DEAŞ'ın 'köle' pazarı: İnsanlığı 500 dolara satmışlar!

Ankara’da yakalanan DEAŞ’lı teröristin evinde bulunan 9 yaşındaki Aişe isimli Ezidi kız çocuğunun, köle pazarından 500 dolara satın alındığı ortaya çıktı. Devlet korumasına alınan kızın ailesini bulmak için çalışma başlatıldı.

DEAŞ'ın 'köle' pazarı: İnsanlığı 500 dolara satmışlar!
03 Mart 2021 - 07:21
Milli İstihbarat Teşkilatı, 2017 yılında Said Ahmet Muhammed ismine düzenlenmiş sahte kimlikle Türkiye’ye giren Sabah Ali Hüseyin Oruç’un DEAŞ terör örgütüyle bağlantısını tespit etti. Ankara Terörle Mücadele ekipleri ile MİT, 24 Şubat’ta ortak operasyon düzenleyerek Sabah Ali Hüseyin Oruç’un evine girdi. Evde 9 yaşında Aişe isimli bir kız çocuğu da vardı. Aişe’nin dramı, etkin pişmanlıktan faydalanmak için örgütle ilgili bilgiler veren Sabah Ali Hüseyin Oruç’un ifadesiyle ortaya çıktı. Şengal’de yaşayan Ezidi bir ailenin kızı olan Aişe, henüz 2 yaşındayken savaş ganimeti olarak DEAŞ’lı teröristler tarafından ailesinden kopartılmış, 500 dolara köle pazarında satılmıştı. Aişe ismini Sabah Ali Hüseyin Oruç’un hava saldırısında ölen DEAŞ’lı kardeşi koymuştu.

KARDEŞİM ÖLDÜ, KIZ BİZE KALDI
Tercüman aracılığıyla ifade veren Oruç, ifadesinde DEAŞ’a nasıl katıldığını, Türkiye’ye yasadışı yollardan nasıl geldiğini ve Ezidi kızın hikayesini şöyle anlattı: “Musul’da öz kardeşim Sabar Ali ile birlikte babama ait evde yaşıyordum. 2014 yılında bir gün ben eve gelince yabancı bir kız çocuğunu gördüm. Kardeşim, ‘Kızı 500 Dolar karşılığında DEAŞ’tan satın aldım. Ailesi Ezidiymiş. Bundan böyle benim kızım, adını da Aişe koydum’ dedi. Kardeşim Sabar Ali 2017 yılında hava saldırısında öldü. Ezidi kız bizimle birlikte yaşamaya başladı. Türkiye’ye gelince baldızım ve yengem olan Sayba ile birlikte ben ve ailem, üvey annemin yanında kalmaya başladık. Sayba yardım almak için Aişe’ye 2018 yılında Ankara Göç İdaresi’nden kimlik çıkardı. Anne adı olarak kendini, babası olarak ölen kardeşim Sabar’ı yazdırdı.

POLİS YAPALIM DEDİLER
Musul’da cezaevinde 9 yıl tutuklu kaldım. Cezaevinden çıkınca Telafer’e döndüm. DEAŞ Telafer’i işgal etmişti. 2016 yılının 10’uncu ayında Ebu Abdullah evime gelerek ‘İslam Devletini kurduk, gel bize katıl, sana maaş veririz. Polis (şurta) yaparız’ deyince ben de ‘tamam, size katılırım’ dedim. Kuran’ı Kerim’e el basıp yemin ederek DEAŞ’a katıldım. Kalaşnikof silah verdiler, şurtalık görevi yaptım. Maaş olarak 40-50 dolar para veriyorlardı. Bir ay sonra da askere aldılar.

IRAK, SURİYE, TÜRKİYE HATTI
DEAŞ’a yönelik operasyonların ardından Telafer’de hayat zorlaştı. Ailemin can güvenliği için Türkiye’ye gelmeye karar verdik. Eşimi, eşimin kız kardeşini, eşimin annesi ve çocuklarını normal yollardan Türkiye’ye gönderdim. Suriye uyruklu bir kaçakçıyla Türkiye’ye geçirme karşılığında 1300 dolara anlaştım. 2017 yılında kaçakçı beni Suriye’de bir köye getirdi. Kimliğim olmadığı için 1000 Suriye parası karşılığında bana sahte kimlik çıkardılar. Sahte kimlikte isim olarak Said Ahmet Muhammed’i kullandım. Kaçakçıya, ‘Niye sahte kimlik çıkardın’ diye sorduğumda, ‘senin kimliğin yok, kullanacağımız yol güzergahında PKK terör örgütü var. Suriye kimliğin olursa bir sıkıntı yaşamazsın. PKK seni tutuklamaz’ dedi. Azez’de bir hafta kaldıktan sonra, başka bir kaçakçı 400 Dolara beni Türkiye’ye getirdi. Kaçakçının ayarlamış olduğu otobüs ile Ankara’ya, üvey annemin kaldığı eve geldim.”
HABERİN TAMAMINI OKUMAK İÇİN TIKLAYINIZ

YORUMLAR

  • 0 Yorum