sunan önemli bir kültür ve ziyaret noktası haline getirildi. DHA</p>]]></content:encoded>
		   <pubDate>Tue, 30 Jun 2026 13:09:04 +0300</pubDate>
		   </item>
			<item>
		   <title>Atatürk&amp;#39;ün de ziyaret ettiği 2 bin yıllık hamam turizme kazandırılacak</title>
           <guid isPermaLink="true">https://www.haber16.com/ataturk-un-de-ziyaret-ettigi-2-bin-yillik-hamam-turizme-kazandirilacak/1733073/</guid>
		   <description>Ayşenur DEMİRTAŞ-Canberk ÖZTÜRK/ANKARA, (DHA)- ANKARA&amp;#39;nın Çubuk ilçesindeki 2 bin yıllık Roma dönemini ait Melikşah Hamamı, 3 yıldır süren kazılarla gün yüzüne çıkarıldı</description>
           		   <content:encoded><![CDATA[<p>
<img src="https://www.haber16.com/images/haberler/2026/06/ataturk39un-de-ziyaret-ettigi-2-bin-yillik-hamam-turizme-kazandirilacak.jpg" />
 ANKARA&amp;#39;nın Çubuk ilçesindeki 2 bin yıllık Roma dönemini ait Melikşah Hamamı, 3 yıldır süren kazılarla gün yüzüne çıkarıldı. Kazılarda Osmanlı, Geç Roma ve Selçuklu dönemine tarihlenen seramikler bulundu. 1933 yılında Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve İsmet İnönü&amp;#39;nün de ziyaret ettiği hamamın, kazı çalışması tamamlanıp, restore edilmesinin ardından turizme kazandırılması hedefleniyor.Çubuk&amp;#39;ta yaklaşık 2 bin yıllık geçmişe sahip Melikşah Hamamı, 1974 yılına kadar bölge halkı tarafından kullanıldı. Hamam, o yıldan sonra suyun çekilmesiyle birlikte kaderine terk edildi. Ankara Yıldırım Beyazıt Üniversitesi ve Çubuk Belediyesi iş birliğinde, Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü&amp;#39;nden alınan izinle 3 yıl önce hamamda kazı çalışmaları başlatıldı. Geçmişte şifa merkezi olarak da kullanılan tarihi yapıda ilk yıl yapılan kazılarda hamamın havuz kısmı ve diğer alanları temizlendi. Geçen yıl yapılan kazılarda yapıda Osmanlı dönemine ait seramikler gün yüzüne çıkarıldı. Bu yıl ise Geç Roma döneminin yanı sıra Selçuklu ve Erken İslami döneme tarihlenen seramikler, yüzük ve çivi gibi buluntulara ulaşıldı.ATATÜRK TARİHİ YAPIYI GEZMİŞRoma dönemine ait hamamı, Mustafa Kemal Atatürk de 1933 yılında İsmet İnönü ile birlikte Melikşah köyünü ziyareti sırasında gezdi. Atatürk&amp;#39;ün hamamı incelerken çekilen fotoğraflarına TRT arşivinden ulaşıldı. Kazı çalışmalarının tamamlanmasının ardından yapının ayağa kaldırılıp ilk kullanımındaki görünümüne kavuşturulması, sıcak suyun yeniden akıtılması, ışıklandırma ve çatı uygulamalarıyla koruma altına alınması planlanıyor. Kazılarda ortaya çıkarılan eserlerin de Atatürk&amp;#39;ün hamam ziyaretine ait fotoğraflarla birlikte sergilenmesi amaçlanıyor.&amp;#39;ROMA DÖNEMİ MİMARİ ÖZELLİKLERİ TAŞIYOR&amp;#39;Kazı Başkanı Doç. Dr. Yusuf Albayrak, yapının 1974 yılına kadar köylüler tarafından aktif olarak kullanıldığını belirterek, &amp;quot;Köyün ileri gelenleri, yaşlı amcalar bizimle sohbetlerinde 1974 yılına kadar burada yüzdüklerini, sıcak suyun çıktığını ve kanallar aracılığıyla eğlendiklerini anlatmaktadır. Fakat 1974 yılında daha aşağı bir alanda sondaj açılması nedeniyle sıcak su buradan çekilmiş ve hamam kaderine bırakılmış. Yaklaşık 50 yıl boyunca çalı çırpı içinde kalan, yan duvarları çöken yapı tamamen görünmez hale gelmişti. Çalışmalara ilk başladığımızda öncelikle hamamın altıgen havuz kısmını temizledik. Çıkan büyük blokları tasnif ettiğimizde buranın net bir şekilde Roma dönemi mimari özellikleri taşıdığını gördük&amp;quot; dedi.&amp;#39;ARKEOLOJİK VERİ YÖNÜNDEN ZAYIF&amp;#39;Yapının aralıksız olarak kullanılmasının arkeolojik veri açısından durumunu değerlendiren Doç. Dr. Albayrak, &amp;quot;Bizim dezavantajımız şu; eğer bu hamam Roma döneminden sonra terk edilip üzeri toprakla kapansaydı, o döneme ait çok daha fazla buluntu elde edebilirdik. Ancak 2000 yıl boyunca hiç terk edilmeden, aralıksız 1974&amp;#39;e kadar kullanıldığı için maalesef arkeolojik veri yönünden zayıf kalmaktadır. Ama yine İslami döneme ait Erken Osmanlı diyebileceğimiz seramiklerimiz, yine yüzük buluntularımız, çivi buluntularımız vardı. Özellikle Geç Roma dönemine ait, üzerinde bezemenin olduğu bir seramik bizim tarihlendirmemize oldukça yardımcı olmuştur. Hamam ilk yapıldığında tek kubbeli, üzeri örtülü ve etrafı kapalı bir hamam olmalıydı. Ama maalesef geçen yıllarda çatı çöktü, yan duvarlar çöktü ve hamam işlevini kaybettikten sonra zaten kaderine terk edildi&amp;quot; ifadelerini kullandı. &amp;#39;AMACIMIZ TİCARİ DEĞİL, TURİSTİK&amp;#39;Gelecek dönem planlarında hamam çevresini jeoradar çalışmalarıyla tarayarak başka bölümlerin olup olmadığını tespit etmeyi hedeflediklerini söyleyen Albayrak, &amp;quot;Ödeneğimiz az olduğu için çalışmalarımız sınırlı ve yavaş gidiyor. Umarım burayla ilgilenen biri olup ödeneğimiz arttığı zaman bizim amacımız fazla iş gücüyle hamamın diğer bölümlerinin olup olmadığını, o dönemde buraya tedaviye gelen insanların nerede konakladığını ya da günübirlik bir turizm merkezi olduğunu bunları ispatlamak istiyoruz. Tabii bunun için de ödenek bekliyoruz. Amacımız ticari değil, turistik amaçlı. Burada sıcak suyun akışını sağlayarak, ışıklandırma ve bir çatı projesiyle hamamımızı koruma altına almak amacımız. Ayrıca köy içindeki bahçe duvarlarında hamamdan gittiğini düşündüğümüz bloklar da var. Köyde bir bina yaparak tüm buluntuları orada sergilemek ve turizme katkı sağlamak istiyoruz&amp;quot; diye konuştu.Albayrak, Atatürk&amp;#39;ün 1933 yılında İsmet İnönü ile birlikte Melikşah Köyü&amp;#39;nü ziyareti sırasında hamamı ziyaret ettiğini anlatarak, &amp;quot;Hamamın havuz kısmında çekilmiş fotoğrafları bulunmakta, ziyaret etmişler. Termal ve sıcak su tedavilerinin önemini, o dönemde Atatürk&amp;#39;ün burayı bizzat ziyaret etmesiyle bir kez daha görmekteyiz&amp;quot; dedi. DHA</p>]]></content:encoded>
		   <pubDate>Tue, 30 Jun 2026 11:48:03 +0300</pubDate>
		   </item>
			<item>
		   <title>Türkan Şoray: Kadir İnanır&amp;#39;ı kaybetmenin derin üzüntüsünü yaşıyoruz</title>
           <guid isPermaLink="true">https://www.haber16.com/turkan-soray-kadir-inanir-i-kaybetmenin-derin-uzuntusunu-yasiyoruz/1733055/</guid>
		   <description>Ece ÇAM- Fırat ALKIZ/İSTANBUL, (DHA) – TÜRK Sinemasının unutulmaz ismi Türkan Şoray, Sultangazi&amp;#39;deki Yaz Sineması Akşamı ve Söyleşi etkinliğinde vatandaşlarla bir araya getirdi</description>
           		   <content:encoded><![CDATA[<p>
<img src="https://www.haber16.com/images/haberler/2026/06/turkan-soray-kadir-inanir39i-kaybetmenin-derin-uzuntusunu-yasiyoruz.jpg" />
 – TÜRK Sinemasının unutulmaz ismi Türkan Şoray, Sultangazi&amp;#39;deki Yaz Sineması Akşamı ve Söyleşi etkinliğinde vatandaşlarla bir araya getirdi. Söyleşide konuşan Şoray, &amp;quot;Kadir İnanır&amp;#39;ı kaybetmenin derin üzüntüsünü yaşıyoruz. O yüzden hüzünlüyüz. Mekanı cennet olsun&amp;quot; dedi. Sultangazi Belediyesi, Yaz Sineması Akşamı ve Söyleşi etkinliğinde bu kez Yeşilçam&amp;#39;ın efsane ismi Türkan Şoray&amp;#39;ı ağırladı. Şoray, hakkında ve sinemaya dair merak edilenleri gerçekleştirilen söyleşide yanıtladı. Ardından alanı dolduran kalabalık, Şoray ile &amp;#39;Sultan&amp;#39; filmini izledi. Söyleşiye Sultangazi Belediye Başkanı Abdurrahman Dursun da katıldı. Sultangazi Belediyesi Etkinlik Alanı&amp;#39;nda düzenlenen programda konuşan Şoray, &amp;quot;Öncelikle sevgili Sultangazilileri, yürekten selamlıyorum. Sultangazi&amp;#39;nin adı geçtiği zaman hep bir gün gitsem diye düşünürdüm kısmet bugüneymiş. Bugün buradasınız, geldiniz beni çok mutlu ettiniz. Burada olduğunuz için size çok teşekkür ederim. Aslında buraya sizlerle beraber olmak için söz verdiğimde bu acı olay olmamıştı. Gerçekten acımız çok taze. Türk Sineması, dostları, arkadaşları ve meslektaşları için çok büyük bir kayıp. Ama eminim ki sizlerin de kalbinde her zaman olacak. Benim de her zaman kalbimde olacak nurlar içinde yatsın&amp;quot; dedi.&amp;#39;İYİ Kİ GELMİŞİM&amp;#39;Türkan Şoray, &amp;quot;Kadir İnanır&amp;#39;ı kaybetmenin derin üzüntüsünü yaşıyoruz. O yüzden hüzünlüyüz. Mekanı cennet olsun. Seyircim her zaman benim baş tacımdır. Saygım sonsuzdur o yüzden daima ayakta karşılamaya özen gösteririm. İyi ki gelmişim, sizlerle burada birlikte olmaktan dolayı çok mutluyum&amp;quot; diye konuştu. Yapımı süren Sultan Şehir Kültür Adası ve Sinema Müzesi&amp;#39;nin açılışına gelme sözü veren Türkan Şoray, &amp;quot;Sinema Müzesi gerçekten çok kıymetli bir iş. Ben de elimden geldiğince yardımcı olacağım. Beni görmek isterseniz de açılışa geleceğim&amp;quot; dedi.  Sultangazi Belediye Başkanı Abdurrahman Dursun ise &amp;quot;Sadece benim için değil, sinema deyince aklımıza gelen ilk isim Türkan Şoray. Yeşilçam&amp;#39;ın dev ismini burada ağırlamanın mutluluğunu yaşıyoruz.  Kadir İnanır&amp;#39;ı kaybettik, Türkan Hanım&amp;#39;ın hüznü olduğunu biliyoruz. Ona rağmen bizleri kırmadı geldi&amp;quot; ifadelerini kullandı. SULTAN ŞEHİR KÜLTÜR ADASI VE SİNEMA MÜZESİNE GERİ SAYIMİlçeye yapılacak olan Sultan Şehir Kültür Adası ve Sinema Müzesi hakkında da bilgi veren Dursun, &amp;quot;Dünyanın en önemli sinema müzelerinden birini inşa ediyoruz. Projemiz gerçekten Türkiye&amp;#39;ye de faydası dokunacak, yabancı turistlerin ülkemize gelme sebepleri arasında yer alacak devasa bir yer olacak. Müzeye ve sinemaya ilgi duyan kişiler Türkiye&amp;#39;ye adım attıklarında burayı da görsün, tanısın gezsin istiyoruz.  Duyanların önce inanamadıkları sonrasında da takdir ettikleri güzel bir projemiz. Sinema müzemizde sergileyeceğimiz malzemelerimizin satın almasını gerçekleştirdik. 1880&amp;#39;lerde sinemalarda kullanılan malzemeleri şu anda Sultangazi&amp;#39;de. İlk ev sinema makinesi projektöründen tutun sanatçıların ıslak imzalı sözleşmelerine şu an bizde. Seneye bu zaman inşallah açılışını gerçekleştirmiş olacağız&amp;quot; dedi. Söyleşinin ardından Türkan Şoray, katılımcıların sorularını yanıtladı. Program, Türkan Şoray ve Sultangazi Belediye Başkanı Abdurrahman Dursun&amp;#39;un vatandaşlarla &amp;#39;Selvi Boylum Al Yazmalım&amp;#39; filmini izlemesiyle sona erdi.DHA</p>]]></content:encoded>
		   <pubDate>Tue, 30 Jun 2026 11:14:02 +0300</pubDate>
		   </item>
			<item>
		   <title>Lewandowski ailesiyle Antalya&amp;#39;da tatilde</title>
           <guid isPermaLink="true">https://www.haber16.com/lewandowski-ailesiyle-antalya-da-tatilde/1733033/</guid>
		   <description>Namık Kemal KILINÇ/SERİK (Antalya), (DHA)- ÜNLÜ Polonyalı futbolcu Robert Lewandowski, ailesiyle birlikte yaz tatili için Antalya&amp;#39;ya geldi</description>
           		   <content:encoded><![CDATA[<p>
<img src="https://www.haber16.com/images/haberler/2026/06/lewandowski-ailesiyle-antalya39da-tatilde.jpg" />
 ÜNLÜ Polonyalı futbolcu Robert Lewandowski, ailesiyle birlikte yaz tatili için Antalya&amp;#39;ya geldi. Amerikan Futbol Ligi (MLS) ekiplerinden Chicago Fire ile anlaştığı açıklanan Polonyalı yıldız Robert Lewandowski, eşi Anna Lewandowska ve çocuklarıyla tatil için Belek&amp;#39;teki Regnum Carya ve Regnum The Crown tesislerini tercih etti. Yaklaşık 4 yıldır yaz dönemlerinde aynı bölgeye gelen yıldız futbolcu, bu yılki tatiline ilişkin fotoğrafları sanal medya hesabından paylaştı. Yoğun antrenman programına devam eden Lewandowski, eşi Anna ile birlikte spor yaparak eğlendiği anlara da yer verdi. Tecrübeli golcünün paylaşımları, sanal medyada ilgi gördü. DHA</p>]]></content:encoded>
		   <pubDate>Tue, 30 Jun 2026 10:11:12 +0300</pubDate>
		   </item>
			<item>
		   <title>Fazıl Say, &amp;#39;Klasik Pazar&amp;#39; konserleri kapsamında Üsküdar&amp;#39;da sahne aldı</title>
           <guid isPermaLink="true">https://www.haber16.com/fazil-say-klasik-pazar-konserleri-kapsaminda-uskudar-da-sahne-aldi/1732822/</guid>
		   <description>Aybüke AKGÜL BÜK – Hadican Erol / İSTANBUL, (DHA)- Üsküdar Belediyesi tarafından kültür ve sanatı geniş kitlelere ulaştırmak amacıyla düzenlenen Klasik Pazar konserlerinin 3&amp;#39;üncü sezonunda piyanist ve besteci Fazıl Say sahne aldı</description>
           		   <content:encoded><![CDATA[<p>
<img src="https://www.haber16.com/images/haberler/2026/06/fazil-say-39klasik-pazar39-konserleri-kapsaminda-uskudar39da-sahne-aldi.jpg" />
 Üsküdar Belediyesi tarafından kültür ve sanatı geniş kitlelere ulaştırmak amacıyla düzenlenen Klasik Pazar konserlerinin 3&amp;#39;üncü sezonunda piyanist ve besteci Fazıl Say sahne aldı.  İlk kez 2024 yılında &amp;#39;Sandalyeni Kap Gel&amp;#39; konseptiyle başlayan Klasik Pazar konserleri&amp;#39;nin üçüncü sezonu dünyaca ünlü piyanist ve besteci Fazıl Say&amp;#39;ın konseriyle başladı. Nevmekan Sahilde gerçekleşen konserde klasik müzik tutkunları, sanatçının performansını ilgiyle takip etti. Say, kendi bestelerinden oluşan özel repertuvarı ile müzikseverlere unutulmaz bir akşam yaşattı. Klasik müziği konser salonlarının dışına taşımayı hedefleyen proje, ücretsiz konserlerle binlerce sanatseveri bir araya getirdi. Üç yıldır devam eden etkinliklerde bugüne kadar; Cihat Aşkın, Serhan Bali, Murat Cem Orhan, Yalçın Tura, Teyfik Rodos, Erdem Sökmen ve Hasan Meten gibi birbirinden değerli sanatçılar sahne aldı. Konser öncesinde konuşan Üsküdar Belediye Başkanı Sinem Dedetaş, Klasik Pazar konserlerinin üçüncü yılına ulaşmasının mutluluğunu yaşadıklarını belirterek, projenin göreve geldikten sonra klasik müziği herkes için ulaşılabilir kılma hedefiyle hayata geçirildiğini söyledi.Dedetaş, &amp;quot;Çok mutluyum, tarifsiz bir mutluluk bu. Klasik Pazar&amp;#39;ın üçüncüsünü düzenliyoruz. Göreve geldikten sonra Üsküdar&amp;#39;da klasik müziği ulaşılabilir kılmak için düşündüğümüz bir projeydi. Destekçilerimize, emeği geçen herkese ve en büyük teşekkürümüzü hak eden sanatçılarımıza gönülden teşekkür ediyorum. Fazıl Say ile sezonu açtığımız için ayrıca büyük mutluluk duyuyoruz&amp;quot; dedi.Sanatın kentlerin ruhunu güçlendiren ortak bir dil olduğuna inandıklarını ifade eden Dedetaş, konser salonlarının sınırlarını kaldırarak klasik müziği Boğaz kıyısına ve Üsküdar&amp;#39;ın günlük yaşamına taşıdıklarını belirtti.Dedetaş, &amp;quot;Sanatın herkes için erişilebilir olduğuna inanıyoruz. Her yaştan komşumuzun kültür ve sanat etkinliklerine hiçbir engelle karşılaşmadan ulaşabilmesini önemsiyoruz. Üsküdar Kültür Sanat çatısı altında oluşturduğumuz güçlü iletişim diliyle etkinliklerimizi daha geniş kitlelere ulaştırırken, 33 mahallemizde gerçekleştirdiğimiz programlarla kültürel demokrasiyi de güçlendiriyoruz&amp;quot; ifadelerini kullandı.DHA</p>]]></content:encoded>
		   <pubDate>Mon, 29 Jun 2026 12:21:03 +0300</pubDate>
		   </item>
			<item>
		   <title>&amp;#39;Bernarda Alba&amp;#39;nın Evi&amp;#39; DasDas&amp;#39;ta tiyatroseverlerle buluştu</title>
           <guid isPermaLink="true">https://www.haber16.com/bernarda-alba-nin-evi-dasdas-ta-tiyatroseverlerle-bulustu/1732778/</guid>
		   <description>İSTANBUL, (DHA)- İO Uluslararası Tiyatro Festivali kapsamında düzenlenen Üniversiteler Arası Tiyatro Buluşmaları&amp;#39;nda, Yeditepe Üniversitesi Sanat ve Tasarım Fakültesi Tiyatro Bölümü öğrencileri, Federico Garcia Lorca&amp;#39;nın klasik eseri &amp;#39;Bernarda Alba&amp;#39;nın Evi&amp;#39;ni DasDas Sahne&amp;#39;de tiyatroseverlerle buluşturdu</description>
           		   <content:encoded><![CDATA[<p>
<img src="https://www.haber16.com/images/haberler/2026/06/39bernarda-alba39nin-evi39-dasdas39ta-tiyatroseverlerle-bulustu.jpg" />
 İO Uluslararası Tiyatro Festivali kapsamında düzenlenen Üniversiteler Arası Tiyatro Buluşmaları&amp;#39;nda, Yeditepe Üniversitesi Sanat ve Tasarım Fakültesi Tiyatro Bölümü öğrencileri, Federico Garcia Lorca&amp;#39;nın klasik eseri &amp;#39;Bernarda Alba&amp;#39;nın Evi&amp;#39;ni DasDas Sahne&amp;#39;de tiyatroseverlerle buluşturdu.Yönetmenliğini Ahmet Bülent Acar&amp;#39;ın üstlendiği oyun, Lorca&amp;#39;nın baskı, otorite, özgürlük ve kadınların toplum içindeki konumunu ele alıyor. Yeditepe Üniversitesi Tiyatro Bölümü öğrencilerinin dönem çalışması olarak hazırladığı oyunda, 16 kişilik oyuncu kadrosu görev aldı. Projede kostüm tasarımı Arzum Gökçe ve Ezgisu Göylüsün tarafından hazırlanırken, ışık tasarımını Onur Yıldız ile Zeynep Engin üstlendi. Dekor çalışmaları ise ekip çalışmasıyla gerçekleştirildi.&amp;#39;LORCA&amp;#39;NIN NATÜRALİST ANLAYIŞLA KALEME ALDIĞI TEK OYUNU&amp;#39;Oyunun yönetmenliğini üstlenen Yeditepe Üniversitesi Tiyatro Bölümü Öğretim Görevlisi Ahmet Bülent Acar, Federico Garcia Lorca&amp;#39;nın klasik eserlerinden birini öğrencilerle sahnelemekten mutluluk duyduğunu belirterek, &amp;quot;Bu yıl üçüncü sınıf tiyatro bölümü öğrencileriyle Federico Garcia Lorca&amp;#39;nın &amp;#39;Bernarda Alba&amp;#39;nın Evi&amp;#39; oyununu çalıştık. Bu eser tiyatro klasiklerinden biri, Federico Garcia Lorca&amp;#39;nın şiirsel değil, natüralist bir anlayışla kaleme aldığı tek oyunu. Böyle bir tiyatro klasiğini, tamamı kadınlardan oluşan bir ekiple çalışmaktan dolayı çok mutluyum&amp;quot; dedi.&amp;#39;KADININ SIKIŞMIŞLIĞINI ANLATIYOR&amp;#39;Adını mitolojideki İO karakterinden alan festival kapsamında bu oyunu seçme nedenlerini anlatan Acar, &amp;quot;Bu oyun, kadınların toplum içerisindeki sıkışmışlığını, baskılanmasını ve ikinci plana itilmesini; bunların doğuracağı sonuçları anlatıyor. Ben de hayatımda ilk kez böyle bir kadın oyununu çalıştım. Metnin derinliği ve söylediği sözün gücü, çalıştıkça bizi içine çeken bir projeye dönüştü&amp;quot; diye konuştu.Sahneleme anlayışlarının metnin özünü korumak üzerine kurulduğunu ifade eden Acar, &amp;quot;Lorca&amp;#39;nın anlatmak istediği özü anlamaya çalıştık. Bu, doğrudan verilen bir mesaj değil; baskılanan ve ev içine kapatılan kadınların nasıl bir trajediyle karşılaşabileceğini gösteren bir oyun. Genç oyuncularla bunu yorumlamaya çalıştık. Asıl çabamız Lorca&amp;#39;nın kurduğu atmosferi ve anlatmak istediğini doğru biçimde yakalayabilmekti&amp;quot; ifadelerini kullandı.&amp;#39;ÖĞRENCİLERİN EĞİTİM SÜRECİNİN ÖNEMLİ BİR PARÇASI&amp;#39;Yeditepe Üniversitesi Sanat ve Tasarım Fakültesi Tiyatro Bölüm Başkanı Prof. Dr. Metin Balay da, oyunun üçüncü sınıf öğrencilerinin eğitim sürecinin önemli bir parçası olduğunu belirterek, &amp;quot;Öğrencilerimizin hazırladığı Federico Garcia Lorca&amp;#39;nın &amp;#39;Bernarda Alba&amp;#39;nın Evi&amp;#39; oyunuyla bir kez daha seyirci karşısına çıkıyoruz. Oyunda 16 öğrencimiz ekip olarak yer aldı ve eser öğretim görevlimiz Ahmet Bülent Acar tarafından sahneye konuldu. Bu gösterimin bu yıl bizim için özel bir anlamı var&amp;quot; dedi.&amp;#39;OYUNCULUĞUN DÜNYAYA SÖYLENECEK BİR SÖZ OLDUĞUNA İNANIYORUZ&amp;#39;Tiyatro Bölümü&amp;#39;nün eğitim anlayışına değinen Balay, &amp;quot;Bölümümüzün ayırt edici özelliği, dünyayla derdi olan, dünyaya söyleyecek sözü bulunan ve düşünsel arka planı güçlü oyuncular yetiştirmeye çalışmasıdır. Oyunculuğu yalnızca bir yetenek ya da taklit gösterisi olarak görmüyoruz. Aynı zamanda dünyaya söylenecek bir söz olduğuna inanıyoruz. Bu nedenle de bu anlayışa uygun oyunlar sahnelemeye özen gösteriyoruz&amp;quot; ifadelerini kullandı. Bölümde yaklaşık 100 öğrencinin eğitim gördüğünü söyleyen Balay, &amp;quot;Kuramsal derslerle uygulamalı dersleri dengeli bir şekilde yürütmeye çalışıyoruz. Kuramsal derslerimiz, düşünen ve dünyayla hesaplaşan oyuncular yetiştirmeyi hedefliyor&amp;quot; diye konuştu.&amp;#39;16 KADIN ÖĞRENCİMİZ VAR&amp;#39;Oyunun hazırlık sürecine ilişkin bilgi veren Balay, &amp;quot;Bu oyunda 16 kadın öğrencimiz ekip olarak çalıştı. Sahnede aynı anda 13 oyuncuyu görüyoruz ancak diğer öğrenciler de sahne arkasında görev alarak ekibin bir parçası oluyor. Ahmet Bülent Acar hocamızın liderliğinde çok başarılı bir eğitim dönemi geçirdiklerini düşünüyoruz. Bizim için asıl önemli olan sahneye çıkmak ve bunu eğitimin ayrılmaz bir parçası olarak deneyimlemek. Öğrencilerimizin çok iyi bir eğitim sürecinden geçtiğine inanıyoruz&amp;quot; dedi.Oyunda Adela karakterini canlandıran Yeditepe Üniversitesi Tiyatro Bölümü öğrencisi Esma Nur Karahan ise &amp;quot;Bu karakterde beni en çok etkileyen şey, oyundaki özgürlük arayışı oldu. Oyunda Bernarda adlı annenin kızlarını eve kapatması ve Adela&amp;#39;nın bu baskı altında kendi özgürlüğünü araması anlatılıyor. Kendimle de biraz bağdaştırdığım için benim için önemli bir rol oldu&amp;quot; diye konuştu.&amp;#39;ÖZGÜRLÜKLERİ KISITLANMIŞ GENÇ KIZLARI ANLATMAK İSTİYORUZ&amp;#39;Oyunun vermek istediği mesaja değinen Karahan, &amp;quot;Seyirciye baskılanmış, özgürlükleri kısıtlanmış genç kızların yaşadıklarını anlatmak istiyoruz. Ataerkil düzende görünmeyen, sesi duyulmayan kız çocuklarının bu baskılar nedeniyle kendilerini ifade edemeyişini ve bunun onları nasıl olumsuz sonuçlara sürükleyebildiğini göstermeye çalışıyoruz&amp;quot; dedi.Oyunda Amelia karakterini canlandıran Yeditepe Üniversitesi Tiyatro Bölümü üçüncü sınıf öğrencisi Zeynep Engin ise şunları söyledi:&amp;quot;Amelia, Bernarda Alba&amp;#39;nın baskıcı düzeni içerisinde sessizliği, itaati ve uyumu benimsemiş bir karakter. Aslında bunu kendi tercihleriyle değil, kendi arzularının bile farkına varmadan sisteme uyum sağlayarak yaşıyor. Ataerkil düzen içinde farkında olmadan silikleşmiş ve bunu içselleştirmiş bir kadın kimliğini temsil ediyor.&amp;quot;Karaktere hazırlanırken kendi bakış açısının da değiştiğini ifade eden Engin, sözlerini şöyle sürdürdü:&amp;quot;Bu karakter bana ilk başta biraz uzak geldiği için çalışırken zorlandım. Ancak süreç içerisinde, bu düzene uyum sağlamaya çalışan kadınlara yargılamadan bakmayı öğrendim. Çünkü toplumumuzda hayatını bu şekilde sürdüren ve sonlandıran milyonlarca kadın var. Belki de onlar bunun bir tercih olmadığının bile farkına varmadan yaşıyorlar. Kendi hayatıma bakışımda bu yargıyı kırmak, benim için bu çalışmanın en büyük kazanımı oldu.&amp;quot; DHA</p>]]></content:encoded>
		   <pubDate>Mon, 29 Jun 2026 10:44:02 +0300</pubDate>
		   </item>
			<item>
		   <title>Karaburun&amp;#39;da Denizcilik ve Kabotaj Bayramı kutlandı</title>
           <guid isPermaLink="true">https://www.haber16.com/karaburun-da-denizcilik-ve-kabotaj-bayrami-kutlandi/1732766/</guid>
		   <description>İSTANBUL, (DHA)- ARNAVUTKÖY Belediyesi tarafından Denizcilik ve Kabotaj Bayramı dolayısıyla düzenlenen etkinlikler, Karaburun Limanı ve Mavi Bayraklı Karaburun Sahili&amp;#39;nde vatandaşların katılımıyla kutlandı</description>
           		   <content:encoded><![CDATA[<p>
<img src="https://www.haber16.com/images/haberler/2026/06/karaburun39da-denizcilik-ve-kabotaj-bayrami-kutlandi.jpg" />
 ARNAVUTKÖY Belediyesi tarafından Denizcilik ve Kabotaj Bayramı dolayısıyla düzenlenen etkinlikler, Karaburun Limanı ve Mavi Bayraklı Karaburun Sahili&amp;#39;nde vatandaşların katılımıyla kutlandı. Gün boyu devam eden yarışmalar ve gösterilerin ardından, Ewre, Koliva ve Sefo sahne aldı.Arnavutköy Belediyesi tarafından düzenlenen Denizcilik ve Kabotaj Bayramı etkinlikleri, Karaburun Limanı&amp;#39;nda gerçekleştirilen programla başladı. Programa  Arnavutköy Kaymakamı Mahmut Hersanlıoğlu, Arnavutköy Belediye Başkanı Mustafa Candaroğlu, ilçe protokolü ve çok sayıda vatandaş katıldı. Karaburun Limanı&amp;#39;nda gün boyunca flyboard gösterileri, deniz bisikleti etkinlikleri, yüzme yarışmaları, plaj futbolu , plaj voleybolu ve geleneksel yağlı direk yarışması düzenlendi. Vatandaşların ilgi gösterdiği etkinlikler, bayramın coşkusunu denizle buluştururken Karaburun Limanı renkli görüntülere sahne oldu.CANDAROĞLU: DENİZLERDE GÜÇLÜ VE BAĞIMSIZ BİR TÜRKİYE İNŞA EDİYORUZProgramda konuşan Arnavutköy Belediye Başkanı Mustafa Candaroğlu, Kabotaj Kanunu&amp;#39;nun Türkiye&amp;#39;nin denizlerdeki bağımsızlığının ve egemenliğinin en önemli kazanımlarından biri olduğunu söyleyerek &amp;quot;1 Temmuz 1926&amp;#39;da yürürlüğe giren Kabotaj Kanunu&amp;#39;yla birlikte milletimiz kendi denizlerinde egemenliğini yeniden tesis etmiştir. Bugün Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan&amp;#39;ın liderliğinde denizcilik alanında tarihimizin en büyük atılımlarını gerçekleştiriyoruz. MİLGEM projelerinden TCG Anadolu&amp;#39;ya, milli denizaltımızdan yerli savunma sistemlerimize kadar denizlerde güçlü, bağımsız ve söz sahibi bir Türkiye inşa ediyoruz. Denizlerimizi korumak ve gelecek nesillere güçlü bir miras bırakmak hepimizin ortak sorumluluğudur&amp;quot; dedi.YARIŞMALARDA BÜYÜK HEYECAN YAŞANDIGün boyu çeşitli yarışmaların düzenlendiği etkinlikte, yüzme yarışmasında Alperen Yeşilyurt birinci, Hasan Alper Özcan ikinci, Arda Yeşilyurt ise üçüncü oldu. Geleneksel yağlı direk yarışmasında ise Mehmet Akif Kara birinciliği elde etti. Dereceye giren sporculara ödülleri Arnavutköy Belediye Başkanı Mustafa Candaroğlu ve protokol üyeleri tarafından takdim edildi. Gün boyu Karaburun Limanı&amp;#39;nda devam eden etkinlikler, akşam saatlerinde Mavi Bayraklı Karaburun Sahili&amp;#39;nde düzenlenen konser programıyla devam etti. Sahne alan Ewre, Koliva ve Sefo, binlerce vatandaşa unutulmaz bir gece yaşattı. DHA</p>]]></content:encoded>
		   <pubDate>Mon, 29 Jun 2026 10:06:02 +0300</pubDate>
		   </item>
			<item>
		   <title>BALMEK kursiyerlerinin el emeği ürünleri sergilendi</title>
           <guid isPermaLink="true">https://www.haber16.com/balmek-kursiyerlerinin-el-emegi-urunleri-sergilendi/1732661/</guid>
		   <description>BALIKESİR, (DHA)- BALIKESİR Büyükşehir Belediyesi Sanat ve Meslek Edindirme kurslarında (BALMEK), bir yıl süresince 96 branşta verilen eğitimler sonucunda, el emeği ürünler &amp;#39;Bir Şehir Bin Emek&amp;#39; adı altında sergilendi</description>
           		   <content:encoded><![CDATA[<p>
<img src="https://www.haber16.com/images/haberler/2026/06/balmek-kursiyerlerinin-el-emegi-urunleri-sergilendi.jpg" />
 BALIKESİR Büyükşehir Belediyesi Sanat ve Meslek Edindirme kurslarında (BALMEK), bir yıl süresince 96 branşta verilen eğitimler sonucunda, el emeği ürünler &amp;#39;Bir Şehir Bin Emek&amp;#39; adı altında sergilendi. Emeğin sanata dönüştüğü sergide çini sanatından dokuma halıya, resimden telkırma sanatına, oya işlemeden hediyelik takı tasarıma kadar pek çok sanat dalındaki el emeği göz nuru ürüne yer verildi.BALMEK kursiyerleri bütün bir yıl boyunca merkez ve 17 ilçede olmak üzere &amp;#39;Baharın Gelişi Workshop&amp;#39;larıyla vatandaşlarla bir araya gelerek eğitim, kültür ve sanat alanında tanıtımlar gerçekleştirdi. BALMEK, ara tatil döneminde 96 farklı branşta düzenlenen workshoplarla çocukları da unutmadığı kaydedildi. Dünya Sanat Günü etkinliklerinde de söz sahibi olan BALMEK, toplumun farklı kesimlerine ulaşarak, kültürel ve sanatsal faaliyetlere katılımı teşvik etmeyi amaçlıyor. Verilen kurslar ve workshoplar olmak üzere toplamda 277 eğitim faaliyeti gerçekleştiren BALMEK, il genelinde 6 bin 191 kişiye ulaşarak her yaştan bireyin eğitim, sanat, kültür ve kişisel gelişim alanlarında kendilerini geliştirmelerine imkan sağlamayı hedefliyor. Aynı zamanda BALMEK kursiyerlerinin ürettikleri eserlerin satışından elde edilen gelirle aile bütçelerine de katkı sağladığı aktarıldı. BALMEK, e-ticaret sayfasında kursiyerlerin el emeği ürünleri satışa sunuldu.2025-2026 Eğitim-Öğretim yılı boyunca çeşitli kurslara imza atan BALMEK, Avlu Kongre ve Kültür Merkezi&amp;#39;nde gerçekleştirdikleri sergi ile kursiyerlerinin bütün bir yıl boyunca ortaya koydukları çalışmaları sergiledi.BALMEK idarecilerinin de hazır bulunduğu BALMEK yıl sonu sergisinin kurdele kesimi sonrasında 7&amp;#39;den 70&amp;#39;e her yaştan kursiyerlere sertifikalar, eğitmenlere ise teşekkür belgeleri verildi. BALMEK&amp;#39;in eğitmenleri, &amp;quot;Bir Şehir Bin Emek&amp;#39; yıl sonu sergisiyle el emeği göz nuru ürünlerimizi katma değere dönüştürüyoruz. BALMEK olarak ulusal ve uluslararası mecralarda daha fazla görüneceğiz. Biz, büyük bir aileyiz&amp;quot; dedi.&amp;#39;AMAÇ KURSİYERLERİN HEM ÜRETİP HEM MESLEĞİNİ ÖĞRENİP HEM KAZANMASI&amp;#39;Balıkesir Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Akın, &amp;quot;BALMEK&amp;#39;te 177 kurstan 7 binin üzerinde kursiyerimiz eğitim aldı. Daha önce belde olan kırsal bölgelerde kadınların orada gelir elde etmesi, kazanması sofralarına bereket olması aile bütçelerine destek sağlaması çok önemli. Kursiyerlerin meslek sahibi olmaları da çok kıymetli. &amp;#39;balmek.bel.tr&amp;#39; adı altında oluşturduğumuz ticaret sitesi ile ortaya çıkartılan ürünlerin satışını da biz gerçekleştiriyoruz. Amaç kursiyerlerin hem üretip hem mesleğini öğrenip hem kazanıp, sofrasının bereketi artırması&amp;quot; ifadelerini kullandı.Çini Devlet Sanatçısı ve BALMEK Eğitmeni Fidan Can &amp;quot;BALMEK&amp;#39;in yıl sonu sergisinde çiniden keçeye; ebru sanatından resime; Balıkesir pullumuzdan, çarpana dokuma sanatına ve daha sayamadığım birçok sanata şahit olacaksınız. Sergiyi gezdiğiniz zaman en güzel eserleri görme şansına sahip olacaksınız. Herkesi sergimize bekliyoruz&amp;quot; dedi.&amp;#39;ÇABAMIZ KEÇE SANATINI YENİ NESİLE AKTARMAK&amp;#39;Keçe sanatı eğitmeni Şeyma Nergiz Kuru, &amp;quot;BALMEK&amp;#39;te unutulmaya yüz tutmuş keçe sanatımızı bir yıl süresince öğrencilerimiz ile birlikte yaptık. Asıl çabamız, bu sanatı yeni nesile aktarmak&amp;quot; ifadelerini kullandı.Kursiyer Nilgün Kırlı, &amp;quot;Emeğimizin karşılığını alıyoruz. Bu güzel eserleri ortaya çıkardığımız için gururlu ve mutluyum&amp;quot; diye konuştu.Bir başka kursiyer Bedriye Çalılı, &amp;quot;Bir yıl boyunca devam ettiğimiz kurslarda el sanatlarının inceliklerini öğrendik tel kırmalar ve sepetler yaptık. Hediyelik eşyalar üreterek aile bütçesine de destek olma fırsatımız oldu&amp;quot; dedi.Halı dokuma kursiyeri Halime Bahadır da &amp;quot;Halı dokumaların artık fabrikasyona döndüğünü el işlemeli dokuma halıların her geçen gün azaldığı günümüzde BALMEK&amp;#39;te bu sanat yaşatılıp yeni nesillere aktarılıyor&amp;quot; diye konuştu.DHA</p>]]></content:encoded>
		   <pubDate>Sun, 28 Jun 2026 15:12:02 +0300</pubDate>
		   </item>
			<item>
		   <title>2026 yılında hayatını kaybeden ünlü isimler</title>
           <guid isPermaLink="true">https://www.haber16.com/2026-yilinda-hayatini-kaybeden-unlu-isimler/1732494/</guid>
		   <description>2026 yılında birçok ünlü isim aramızdan ayrıldı. Son olarak Kadir İnanır’ın vefatıyla tüm Türkiye yasa boğulurken, sonsuzluğa uğurlanan ünlüler akıllara geldi.</description>
           		   <content:encoded><![CDATA[<p>
<img src="https://www.haber16.com/images/haberler/2026/06/2026-yilinda-hayatini-kaybeden-unlu-isimler-8312.jpg" />
2026 yılının ilk günlerinden bu yana sanat camiasından gelen vefat haberleri tüm Türkiye’yi yasa boğdu. Kendi alanlarında iz bırakan birçok ünlü isim hayatını kaybetti. İşte bu yıl yitirdiğimiz birbirinden değerli isimler…



 

KADİR İNANIR

Yeşilçam’ın usta ismi Kadir İnanır 77 yaşında hayatını kaybetti. İleri evre akciğer kanseri ile mücadele eden Kadir İnanır, 13 Mayıs 2026 tarihinde hastaneye kaldırıldı ve 26 Haziran 2026 tarihinde çoklu organ yetmezliği nedeniyle saat 18.05’te hayatını kaybetti.



 

ECE İRTEM

“Kızılcık Şerbeti&quot; dizisinde hayat verdiği “Işıl&quot; karakteriyle yıldızı parlayan Ece İrtem, 35 yaşında hayatını kaybetti. 15 Haziran’da Kadıköy’deki evinde vefat eden ünlü oyuncu, ani ölümüyle sevenlerini yasa boğdu. Ece İrtem, Kuşadası’nda son yolculuğuna uğurlandı.



 

REHA MUHTAR

Uzun yıllardır gözlerden uzak bir yaşam süren ve 28 Mayıs’ta Bodrum’da kalp yetmezliği sebebiyle hastaneye kaldırılan Reha Muhtar, 3 Haziran’da hayatını kaybetti. 66 yaşında vefat eden ünlü isim, İstanbul’da son yolculuğuna uğurlandı.

 

FERDİ ATUNER

Birçok dizi ve filmde de rol alan Türk tiyatrosunun usta oyuncusu Ferdi Atuner, 82 yaşında hayatını kaybetti. Uzun süredir gözlerden uzak bir yaşam süren Atuner, 22 Nisan’da aramızdan ayrıldı.



 

RIZA TAMER

2000’li yılların başında katıldığı Popstar yarışmasıyla adını duyuran ve son dönemde sokakta şarkı söylerken çekilen videolarıyla fenomen haline gelen Rıza Tamer, “Benden Sonra&quot; şarkısıyla şöhreti yakalamıştı.

Birçok farklı yerde sahne alan, şarkısı dillere pelesenk olan 43 yaşındaki Rıza Tamer, 17 Nisan’da hayatını kaybetti.

 

RAMAZAN TETİK

Eşref Rüya dizisi oyuncusu Ramazan Tetik, 1 Nisan 2026 tarihinde akşam saatlerinde hayatını kaybetti. 31 yaşındaki genç oyuncunun kalp krizi nedeniyle gelen ani ölümü sevenlerini üzmüştü.



 

İLBER ORTAYLI

Türkiye’nin en önemli tarihçilerinden Prof. Dr. İlber Ortaylı, 13 Mart 2026’da tedavi gördüğü hastanede hayatını kaybetti. Bir süredir sağlık sorunlarıyla mücadele eden 78 yaşındaki Ortaylı, İstanbul’dan son yolculuğuna uğurlandı. Ünlü tarihçi ve yazar, Fatih Camii Haziresi’ne defnedildi.

 

EROL KÖSE

Türk müzik sektörüne yön veren isimlerden biri olan yapımcı Erol Köse, 61 yaşında hayatını kaybetti. Sarıyer Maslak’ta bir sitede yaşayan Köse, 23 Mart 2026 tarihinde 16’ncı kattan düşerek vefat etti.

İBRAHİM YILDIZ

İstanbul’da geçen yıl ağustos ayında devrilen ağacın altında kalarak ağır yaralanan oyuncu İbrahim Yıldız, 6 ay süren yaşam savaşını kaybetti. 27 yaşındaki oyuncu, 27 Şubat 2026 tarihinde vefat etti.

 

ALİ TUTAL

“Güneşi Gördüm&quot; “Geniş Aile&quot; “Bereketli Topraklar Üstünde&quot; ve “Hükümet Kadın&quot;ın aralarında olduğu birçok yapımda rol alan usta oyuncu Ali Tutal, 22 Şubat’ta hayatını kaybetti.



 

KANBOLAT GÖRKEM ARSLAN

“Poyraz Karayel&quot; dizisiyle tanınan Kanbolat Görkem Arslan da 11 Şubat 2026’da vefat etti.

Oyuncu Kanbolat Görkem Arslan, Beyoğlu’ndaki evinde rahatsızlanmasının ardından hastaneye kaldırılmış, burada yapılan tüm müdahalelere rağmen kurtarılamamıştı. 45 yaşındaki ünlü ismin kalp krizi nedeniyle vefat ettiği öğrenilmişti.

 

NECDET KÖKEŞ

Battal Gazi serisinde canlandırdığı “Zıpzıp&quot; karakteriyle tanınan ve uzun süredir sağlık sorunları yaşayan Yeşilçam’ın emektar ismi Necdet Kökeş, 2 Şubat 2026’da 82 yaşında hayatını kaybetti.



 

FATİH ÜREK

15 Ekim 2025 tarihinde evinde kalp krizi geçiren ve ilk müdahale sırasında 20 dakika boyunca kalbi duran Fatih Ürek, hayata döndürülmüş ve hastaneye kaldırılmıştı.

Uzun süre yoğun bakımda tedavi gören Fatih Ürek, 30 Ocak’ta hayatını kaybetti. 59 yaşında vefat eden ünlü isim, Karacaahmet Mezarlığı’na defnedildi.

Vefatı sonrası mirasıyla ilgili tartışmalarla gündeme gelen Fatih Ürek’in ablası Selvi Ürek, konuyla ilgili yeni bir açıklama yaptı. Kardeşler arasında bir problem olmadığını söyleyen Selvi Ürek, “Evet takıları vardı. Bir kısmı satıldı, bir kısmı hatıra olarak alındı. Gözlüğü, bir iki çantası vs. isteyen kardeşler aldı ama kalanları satıp eğitime bağışlayacağız. Daha bir sürü ayakkabısı, kıyafeti var. Hepsini satıp eğitim biraz da hayvanlara bağışlayacağız. Kesin olarak&quot; dedi.

Fatih Ürek’in geride bıraktığı vergi ve banka borçlarının olduğunu söyleyen Selvi Ürek, “Çok şükür ki borçlarının büyük bir kısmını kendi öz kaynakları ödedi&quot; dedi.

Ürek  tüm resmi işlemler tamamlandıktan sonra kalan mal varlığının dört yasal mirasçı arasında eşit şekilde paylaşılacağını ifade etti.



 

HALDUN DORMEN

Türk tiyatrosunun duayen ismi Haldun Dormen, 21 Ocak’ta hayatını kaybetti. Enfeksiyon sebebiyle tedavi gördüğü hastanede hayatını kaybeden 97 yaşında usta oyuncu, İstanbul’da son yolculuğuna uğurlandı.
</p>]]></content:encoded>
		   <pubDate>Sat, 27 Jun 2026 17:51:33 +0300</pubDate>
		   </item>
			<item>
		   <title>Tuz Gölü Uluslararası Turizm ve Kültür Festivali renkli görüntülerle başladı</title>
           <guid isPermaLink="true">https://www.haber16.com/tuz-golu-uluslararasi-turizm-ve-kultur-festivali-renkli-goruntulerle-basladi/1732432/</guid>
		   <description>Erkan ALTUNTAŞ-Hilmi YOL/ESKİL (Aksaray), (DHA)- AKSARAY&amp;#39;ın Eskil ilçesinde düzenlenen Eskil Tuz Gölü Uluslararası Kültür ve Turizm Festivali renkli görüntülerle başladı</description>
           		   <content:encoded><![CDATA[<p>
<img src="https://www.haber16.com/images/haberler/2026/06/tuz-golu-uluslararasi-turizm-ve-kultur-festivali-renkli-goruntulerle-basladi.jpg" />
 AKSARAY&amp;#39;ın Eskil ilçesinde düzenlenen Eskil Tuz Gölü Uluslararası Kültür ve Turizm Festivali renkli görüntülerle başladı. 25 farklı ülkeden gelen temsilciler, Tuz Gölü kıyısında ülkelerini tanıttı.  Eskil Tuz Gölü Uluslararası Kültür ve Turizm Festivali kapsamında 25 farklı ülkeden gelen temsilciler, Tuz Gölü kıyısında kurulan oba çadırlarında ülkelerine özgü kültürlerini, geleneksel ürünlerini ve gastronomik değerlerini ziyaretçilerle buluşurken, Tuz Gölü&amp;#39;nde gün batımı ile gün doğumu izlediler. Aksaray İl Kültür ve Turizm Müdürü Abdullah Oğuz, &amp;quot;20&amp;#39;den fazla ülkenin büyükelçi ateşe ve diplomatik temsilcisinin katılımı ile güzel bir kültür diplomasisi yaptık. Bu gelen ülkelerin kültürel değerleri gastronomisi ve bizim Aksaray ile Eskil&amp;#39;e özgü marka ve değerlerimizin tanıtıldığı çok önemli bir faaliyet gerçekleştiriyoruz. Ciddi bir ilgi var. Tuz Gölü doğal güzelliği ve sağlık turizmi ile ön plana çıkıyor. Buradaki oba çadırlarını içinde tuz odaları var. Sabah gün doğumu ile akşam gün batımı manzarası gerçekten muazzam. Birçok güzellikleri görmek için keşfetmek için Eskil&amp;#39;e Tuz gölüne bekliyoruz&amp;quot; dedi. &amp;#39;TÜRKİYE İLE EBRU SANATI SAYESİNDE KÜLTÜREL BİR KÖPRÜ KURDUK&amp;#39;Festivale katılan Letonya Ankara Büyükelçisi Bahtijors Hasans ise &amp;quot;Bizim Türkiye ile ilişkilerimiz yeni değil, bu yıl 100&amp;#39;üncü yılımızı kutladık. 100 yıldır ilişkilerimizi sürdürüyoruz. Burada kendi kültürümüzü göstermeye geldik. Burada olmaktan dolayı çok mutluyuz. Buraya ebru sanatı ile katılıyoruz. Letonya&amp;#39;ya gelen Türklerin öğrencilere aktardığı ebru sanatını, daha sonra Letonyalı sanatçılar kendi dillerinde yorumladılar. Türkiye&amp;#39;de doğmuş bu sanatın sayesinde kültürel bir köprü kuruldu. Bunun yanında geleneksel kıyafetlerimizle buradayız. Anadolu&amp;#39;da böyle bir festivale katıldığımız için çok mutluyuz&amp;quot; diye konuştu. DHA</p>]]></content:encoded>
		   <pubDate>Sat, 27 Jun 2026 14:44:03 +0300</pubDate>
		   </item>
			<item>
		   <title>Bursa Kültür Yolu Festivali başladı</title>
           <guid isPermaLink="true">https://www.haber16.com/bursa-kultur-yolu-festivali-basladi/1732429/</guid>
		   <description>Mehmet İNAN/BURSA, (DHA)- KÜLTÜR ve Turizm Bakanlığı tarafından düzenlenen Türkiye Kültür Yolu Festivali&amp;#39;nin 8&amp;#39;inci durağı olan Bursa Kültür Yolu Festivali törenle başladı</description>
           		   <content:encoded><![CDATA[<p>
<img src="https://www.haber16.com/images/haberler/2026/06/bursa-kultur-yolu-festivali-basladi.jpg" />
 KÜLTÜR ve Turizm Bakanlığı tarafından düzenlenen Türkiye Kültür Yolu Festivali&amp;#39;nin 8&amp;#39;inci durağı olan Bursa Kültür Yolu Festivali törenle başladı. Türkiye Kültür Yolu Festivali&amp;#39;nin açılış töreni, Bursa Valisi Erol Ayyıldız, Kültür ve Turizm Bakan Yardımcısı Gökhan Yazgı, Bursa Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Şahin Biba, AK Parti Bursa İl Başkanı Davut Gürkan, Yıldırım Belediye Başkanı Oktay Yılmaz ve Bursa Ticaret ve Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Burkay&amp;#39;ın katılımıyla Bursa Türk İslam Eserleri Müzesi&amp;#39;nde gerçekleştirildi. Törende konuşma yapan Kültür ve Turizm Bakan Yardımcısı Gökhan Yazgı, &amp;quot;2021 yılında tek bir şehirde başlatmış olduğumuz bu yolculuk bugün 7 bölgemizi birden saran 26 şehrimize ulaşan büyük bir kültür ve sanat köprüsüne dönüşmüştür. Nisan ayında Şanlıurfa&amp;#39;da başlayan Kasım ayında Adana&amp;#39;da tamamlanacak olan festivalimizin kapsamı, süresi, sanatçı çeşitliliği ve ziyaretçi sayısıyla Türkiye&amp;#39;nin kültür hayatında müstesna bir yere sahip olmuştur&amp;quot; dedi. &amp;#39;BU YILKİ 8&amp;#39;İNCİ DURAĞIMIZ BURSA&amp;#39;Bu festivali uluslararası platformlara da taşıdıklarını ifade eden Yazgı, &amp;quot;Kültürle turizmi aynı vizyon etrafında buluşturan bu önemli projeyi Avrupa Festivaller Birliği bünyesine dahil ederek uluslararası ölçekte daha görünür ve saygın bir konuma taşıdık. Bakanlık olarak kültür ve sanatı toplumun her kesimine ulaştırmayı, şehirlerimizin sahip olduğu kültürel mirası daha geniş kitlelerle buluşturmayı ve kentlerimizi birer marka şehir haline getirmeyi temel önceliğimiz arasında görüyoruz. İşte bu hedef doğrultusunda festivalimizin bu yılki 8&amp;#39;inci durağında doğası, tarihi, kültürüyle öne çıkan kadim şehir güzel Bursa&amp;#39;mızdayız. Ne mutlu bize ki bu yıl aynı zamanda Bursa&amp;#39;mızın şanlı fethinin 700&amp;#39;üncü yıl dönümünü idrak ediyoruz. Asırlar önce toprağa düşen o kutlu tohumun bugün kökleri tarihe, dalları geleceğe uzanan ulu bir çınara dönüşmesinin gururunu hep birlikte yaşıyoruz&amp;quot; diye konuştu.  &amp;#39;BURSA MİRASI, BİRİKİMİYLE BU KÜLTÜR HAREKETİNE ÖZEL BİR RUH KATIYOR&amp;#39;Bursa Festivali kapsamında şehrin 3&amp;#39;üncü kez kültür, sanat ve tarihin buluşma noktası olduğunu söyleyen Gökhan Yazgı, &amp;quot;Asırları aşan mirası ve eşsiz birikimiyle bu kültür hareketine çok özel bir ruh ve derinlik kazandırıyor. Sadece tarihiyle değil, yaşayan kültürel mirasıyla da nefes alan bu müstesna şehirde geleneksel sanatlarımızın, kadim zanaatlarımızın, halk kültürümüzün en güzel örnekleri yeniden hayat bulacak. Hiç şüphesiz somut olmayan kültürel mirası taşıyıcılarımız ve yaşayan miras hazinelerimiz bu köklü mirasın geleceğe taşınmasında en güçlü dayanağımızdır. Yaşayan Miras Bursa Sergisi ve uygulamalı atölyelerle vatandaşlarımız bu kadim zanaatları yakından tanıma ve deneyimleme fırsatı bulacaklar&amp;quot; ifadelerini kullandı. &amp;#39;9 GÜN BOYUNCA 13 NOKTADA 181 ETKİNLİK OLACAK&amp;#39;Bursa&amp;#39;nın kültürel zenginliğinin en önemli yansımasının köklü mutfak kültürü olduğunu belirten Yazgı, şöyle devam etti: &amp;quot;Festivalimizin bu yıl öne çıkan yeniliklerinden biri olan gastronomi rotası kapsamında uzman kurumlarımızca belirlenen 50 farklı lezzet noktası ziyaretçilerimize Bursa&amp;#39;nın zengin sofra kültürünü keşfetme fırsatını sunacak. 9 gün boyunca 13 farklı noktada gerçekleştireceğimiz 181 etkinlikle Bursa&amp;#39;nın kültürel zenginliğini hem ülkemize hem de dünyamıza bir kez daha tanıtma imkanı bulacağız. Fatih Sultan Mehmet Bulvarı hastane alanında kurulacak olan ana sahnemizde ülkemizin sevilen sanatçılarını ağırlayacak, konserler ve sahne performanslarıyla festival coşkusunu şehrin dört bir yanına taşıyacağız. Hüdavendigar Kent Parkı&amp;#39;nda kuracağımız çocuk köyünde evlatlarımızı kültür ve sanatla buluşturacak, onlara küçük yaşta kültürel farkındalık kazandıracağız. Tarihi mekanlarımızda ise Osmanlı&amp;#39;nın mukaddes emanetleri Albayrak Hat sergisiyle ve Aselsan&amp;#39;ın ileri dönüşen bir gelecek vizyonu gibi çok özel sergiler sanatseverlerle buluşacak. Türkiye Kültür Yolu Festivali, kültürel mirasımızı yaşatmanın yanında şehirlerin ekonomik ve sosyal hayatına da önemli katkılar sunuyor. Festival süresince oluşan hareketlilik, turizmden esnafa, üreticiden hizmet sektörüne kadar geniş bir alanda katma değer üretmektedir. İnanıyorum ki Bursa Kültür Yolu Festivali de, geçmişin birikimini, geleceğin ufkuyla buluşturarak, şehrimizin sosyokültürel yapısına yeni değerler katacaktır.&amp;quot; &amp;#39;YENİ ŞEYLER KATMAYA, FARKLI LEZZETLER OLUŞTURMAYA ÇALIŞIYORUZ&amp;#39;Açılış konuşmalarının ardından protokol Osmanlı&amp;#39;nın Mukaddes Emanetleri Sergisi&amp;#39;ni ziyaret etti. Kültür ve Turizm Bakan Yardımcısı Gökhan Yazgı, &amp;quot;Güzel Bursa&amp;#39;mızı güzel etkinlikler bekliyor. 13 noktada 181 etkinlikle çok özel bir çalışma gerçekleştirdik. Bursa&amp;#39;nın ev sahipliğinde 3&amp;#39;üncü defa Kültür Yolu Festivali&amp;#39;mizi gerçekleştireceğiz. Her geçen yıl üzerine bir şeyler katmaya, farklı noktalarda farklı lezzetler oluşturmaya çalışıyoruz. Sanatseverlerimizi kendilerinden her şeyi bulabilecekleri çok güzel bir seçkiyle aslında karşılıyoruz. Konserleriyle, hat sanatlarıyla, mukaddes emanetler sergimizle, el sanatlarımızla, zanaatkarlarımızla, Bursa&amp;#39;mızın önemli el sanatları, ustalarımızın özel sergileriyle çok güzel bir festival Bursalı hemşehrilerimizi bekliyoruz&amp;quot; diye konuştu.&amp;#39;ÖZEL BİR EKİP ÇALIŞMASIYLA 50 LEZZET NOKTASI OLULTURDUK&amp;#39;Gastronominin dünyada çok farklı bir yere gittiğini söyleyen Yazgı, &amp;quot;Çok önem arz ediyor. Kültür turizminin de çok önemli bir parçası. Bursa Osmanlı&amp;#39;nın başkenti olmasından bu yana çok özel bir şehir. Hem kültürel anlamda hem mimari anlamında hem gastronomi anlamında gerçekten bizim çok önem verdiğimiz bir şehir. Biz özel bir ekip çalışmasıyla 50 lezzet noktası oluşturduk ve herkesin sevdiği ama farklı tatlar arayanları oralarda buluşturmaya çalışıyoruz. Türkiye&amp;#39;mizin önemli şefleriyle beraber orada programlar, tadımlar, workshoplar yapacağız ve güzel Bursa&amp;#39;mızın güzel lezzetlerini tüm Türkiye&amp;#39;ye, tüm dünyaya tanıtmaya çalışacağız&amp;quot; ifadelerini kullandı. DHA</p>]]></content:encoded>
		   <pubDate>Sat, 27 Jun 2026 14:32:02 +0300</pubDate>
		   </item>
			<item>
		   <title>Fatih Ürek&#39;in mirası tek tek satılıyor! Evler, mücevherler, kürkler…</title>
           <guid isPermaLink="true">https://www.haber16.com/fatih-urek-in-mirasi-tek-tek-satiliyor-evler-mucevherler-kurkler/1732244/</guid>
		   <description>Şarkıcı Fatih Ürek’in mirası tek tek satılacak. Yakınları elbiselerini de satmaya karar verdi.</description>
           		   <content:encoded><![CDATA[<p>
<img src="https://www.haber16.com/images/haberler/2026/06/fatih-urek-in-mirasi-tek-tek-satiliyor-evler-mucevherler-kurkler-1075.jpg" />
“Hadi Hadi&quot; şarkısı dillere pelesenk olan Fatih Ürek, 15 Ekim 2025 tarihinde evinde kalp krizi geçirdi ve hastaneye kaldırıldı. İlk müdahale sırasında 20 dakika boyunca kalbi duran ve hayata döndürülen ünlü şarkıcı, aylarca yoğun bakımda tedavi gördü. Üç ay boyunca yaşam savaşı veren 59 yaşındaki Ürek, 30 Ocak’ta hayatını kaybetti.

İstanbul Üsküdar’daki Karacaahmet Mezarlığı’nda toprağa verilen Fatih Ürek’in cenaze töreninde gözyaşları sel oldu.

“Hadi Hadi&quot; şarkısı dillere pelesenk olan Fatih Ürek, 15 Ekim 2025 tarihinde evinde kalp krizi geçirdi ve hastaneye kaldırıldı. İlk müdahale sırasında 20 dakika boyunca kalbi duran ve hayata döndürülen ünlü şarkıcı, aylarca yoğun bakımda tedavi gördü. Üç ay boyunca yaşam savaşı veren 59 yaşındaki Ürek, 30 Ocak’ta hayatını kaybetti.

İstanbul Üsküdar’daki Karacaahmet Mezarlığı’nda toprağa verilen Fatih Ürek’in cenaze töreninde gözyaşları sel oldu.



 

SERVETİ DUDAK UÇUKLATTI

Vefatıyla sevenlerini yasa boğan Fatih Ürek’in geçtiğimiz aylarda serveti ortaya çıktı. Yatırımları dikkat çeken ünlü şarkıcının mal varlığı herkesi şaşırttı. İşte Fatih Ürek’in serveti:

Bodrum Yokuşbaşı’nda 800 metrekare büyüklüğünde bir malikane, değeri yaklaşık 170 milyon TL

Ataşehir’de 5 tane daire

Bankada bir miktar nakit para

6 milyon TL değerinde araba

Pırlanta ve mücevherleri

Bir büyük kafe zincirinde hissesi de olduğu bilinen Ürek’in vefatından kısa süre önce bu hisseyi farklı yatırımlar yapmak için elden çıkardığı da söylendi.

Mirasının kardeşleri arasında bölüşüldüğü iddia edilen Fatih Ürek’in ablası Selvi Ürek’ten yeni bir açıklama geldi.



 

İŞTE ÜREK’İN MİRASIYLA İLGİLİ KARDEŞLERİNİN KESİN KARARI

Snob Magazin’in haberine göre; ünlü şarkıcının mirasıyla ilgili konuşan Selvi Ürek, “Daha hastayen bizim hakkımızda asılsız haberler çıktı. &apos;Mücevherler, kürkler, evler ve paralar çalındı, bölüşüldü’ denildi ama öyle bir şey yok. Kendi avukatına süreci yönetmesi için biz de yetki verdik&quot; dedi.

Ürek, sözlerine “Evet takıları vardı. Bir kısmı satıldı, bir kısmı hatıra olarak alındı. Gözlüğü, bir iki çantası vs. isteyen kardeşler aldı ama kalanları satıp eğitime bağışlayacağız. Daha bir sürü ayakkabısı, kıyafeti var. Hepsini satıp eğitim biraz da hayvanlara bağışlayacağız. Kesin olarak&quot; diye devam etti.

Fatih Ürek’in geride bıraktığı vergi ve banka borçlarının olduğunu söyleyen Selvi Ürek, “Çok şükür ki borçlarının büyük bir kısmını kendi öz kaynakları ödedi&quot; dedi.

Kardeşler arasında bir problem olmadığını vurgulayan Ürek, tüm resmi işlemler tamamlandıktan sonra kalan mal varlığının dört yasal mirasçı arasında eşit şekilde paylaşılacağını ifade etti.



 

KENDİ ADINA OKUL YAPTIRMAK İSTİYORDU

Öte yandan Fatih Ürek, daha önce katıldığı bir pogramda en büyük arzusunu açıklamıştı. Vasiyetini yazdığını ama her sene bir kısmını değiştirdiğini söyleyen ünlü şarkıcı, “Kendi adıma bir vakıf istiyorum. Bir şey olsun bir hayır olsun. Hayatımda en çok istediğim şey benim adıma bir okul yaptırmak. Okul olsun istiyorum. Okullarımıza ihtiyacımız var. Ben çocukları görünce ağlıyorum&quot; demişti.
</p>]]></content:encoded>
		   <pubDate>Fri, 26 Jun 2026 16:05:39 +0300</pubDate>
		   </item>
			<item>
		   <title>DeFacto ve Afra Saraçoğlu&amp;#39;ndan yeni reklam kampanyası: &amp;#39;Yeni Ne Var Bu Hafta?&amp;#39;</title>
           <guid isPermaLink="true">https://www.haber16.com/defacto-ve-afra-saracoglu-ndan-yeni-reklam-kampanyasi-yeni-ne-var-bu-hafta/1732188/</guid>
		   <description>İSTANBUL, (DHA)- DEFACTO, marka yüzü Afra Saraçoğlu ile hayata geçirdiği yeni reklam kampanyası &amp;#39;Yeni Ne Var Bu Hafta?&amp;#39; izleyiciyle buluşturdu</description>
           		   <content:encoded><![CDATA[<p>
<img src="https://www.haber16.com/images/haberler/2026/06/defacto-ve-afra-saracoglu39ndan-yeni-reklam-kampanyasi-39yeni-ne-var-bu-hafta39.jpg" />
 DEFACTO, marka yüzü Afra Saraçoğlu ile hayata geçirdiği yeni reklam kampanyası &amp;#39;Yeni Ne Var Bu Hafta?&amp;#39; izleyiciyle buluşturdu.Global moda markası DeFacto&amp;#39;nun, marka yüzü Afra Saraçoğlu ile hayata geçirdiği yeni reklam kampanyası &amp;#39;Yeni Ne Var Bu Hafta?&amp;#39; tüketicilerle buluştu. Mağazalarına ve online kanallarına her hafta eklediği yeni ürünlerle alışveriş deneyimini sürekli yenileyen marka, modayı sezonlarla sınırlamayan dinamik yaklaşımını yeni reklam filmiyle anlatıyor. Kampanyanın merkezinde yer alan Afra Saraçoğlu, doğal enerjisi ve stil sahibi duruşuyla DeFacto&amp;#39;nun yenilikçi ruhunu yansıtıyor. Filmdeki dönen askılar, fast-fashion dünyasındaki baş döndürücü hızın görsel bir metaforu olarak kullanılırken, film boyunca izleyiciler, her hafta mağazalara eklenen yeni ürünlerin sunduğu heyecanı ve kombin çeşitliliğini dinamik bir anlatımla deneyimliyor.Kadın, erkek, çocuk, aksesuar ve kozmetik kategorilerinde her hafta yeni ürünleri müşterileriyle buluşturan DeFacto; güncel trendleri, mevsim ihtiyaçlarını ve farklı yaşam tarzlarını yakından takip ederek koleksiyonlarını sürekli yenilediğini duyurdu. &amp;#39;Yeni Ne Var Bu Hafta?&amp;#39; kampanyasıyla marka modanın yalnızca takip edilen değil, düzenli olarak yeniden keşfedilen bir deneyim olduğunu vurguladığını bildirdi. Herkesi her hafta yepyeni stillerle buluşmaya davet eden marka,  kampanyanın dijital platformlar, açık hava ve sosyal medya mecralarında bir iletişim planıyla izleyicilerle buluştuğunu dile getirdi. DeFacto Global Pazarlama İletişimi Direktörü Gülin Görünmez, kampanyaya ilişkin değerlendirmesinde şunları söyledi:&amp;quot;Moda artık tek bir sezonu bekleyen değil, sürekli yenilenen bir deneyim. Biz de bu anlayıştan yola çıkarak müşterilerimize her hafta yeni ürünler, yeni kombinler ve yeni ilhamlar sunuyoruz. &amp;#39;Yeni Ne Var Bu Hafta?&amp;#39; kampanyamız, DeFacto&amp;#39;nun her hafta yenilenen koleksiyon stratejisini güçlü bir hikayeyle anlatırken, Afra Saraçoğlu&amp;#39;nun enerjisiyle de markamızın dinamik ve ulaşılabilir moda anlayışını yansıtıyor. Amacımız, müşterilerimizin DeFacto&amp;#39;yu her ziyaretlerinde yeni bir keşif yapabilecekleri bir moda destinasyonu olarak konumlandırmak. Bugünün tüketicisi modayı yalnızca takip etmek değil, sürekli yeniden keşfetmek istiyor. &amp;#39;Yeni Ne Var Bu Hafta?&amp;#39; kampanyamızla DeFacto&amp;#39;nun her hafta yenilenen ürün dünyasını görünür kılıyor, müşterilerimize her ziyaretlerinde yeni bir ilham sunuyoruz. Afra Saraçoğlu&amp;#39;nun enerjisiyle hayat bulan bu iletişim, markamızın dinamizmini ve modayı herkes için erişilebilir kılma yaklaşımını güçlü bir şekilde yansıtıyor.&amp;quot;DHA</p>]]></content:encoded>
		   <pubDate>Fri, 26 Jun 2026 13:59:05 +0300</pubDate>
		   </item>
			<item>
		   <title>Bakanlıktan dizi sektörü destek kriterlerine düzenleme</title>
           <guid isPermaLink="true">https://www.haber16.com/bakanliktan-dizi-sektoru-destek-kriterlerine-duzenleme/1732130/</guid>
		   <description>ANKARA, (DHA)- KÜLTÜR ve Turizm Bakanlığı&amp;#39;nca uluslararası başarı elde eden televizyon dizilerinin daha etkin desteklenmesi ve Türk dizilerinin küresel rekabet gücünün artırılması amacıyla düzenleme yapıldı</description>
           		   <content:encoded><![CDATA[<p>
<img src="https://www.haber16.com/images/haberler/2026/06/bakanliktan-dizi-sektoru-destek-kriterlerine-duzenleme.jpg" />
 KÜLTÜR ve Turizm Bakanlığı&amp;#39;nca uluslararası başarı elde eden televizyon dizilerinin daha etkin desteklenmesi ve Türk dizilerinin küresel rekabet gücünün artırılması amacıyla düzenleme yapıldı.Bakanlıktan yapılan açıklamaya göre; dünyanın 170 ülkesinde yaklaşık 1 milyar izleyiciye ulaşan Türk dizileri, bugün Türkiye&amp;#39;nin uluslararası görünürlüğüne katkı sağlayan en güçlü kültürel ihracat alanlarından biri olarak öne çıkıyor. Türkiye&amp;#39;nin turizm destinasyonlarından gastronomisine, kültürel mirasından doğal güzelliklerine, yaşam kültüründen tarihi birikimine kadar pek çok değeri dünya ile buluşturan Türk dizileri, aynı zamanda Türkçenin uluslararası alandaki görünürlüğüne ve yaygınlaşmasına da katkı sağlıyor. Kültür ve Turizm Bakanlığı Sinema Genel Müdürlüğü ve Türkiye Turizm Tanıtım ve Geliştirme Ajansı (TGA) tarafından yürütülen çalışmalarla, Türk dizilerinin oluşturduğu bu küresel etki alanının daha da güçlendirilmesi hedefleniyor. İlgili yönetmelikte yapılan değişikliklerle, Türkiye&amp;#39;nin kültürel değerlerinin, turizm potansiyelinin ve Türkçenin daha geniş kitlelere ulaştırılmasına katkı sağlayan yapımların desteklenmesi ve Türk dizilerinin uluslararası pazarlardaki rekabet gücünün artırılması amaçlanıyor.BAŞVURU VE YARARLANMA ŞARTLARI GÜNCELLENDİDizi film desteğine ilişkin başvuru ve yararlanma şartları sektörün ihtiyaçları doğrultusunda güncellendi. Yapılan değişikliklerle destek sisteminin daha etkin işlemesi, uluslararası başarı elde eden yapımların daha kapsamlı biçimde desteklenmesi ve Türkiye&amp;#39;nin tanıtımına katkı sağlayan içeriklerin küresel ölçekte daha geniş kitlelere ulaşması amaçlanıyor. Yeni düzenlemeyle, dizi film desteği kapsamında aynı yıl içerisinde birden fazla proje için destek alınabilmesinin önü açıldı. Böylece uluslararası pazarlarda başarı gösteren yapım şirketlerinin farklı projeleriyle destek sisteminden yararlanabilmesi mümkün hale geldi.BÖLÜM BAZLI DESTEK MODELİNE GEÇİLDİDestek sistemi daha etkin ve esnek bir yapıya kavuşturularak bölüm bazlı hale getirildi. Dizilerin yurt dışında en az bir sezon yayımlanmış olması şartı kaldırılırken, en az 3 kıtada ve 10 ülkede yayımlanmış olma kriteri korunarak uluslararası başarı odağı güçlendirildi. Yeni düzenleme kapsamında destekler, Türkiye&amp;#39;nin tanıtımına katkı sağlayan yerli dizi film bölümlerinin yurt dışındaki umuma iletim hakkını elinde bulunduran hak sahiplerine verilecek. Destek başvurusuna konu edilen her bir bölümün ilk gösteriminin, başvuru tarihinden önceki en fazla üç yıl içerisinde Türkiye&amp;#39;de kablo, uydu veya karasal ortamda yayın yapan bir televizyon kanalında gerçekleştirilmiş olması gerekecek.TÜRKİYE&amp;#39;NİN TANITIMINA KATKI SAĞLAYAN YAPIMLAR ÖNCELİKLENDİRİLECEKBaşvurular, kamu, sektör ve akademi temsilcilerinden oluşan Komisyon tarafından değerlendirilecek. Değerlendirme sürecinde; Türkiye&amp;#39;nin ve milli kültürün tanıtımına katkısı, Türkçenin yaygınlaşmasına etkisi, ihraç edilen ülke sayısı ve hedeflenen turizm pazarlarıyla uyumu, televizyon yayınlarında elde edilen reyting performansı ile dijital mecralardaki izlenme ve erişim verileri esas alınacak. Başvuruların, bakanlık tarafından belirlenen süre içerisinde gerekli belgelerin sunulması esasına göre yapılabilmesine imkan sağlandı. Böylece dijital başvuru sistemleriyle uyum artırılırken uygulamada karşılaşılan tereddütlerin giderilmesi ve süreçlerin daha etkin yürütülmesi hedefleniyor. Yapılan değişiklikle, destek tutarı iade edilen veya 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun kapsamında yasal takibe konu edilen projelerin yeniden destek başvurusuna konu edilemeyeceği açık hükme bağlandı. Söz konusu düzenleme, destek alan kişi veya şirketlerin tüm projelerine yönelik bir kısıtlama getirmiyor; yalnızca destek tutarı iade edilen veya yasal takibe konu edilen aynı proje bakımından uygulanıyor. Böylece kamu kaynaklarının etkin kullanılması ve destek sistemindeki mali disiplinin daha da güçlendirilmesi amaçlanıyor.Türk dizileri, ulaştıkları geniş izleyici kitlesiyle Türkiye&amp;#39;nin kültürel tanıtımında, yaratıcı endüstriler alanındaki uluslararası başarısında ve ülke markasının güçlendirilmesinde önemli rol üstlenmeye devam ediyor. Hayata geçirilen yeni düzenlemelerle birlikte, Türkiye&amp;#39;nin kültürel değerlerini, turizm potansiyelini ve Türkçeyi dünya ile buluşturan yapımların desteklenmesi, dizi ihracatındaki başarının sürdürülebilir hale getirilmesi ve Türkiye&amp;#39;nin uluslararası görünürlüğüne sağlanan katkının artırılması hedefleniyor. DHA</p>]]></content:encoded>
		   <pubDate>Fri, 26 Jun 2026 11:22:02 +0300</pubDate>
		   </item>
			<item>
		   <title>9&amp;#39;uncu Çelik ve Yaşam Heykel Yarışması&amp;#39;nda ödüller sahiplerini buldu</title>
           <guid isPermaLink="true">https://www.haber16.com/9-uncu-celik-ve-yasam-heykel-yarismasi-nda-oduller-sahiplerini-buldu/1732116/</guid>
		   <description>İSTANBUL, (DHA)- ERDEMİR Çelik ve Yaşam Heykel Yarışması&amp;#39;nın 9&amp;#39;uncusu &amp;#39;Sonsuz İnsan, Sonsuz Form&amp;#39; teması ile gerçekleştirildi</description>
           		   <content:encoded><![CDATA[<p>
<img src="https://www.haber16.com/images/haberler/2026/06/939uncu-celik-ve-yasam-heykel-yarismasi39nda-oduller-sahiplerini-buldu.jpg" />
 ERDEMİR Çelik ve Yaşam Heykel Yarışması&amp;#39;nın 9&amp;#39;uncusu &amp;#39;Sonsuz İnsan, Sonsuz Form&amp;#39; teması ile gerçekleştirildi. Türkiye&amp;#39;nin dört bir yanından yarışmaya katılan öğrenciler, çeliğin sınırsız dönüşebilirliğini bir araya getiren yaratıcı eserler ortaya koydu. Yarışmada 18 eser ödüle layık görülürken, 21 eser de sergilenmeye hak kazandı.Çelik ve Yaşam Heykel Yarışması, bu yıl &amp;#39;Sonsuz İnsan, Sonsuz Form&amp;#39; teması ile gerçekleştirildi. Erdemir&amp;#39;in, sanat eğitimine katkı sağlamak ve heykel sanatının gelişiminde rol oynayacak genç yetenekleri desteklemek hedefiyle 9&amp;#39;uncu kez düzenlediği yarışmaya bu yıl Türkiye&amp;#39;deki 14 üniversiteden toplam 88 eser başvurdu.Şirket tarafından yapılan açıklamada şu ifadelere yer verildi:&amp;quot;Türkiye&amp;#39;nin önde gelen entegre çelik üreticisi Erdemir&amp;#39;in, yarım asrı aşkın süredir hayat verdiği çeliği sanatla buluşturduğu İnsanın yaratıcı gücü, çeliğin sınırsız dönüşümü Bu yılki tema kapsamında genç yetenekler; insanın yaratıcı gücünü, çeliğin sınırsız dönüşebilirliği ve teknolojinin insan kimliği üzerindeki etkileriyle birlikte ele aldı. Dijital çağın sunduğu yeni katmanları çeliğin fiziksel formuyla birleştiren eserler, çeliğin endüstriyel bir ürün olmasının yanı sıra güçlü bir sanat malzemesi olduğunu bir kez daha ortaya koydu.Yarışmanın seçici kurulunun titiz değerlendirmeleri sonucunda, yarışmaya katılan birbirinden değerli çalışmalar arasından 18 eser ödüle layık görülürken, 21 eser ise sergilenmeye değer bulundu. Heykel alanında lisans ve lisansüstü eğitim gören öğrencilerin katıldığı yarışmada dereceye giren genç sanatçılar OYAK Maden Metalürji Konferans ve Fuaye Alanı&amp;#39;nda düzenlenen törenle ödüllerini aldı.Anadolu Üniversitesi öğrencilerinden Yağız Akdoğan&amp;#39;ın &amp;#39;Gluttony&amp;#39; isimli eseriyle 1&amp;#39;inci olduğu yarışmada; yine Anadolu Üniversitesi&amp;#39;nden Mehmet Türken &amp;#39;Miskin Keçi&amp;#39; isimli eseriyle 2&amp;#39;nci, aynı üniversiteden Selin Varol ise &amp;#39;Altüst&amp;#39; isimli eseriyle 3&amp;#39;üncü oldu.9. Çelik ve Yaşam Heykel Yarışması&amp;#39;nda dereceye giren ve sergilenmeye değer görülen eserler, OYAK Maden Metalürji Konferans ve Fuaye Alanı&amp;#39;nın ardından Ereğli, İskenderun ve Divriği&amp;#39;de sanatseverlerle buluşmaya devam edecek.&amp;quot;9&amp;#39;uncu Çelik ve Yaşam Heykel Yarışması&amp;#39;nda ödül kazanan isimler şöyle sıralandı:Birincilik Ödülü: Yağız Akdoğanİkincilik Ödülü: Mehmet TürkenÜçüncülük Ödülü: Selin VarolJüri Özel Ödülü:Raşit Metehan Acehan, Ata Kırgız, Emirhan Özkök, Azra Aysen Şahin, Işıl AfacanErdemir Özel Ödülü Kazananlar: Muhammed Enes Yetişkul, Banu Tuğçe Öztopaç, Özden Dursun, Ferhat Taş, Deniz AydınMansiyon Ödülü Kazananlar: İlayda İrem Baratan, Enes Uçar, Vakkas Emre Yılmaz, Güliz Doğan, Umut Berke ÖzcanSergilenmeye Değer Görülen Eserler: Ömer Arda Başarır, Bahar Posta, Kerem Tozkoparan, Dilara Yerlikaya, Arda Ege Ağgez, Onur Kaya, Zeliş Yağmur, Feyza Nur Turhan, Efe Yaşar Baysal, Elçin Yaren Çakırlar, Tuba Aydın, Aslı Özaltın, Görkem Karaağaç, Yusuf Demir, Furkan Keskin, Vaha Açık, Sude Naz Ayaz, Mehmet Ali Çetinkaya, Mustafa Demirel, Esra Eylül Kaya, Çağrı Kınık.DHA</p>]]></content:encoded>
		   <pubDate>Fri, 26 Jun 2026 10:54:03 +0300</pubDate>
		   </item>
			<item>
		   <title>Ankara&amp;#39;da &amp;#39;Türkiye Yüzyılı&amp;#39;nda Kardeşlik Konseri&amp;#39; gerçekleştirildi</title>
           <guid isPermaLink="true">https://www.haber16.com/ankara-da-turkiye-yuzyili-nda-kardeslik-konseri-gerceklestirildi/1732068/</guid>
		   <description>Samet ÖKSÜZ/ ANKARA, (DHA)- ANKARA&amp;#39;da Hatay Medeniyetler Korosu tarafından &amp;#39;Türkiye Yüzyılı&amp;#39;nda Kardeşlik Konseri&amp;#39; gerçekleştirildi</description>
           		   <content:encoded><![CDATA[<p>
<img src="https://www.haber16.com/images/haberler/2026/06/ankara39da-39turkiye-yuzyili39nda-kardeslik-konseri39-gerceklestirildi.jpg" />
 ANKARA&amp;#39;da Hatay Medeniyetler Korosu tarafından &amp;#39;Türkiye Yüzyılı&amp;#39;nda Kardeşlik Konseri&amp;#39; gerçekleştirildi. AK Parti Kültür ve Sanat Politikaları Başkanlığı tarafından CSO Ada Ankara&amp;#39;da düzenlenen konserde Hatay Medeniyetler Korosu sahne aldı. Konser, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Hatay Milletvekili Hüseyin Yayman, AK Parti İstanbul Milletvekili Hulki Cevizoğlu ve vatandaşların katılımıyla gerçekleştirildi. Yaklaşık 1.5 saat süren konserde, farklı yörelere ait birçok eser seslendirildi. Dinleyicilerin yoğun ilgisine neden olan konserde, 6 Şubat&amp;#39;ta Kahramanmaraş&amp;#39;ta meydana gelen depremler de unutulmadı. Konserin sonunda Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Hatay Medeniyetler Korosu&amp;#39;na çiçek takdim etti. DHA</p>]]></content:encoded>
		   <pubDate>Fri, 26 Jun 2026 00:05:02 +0300</pubDate>
		   </item>
			<item>
		   <title>&amp;#39;Sınırların Ötesinde: Tanıklıklar&amp;#39; fotoğraf sergisi ziyaretçilerle buluştu</title>
           <guid isPermaLink="true">https://www.haber16.com/sinirlarin-otesinde-tanikliklar-fotograf-sergisi-ziyaretcilerle-bulustu/1731957/</guid>
		   <description>İSTANBUL, (DHA)- ÜSKÜDAR Belediyesi tarafından Dünya Mülteciler Günü kapsamında düzenlenen &amp;#39;Sınırların Ötesinde: Tanıklıklar&amp;#39; fotoğraf sergisi, 25 Haziran&amp;#39;da Bağlarbaşı Kültür Merkezi&amp;#39;nde gerçekleştirildi</description>
           		   <content:encoded><![CDATA[<p>
<img src="https://www.haber16.com/images/haberler/2026/06/39sinirlarin-otesinde-tanikliklar39-fotograf-sergisi-ziyaretcilerle-bulustu.jpg" />
 ÜSKÜDAR Belediyesi tarafından Dünya Mülteciler Günü kapsamında düzenlenen &amp;#39;Sınırların Ötesinde: Tanıklıklar&amp;#39; fotoğraf sergisi, 25 Haziran&amp;#39;da Bağlarbaşı Kültür Merkezi&amp;#39;nde gerçekleştirildi.Göçün, yerinden edilmenin ve yeniden hayata tutunma mücadelesinin insan hikayelerini gözler önüne seren sergi, ziyaretçiler tarafından ilgiyle izlendi. Fotoğraf kareleri aracılığıyla farklı coğrafyalarda yaşanan yaşam mücadelelerine tanıklık eden sanatseverler, eserleri inceleme fırsatı buldu.Foto muhabir Berk Özkan, Uğur Yıldırım ve Emrah Gürel tarafından çekilen karelerden oluşan sergi; göçün insani boyutunu, umudu, dayanışmayı ve insan onurunu görsel anlatımla ziyaretçilere aktardı.Sergiyi gezen ziyaretçiler, eserleri ilgiyle inceleyerek fotoğraf sanatçılarının objektifinden yansıyan hikayeleri yakından görme imkanı buldu. Dünya Mülteciler Günü kapsamında düzenlenen serginin, göç olgusuna ilişkin toplumsal farkındalığın artırılmasına katkı sunması hedeflendi. Üsküdar Belediyesi, kültür ve sanat etkinlikleri aracılığıyla toplumsal konulara dikkat çeken çalışmaları sürdüreceğini bildirdi.DHA</p>]]></content:encoded>
		   <pubDate>Thu, 25 Jun 2026 15:28:03 +0300</pubDate>
		   </item>
			<item>
		   <title>İskender Pala&amp;#39;nın kaleme aldığı &amp;#39;Şiirin Sultanları&amp;#39; okurlarla buluştu</title>
           <guid isPermaLink="true">https://www.haber16.com/iskender-pala-nin-kaleme-aldigi-siirin-sultanlari-okurlarla-bulustu/1731942/</guid>
		   <description>Melike USLU- Mehmet ALA/İSTANBUL, (DHA)- DEMİRÖREN Yayınları&amp;#39;nın prestij eserlerinden biri olarak hazırlanan İskender Pala imzalı &amp;#39;Şiirin Sultanları - The Sultans of Poetry&amp;#39; adlı eser, okurlarla buluştu</description>
           		   <content:encoded><![CDATA[<p>
<img src="https://www.haber16.com/images/haberler/2026/06/iskender-pala39nin-kaleme-aldigi-39siirin-sultanlari39-okurlarla-bulustu.jpg" />
 DEMİRÖREN Yayınları&amp;#39;nın prestij eserlerinden biri olarak hazırlanan İskender Pala imzalı &amp;#39;Şiirin Sultanları - The Sultans of Poetry&amp;#39; adlı eser, okurlarla buluştu. Osmanlı padişahlarının edebi yönlerini ve şiir dünyasına bıraktıkları mirası bir araya getiren eser, Osman Gazi&amp;#39;den Sultan Reşad&amp;#39;a kadar uzanan tarihi bir yolculuk sunuyor. Kitapla ilgili konuşan İskender Pala, &amp;quot;Şiirin Sultanları kitabı, bu kültürün birikimi ve hazinesidir. O hazinenin içerisinde mutlaka geleceğe kalması gereken eserlerden biridir. &amp;#39;Şiirin Sultanları&amp;#39; bir prestij eseridir. Gerçekten de bu kültüre ve bu topluma kalıcı bir eser, bir temel taşı bırakmaktır&amp;quot; dedi.Demirören Yayınları tarafından yayımlanan &amp;#39;Şiirin Sultanları - The Sultans of Poetry&amp;#39;, Osmanlı hükümdarlarının yalnızca devlet yönetimindeki rollerini değil, sanatçı kimliklerini ve şiire kattıkları değeri de gün yüzüne çıkarıyor. İskender Pala&amp;#39;nın hazırladığı eser, padişahların kalemlerinden çıkan şiirleri, edebi kişiliklerini ve kültürel miraslarını kapsamlı bir şekilde ele alıyor.Kanunî Sultan Süleyman&amp;#39;ın hafızalara kazınan &amp;#39;Halk içinde muteber bir nesne yok devlet gibi / Olmaya devlet cihânda bir nefes sıhhat gibi&amp;#39; beyitinden Fâtih Sultan Mehmed&amp;#39;in (Avnî) şiirlerine kadar geniş bir seçki sunan eser, Osmanlı&amp;#39;nın şiir geleneğine ışık tutuyor. Padişahların edebiyatla kurduğu bağı gözler önüne seren çalışma, tarih ve edebiyat meraklılarını Osmanlı&amp;#39;nın zengin kültür dünyasında özel bir yolculuğa çıkarıyor. Koleksiyon değeri taşıyan çalışma, zengin görsel içeriği ve edebi tahlilleriyle Osmanlı şiir dünyasına dair kapsamlı bir kaynak niteliği taşıyor.&amp;#39;ŞİİR, ÖLÜMÜN ELİNDEN BİR ŞEY KURTARMAK GİBİDİR&amp;#39;Şiirin insanlık tarihi boyunca sözün en güçlü taşıyıcısı olduğunu belirten İskender Pala, &amp;quot;Atalarımız sözü kullanırken birkaç katmanla kullanırlar. Söz, kelam, vecize, atasözü, küfür, alay gibi farklı biçimleri vardır. Bunların içerisinde en güzel sözlerden biri de şiirdir. Sözün kafiye ve vezinle ölçüler haline getirilerek şiir biçiminde kullanılmasıdır. Şiir biçiminde yazılan sözler unutulmaz. Onun için şiir, ölümün elinden bir şey kurtarmak gibidir. Şiir olanlar hatırlanır. Tarih boyunca insanlar geleceğe bir söz bırakmak istediklerinde bunu şiir biçiminde söylemişlerdir. Osmanlı geleneği de şiiri bu bakımdan çok önemser. Toplumun edebiyatı, sosyolojisi, dili; her şeyi şiirle devam eder. Tarih kitaplarını şiirle yazarlar, ansiklopedi kitaplarını şiirle yazarlar, ilmihal kitaplarını şiirle yazarlar. Bunun sebebi, hatırda kalıcılığı sağlamaktır&amp;quot; dedi.&amp;#39;36 OSMANLI PADİŞAHININ 26&amp;#39;SI ŞAİRDİR&amp;#39;Osmanlı padişahlarının küçük yaşlardan itibaren şiir eğitimi aldığını ifade eden Pala, &amp;quot;Osmanlı padişahları da kendi toplumlarının geleneği içerisinde, daha şehzadeliklerinden itibaren şiir eğitimi alırlar. Tıpkı okçuluk eğitimi ve ata binme eğitimi aldıkları gibi şiir eğitimi de alırlar. Bu eğitim çocukluklarından itibaren başlar. Daha sonra ise şiiri, kendi toplumlarını anlayabilmek adına sık sık kullanırlar. Şiir biçiminde zafernâmeler yazarlar, sevinçlerini kutlarlar yahut gazeller ve kasideler kaleme alırlar. O dönemin entelektüel zümresi, yani seçkin insanları arasında kendilerine yer edinecek kadar edebiyatçı kimlikleri de ön plandadır. Osmanlı padişahları bu eğitimlerin ardından o kadar güzel şiirler yazmaya başlamışlardır ki, 36 Osmanlı padişahından 26&amp;#39;sı şairdir. Şehzadeleri veya saltanat ailesine mensup diğer kişileri saymıyorum. Şimdi, 36 padişahtan 26&amp;#39;sı şair ise bu 26 şairin her birinin toplumla bir derdi vardır&amp;quot; ifadelerini kullandı.&amp;#39;SÖZLERİN SULTANI, SULTANLARIN SÖZÜDÜR&amp;#39;Pala, Osmanlı hükümdarlarının devlet yönetiminin yanı sıra edebiyatla da yakından ilgilendiğini belirterek, &amp;quot;Toplumu yönetirken, o kadar işin arasında; bürokrasinin, savaşların, imar faaliyetlerinin ve iyileştirmelerin arasında bir de şiirle ilgileniyor olmaları, onların kimliklerini toplum nazarında daha seçkin bir seviyeye çıkarır. Bunun için eskiler bir söz söylemiştir: &amp;#39;Kelâmü&amp;#39;l-mülûk, mülûkü&amp;#39;l-kelâm.&amp;#39; Yani sözlerin sultanı, sultanların sözüdür. Biz de bu sözden hareketle &amp;#39;Şiirin Sultanları&amp;#39; diye bir kitap hazırladık. Neden hazırladık? Çünkü başka toplumların sultanları, hükümdarları veya kralları arasında şair olanlar vardır ama bunu bir gelenek olarak devam ettirenler yoktur&amp;quot; diye konuştu.&amp;#39;ŞİİRİN SULTANLARI BU KÜLTÜRÜN HAZİNESİDİR&amp;#39;&amp;#39;Şiirin Sultanları&amp;#39; kitabının kültürel önemine dikkat çeken Pala, &amp;quot;Ben Brüksel&amp;#39;de, Viyana&amp;#39;da, Fransa&amp;#39;da, Mısır&amp;#39;da padişahların şiirlerinden oluşan sergiler açtım. İnsanlar sergiyi gezerken, &amp;#39;Sizin padişahlarınız şair mi?&amp;#39; diye soruyorlardı. Oysa Batı dünyasında bizim padişahlarımızı genellikle zalim, kafa kesen ve acımasız insanlar olarak tanıtırlar. Halbuki o padişahlar aynı zamanda birer gönül insanıdır. Hanım sultanlara şiirlerle hitap edebilen, şiir yazarak mektuplar gönderebilen ve şiirle mektuplaşabilen insanlardır. Bu bakımdan &amp;#39;Şiirin Sultanları&amp;#39; kitabı, bu kültürün birikimi ve hazinesidir. O hazinenin içerisinde mutlaka geleceğe kalması gereken eserlerden biridir. &amp;#39;Şiirin Sultanları&amp;#39; bir prestij eseridir. Gerçekten de bu kültüre ve bu topluma kalıcı bir eser, bir temel taşı bırakmaktır. Demirören Medya, böyle bir hizmeti dolayısıyla takdiri çoktan hak etmiştir. İnanıyorum ki ilerleyen zamanlarda da böyle bir eserden dolayı hep takdirle anılacaktır&amp;quot; dedi.EDEBÎ ZARAFET VE TARİHÎ DERİNLİKProje Direktörü Bedri Göğalp ise Prof. Dr. İskender Pala&amp;#39;nın kaleme aldığı ve titiz araştırmalarla hazırlanan Şiirin Sultanları- The Sultans of Poetry adlı eseri okurla buluşturmanın mutluluğunu yaşadıklarını söyledi. Göğalp, &amp;quot;Kitap, edebî zarafeti ve tarihî derinliğiyle Osmanlı hükümdarlarının zengin iç dünyasını ve şair yönlerini ortaya koyuyor. Şiirin Sultanları, köklü kültür mirasımızı geleceğe taşıyan önemli yayınlarımızdan biri. Tarih ve edebiyat meraklılarının yanı sıra gelecek kuşaklar için de değerli bir başvuru kaynağı olacağını düşünüyoruz. Medeniyet birikimimizi daha geniş kitlelere ulaştırma hedefimiz doğrultusunda bu eseri yayın kataloğumuza katmaktan büyük memnuniyet duyuyoruz&amp;quot; ifadelerini kullandı. DHA</p>]]></content:encoded>
		   <pubDate>Thu, 25 Jun 2026 14:36:02 +0300</pubDate>
		   </item>
			<item>
		   <title>Deprem bölgesindeki 200 bin çocuğa ücretsiz sinema bilet veriliyor</title>
           <guid isPermaLink="true">https://www.haber16.com/deprem-bolgesindeki-200-bin-cocuga-ucretsiz-sinema-bilet-veriliyor/1731940/</guid>
		   <description>İSTANBUL, (DHA) - TRENDYOL, &amp;#39;Yanınızdayız&amp;#39; projesi kapsamında depremden etkilenen 11 ilde yaşayan 200 bin ilkokul çağındaki öğrenciyi, &amp;#39;Dedektif Reptır: Birlikte Gülelim&amp;#39; filmiyle buluşturacağını duyurdu</description>
           		   <content:encoded><![CDATA[<p>
<img src="https://www.haber16.com/images/haberler/2026/06/deprem-bolgesindeki-200-bin-cocuga-ucretsiz-sinema-bilet-veriliyor.jpg" />
 - TRENDYOL, &amp;#39;Yanınızdayız&amp;#39; projesi kapsamında depremden etkilenen 11 ilde yaşayan 200 bin ilkokul çağındaki öğrenciyi, &amp;#39;Dedektif Reptır: Birlikte Gülelim&amp;#39; filmiyle buluşturacağını duyurdu. Proje ile depremden etkilenen bölgelerde yaşayan çocuklar kültür ve sanatla buluşurken, yaz tatiline de neşeli bir başlangıç yapmaları hedefleniyor.Trendyol&amp;#39;dan yapılan açıklamaya göre, Dedektif Reptır: Birlikte Gülelim filminde geçerli olacak 200 bin sinema bileti öğrenciler tarafından ücretsiz olarak Sinema Salon Yatırımcıları Derneği (SİSAY) desteği ile sinemalardan teslim alınabilecek.Adana, Adıyaman, Diyarbakır, Elazığ, Gaziantep, Hatay, Kahramanmaraş, Kilis, Malatya, Osmaniye ve Şanlıurfa olmak üzere 11 ilde yürütülecek projenin 26 Haziran Cuma günü başlayacak, 9 Temmuz Perşembe günü sona ereceği bildirildi. Öğrencilerin SİSAY desteği ile sinemalardan teslim alacakları biletlerin, proje kapsamındaki illerde faaliyet gösteren ve projeye katılan sinema salonlarında ilgili süre boyunca geçerli olacağı kaydedildi.Açıklamada filme ilişkin şu ifadelere yer verildi:&amp;quot;Dedektif Reptır: Birlikte Gülelimö, kaybolan Gülme Taşı&amp;#39;nı bulmak için maceraya atılan Dedektif Reptır ve arkadaşlarının hikayesini konu alıyor. Herkesin yeniden gülümseyebilmesi için çıkılan yolculukta dostluk, dayanışma ve umut gibi değerleri merkezine alan film, eğlenceli anlatımıyla çocukları keyifli bir maceraya davet ediyor.Filmin sevilen kahramanı Dedektif Reptır&amp;#39;a, bulmacaları çözme konusundaki becerisiyle Pisis ve ekibin beyni Misis eşlik ediyor. Bu üçlü çıktıkları eğlenceli yolculukta çocuklara paylaşmanın, birlikte hareket etmenin ve mutluluğu çoğaltmanın önemini anlatıyor.&amp;quot; DHA</p>]]></content:encoded>
		   <pubDate>Thu, 25 Jun 2026 14:33:03 +0300</pubDate>
		   </item>
			<item>
		   <title>Sümela Manastırı&amp;#39;nda bakım çalışmalarının ilk etabı tamamlandı</title>
           <guid isPermaLink="true">https://www.haber16.com/sumela-manastiri-nda-bakim-calismalarinin-ilk-etabi-tamamlandi/1731876/</guid>
		   <description>ANKARA, (DHA)-SÜMELA Manastırı&amp;#39;nda ziyaretçi güvenliğinin artırılması ve kültürel mirasın korunması amacıyla yürütülen bakım ve güvenlik çalışmalarının ilk etabı tamamlandı</description>
           		   <content:encoded><![CDATA[<p>
<img src="https://www.haber16.com/images/haberler/2026/06/sumela-manastiri39nda-bakim-calismalarinin-ilk-etabi-tamamlandi.jpg" />
SÜMELA Manastırı&amp;#39;nda ziyaretçi güvenliğinin artırılması ve kültürel mirasın korunması amacıyla yürütülen bakım ve güvenlik çalışmalarının ilk etabı tamamlandı. Çalışmalar; bilimsel veriler, uzman görüşleri ve ilgili koruma kurullarının kararları doğrultusunda gerçekleştirildi.Kültür ve Turizm Bakanlığı&amp;#39;ndan yapılan açıklamaya göre; çalışmalar kapsamında manastırın iç ve dış avlularında yer alan erişimi güç yamaçlarda uzman dağcı ekipler tarafından kapsamlı kaya yüzey temizliği gerçekleştirildi. Bu kapsamda dış avluda 6 bin 350 metrekare, iç avluda ise bin 225 metrekarelik alanda kaya yüzeyleri temizlenerek olası riskler bertaraf edildi. İç avluda ters tavan niteliğindeki bölümde meydana gelebilecek küçük kaya düşmelerine karşı 935 metrekarelik alanda ikinci kat ince tel uygulaması yapıldı. Böylece ziyaretçilerin güvenliğinin artırılmasına yönelik koruyucu önlemler güçlendirildi. Çalışmalar kapsamında yürüyüş yolları ile avlu zeminindeki kayrak taşlarında oluşan kırılma ve kopmalar onarıldı. Ayrıca manastır girişindeki gişe binasının çatı kiremitleri yenilenerek yapı güvenliğinin ve estetik bütünlüğünün korunması sağlandı. &amp;#39;SÜMELA MANASTIRI&amp;#39;NI GELECEĞE TAŞIMAYI SÜRDÜRÜYORUZ&amp;#39;Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, Sümela Manastırı&amp;#39;nda yapılan çalışmalara ilişkin sanal medya hesabından yaptığı açıklamada, &amp;quot;Sümela Manastırı&amp;#39;nı, ziyaretçilerimizin güvenliği ve kültürel mirasımızın korunması amacıyla yürüttüğümüz bakım ve güvenlik çalışmalarının ilk etabını tamamlayarak yeniden ziyaretçilerimizle buluşturduk. Bilimsel veriler, uzman görüşleri ve ilgili koruma kurullarının kararları doğrultusunda yamaçlarda gerçekleştirilen kaya yüzey temizliği, koruyucu uygulamalar ve çevre düzenlemeleriyle bu eşsiz miras alanını daha güvenli hale getirdik. Koruma ve ziyaret dengesini esas alan anlayışımız doğrultusunda gerçekleştirdiğimiz bu çalışmalar sayesinde, Sümela Manastırı&amp;#39;nı hem doğal dokusunu hem de tarihi değerini muhafaza ederek geleceğe taşımayı sürdürüyoruz. Doğanın ve tarihin iç içe geçtiği bu benzersiz mirasta, ziyaretçilerimizi en güvenli şartlarda ağırlamaya ve kültürel mirasımızı aynı hassasiyetle korumaya kararlılıkla devam edeceğiz&amp;quot; dedi. DHA</p>]]></content:encoded>
		   <pubDate>Thu, 25 Jun 2026 11:22:03 +0300</pubDate>
		   </item>
			<item>
		   <title>Vanlı tiyatrocu, &amp;#39;30 günde 30 farklı tek kişilik oyun&amp;#39; ile rekora hazırlanıyor</title>
           <guid isPermaLink="true">https://www.haber16.com/vanli-tiyatrocu-30-gunde-30-farkli-tek-kisilik-oyun-ile-rekora-hazirlaniyor/1731830/</guid>
		   <description>Behçet DALMAZ/VAN, (DHA)-VANLI tiyatro sanatçısı Aziz Saydut (49), hazırladığı &amp;#39;30 günde 30 farklı tek kişilik oyun&amp;#39; projesiyle Guinness Dünya Rekorları Kitabı&amp;#39;na girmeye hazırlanıyor</description>
           		   <content:encoded><![CDATA[<p>
<img src="https://www.haber16.com/images/haberler/2026/06/vanli-tiyatrocu-3930-gunde-30-farkli-tek-kisilik-oyun39-ile-rekora-hazirlaniyor.jpg" />
VANLI tiyatro sanatçısı Aziz Saydut (49), hazırladığı &amp;#39;30 günde 30 farklı tek kişilik oyun&amp;#39; projesiyle Guinness Dünya Rekorları Kitabı&amp;#39;na girmeye hazırlanıyor. Proje kapsamında 30 gün boyunca her gün farklı tek kişilik oyunu sahnelemeyi hedefleyen Saydut, rekor denemesi için başvuru sürecini başlatacağını söyledi. Van Devlet Tiyatrosu&amp;#39;nda 1999 yılında sahne yolculuğuna başlayan ve halen Van Kent Tiyatrosu Genel Sanat Yönetmeni olarak görev yapan Aziz Saydut, bugüne kadar tek kişilik oyun ve 4 çok oyunculu oyunla tiyatro severlerin karşısına çıktı. Geçen yıl ilk kez uluslararası boyuta taşınan 6&amp;#39;ncı Uluslararası Kısa Tiyatro Festivali&amp;#39;nde Türkiye&amp;#39;yi temsil eden Saydut, İran İslam Cumhuriyeti&amp;#39;nin ev sahipliğinde Kiş Adası&amp;#39;nda düzenlenen organizasyonda sahne aldı. Türkiye&amp;#39;nin yanı sıra Pakistan, Fransa ve İran&amp;#39;dan tiyatro sanatçılarının katıldığı festivalde başarılı performansıyla dikkat çekti. Van Kent Tiyatrosu&amp;#39;nun kurucusu olan Saydut, şimdi de tiyatro alanında ses getirecek yeni bir projeye hazırlanıyor. Rekor denemesi öncesi Moliere&amp;#39;in &amp;#39;Hastalık Hastası&amp;#39; oyunu ile tiyatro severlerin karşısına çıktı. &amp;#39;30 günde 30 farklı tek kişilik oyun&amp;#39; projesi kapsamında yoğun bir çalışma yürüttüğünü belirten Saydut, Guinness Dünya Rekorları Kitabı&amp;#39;na aday gösterilmek üzere başvuru yapacağını ifade etti.&amp;#39;ŞU AN 24 OYUN HAZIR&amp;#39;Tiyatro salonunda hazırlıklarını sürdüren Aziz Saydut, yaklaşık 26 yıllık tiyatro birikimini farklı bir noktaya taşımak istediğini belirterek, &amp;quot;Amacımız hem Van&amp;#39;ın hem de Türkiye&amp;#39;nin sanat alanındaki başarılarını uluslararası platformda duyurmak. Şu ana kadar sahnelediğim 24 tek kişilik oyunum vardı. Araştırmalarımızda, 30 günde 30 farklı tek kişilik oyun sahnelenmesine ilişkin bir rekora rastlamadık. Bu nedenle böyle bir projeyi hayata geçirerek rekor denemesinde bulunmak istiyoruz. Van&amp;#39;dan böyle bir girişimin çıkması bizim için ayrıca önemli. Şu an 24 oyun hazır, geriye kalan 6 oyunun da çalışmalarını sürdürüyorum. Dünya edebiyatı ve tiyatrosunun seçkin eserlerini sahneye taşıyacağız. 30 gün boyunca her gün farklı bir oyunla seyircinin karşısına çıkıp bu rekoru kırmayı hedefliyoruz&amp;quot; dedi.&amp;#39;ÖLÜ CANLAR&amp;#39; DA SAHNELECEKRekor denemesi için hazırlıkların büyük ölçüde tamamlandığını ifade eden Saydut, &amp;quot;Oyunlarımızın repertuvarı hazır. Bunlar uzun yıllardır sahnelediğim eserler. Aralarında uluslararası bir festivalde başarı ödülü alan &amp;#39;Shakespeare Delisi&amp;#39; de bulunuyor. Bunun yanı sıra Hamlet, Macbeth ve Rus edebiyatının önemli eserlerinden uyarlanan &amp;#39;Palto&amp;#39; gibi oyunlar da repertuvarda yer alıyor. Yeni ekleyeceğimiz oyunlardan biri de &amp;#39;Ölü Canlar&amp;#39; olacak. Evraklarımız tamamlandı, yalnızca başvuru dosyasını sisteme yüklemek kaldı. Önümüzdeki günlerde resmi başvurumuzu yaparak süreci takip edeceğiz&amp;quot; diye konuştu. 1999 yılında tiyatroya başladığını hatırlatan Saydut, &amp;quot;Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Sahne Sanatları Bölümü&amp;#39;nden mezun oldum. Öncesinde alaylı olarak başladığım tiyatro yolculuğumu akademik eğitimle destekledim. Bu süreç uyarlamalarımın ve sahne çalışmalarımın daha da gelişmesini sağladı&amp;quot; dedi.SEYİRCİLERDEN DESTEKOyunu izlemeye gelen Melek Arpa da Aziz Saydut&amp;#39;un Guinness Dünya Rekorları Kitabı&amp;#39;na girmek için hazırladığı projeyi duyduğunu belirterek, destek olmak amacıyla tek kişilik tiyatro gösterisini seyretmeye geldiğini söyledi. DHA</p>]]></content:encoded>
		   <pubDate>Thu, 25 Jun 2026 09:17:02 +0300</pubDate>
		   </item>
			<item>
		   <title>Teknolojiden uzak, anılara yakın; köy evinde 70&amp;#39;lere yolculuk</title>
           <guid isPermaLink="true">https://www.haber16.com/teknolojiden-uzak-anilara-yakin-koy-evinde-70-lere-yolculuk/1731572/</guid>
		   <description>Selçuk BAŞAR-Efnan KÖSE/TRABZON,(DHA)- TRABZON&amp;#39;da Kadın Varsa Çözüm Var Derneği tarafından teknolojiden uzak geçmiş yaşam kültürünü gelecek nesillere aktarmak amacıyla kurulup, 1970&amp;#39;li yıllardaki Karadeniz&amp;#39;in günlük hayatı yansıtan &amp;#39;köy evi&amp;#39;, ziyaretçilerine duygu dolu anlar yaşatıyor</description>
           		   <content:encoded><![CDATA[<p>
<img src="https://www.haber16.com/images/haberler/2026/06/teknolojiden-uzak-anilara-yakin-koy-evinde-7039lere-yolculuk.jpg" />
 TRABZON&amp;#39;da Kadın Varsa Çözüm Var Derneği tarafından teknolojiden uzak geçmiş yaşam kültürünü gelecek nesillere aktarmak amacıyla kurulup, 1970&amp;#39;li yıllardaki Karadeniz&amp;#39;in günlük hayatı yansıtan &amp;#39;köy evi&amp;#39;, ziyaretçilerine duygu dolu anlar yaşatıyor. Geçmişe açılan kapıdan girenlerin kimi yarım asırlık beşiği görünce gözyaşı döküyor, kimi yer sofrasında çocukluğuna dönüyor. Dernek Başkanı Funda Çuvalcı, &amp;quot;Buraya gelen herkes geçmişe gidip, çocukluğunu, gençliğini, anılarını hatırlıyor. Buradan hem mutlu hem de buruk çıkanlar oluyor&amp;quot; dedi.Yomra ilçesinde faaliyet gösteren Kadın Varsa Çözüm Var Derneği üyeleri, Yomra Vakfı binasında 1970&amp;#39;li yıllardaki Karadeniz yaşamını yansıtmak için harekete geçerek köy evi oluşturdu. &amp;#39;Geçmişe Açılan Kapı; Bir Köy Evi Bin Hatıra&amp;#39; sloganıyla hazırlanan evin oturma odası, yatak odası ve mutfak bölümleri 70&amp;#39;li yılların günlük yaşam kültürüne uygun şekilde dizayn edildi. Bakraçlar, yer sofraları, divanlar, kömür ütüsü, gaz lambası, beşik, duvar halıları, kemençe ve el emeği ürünlerin yer aldığı köy evinde, sobada pişirilen mısır ekmeğiyle de dönemin atmosferi yaşatıldı. EKMEK KOKUSU EŞLİĞİNDE NOSTALJİ TURUGeçmişe açılan evin kapısından girenlerin kimi yarım asırlık beşiği görünce gözyaşı döküyor, kimi yer sofrasında çocukluğuna dönüyor. Kömür ütüsünden gaz lambasına, divanlardan el emeği ürünlere kadar dönemin ruhunu yansıtan sergi havasındaki ev, farklı kuşakları da bir araya getiriyor. Yaşlılar, anılarını tazelerken, teknolojinin içine doğan çocuklar ise gördükleri antika eşyalar karşısında şaşırıyor. Sobada pişen mısır ekmeği kokusunun eşlik ettiği köy evi, nostaljik atmosferiyle ziyaretçilerini zamanda yolculuğa çıkarıyor.&amp;#39;BİR KÖY EVİ, BİN HATIRA&amp;#39;Kadın Varsa Çözüm Var Derneği Başkanı Funda Çuvalcı, Karadeniz kültürünü gelecek nesillere aktarmayı hedeflediğini söyleyerek, &amp;quot;Dernek olarak bu yılki sergimizi Yomra Vakfı&amp;#39;nda açmak istedik. 1970&amp;#39;li yıllara ait bir köy evini canlandırdık. O dönemdeki kültürü ve hatıraları gelen ziyaretçilerimize aktarmaya çalıştık. &amp;#39;Bir Köy Evi Bin Hatıra&amp;#39; sloganını da kullandık. Gelen misafirlerimizin yoğun duygularına şahit olduk. Küçük bir mutfak, yatak odası ve oturma odasıyla köy evini oluşturduk. Her yıl geri dönüşüm materyallerini kullanarak sergi açıyorduk, bu yıl bir değişiklik yapmak istedik. Babaannem ve anneannemin anıları aklıma geldi. Öyle olunca &amp;#39;Bir köy evi kuralım&amp;#39; dedik. Bu fikri hayata geçirmekteki amacım; gelecek nesillere bu kültürü aktarmak, yaşlılara da anılarını hatırlatmaktı&amp;quot; diye konuştu.&amp;#39;GENÇLERİN ÇOĞU BURADAKİ EŞYALARLA İLK KEZ KARŞILAŞIYOR&amp;#39;Çuvalcı, gelen ziyaretçilerin duygulandığını da ifade ederek, &amp;quot;Gençlerimizin çoğu buradaki eşyalarla ilk kez karşılaşıyor. Kömür ütüsünü, kazanları, fenerli ve gramofonu bilmeyenler oluyor. Bazı araç gereçlerinde büyüklerinin evinde var olduğunu söylüyorlar. Hepimiz divanlarda büyüdük anısı da derinlerimizde yer etmiş. Benim için o geçmişe özlem duygusunu verebilmek önemliydi. 75 yaşında bir kadın geldi ve beşiği görünce duygulandı. Kendi çocuklarını o beşikte büyütmüştü. Beşiği saklayana bile dua etti. Başka bir teyzemiz divana ve yer sofralarına oturarak ağladı. O anıları hatırlayıp, bizlere aktarınca mutlu olduk. Buraya gelen herkes geçmişe gidip, çocukluğunu gençliğini, anılarını hatırlıyor. Buradan hem mutlu hem de buruk çıkanlar oluyor&amp;quot; dedi.&amp;#39;ORTAMI GÖRÜNCE ÇOK DUYGULANDIM&amp;#39;Ziyaretçilerden Mehmet Salih Abdioğlu, geçmişe dönerek hüzünlendiğini belirterek, &amp;quot;Geçmişimizi ortaya koymuşlar, yaşatmışlar. Çok güzel bir ortam olmuş. Tarihi ve antika eserler de var. Radyosundan beşiğine kadar her şey var. Eski günlerime döndüm ve çocukluk günlerimi de hatırladım. Buradaki ortamı görünce de çok duygulandım&amp;quot; diye konuştu.&amp;#39;ÇOCUKLUĞUMA DÖNDÜM&amp;#39;Ziyaretçilerden Yasin Can, unutulmaya yüz tutan eski kültürler için üzüldüğünü ifade ederek, &amp;quot;Çocukluğuma döndüm. Buradaki ortamı çocukken yaşamıştım ve o duygu bana güzel hissettirdi. İnsanlar eskileri yok ettiler. Bu yüzden burada yaşatılmış olması gurur verici bir detay. Günümüzde eskilerin bir anlamı olmadığını düşünülüyor. Buraya gelince yok edilen eskilere de üzülürler. &amp;#39;Eşyalarımızdan saklasaydık, anılarımız kalırdı&amp;#39; derler. Duygulandığım bir yer oldu&amp;quot; dedi.&amp;#39;GARİP EŞYALAR KULLANILIYORMUŞ&amp;#39;3&amp;#39;üncü sınıf öğrencisi Aslı Şura Kırveli, köy evini gezmekten keyif aldığını söyleyerek, &amp;quot;Eskiden insanlar gerçekten çok garip eşyalar kullanıyormuş. Şu anda çok şanslı olduğumuzu düşünüyorum. Elektrik olmadığında gaz lambası kullanıyor, ütü yapmak için de kömür ısısı kullanıyorlarmış. O yüzden bana çok garip geldi. Tencereler de çok eski zamanı hatırlatıyor. Anneannem de kullanıyor. Burada olmak güzel hissettirdi, iyi ki gelmişiz&amp;quot; diye konuştu. &amp;#39;ESKİ GÜNLER DAHA İYİYMİŞ&amp;#39;Öğrencilerden Yusuf Mete Uzun da &amp;quot;1970&amp;#39;li yıllara gitmek biraz garip ama güzel bir hismiş. Kemençeler, halılar gerçekten çok eski duruyor. 56 yıl geçmiş, bugüne gelmesi çok zor ama yapmışız. Bu bana çok garip hissettiriyor. Bu eşyalardan anneannemin evinde de var, eski yer sofralarını biz de kullanıyoruz. Eskiden yapılan eşyalar çok özenli yapılmış. Şimdikileri robotlar yapıyor, o yüzden o kadar özenli değil. Fındığı titizlikle kırardık, şimdi robotlar kırıyor. Bence eski günler daha iyiymiş&amp;quot; dedi.  DHA</p>]]></content:encoded>
		   <pubDate>Wed, 24 Jun 2026 10:19:02 +0300</pubDate>
		   </item>
			<item>
		   <title>&amp;#39;İznik Mirası ve Duvarların Dili&amp;#39; sergisi Üsküdar&amp;#39;da açıldı</title>
           <guid isPermaLink="true">https://www.haber16.com/iznik-mirasi-ve-duvarlarin-dili-sergisi-uskudar-da-acildi/1731516/</guid>
		   <description>İSTANBUL,(DHA)- ÇINAR Uluslararası Kültür ve Sanat Merkezi eğitmenlerinden çini sanatçısı Gül Camadan ve öğrencilerinin hazırladığı &amp;#39;İznik Mirası ve Duvarların Dili&amp;#39; isimli sergi, Üsküdar&amp;#39;daki Mimar Sinan Galerisi&amp;#39;nde sanatseverlerle buluştu</description>
           		   <content:encoded><![CDATA[<p>
<img src="https://www.haber16.com/images/haberler/2026/06/39iznik-mirasi-ve-duvarlarin-dili39-sergisi-uskudar39da-acildi.jpg" />
 ÇINAR Uluslararası Kültür ve Sanat Merkezi eğitmenlerinden çini sanatçısı Gül Camadan ve öğrencilerinin hazırladığı &amp;#39;İznik Mirası ve Duvarların Dili&amp;#39; isimli sergi, Üsküdar&amp;#39;daki Mimar Sinan Galerisi&amp;#39;nde sanatseverlerle buluştu. 40&amp;#39;tan fazla eserin bulundu sergi, 13 Temmuz&amp;#39;a kadar ziyaret edilebilecek.Sergi açılışına Üsküdar Kaymakamı Adem Yazıcı, Çınar Uluslararası Kültür ve Sanat Derneği Başkan Yardımcısı Olcay Aydemir, sanatçılar ve aileleri katıldı. Geleneksel Türk çini sanatının örneklerini bir araya getiren sergi, ziyaretçilerden yoğun ilgi gördü. Serginin &amp;#39;İznik Mirası&amp;#39; bölümünde, yüzyıllar önce İznik&amp;#39;te üretilen ve bugün dünyanın çeşitli müzelerinde sergilenen tarihi İznik çinilerinin replikaları yer alıyor. Orijinal eserlerin form, desen ve kompozisyon özellikleri incelenerek geleneksel yöntemlerle hazırlanan çalışmalarda, desenler birebir etüt edilerek özgün formlar üzerine uygulandı. Bu bölümde 22 sanatçının hazırladığı toplam 40 eser sanatseverlerin beğenisine sunuldu.&amp;#39;Duvarların Dili&amp;#39; başlıklı bölümde ise Türkiye&amp;#39;nin önemli mimari yapılarında bulunan duvar çinilerinin desen ve kompozisyonları, özgün ölçülerine sadık kalınarak hazırlanan eskizlerle ziyaretçilere sunuluyor. Çini sanatçısı Gül Camadan&amp;#39;dan uzun yıllardır geleneksel Türk sanatları desen eğitimi alan sanatçıların çalışmalarından oluşan bölümde 13 sanatçının eseri yer alıyor. &amp;#39;İznik Mirası ve Duvarların Dili&amp;#39; sergisi, çini sanatının estetik birikimini ve kültürel mirasın izlerini bir araya getirerek ziyaretçilerini geçmişten günümüze uzanan bir yolculuğa çıkarıyor. Sergi, 13 Temmuz&amp;#39;a kadar Mimar Sinan Galerisi&amp;#39;nde ziyaret edilebilecek.Açılışta konuşan Üsküdar Kaymakamı Adem Yazıcı, &amp;quot;Çini kültürümüzün ve medeniyetimizin en önemli miraslarından biri. Yaklaşık bin yıllık geçmişe sahip bu el sanatı, yalnızca ülkemizde değil dünyada da eşi benzeri olmayan çok değerli bir sanat dalı. Biz de bu önemli mirasın yaşatılması ve gelecek nesillere aktarılması amacıyla yıllardır çeşitli etkinlikler düzenliyor, çalışmalar yürütüyoruz. Çini sanatının etrafında oluşan bu kültürel birikimi toplumla buluşturmaktan büyük mutluluk duyuyoruz&amp;quot; dedi.Çınar Uluslararası Kültür ve Sanat Derneği Başkan Yardımcısı Olcay Aydemir ise &amp;quot;Türk kültür ve sanatını daha geniş kitlelere ulaştırmak amacıyla 2020 yılından bu yana birçok kültürel faaliyeti bir arada yürütüyoruz. Hat, tezhip, minyatür, çini, müzik, resim ve dikiş gibi farklı alanlarda düzenlediğimiz kurslarla çocukların ve yetişkinlerin sanat ve kültür eğitimine katkı sağlıyoruz. Yıl boyunca çeşitli etkinlikler gerçekleştiriyoruz. Bugün de çok önemli bir sergiye ev sahipliği yapıyoruz. Sanatçımız Gül Camadan ve öğrencilerinin eserlerinden oluşan &amp;#39;İznik Mirası ve Duvarların Dili&amp;#39; Çini Sergisi&amp;#39;nde, İznik çini sanatının nadide örnekleri ile kursiyerlerimizin büyük emek verdiği çalışmaları bir arada görmek mümkün. Tüm sanatseverleri sergimize davet ediyoruz&amp;quot; diye konuştu.CAMADAN: İZNİK ÇİNİSİ KÜLTÜREL MİRASIMIZIN ÖNEMLİ DEĞERLERİNDEN BİRİÇınar Uluslararası Kültür ve Sanat Merkezi eğitmenlerinden çini sanatçısı Gül Camadan da geleneksel iznik çinisini çok sevdiğini belirterek, &amp;quot;İznik çinisi dünyaca tanınan ve kültürel mirasımızın önemli değerlerinden biri. Ben de tüm eserlerimde ve sergilerimde geleneksel motifleri yorumlayarak modern bir anlayışla sunmayı tercih ediyorum. &amp;#39;İznik Mirası&amp;#39; fikri aslında daha önce gerçekleştirdiğimiz bir çalışmanın devamı niteliğinde ortaya çıktı. Yıllar önce İznik&amp;#39;te üretilen çini örnekleri bugün dünyanın önemli müzelerinde sergileniyor. Biz de bu eserlerin formlarını yeniden oluşturarak, desenlerini çözümleyip birebir uygulamalar yapmayı seçtik. Amacımız, yurt dışındaki müzelere gidip bu eserleri görme imkanı bulamayan insanlarla bu mirası buluşturabilmekti&amp;quot; ifadelerini kullandı.Camadan, &amp;quot;Bu serginin benim için ayrı bir önemi daha var. Aynı zamanda çini desen tasarımı dersleri veriyorum. Desen tasarımı, geleneksel motiflerin çizimi ve uygulanışını kapsayan, işin mutfağı diyebileceğimiz akademik bir alan. Yıllardır birlikte çalıştığım öğrencilerim bu sergide önemli bir rol üstlendi. İstanbul&amp;#39;daki tarihi cami, medrese ve türbelerde bulunan, daha önce çok fazla çalışılmamış duvar panolarını inceleyerek, yalnızca fotoğraflardan yararlanıp kendi çizimleriyle yeniden yorumladılar. Bu çalışmalar aynı zamanda onların bitirme projeleriydi. Öğrencilerimin eserlerinin de sergide yer alması benim için büyük bir mutluluk ve gurur kaynağı oldu. Sergide yaklaşık 37 uygulama eseri ve 12 proje çalışması bulunuyor. Tarihi yapılardaki önemli çini panolarından örnekler ziyaretçilerle buluşuyor. Ayrıca bize bu imkanı sunan Çınar Kültür ve Sanat Merkezi&amp;#39;ne teşekkür ediyorum. Özellikle Özgün Yazgan süreç boyunca büyük destek verdi. Sergide emeği bulunan 22 kadın sanatçı ve öğrencimizin her birine ayrı ayrı teşekkür ediyorum&amp;quot; dedi.YAZGAN: ESERLERİ YENİDEN YORUMLADIKSergide eseri bulunan öğrencilerden Özgün Yazgan ise &amp;quot;Bu sergide, Gül Hocamızın öncülüğünde İznik atölyelerinde yüzyıllar önce üretilmiş, dünya sanat tarihinin önemli bir parçası olan İznik çinilerinin replikalarını hazırladık. Orijinal formlarını temel alarak desenlerini detaylı şekilde etüt ettik ve eserleri yeniden yorumladık. Benim çalışmamın esin kaynağı ise bugün Louvre Abu Dabi&amp;#39;de sergilenen yaklaşık 40 santimetre çapındaki bir İznik tabağı oldu. Kobalt zemin üzerine rumi ve hatai motifleriyle süslenmiş bu eser beni ilk gördüğüm anda çok etkiledi. Daha sonra bu tasarımı farklı bir formda yeniden çalıştım. Bu süreçte Gül Camadan&amp;#39;ın desteği bizim için çok değerliydi. Bilgilerini saklamadan bizimle paylaştı, bizi cesaretlendirdi ve gelişimimize katkı sağladı. Ayrıca bize sıcak bir çalışma ortamı sunan Çınar Uluslararası Kültür ve Sanat Derneği&amp;#39;ne de teşekkür ediyorum. Burada hem üretme hem de eserlerimizi sergileme imkanı buluyoruz&amp;quot; diye konuştu.Pınar Demiryontar da &amp;quot;Bu sergide birkaç eserim var. Duvarları dillendirmek istedik. Bu yüzden ben &amp;#39;Bağdat Köşkü&amp;#39; çözümlemesi yaptım. Sezon başından itibaren çalışıyoruz. Öncelikle bize bu imkanı sağlayan Çınar Uluslararası Kültür ve Sanat Merkezi&amp;#39;ne teşekkür etmek istiyorum. Uzun yıllardır birlikte çalışıyoruz ve bize çok büyük katkıları oldu. Özellikle kadın sanatçıları destekleyen yaklaşımları bizim için çok kıymetli. Serginin hayata geçirilmesinde emeği geçen herkese teşekkür ediyorum&amp;quot; ifadelerini kullandı.DHA</p>]]></content:encoded>
		   <pubDate>Tue, 23 Jun 2026 19:52:03 +0300</pubDate>
		   </item>
			<item>
		   <title>İstanbul Kent Üniversitesi öğrencilerinden tasarım sergisi</title>
           <guid isPermaLink="true">https://www.haber16.com/istanbul-kent-universitesi-ogrencilerinden-tasarim-sergisi/1731461/</guid>
		   <description>İSTANBUL, (DHA) – İSTANBUL Kent Üniversitesi Sanat ve Tasarım Fakültesi İç Mimarlık Bölümü birinci sınıf öğrencilerinin yıl boyunca ürettikleri çalışmalardan oluşan &amp;#39;Stüdyo 111–112&amp;#39; sergisi, 24–29 Haziran tarihleri arasında İstiklal Sanat Galerisi&amp;#39;nde sanatseverlerle buluşacak</description>
           		   <content:encoded><![CDATA[<p>
<img src="https://www.haber16.com/images/haberler/2026/06/istanbul-kent-universitesi-ogrencilerinden-tasarim-sergisi.jpg" />
 – İSTANBUL Kent Üniversitesi Sanat ve Tasarım Fakültesi İç Mimarlık Bölümü birinci sınıf öğrencilerinin yıl boyunca ürettikleri çalışmalardan oluşan &amp;#39;Stüdyo 111–112&amp;#39; sergisi, 24–29 Haziran tarihleri arasında İstiklal Sanat Galerisi&amp;#39;nde sanatseverlerle buluşacak.Temel Tasarım ve Tasarım Stüdyosuna Giriş dersleri kapsamında hazırlanan sergi, öğrencilerin düşünme, keşfetme, soyutlama ve üretim süreçlerini görünür kılmayı amaçlıyor. Birinci sınıf tasarım eğitiminin temel yapı taşlarını yansıtan seçkide; renk, nokta, çizgi, form, doku, kompozisyon, soyutlama, kentsel gözlem, ütopya-distopya anlatıları ve mekansal kurgu temaları etrafında geliştirilen çalışmalar yer alıyor.Doç. Dr. Ülger Bulut Karaca, Dr. Öğr. Üyesi Defne Gül Kayaoğlu Yaman, Dr. Öğr. Üyesi Seda Buğra Tekinalp, Arş. Gör. Beyza Nergis Özbek ve Arş. Gör. Mine Öztürk Dinçer&amp;#39;den oluşan akademik ekip tarafından hazırlanan sergi, yalnızca öğrencilerin ortaya koyduğu tasarımları değil, bu üretimlerin arkasındaki eğitim yaklaşımını ve yaratıcı gelişim sürecini de ziyaretçilerle paylaşmayı hedefliyor. Sergide yer alan çalışmalar ile öğrencilerin tasarım eğitiminin ilk yılında iki boyutlu araştırmalardan üç boyutlu form denemelerine, kavramsal üretimlerden mekansal düşünceye uzanan gelişim yolculuğunu gözler önüne sermek hedefleniyor.Serginin açılışının, 25 Haziran Perşembe günü saat 17.00&amp;#39;de, İstanbul Kent Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Necmettin Atsü&amp;#39;nün katılımıyla gerçekleşecek.İstanbul Kent Üniversitesi İç Mimarlık Bölümü tarafından düzenlenen serginin, farklı kurumlarda yürütülen tasarım eğitimi deneyimleri arasında paylaşım ve etkileşim ortamı oluşturması hedeflenirken; akademisyenler, tasarım profesyonelleri, öğrenciler ve tasarım eğitimine ilgi duyan tüm sanatseverler İstiklal Sanat Galerisi&amp;#39;ne davet ediliyor.DHA</p>]]></content:encoded>
		   <pubDate>Tue, 23 Jun 2026 16:55:14 +0300</pubDate>
		   </item>
			<item>
		   <title>Şef Mehmet Yalçınkaya&amp;#39;dan depremzede kadınlara mutfak eğitimi</title>
           <guid isPermaLink="true">https://www.haber16.com/sef-mehmet-yalcinkaya-dan-depremzede-kadinlara-mutfak-egitimi/1731197/</guid>
		   <description>İSTANBUL, (DHA)- TÜRK Kızılay, depremden etkilenen kadınların ekonomik ve sosyal hayata katılımlarını desteklemek amacıyla yürüttüğü &amp;#39;İyilikle Pişen Hayatlar&amp;#39; atölyelerinin 9&amp;#39;uncusunu İstanbul&amp;#39;da düzenledi</description>
           		   <content:encoded><![CDATA[<p>
<img src="https://www.haber16.com/images/haberler/2026/06/sef-mehmet-yalcinkaya39dan-depremzede-kadinlara-mutfak-egitimi.jpg" />
 TÜRK Kızılay, depremden etkilenen kadınların ekonomik ve sosyal hayata katılımlarını desteklemek amacıyla yürüttüğü &amp;#39;İyilikle Pişen Hayatlar&amp;#39; atölyelerinin 9&amp;#39;uncusunu İstanbul&amp;#39;da düzenledi. Şanlıurfa&amp;#39;nın farklı ilçelerinden gelen 20 kadın, ünlü şef Mehmet Yalçınkaya ile bir araya gelerek uygulamalı profesyonel mutfak eğitimi aldı.Türk Kızılay, deprem bölgesindeki kadınların istihdama katılarak güçlenmelerini desteklemek amacıyla daha önce Hatay, Gaziantep, Adıyaman, Adana, Bursa ve Antalya&amp;#39;da ünlü şeflerle düzenlediği &amp;#39;İyilikle Pişen Hayatlar&amp;#39; aşçılık atölyelerinin dokuzuncusunu İstanbul&amp;#39;da gerçekleştirdi. Şanlıurfa&amp;#39;nın farklı ilçelerinden gelen 20 kadın, 20-21 Haziran tarihlerinde düzenlenen program kapsamında iki gün boyunca sektörün deneyimli şefleriyle bir araya geldi.Atölyenin ilk gününde Türk Kızılay Bağcılar Aşevi&amp;#39;nde Şef Esra Tokelli rehberliğinde temel mutfak tekniklerine yönelik uygulamalı eğitim gerçekleştirildi. İkinci gün ise kadınlar MYK Gastro Arena&amp;#39;da ünlü şef Mehmet Yalçınkaya ile bir araya geldi. Şef Yalçınkaya&amp;#39;nın liderliğinde gerçekleştirilen atölyede katılımcılar, profesyonel mutfak uygulamaları, pişirme teknikleri ve sunum süreçlerine ilişkin uygulamalı çalışmalar yaptı.&amp;#39;DAYANIŞMA İÇİNDE AYAKTA KALMAYI GÖSTEREN BİR PROJE&amp;#39;Programa katılan Türk Kızılay Yönetim Kurulu Üyesi Ömer Faruk Çalışkan, Şef Yalçınkaya&amp;#39;ya destekleri için teşekkür ederek şöyle konuştu:&amp;quot;Böylesine büyük felaketlerden sonra hala ayakta kalabilmenin, dayanışma içerisinde bulunabilmenin önemini anlatmayı amaçladığımız bir atölye projesi. Deprem bölgesinde, depremden etkilenen kadınlarımızın mutfaktaki becerilerini daha profesyonel bir seviyeye taşımayı, sonrasında da istihdam kaynaklarına ulaşım kolaylıklarını arttırmayı amaçlayan bir proje. Burada yalnızca tarifler paylaşmıyor; aynı zamanda geleceğe dair umudu da paylaşıyoruz.&amp;quot;&amp;#39;UNUTMAYALIM, HERKES GİDER KIZILAY KALIR&amp;#39;Şef Mehmet Yalçınkaya ise şöyle konuştu:&amp;quot;Sizleri burada ağırlamaktan büyük mutluluk duyuyorum. Ben de bir Kızılay gönüllüsüyüm, aracımda her zaman Kızılay yeleğim bulunur. Çünkü Kızılay, zor zamanlarda insanların yanında olan, köklü ve çok kıymetli bir kurum. Geçmişten bugüne üstlendiği sorumlulukla hepimizin hayatında önemli bir yere sahip. Bu nedenle Kızılay&amp;#39;ın yürüttüğü bu anlamlı projede gönüllü olarak yer almak benim için ayrı bir değer taşıyor. Bugün burada sizlerle bir araya gelmekten, birlikte üretmekten ve deneyimlerimizi paylaşmaktan büyük mutluluk duyuyorum. Her zaman söylediğim gibi, şunu unutmayalım: Herkes gider, Kızılay kalır.&amp;quot;Program sonunda katılımcılar, şeflerin elinden sertifikalarını alarak hatıra fotoğrafı çektirirken Şef Yalçınkaya&amp;#39;nın Babalar Günü&amp;#39;nü birlikte kutladı.DHA</p>]]></content:encoded>
		   <pubDate>Mon, 22 Jun 2026 15:30:03 +0300</pubDate>
		   </item>
			</channel>
</rss>